|
Prof. Dr. Sinsi
|
Ermeni İsyanları
OSMANLI BANKASI BASKINI
1896 yılının son olayı 26 Ağustos günü vuku bulan Osmanlı Bankası baskınıdır Bu olay bütünü ile Taşnak Komitesinin eseridir Hareketi idare edenler, Kafkasya'dan gelmiş Varto, Mar ve Boris isimli üç Ermeni'dir Armen Garo takma adını kullanan ve 1908 Meşrutiyeti'nde Erzurum'dan milletvekili seçilip, 1 Dünya Harbi sırasında çetesi ile Türkiye'ye karşı Kafkas cephesinde çarpışacak olan Akrekin Pastırmacıyan da Atina'dan gelerek onlara iltihak etmiştir
26 Ağustos günü yapılan baskının nasıl cereyan ettiği Esat Uras, Varantyan'ın Ermenice "Taşnaksutyun Tarihi"nden şöyle nakletmektedir:
"Ağustos 26, sabah saat 6 30 Baskına başlamak için 6 kişi yetiyordu Bomba torbaları omuzlarda, tabancalar ellerde erken çıktık Bankaya yaklaştığımızda öncü arkadaşların attıkları bombaların ve silahların seslerini duyduk Bankanın içine saldırdık Bizi hırsız sanmışlardı Korkmamalarını söyledim Bombalar şaşılacak sonuç veriyordu, dokunduğunu derhal öldürmüyor, fakat etlerini parçalıyor, azap, ızdırap içinde kıvrandırıyordu Garo ile beraber Müdürün odasına gidip, şartlarımızı yazdırdık Devletler tarafından isteklerimizin yerine getirilmesini, bu çarpışmaya katılmış olanların serbest bırakılmasını, aksi takdirde Bankayı kendimizle birlikte havaya uçuracağımızı bildirdik Çarpışan 17 kişi kalmıştık 3 kişi ölmüş, 6 arkadaş yaralanmıştı Düşmanlarımızın da kayıpları çok büyüktü "
Komitacıların istekleri şunlardır:
- 6 devlet tarafından seçilecek Avrupalı bir Yüksek Komiser tayini
- Vali, Mutasarrıf ve Kaymakamların yüksek komiser tarafından tayin ve padişahça tasdik olunması
- Milis, Jandarma ve Polisin yerli halktan ve Avrupalı bir suya komutasında olması
- Avrupa sistemine göre adli reform
- Mutlak bir din, eğitim ve basın hürriyeti
- Ülkenin gelirlerinin 3/4ünün mahalli ihtiyaçlara sarf
- Birikmiş vergi borçlarının silinmesi
- 5 yıl vergiden muafiyet, ondan sonraki 5 yıl ödenecek verginin son karışıklıklardan görülen zararlara tahsisi
- Gasp olunmuş malların derhal iadesi
- Göçmenlerin serbestçe geri dönmeleri
- Politik suçlardan mahkum Ermenilerin affı
- Avrupa devletleri temsilcilerinden geçici bir komisyon kurularak yukarıdaki hususların gerçekleştirilmesini kontrol etmeleri
Neticede, Banka Genel Müdürü Sir Edgar Vincent, Rus Sefareti Baştercümanı Maximoff ile birlikte Saraya giderek konunun çözümlenmesi selahiyetini almışlardır Kendilerinin Türkiye'den serbest çıkışları garantiye bağlanmıştır 17 kişi, Maximoff ile birlikte Bankadan çıkıp, Sir Edgar'ın yatına gitmişler, oradan da Fransızların Gironde gemisi ile Marsilya'ya hareket etmişlerdir
Banka baskını böylece bitmiş, ancak Ermenilerin o gün asker, polis ve halk üzerine boşalttıkları bomba ve kurşunlar, İstanbul Müslüman ahalisini ayağa kaldırmıştır İstanbul'daki karışıklık birkaç gün sürmüştür Su sadece Müslümanların Ermenilere karşı yürüttükleri bir saldırı değildir Ermeniler de saldırılarını devam ettirmişlerdir
