Yalnız Mesajı Göster

Balıkesir'in Gelenek Ve Görenekleri

Eski 10-13-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Balıkesir'in Gelenek Ve Görenekleri




Balıkesir örf adet gelenek ve görenekleri

DOĞUM

Çocuk ailenin temelini sağlamlaştıran,neşe sevinç kaynağıdırAncak çocuk sahibi olamayan kadınlar diğer yörelerde olduğu gibi bu yörede de çeşitli yollara başvurmaktadır Bunların başında adak yerlerini ziyaret etmek gelmektedir Ayrıca evde hazırlanan koca karı ilaçları diye tabir ettiğimiz ilaçlarda kullanılmakta ve bu konuda çeşitli inanmalar uygulanmaktadır Yörede doğacak olan çocuğun cinsiyetini saptamak içinde çeşitli yöntemlere başvurulur Bu yöntemlerden birisi ateşe şap atmaktır Şap yanınca kabarmaya başlarsa doğacak çocuk erkek,kabarmazsa kız olacağına inanılır Başka bir yolda gebenin sütünü bir bardak suya damlatmaktır Süt dağılmadan dibe inerse erkek,dağılırsa kız çocuk beklenir

Doğacak çocuğun genellikle baba tarafından evin ocağını tüttürecek,soylarını sürdürecek bir erkek çocuk olması istenir Doğumun kolaylaştırmak için de şunlar yapılır:

Hocalara tabar verilir Onlarda içine dualar yazarlar Daha sonra tabağın içine su konur ve gebeye içirilir Gebenin örülü saçları,düğmeleri çözülür Evdeki kapıların ve sandıkların kilitleri açılır Ayrıca gebe kadının bağırışlarının başkalarınca duyulması çok günah sayılır Duyanlar günahları bağışlanana dek çocuğun doğmayacağına inanılır

Birkaç kez çocuğu olup ta ölen anneler,buna bir çare bulabilmek için kendilerince tedbirler alırlar Bunlardan bazıları şunlardır: Hasan adlı üç çocuktan birer çivi alınır Bunlar demirciye verilir Demirci bunlardan gece yarısı bir bilezik yapar Çocuk doğar doğmaz bu bilezik koluna takılır Gebenin önüne yeni kalaysız bir bakır tepsi konur Çocuk bu bakır tepsinin içine doğar Daha sonra tepsi bir yoksula verilir

Hiç çocuğu ölmemiş birkaç anneden,birer parça bez alınır Bunlardan dikilen gömlek,doğar doğmaz çocuğa giydirilir Doğum olduktan sonra doğan bebeğin göbeği kesilirken ebe tarafından bebeğe göbek adı verilir Daha sonra genellikle üç gün içinde çocuğun adı verilir Ailenin büyüğü,yaşlı bir erkek tarafından çocuk kucağa alınır ve kıbleye karşı döner Çocuğun kulağına ezan okur,üç defa da adını söyler Böylece adı verilmiş olur Çocuğa genellikle erkek tarafına öncelik tanınarak büyükannenin yada dedenin adı verilir Çocuğun doğduğu yedinci günde çocuk Mevlidi okunur Mevlide bu mutlu günü kutlamaya gelen yakınlar çağırılır

Çocuğun ellerinin doğduğu zamanki durumuna göre geleceğine ilişkin tahminler yürütülür Örneğin elleri kulaklarına doğru kalkmış durumdaysa ileride büyük adam olacağına, göğsünde ise bilgiç olacağına,doğar doğmaz ellerini bir şey arar gibi kımıldatırsa iyi huylu olacağına inanılır

Çocuğa meme verilmesi için doğumun üzerinden üç gün geçmiş olması gerekir İlk memeden önce Kur'an üzerinden toz alınır Bu toz çocuğun ağzına ve annesinin memesine sürülür Loğusaya özel bir özen gösterilir ve "al basmasına" uğramaması için çaba harcanır Bu nedenle ölü evinden gelenlerin bir yere uğramadan loğusaya gelmelerinin,kırklar çıkmadan iki loğusanın görüşmesini ve loğusanın yalnız kalmasının sakıncalı olduğuna inanılır Ayrıca loğusa al basmasından korunabilmek için kırmızı kurdele bağlar

Otuz gün boyunca anne dışarı çıkmaz Hep evde kalarak bebeğiyle ilgilenir Yirmi yedi veya yirmi dokuzuncu gününde çocuk yıkanır Günün tekli sayılarla bitmesine dikkat edilir Suyun içine bir gümüş,bir altın yüzük atılır Ayrıca bir süpürge çöpünü 29 kez parçalayıp suya atılır Bu suyla önce bebek sonra anne yıkanır Sabahtan yıkanma işlemi bittikten sonra öğleden sonra en yakınlarına kırk uçurmaya giderken genç anne güzel giyinip süslenirse ileride bebek büyüyüp genç kız veya delikanlı olunca, süsün giyiminin yakışacağına inanılır

