Yalnız Mesajı Göster

Namazı Terkeden

Eski 10-11-2012   #1
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Namazı Terkeden




Namazı Terkeden
Hakkında Namazı Terkeden




Namazı Terkeden

Çoğu müslüman namaz hususunda işi önemsememeye başlamış, namazdan yana gaflete dalmış, onu kaybetmişlerdir Hatta kimileri namazı o derece önemsemez hale gelmiş ki, büsbütün terketmiş bulunmaktadır Yüce Allah ise şöyle buyurmaktadır: "İşte (böyle) namaz kılanların vay haline ki; onlar namazlarından gaflet içindedirler Onlar hem riyakârlık yapanların ta kendileridir, hem mâûnu (en ufak çapta yardımlaşmayı) da engellerler" (el-Mâûn, 107/4-7)

Bu buyrukla yüce Allah namazı vaktinden sonraya bırakanları -daha sonra kılsalar bile- veyl ile tehdit etmektedir Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: "Bunlardan sonra ise namazı zayi eden, arzularına uyan bir kavim geldi İşte onlar gayy ile karşılaşacaklardır" (Meryem, 19/59)

Hakim, Abdullah (b Mesud) Radıyallahu anh'dan yüce Allah'ın: "İşte onlar gayy ile karşılaşacaklar" buyruğu hakkında şöyle dediğini rivâyet etmektedir: O cehennemde dibi oldukça derin, tadı oldukça kötü bir ırmaktır[562]

Ebu Umame el-Bâhilî'den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ben Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i şöyle buyururken dinledim: "Eğer onlarca ve onlarca ağırlığında bir kaya cehennemin kıyısından atılacak olursa, yetmiş yıl boyunca cehennemin dibine ulaşmaz Sonra Gayy ve Esâma ulaşır Ben: Gayy ve Esâm nedir diye sordum O: Cehennemin dibinde iki kuyudurlar, dedi Cehennemliklerin irinleri onlara akar İşte Allah'ın kitabında: "İşte onlar gayy ile karşılaşacaklar" (Meryem, 19/59) buyruğu ile: "Esâmâ" (el-Furkan, 25/68) buyruğunda zikrettiği bunlardır"[563]

Câbir Radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terketmek vardır"[564]

Şevkânî dedi ki: Hadis namazı terketmenin küfrü gerektiren hususlardan olduğuna delildir Namazın farziyetini inkâr ederek terkedenin kâfir olduğu hususunda müslümanlar arasında bir görüş ayrılığı yoktur Eğer İslama yeni girmiş bir kimse ise yahutta namazın farz olduğuna dair bilginin kendisine ulaşabileceği bir süre kadar müslümanlarla birlikte kalmamışsa, müstesnâdır Eğer namazı terketmesi -farz olduğuna inanmakla birlikte- tembellikten kaynaklanıyor ise -insanların çoğunun hali nitekim böyledir- bu hususta insanlar farklı görüşlere sahibtirler[565]

İbnu'l-Kayyim dedi ki: Farz olan namazı kasten terketmenin en büyük günahlardan, büyük günahların büyüklerinden olduğu ve bunun günahının Allah nezdinde canı öldürmek günahından, malı almak günahından, zina, hırsızlık, içki içmek günahlarından daha büyük olduğu, bu kimsenin yüce Allah'ın cezasına ve gazabına layık olduğu, dünya ve âhirete rezil ve rüsvay edilmekle karşı karşıya olduğu hususlarında müslümanlar ihtilâf etmemişlerdir[566]

Mükellef bulunduğu farz namazı terkeden bir kimse, şâyet farziyetini inkar ediyor ve bu hususta mazur görülebilecek bir hali yoksa, inkârı dolayısıyla kâfir olur İsterse namaz kılsın Çünkü o dinden olduğu kesinlikle bilinen bir hususu inkâr etmiş, Allah'ı ve Rasûlünü yalanlamış olur Böyle bir kimse öldürülür Çünkü Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem: "Dinini değiştireni öldürünüz"[567] diye buyurmuştur Böyle birisine mürted hükümleri uygulanır