Bu olayda ölen Ermenilerin sayısı, Batılı kaynaklarda 4 000-6 000 olarak zikredilmektedir Taranan Osmanlı belgelerinde ise bu konuda bir vesikaya henüz rastlanmamıştır Ancak 6 000 rakamının fazla mübalağalı olduğu ortadadır Babıali gösterisi sonucunda da karışıklık bir kaç gün sürmüş, ama ölü sayısı 172'de kalmıştır Bu kere 4 000-6 000 ölü rakamına varmak için olayın haftalarca sürmesi gerekmektedir Kaldı ki, Müslümanların sopa ve bıçaklarla mücadeleye girişmiş olduğu bütün kaynaklarda yer aldığına göre, bu yolla bu kadar kişinin öldürülmesi çok daha zordur Müslüman ahaliden ölenlerin miktarı hakkında hiçbir yerde bir kayıt bulunamamıştır Buna karışıklık Sadrazamın 120 askerin öldüğünü ve 25 kadar yaralı bulunduğunu ifade ettiği İngiliz dokümanlarından anlaşılmaktadır Gene bu aynı dokümanda olaylar sebebiyle 300 kadar Müslümanın tutuklandığı ve hükümetin aldığı tedbirlerin iyi olduğu da kayıtlıdır
Bu olayla ilgili özel bir mahkeme kurulmuş ve tutuklanan Müslüman ve Ermeniler bu mahkemede yargılanmışlardır
KAYNAK:
Gürün, Kamuran-; Ermeni Dosyası, TTK Basımevi, Ankara 1983, s 163-166)
II SASUN İSYANI
Sasun'da 8 Ağustos 1895'teki ilk darbe netice vermeyince Taşnaklar, ikinci darbeyi 1897 Temmuzunda vurmak istemişlerdir Taşnak çeteleri Türkiye'ye genellikle İran üzerinden Van yoluyla girmektedirler Ancak yolların üstünde bulunan Mazrik aşireti onları rahatsız etmektedir Bu aşireti kökünden kazımak üzere komiteciler, 1897 Temmuzunda gün ağarırken 250 kişilik bir çete ile aşiretin Honasor'daki çadırlarına saldırmışlardır Ancak istedikleri neticeyi elde edemeyip, sarılmak tehlikesiyle karşılaşınca geri çekilmişlerdir
Taşnaklar bu tarihten sonra hareketlerini Sasun ve Muş bölgesine kaydırmaya başlamışlardır Bu dönemde Antranik, çete hareketlerini ele almıştır 1866'da Şarki Karahisar'da doğan ve genç yaşta Komiteye giren Antranik, bir Türk'ü öldürdüğü için hapse atılmış, Komite tarafından hapisten kaçırılarak Batum'a gönderilmiştir Cihan Harbinde kendisine çete savaşları ile ün yaparak Alay Kumandanlığına yükselmiş olan Antranik'in ismi, 1890'arın sonunda yeni yeni ortaya çıkmaya başlamıştır
Osmanlı hükümeti 1901 yılında Sasun'un idaresini düzene koymak için Taluri ve Şenik tepelerinde kışla yapmaya karar vermiş, Ermeniler bu projeye karşı çıkmışlardır Antranik'in yönetimindeki çetelerle mücadele fiilen bu tarihte başlamıştır Ancak asıl isyan 1903 yılının sonlarından itibaren bölgede her tarafa yayılmaya başlamıştır 13 Nisan 1904'te asiler üzerine asker sevk edilmiş, bunun üzerine asiler fazla tutunamamışlardır Fakat çete savaşı Ağustos'a kadar sürmüş ve Antranik Kafkasya'ya kaçmak zorunda kalmıştır