Gidilen yerden geri dönülürken ev sahibi bebeğe,para mendil,yumurta,ekmek vb verilir Yumurta,yumurta gibi güzel olsun,ekmek eli ekmek tutsun, para,parasız kalmasın, mendil;temiz olsun diye verilir Bebek kırk uçurmaya gittiği yerden boş döndürülmez Anne ve bebeği,bütün yakınlarını dolaşarak kırk uçururlar Otuz yedinci yada otuz dokuzuncu günü otuz kırkında işlem tekrarlanır Anne ve bebeği yıkanırlar Yine öğleden sonra en yakınlarından birine gidip kırk kırkını uçururlar Çocuk altı aylık olunca babasının cebinden para aldırılır Çocuğun aldığı paraya göre yorum yapılır Çocuk az para aldıysa ileride nasibinin az olacağına, çok aldıysa nasibinin çok olacağına inanılır Çocuğun aldığı parayla akşam ellerine kına yakılır İsteğe göre bu akşam eğlence de düzenlenirZamanı geldiği halde yürüyemeyen çocuklar sela vakti kollarından tutularak sallanır Eğer yürüyüp de düşüyorsa hamurdan büyükçe bir simit pişirilir Bu simit çocuğun başından aşağıya geçirilir Ayak hizasına geldiğinde parçalanırı ve mahallenin çocuklarına dağıtılır

SÜNNET DÜĞÜNÜ

Sünnet düğünü erkek çocuğun sünnet ettirilmesinin kutlanmasıdır Sünnet düğününü yapan aile oğlunun sünnet edilmesine duyduğu sevinci,yakınlarıyla bunu kutlayarak paylaşır İslam Dininin gereklerinden olan her erkek çocuğunun sünnet edilmesi halk arasında bazı gelenekleri beraberinde getirmiştir

Düğün sahibi düğünden önce bir takım hazırlıklara başlar Daha önceden çağrılan yengeler, Çarşamba günü düğün evine gelerek sünnet çocuğunun karyolasını süsler Perşembe günü yengeler düğün sahibi adına çok yakınlara kına,tanıdıklarına da şekerle sünnet düğününe çağırırlar Düğün evinin erkekleri de çağırılması gereken erkek tanıdıkları Pazar günü sünnet düğününe davet ederler Perşembe veya Cuma günü düğün için ekmek yapılır Aşçı, bulaşıkçı ve tefçi,davulcu tutulur

Cumartesi akşamı kadınlar toplanır Mevlit okunur Mevlit bittikten sonra sünnet olacak çocuk ortaya oturtulur ve eline genellikle sırça parmağına kına yakılır Sünnet çocuğuna kınayı yengeler yakar Düğün sahibi yani sünnet çocuğunun annesi kına yakan yengelere iğne oyalı bez örtü verir Orta yerde kına yakılırken sünnet çocuğunun yakınları para takarlar Bir süre sonra kalabalık dağılır Pazar günü davetliler sabah 10-13 civarı verilen davete gelirler Davete gelenlere sofra açılır,yemek verilir Sünnet çocuğuna davetliler para,altın takarlar Davetliler yemeklerini yedikten sonra sünnet çocuğunu gezdirmek için beklerler Bir at getirilerek sünnet çocuğu bu ata bindirilir Atın üstüne duvar halısına benzeyen küçük ipek dokuma halı serilir Atın kulak kısmına kırmız veya mavi krep asılır Bunun yanında havlu,çamaşır vb de asılabilir Bütün bu asılanlar daha sonra atın sahibine kalır

Ata bindirilen sünnet çocuğu davul zurna eşliğinde,atın arkasında konvoy oluşturan yakınlarının kullandıkları arabalarla mahalle aralarında gezdirilerek tekrar düğün evine gelinir Daha önce bir yakını tarafından tembihlenen çocuk attan inmez Çocuğun attan inmesi için yakın akrabaları ve babası vaatlerde bulunur Çocuk istediği şeyi almaları için " tamam " dedirtinceye kadar attan inmez Bu pazarlıktan sonra attan inmeye razı olan çocuk attan inerken başından şeker serpilir Attan indirilen çocuk yakınları tarafından sünnet odasına götürülür ve sünnetçi tarafından sünnet edilir Sünnet edilirken çocuğun yanında babası ve yakınları da bulunur Eğer sünnet çocuğu tekse çocuğa arkadaş olacağına inanıldığı için düğün evinin penceresinden aşağıdaki çocuklara doğru horoz uçurulur Kim kaparsa horoz onun olur Sünnetten sonra düğüne çağrılan kadınlar gelir Onlara sofra açılır Yemek verilir Daha sonra tefçi eşliğinde oynarlar Gündüz düğüne gelen kadınlar oynarlar Akşamüstü kalabalık dağılır Akşam yine toplanılır ancak bu kez meydan genç kızlarındır Akşam da genç kızlar oynar Geç saatlerde düğün sona erer



Alıntı Yaparak Cevapla