Şâyet namazın farziyetine inanmakla birlikte vakit çıkana kadar tembellik ederek terkedecek olursa, böyle bir kimsenin durumu hakkında ilim ehli arasında görüş ayrılığı vardır Böyle birisinin dinden çıkacak şekilde kâfir olduğu, tevbe edip namaz kılmadığı takdirde öldürüleceği söylendiği gibi, bunun kâfir olmayıp, fasık olacağı, tevbe ederse mesele kalmayacağı, aksi takdirde had olmak üzere öldürüleceği de söylenmiştir

Bir diğer görüşe göre ne kâfir olur, ne öldürülür Aksine böyle bir kimse tazir cezasına çarptırılır (Hadden aşağı hafif cezalarla cezalandırılır) ve namaz kılıncaya ya da ölünceye kadar hapsedilir

Birinci görüşü seleften bir topluluk kabul edilmiştir Bu görüş Ali b Ebi Talib'den rivâyet edilmiş olup, Ahmed b Hanbel'den gelen iki rivâyetten birisi de böyledir Abdullah b el-Mübarek, İshak b Rahaveyh de böyle demiştir Şafiî mezhebine mensub bazı ilim adamlarının benimsediği bir görüş budur

İkinci görüşü Malik ve Şafiî kabul etmiştir Üçüncü görüşü Ebu Hanife, Kûfe ahalisinden bir topluluk ve Şafiî mezhebine mensub el-Muzenî kabul etmiştir[568]

Namazı terkedenin öldürüleceği görüşünü kabul edenler yüce Allah'ın şu buyruğunu delil gösterirler: "O haram aylar çıkınca artık o müşrikleri nerede bulursanız öldürün Onları yakalayın, onları alıkoyun, onların bütün geçit yerlerini tutun Eğer tevbe edip, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın" (et-Tevbe, 9/5) Âyet-i kerime yollarını serbest bırakmak için tevbeyi şart koşmaktadır Yapılacak ilk iş namazı dosdoğru kılmaktır Eğer bu şart tahakkuk etmezse öldürülmeleri gerekir Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem de şöyle buyurmuştur: "Ben Allah'tan başka hiçbir ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahidlik edinceye, namazı dosdoğru kılıncaya, zekâtı verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum Şâyet bunu yaparlarsa kanlarını ve mallarını bana karşı korumuş olurlar İslamın hakkı ile olması müstesnâ Hesapları ise Allah'a aittir"[569] Bu hususta hadisler pek çoktur

İkinci görüşün sahibleri böyle bir kimsenin kâfir olmayacağına, yüce Allah'ın: "Şüphesiz Allah kendisine eş koşulmasını mağfiret etmez Ondan başkasını ise dileyeceğine mağfiret eder" (en-Nisa, 4/48 ve 116) buyruğunu delil gösterirler Yine Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'in Enes b Malik tarafından rivâyet edilen Muâz b Cebel hadisini de delil gösterirler: "Allah'tan başka hiçbir ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet eden herbir kulu mutlaka Allah cehennem ateşine haram kılar"[570]

Buna yakın bir ifade Ebu Hureyre Radıyallahu anh ve başkalarının rivâyet ettikleri hadislerde vârid olmuştur

Üçüncü görüşün sahipleri böyle bir kimsenin kâfir olmayacağına, ikinci görüşü savunanların delillerini göstermişler Öldürülmeyeceğine dair de Mesruk'un, Abdullah'tan yaptığı şu rivâyeti delil gösterirler Buna göre Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka hiçbir ilâh olmadığına, benim Allah'ın Rasûlu olduğuma şehadet eden müslüman bir kimsenin kanı ancak şu üç husustan birisi ile helâl olabilir: Cana karşılık can, zina eden evli, Allah'ın dininden çıkıp cemaati terkeden kimse"[571] Burada ise namazdan sözedilmemektedir

