|
Prof. Dr. Sinsi
|
Haya İmandandir
Gönlün Titremesidir Hayâ
Gönlün titremesidir hayâ Gönül ki kurtulmuştur da ağırlıklarından, bir yaprak kadar incelmiştir
İşte o nazenin yapraktır müminin gönlü Titrer bir günah, bir yanlış, bir aykırı hal gördüğünde Gün gelir, daha bir incelir de, görmek bir yana, işlemek bir yana, bir günahı düşünmek titretir, O’nu hakkıyla bilmemek titretir o nazenin gönlü
Rabbi’ni düşünür de titrer Taşta-toprakta, insanda, kendinde Rabbi’ni görür de, taştan-topraktan, insandan, kendinden hayâ eder
Rabbim rahmetiyle esirgesin, akrabalardan bir Zehra teyzemiz vardı Televizyonlu odada oturması gerektiğinde, her ne vakit televizyonda bir erkek çıksa başörtüsünü düzeltir, yüzünü örterdi Gülerdik, O seni görmüyor ki diye Ben onu görüyorum ya derdi
Çocukluk yıllarımızdı O seni görmüyor ki dediğimizde kalmışız Duymamışız, anlamamışız onun ne dediğini
Ben seni görüyorum ya…
Yıllar sonra okudum:
Hz Aişe r a gözleri görmeyen İshak r a yanına her geldiğinde kendini sakınır, örtüsüne çeki-düzen verirmiş Onun bu durumunu hisseden İshak r a bir gün sorar:
- Ey Müminlerin Annesi! Ben âmâ olduğum halde benden de sakınıyorsun Halbuki ben sizi görmüyorum!
Hz Aişe r a cevap verir:
- Evet, sen beni görmüyorsun fakat ben seni görüyorum

Mü’minlerin emiri Hz Ömer r a ’ın canına kastedilmişti Ağır yaralıydı Anladı, hissetti ki bu yara onu götürecek, son anlarını yaşıyor Bir dileği vardı, son bir dilek Kızı Hafsa r a ’ı Aişe r a ’a gönderdi Efendimiz s a v ’in ayak ucuna defnedilebilmek için Hz Aişe’den izin istedi Zira orası müminlerin annesine aitti ve Hz Aişe r a ’ ın babası Hz Ebu Bekir r a da oradaydı Hz Aişe bu isteği şöyle karşıladı:
- Aslında o yeri kendim için düşünmüştüm Fakat Ömer’i kendime tercih edeceğim
Ve Hz Ömer r a vefat edince Efendimiz s a v ’in ayak ucuna defnedildi
Müminlerin annesi Hz Aişe r a , Allah Rasulü s a v ’in ve babasının kabirlerini serbestçe ziyaret ederdi Ancak Hz Ömer de oraya defnedildikten sonra kabirleri daha bir dikkatli ve daha bir örtünerek ziyaret eder oldu

Zehra teyzemiz, Hz Aişe r a ’ın hayâsındaki bu rikkati, inceliği bilir miydi?
Belki bilirdi, belki
Her insan muhakkak hayâlı doğuyor
Örtünmek hayâdan
Rabbimiz setreden, örten
Tüm sırlar bir bir açığa vurulduğunda mahcup olmayalım diye, Rabbim setretsin ayıplarımızı diye her mümin biraz mahcuptur bugün
Ve örtülüdür
Allah’tan hayâ edin
Allah Rasulü sav Miraç Gecesi dünya göğüne çıktığı zaman Hz Osman r a ’ın suretini gördü, ona sordu:
- Ey Osman! Bu mertebeye ne ile eriştin?
Hz Osman r a :
- Gece namazı kılmakla, dedi
Efendimiz s a v ikinci göğe vardı Yine Hz Osman r a ’ ın suretini gördü, sordu:
- Bu mertebeye ne ile eriştin?
Hz Osman r a :
- Kur’an-ı Kerim okumakla, dedi
Ve Efendimiz s a v yükseldiği diğer göklerde de hep onun suretini gördü ve farklı güzel amellerle o derecelere eriştiğini öğrendi Nihayet Efendimiz s a v altıncı gök katına ulaştığında yine onu gördü ve sordu:
- Bu mertebeye nasıl, neyle ulaştın?
Hz Osman r a şu cevabı verdi:
- Allah Tealâ’dan hayâ etmekle

