10-11-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Allah´A Yakınlık - Futuhul Gayb
Allah´a Yakınlık - Futuhul Gayb
Hakkında Allah´a Yakınlık - Futuhul Gayb
Allah´a Yakınlık
Manevi bir hal içinde bulunduğun zaman başkasını isteme İser daha altını, ister daha üstünü Hiçbir makam arzu etme
Padişahın kapısına geldiğinde hemen içeri girmeği isteme Zorla içeri alınıncaya kadar bekle Kendi isteğinle değil zorla içeri alınmalısın Tekrar, takrar istemelisin Pek nazlı da olma
İçeri girmek için mücerret izinle de yetinme Seni tecrübe için olabilir, belki de padişah tarafından deneniyorsundur  Koşma; bekle Ta ki seni zorla içeri alsınlar Bu şekilde içeri alınman senin için bir fazilet olur Saraya bu şekilde girdikten sonra, seni kimse tekdir etmez Tekdir ancak yapacağın kusurdan sonra gelir O, seni bizzat içeri aldıktan sonra, korku da olmaz Padişahın yaptığından mesul olmazsın Ancak kendi isteğinle yaptığın şey sonunda mes ul duruma düşersin Yaptığın hareket neticesi, sana taarruz vaki olur
Bu makamda senin için iyi olmayan şey kendi arzunla hareket etmendir
Sabrın azlığı, edebe riayetsizliğin, bulunduğun hale rıza göstermemen senin için hiç de iyi olmayan hareketlerdir
Saraya girmek sana nasib olunca; başını önüne eğ, gözlerini etrafta gezdirmekten sakın Edepli terbiyeli olarak, verilen her hizmet ve vazifeyi yapmağa çalış Daha fazla yükselmeği isteme
Ayet: Olara verdiğimiz dünyalıklara gözlerini çevirme, onları tecrübe etmek için, dünya süsü olarak kadın verdik Rabbın sana verdiği rızık, hem hayırlı hem de devamlıdır  
Allah-ü Teala, bu ayetle seçkin Peygamberine edep öğretiyor, dolayısıyla bize  
- < Halini muhafaza et, verilene razı ol  
Buyrulmasındaki Murad:
- Sana verdiğim pek çok hayır, peygamberlik, ilim kanaat, sabır, islam dini üzerindeki saltanat ve o yoldaki mücadele senin için en büyük nimettir  Ötekilere verdiklerimden daha iyi ve güzeldir
Bütün hayır haddi bilmekte ve ona razı olmaktadır Bununla beraber başkalarının hiçbir şeyine göz dikmemektedir Başka bir şeye iltifat etmemektedir Çünkü o baktığın ve arzu ettiğin şey üç kısma ayrılır Birincisi, senin nasibin olmasıdır İkincisi başkasının nasibi olma ihtimali Üçüncüsü, ne senin ne de başkasınındır İhtimal ki; Allah ü Teala, onu bir tecrübe vasıtası olarak yaratmıştır  
Baktığın şey her ne ise  Eğer o, sana nasip olmuşsa ihtirasa düşüp ardından koşsan da gelir koşmasan da İstesen de gelir, istemesen de Bu hale göre, mutlaka onu elde etmek için çırpınman ve edebe uymayan bazı hareketler yapman sana yakışmaz Bu hal, ilim ve akıl ölçüsüne vurulursa hiç de sevilen bir şey olarak meydana çıkmaz
Eğer o şey, başkasının nasibi ise   çırpınman niçin  Çünkü o şey sana hiçbir zaman gelmez
Yine o şey, ihtimal ki hiç kimsenin nasibi değildir, fitne ve tecrübe için yaratılmıştır Böyle olduğuna göre, akıllı olan kimse nasıl nefsi için, böyle bir fitneyi ister Ve kendine celb etmeği arzu eder 
Bu izahlardan anlaşılıyor ki; bütün selamet ve iyilik, manevi hali muhafazada ve haddi tecavüz etmemededir  
Avuç içi kadar dar yerde de kalsan, geniş sahalara da çıksan, her ikisi de sana göre musavi olmalı  Ve yukarıda anlattığımız halini ve edebini muhafaza etmeğe çalışmalısın Başını önüne eğ Çok edepli ol  Daha da üstün vazife görmeğe çalış Çünkü padişaha en çok sen yakınsın, senin kabahatin de çabuk görülür Bu sebepten senin için tehlike daha fazladır
Bulunduğun halin daha üstüne ve daha aşağısına geçmeği isteme Orada sabit kalmayı, baki olmayı arzu etme Bulunduğun vazifenin şeklini değiştirmeğe yeltenme  Böyle bir şey yapmağa senin bir selahiyetin yoktur Böyle bir şey yaparsan nimetleri inkar yolunu tutmuş olursun; bu ise, dünya ahirette sahibini utandırır
Sonuna kadar, anlattığımız şeyleri yapmağa çalış  Neticede öyle bir hale gelirsin ki, o halde senin için bir makam verilir Seni ondan hiç ayırmazlar Sen de onun, Allah tarafından bir vergi olduğunu anlarsın Böyle oluşun delili ve beyanı meydandadır, bunu bilir ve o halin devamına çalışırsın  
Veliler için haller vardır Ebdal için makamlar vardır Ve sana hidayeti Allah nasip edecektir
|
|
|
|