Şevkânî der ki: Doğru olan görüş namazı terk edenin kâfir olduğu ve öldürüleceğidir Kâfir oluşu şeriat koyucunun namaz kılana bu ismi verdiğine ve kişi ile ona bu ismi vermek arasındaki engelin namaz kılmak olduğuna dair hadislerin sahih olarak bize gelmiş olmasıdır Buna göre namazı terketmek böyle bir ismi vermenin caiz olmasını gerektirmektedir Öncekilerin ileri sürdüğü birtakım itirazların hiçbirisi bizi bağlamaz Çünkü bizler şunu söylüyoruz: Bazı küfür çeşitlerinin mağfirete ve şefaate hak kazanmaya mani olmaması mümkündür Kıble ehline mensub kimselerin şariin "küfür" adını verdiği birtakım günahlar dolayısıyla kâfir olması gibi Buna göre insanların dar geçitlerine düştüğü bir takım tevillere başvurmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır[572]

Şevkânî böyle bir kimsenin öldürülmesi gerektiğine dair görüşe yüce Allah'ın Kur'ân-ı Kerim'de yollarını serbest bırakmayı, tevbe, namazı kılmak ve zekâtı vermek şartına bağlamış olmasını delil göstermektedir Buna göre namaz kılmayan bir kimse serbest bırakılmaz Ayrıca açıkça öldürülmeyi gerektiren, sünnetten sahih olarak ulaşmış delilleri de buna gerekçe göstermektedir Öldürülmeyeceğini söyleyenlerin delili olan: "Müslüman kanı başkasıyla helal olmaz" hadisinin mefhumunun bu itibar ile sahih ve sarih rivâyetlerin mantuku (sözlerinden anlaşılan ifade) ile çelişmeyeceğini sözkonusu etmektedir[573]

Namazı terkedenin kâfir olmadığı ve öldürülmeyeceğini öngörenlerin ileri sürdükleri deliller ve bunların namazı terkeden kimselerin kâfir olduğunu açıkça ifade eden hadislerdeki küfrün dinden çıkmak anlamındaki bir küfür olmayıp, nimete karşı küfür (nankörlük) yahutta büyük küfürden daha küçük bir küfür olduğu şeklindeki tevillerine gelince, bu da bir kaç şekilde cevablandırılabilir

Herşeyden önce namazı terkeden bir kimse, İslâmın rükunlerinden birisini yıkmış olmaktadır Bu ise İslâm yapısının içerden yıkılmasını, gevşetilmesini ve böyle bir kimsenin İslâm dairesinden çıkıp, küfre girmesini gerektirmektedir Özellikle namaz iki zıt şey olan iman ile küfür arasındaki ayırıcı sınırdır Bunların birbirleri ile içiçe olmalarına imkân yoktur Kişinin dinden çıkacağı anlamıyla kâfir olacağına dair delil teşkil eden nasslar ise sahih ve sarihtir Hiçbir şekilde tevile ihtiyacı yoktur Bunlardan birisi de Enes b Malik'in Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'ın şöyle dediğine dair rivâyetidir: "Kul ile şirk arasında namazı terketmekten başka hiçbir şey yoktur Kişi namazı terketti mi artık şirk koşmuş olur"[574]

Yine Peygamber şöyle buyurmaktadır: "İslamın kulpları ve dinin kaideleri üç tanedir İslâm onlar üzerine tesis edilmiştir Bunlardan birisini terkeden bir kimse o şeye kâfir demektir Kanı ise helâldir (Bunlar) Allah'tan başka ilâh olmadığına şehadet getirmek, farz olan namaz ve ramazan orucudur"[575]

Acaba İslâmdan çıkan kimseden başkasının kanı helâl olur mu?

Namazı terkeden kimsenin kâfir olmayacağına dair ileri sürülen delillere gelince, bizler bunları düşündüğümüz vakit, bu delillerin, kâfir olacağını söyleyenlerin söyledikleriyle çelişmediğini görürüz[576] İcma da namazı terkeden kimsenin kâfir olacağına delil teşkil etmektedir[577]

Şeyhu'l-İslam İbn Teymiye şöyle demektedir: Eğer kişi içten içe namazı kabul ediyor, farz olduğuna inanıyorsa ve öldürülünceye kadar namazı terketmekte ısrar ediyor ve namaz kılmıyorsa; böyle bir duruma Âdem oğulları ve adetleri arasında rastlanılamaz Bundan ötürü bu İslâmda katiyyen meydana gelmiş bir şey değildir Kişi öldürülünceye kadar namaz kılmamaya devam ediyorsa, içten içe onun farz olduğunu hiçbir zaman kabul etmiyor, onu yerine getirmekle kendisini yükümlü görmüyor demektir Böyle birisi de müslümanların ittifakı ile kâfirdir[578]

Namazı terkedenin öldürüleceğini kabul eden ilim ehli kimseler, bu kişi had olarak mı öldürülür, yoksa kâfir olarak mı öldürülür, hususunda farklı görüşlere sahibtirler[579] Buna bağlı olarak böyle bir kimseden tevbe etmesi istenir mi, istenmez mi?