Allah Rasulü s a v bir gün sahabilerine sordular:
- Hepiniz cennete girmek istersiniz değil mi?
Sahabiler :
- Evet Ey Allah’ın Rasulü ! Elbette isteriz, dediler
Bu cevap üzerine Allah Rasulü s a v buyurdular:
- O zaman uzun yaşama ümidinizi biraz kısaltın Ecellerinizi gözlerinizin önünde tutun ve Allah’tan hakkıyla hayâ edin
Onlar:
- Biz hepimiz Allah’tan hayâ ediyoruz, dediler
Efendimiz s a v buyurdular:
- Öyle değil! Allah’tan hayâ etmek kabirleri ve kabirlerde sizi bekleyen imtihanları unutmamanızdır Başınızı ve başınızda taşıdığınız dü ş ünceleri , midenizi ve midenize gireni, size nimet olarak verilen azalarınızı muhafaza etmenizdir Kim ahireti dilerse dünya hayatının aldatıcı süsünü terk etmeli, ahiret hayatını dünya hayatına tercih etmelidir İşte Allah’tan hakkıyla hayâ etmek böyle olur İşte Allah’ın dostluk ve himayesine böyle ulaşılmış olur

Dört büyük melekten biri olan İsrafil a s her gün günde yetmiş kere yüzünü kendi kanadıyla örter, Ya İlahel Alemin ! Ne yapayım, sana layık bir secde ve rükû yapamadım der

Melekler ve peygamberler: Ya Rabbi! Seni tesbih , tenzih ederiz Sana hakkıyla ibadet edemedik derler Layıkıyla kulluk yapamadıkları için Allah’tan hayâ ederler, utanırlardı

Hz Musa a s :
- Ya Rabbi! Bana cennet lazım Senden cennet isterim Seni görmek de bana gerekli, onu da isterim Fakat bana ekmek, tuz, koyunların yiyeceği gibi düşük şeyler gerekince bunları senden nasıl isterim, dedi Rabbi’nden günlük maişetine dair bir şeyler istemekten hayâ etti Hak Tealâ buyurdu:
- Ya Musa! Maksat budur, bunları isteyeceksin Böylece her vakit bir ihtiyaç ile huzura gelinir, yalvarılır Bu bahane ile kulluk vazifeleri yapılır, bana kavuşma yoluna girilmiş olur
Rabbimiz de kullarından hayâ ediyor
Efendimiz s a v buyurdu:
Allah rahimdir, kerimdir Hayâyı çok sever Kulu tarafından kendisine kaldırılan elleri, içine bir şey koymadan geri çevirmekten hayâ eder
Biz, Dua ediyorum, olmuyor, vermiyor… demekten hayâ etmez miyiz?
Bilmiyoruz, görmüyoruz belki, ellerimize neler neler koyuyor, neler veriyor
Rızasızlıktan hayâ etmez miyiz?

Allah Rasulü s a v kudsî hadisleriyle bizlere nakletti:
Allah Tealâ buyuruyor ki: Ey Ademoğlu ! Başınıza düşen aklık benim nurumdan bir nurdur Ben nurumu nârımla azaplandırmaktan hayâ ederim Öyleyse sen de benden hayâ et! Mahlukatımın bana olan ihtiyacı ve yüceliğim hakkı için müslüman olarak yaşlanmış kullarıma azap etmekten hayâ ederim
Sonra Efendimiz s a v ağladı, ağladı Gözyaşları dinince sahabiler (Allah onlardan razı olsun) sordular:
- Ey Allah’ın Rasulü! Seni ağlatan nedir?
Efendimiz s a v buyurdu:
- O kişinin haline ağlıyorum ki, ondan Allah hayâ eder de, o Allah’tan hayâ etmeyip günah işler
|