K Küdülyan'ın "Antranik Savaşları" adı ile Ermenice olarak 1929 yılında Beyrut'ta yayınladığı kitapta yazıldığına göre 14, 16, 22 Nisan'da, 2 Mayıs'da, 17 Temmuz'da yapılan çarpışmalarda toplam 932-1132 Türk öldürülmüş, sadece 19 Ermeni ölmüştür Bu, Ermenilerin söylediği ve yazdığı rakamlardır II Sason isyanı, katliam edebiyatının uluslar arası kamuoyunda bir kez daha gündeme gelmesi sonucunu doğurmuştur Fakat eski ilgi pek görülmemiştir Zira devletlerin ilgilerinin başka konulara çekildiği bir dönem başlamak üzeredir
KAYNAK:
Gürün, Kamuran-; Ermeni Dosyası, TTK Basımevi, Ankara 1983, s 166-167
YILDIZ SUİKASTİ
Taşnaklar'ın Türkiye'deki son teşebbüsleri Abdülhamid'e yapılan suikasttir Nitekim Papazian, "Sultan Abdülhamid'in hayatına yöneltilen saldırı, Taşnakların Türkiye Ermenileri hesabına yaptıkları ihtilal denemelerinin son perdesi oldu Bu da Taşnaksutyun'un görkemli, fakat faydasız teşebbüslerinden biriydi Başarısı Ermeni davasına bir fayda getirmezdi, başarısızlığı her halde halkımızı büyük bir felaketten kurtarmıştır" diyerek bunu teyid eder(1)
Krisdapor Mikaelyan ile birlikte Arnavutköylü Vram Şabuh Kendiryan, Belçikalı Joris ve karısı, Yarı Rum Silvio Rişçi, Alman doğumlu Lipa-Rips, Torkom (Ardaş Haçik Kaptanyan), Safo (Konstantin Kabulyan), Mari Zayn, Garo (Hamparsum Ağacanyan), Kris Fenerciyan, Aşod (Karlo Yovanoiç) ve bir kısmı Kafkasya'nın, Avrupa'nın çeşitli köşelerinden gelmiş maceracı şahıslar İstanbul merkezinde toplanarak suikast planları için çalışmaya başlamışlardır İlkin 12 bombayla Polonez köyüne gitmişler ve İbrahim Paşa korusunda bomba denemesi yapmışlardır
Krisdapor, Rus Yahudisi tüccar pasaportu sayesinde Rusya elçiliğinden aldığı tavsiyeyle birkaç defa Selamlık törenine giderek orada serbestçe incelemeler yapmış ve Padişah geçerken üstüne bomba atmayı kolay görmüştür Yalnız Selamlık'ta yollara kum dökülmesi dolayısıyla bombanın patlayamayacağı sakıncası ortaya çıkmıştır
Daha sonra Ramazan ayının on beşindeki törende, yolda iki adamın tabanca ile padişaha saldırması planı incelenmiş ve Joris, Yıldız'dan Dolmabahçe'ye kadar olan yol üstünde bir ev tutulmasını teklif etmiştir Tayin olunan adamlar tabancalarla hazır olarak beklemişler, ancak padişahın o defa Çırağan Sarayı'na kadar Yıldız bahçesinden geçerek gitmesi, Komitecilerin bu teşebbüsünü de sonuçsuz bırakmıştır
Nihayet, yabancı konukların bulundukları yerlerde bomba atmak ve aynı zamanda araba ile büyük bir bomba patlatmak planı ileri sürülmüştür Bu konuda uzun tetkikler ve hesaplar yapılmış, bombaların yabancı memleketlerde hazırlanmasına, denemelerinin orada yapılmasına ve özel bir araba içinde saatli bomba ile suikast yapılmasına karar verilmiştir