Böyle bir kimsenin had olarak öldürüleceği kanaatinde olan kimseler, namazı terketmenin haddini öldürülmek olarak tesbit etmişlerdir Hadler ise zina gibi daha önce sözkonusu olan birtakım sebeblerle vacib olur İmama götürülmesinden sonra tevbe bu hadleri kaldırmaz

Kâfir olarak öldürüleceği kanaatinde olanlar ise, böyle bir kimsenin tevbe etmesinin isteneceği görüşündedir Çünkü böyle bir öldürme vacibi (farzı) terketmekten dolayı sözkonusudur Bundan dolayı irtidad dolayısıyla öldürülmekte olduğu gibi, tevbe etmesini istemek onun hakkında meşru kılınmıştır Hatta burada tevbe etmesini istemek öncelikle sözkonusudur Çünkü böyle birisinin geri dönmesi ihtimali daha yüksektir Zira onun İslâmı kabullenmesi kendisini dünya ve âhirette cezadan kurtaracak bir husustan dolayı tevbe etmeye itebilir İşte bu sahih olan görüştür

Çünkü böyle birisinin en kötü hali mürted gibi olmasıdır Ashab-ı kiram ise mürtedlerin ve zekâtı vermeyenlerin tevbesinin kabul edileceğini ittifakla kabul etmişlerdir Yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: "Sen o kâfirlere de ki: Eğer vazgeçerlerse onlara geçmiş (günahları) mağfiret olunur" (el-Enfâl, 8/38) Bu buyruk ise hem mürted olanı, hem diğerlerini kapsamına alan genel bir buyruktur Meşhur olan böyle bir kimseden tevbe etmesinin isteneceğidir Eğer tevbe edip, namazı terketmekten vazgeçerse mesele yok, değilse öldürülür

İlim ehli öldürülmeyi gerektiren namazı terkin mahiyeti hususunda farklı görüşlere sahibtir Şevkânî der ki: Acaba öldürme gereği tek bir namazı terk halinde mi, yoksa daha fazlasını terk halinde mi sözkonusu olur? Cumhûrun görüşüne göre, tek bir namazı terkten dolayı öldürüleceği şeklindedir Hadisler de bunu gerektirmektedir Bunun daha fazlası ile sınırlandırılmasının delili yoktur Ahmed b Hanbel der ki: Namaz kılmaya çağırıldığı halde kabul etmez ve: Ben namaz kılmıyorum deyip, sonunda namazın vakti çıkarsa öldürülmesi gerekir[580]

Muâz Radıyallahu anh'dan şöyle dediği rivâyet edilmektedir: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem bana on kelime tavsiye buyurdu; dedi ki: " Sakın kasten bir farz namazı terketme! Çünkü kasti olarak farz bir namazı terkeden bir kimsenin üzerinden Allah'ın himayesi kalkmış olur"[581]

Namaz kılmayı terkeden kimsenin öldürüleceğini kabul eden ilim ehli nasıl öldürüleceği hususunda farklı görüşlere sahiptir Böyle bir kimsenin boynunun kılıçla vurulmasıyla öldürüleceği söylendiği gibi, namaz kılıncaya ya da ölünceye kadar odunla dövüleceği de söylenmiştir Ölünceye kadar kılıçla dürtüleceği de söylenmiştir Çünkü böylesi onu bu işten vazgeçirmekte daha etkileyici ve vazgeçmesi noktasında daha umut verici bir uygulamadır

Cumhur boynunun kılıçla vurulacağı görüşünü tercih etmiştir Çünkü böyle bir uygulama canın daha çabuk çıkmasına sebeptir



Alıntı Yaparak Cevapla