İncelemelerine devam eden Krisdapor, her hafta Yıldız'a giderek, padişahın camie girip çıkmasını, arabanın durduğu yerden camie kadar olan uzaklığı adım ölçüsüyle, saatle tespit etmiştir Sonuçta, cami avlusunda yabancı konukların arabaları arasında bulunacak ve mümkün olduğu kadar padişaha yakın olacak bir araba içinde saatli büyük bir bomba patlatılmasına ve padişahın yanındakilerle birlikte öldürülmesine karar verilmiştir
Arabacının sürücüsünün oturacağı yere 120 kilo patlayıcı madde alacak demir bir sandık yaptırılmış ve patlayıcı maddeyi ateşlemek için bir dakika 42 saniyelik devreli bir saat kadranı hazırlanmıştır Arabayı Zare Haçikyan adında 45 yaşında eski bir katil olan Ermeni komite mensubunun idare etmesi kararlaştırılmıştır
Patlayıcı madde, 18 Temmuz sabahı, arabacı yeri altındaki demir sandığa doldurulmuş, içerisine teneke kutu içinde 500 tane kapsül konmuştur Her şey hazırlandıktan sonra 21 Temmuz 1905 Cuma günü Selamlık resminden sonra Sultan Hamid saraya dönerken camiin önünde bomba patlatılmıştır Bütün tertibat tam anlamıyla alınmış olduğu halde, o gün camiden çıktıktan sonra Padişahın Seyhülislam'la görüşmesi ve bu sebeple birkaç dakika gecikmesi, suikastın başarısız sonuçlanmasına sebep olmuştur
Olayla ilgili olarak başlatılan soruşturma sonunda Avusturya tebaasına mensup Edouard Joris isimli şahıs idama mahkum edilmiştir Bir süre sonra hapishaneden Saray'a getirilen Joris, Ermeniler aleyhinde çalışmak üzere 500 lira ihsanla ajan tayin edilip Avrupa'ya gönderilmiştir(2)
KAYNAK
(1) Gürün, Kamuran-; Ermeni Dosyası, TTK Basımevi, Ankara 1983, s 167
(2) Uras, Esat-; Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, İstanbul 1987, s 524-531
ADANA OLAYI
Günlerce süren Ermeni tahrikinin ardından Ermeniler iki Müslüman gencini öldürüp, katili de teslim etmemekte ısrar edince hadiseler çığ gibi büyümüş ve yayılmış, Müslümanlarla Ermeniler 3 gün boyunca fiilen sokak sokak çarpışmışlardır
Hükümet derhal Dedeağaç'tan Adana'ya asker sevk etmiş, bunların gelmesi üzerine olaylar yeniden alevlenmiş, ama bu defa çabuk bastırılmıştır Cemal Paşa anılarında, Adana olayında 17 000 Ermeni ve 1 850 Müslüman öldüğünü, eğer şehrin nüfus oranı Ermenilerin elinde olsa idi, bu adetlerin tersine tecelli etmiş olacağını, mukatele esnasında tarafların gösterdiği temayüllerin diğerinden farklı olmadığını yazmaktadır
Patrikhane kendi yaptırdığı araştırma ile 21 300 ölü rakamına varmıştır Edirne mebusu Babikyan Efendi, Meclis'e takdim etmek üzere konuyla ilgili bir rapor hazırlamıştır Pek kısa bir süre sonra öldüğü için Meclis'te görüşülmeyen bu raporun ölü rakamını 21 001 olarak gösterilmektedir Cemal Paşa'nın verdiği rakam, mahkemelerin bitmesinden sonraya ait olduğu için, hadise sırasında kaçıp da sonra geri gelenler olabileceği göz önünde bulundurularak ölen Ermenilerin 21 000'den ziyade 17 000'e yakın olduğu kabul edilmektedir
Adana'da olaydan sonra sıkıyönetim ilan edilmiş, Müslüman ve Ermeni suçlular Divan-ı Harp'e sevk edilmişlerdir
KAYNAK:
Gürün, Kamuran-; Ermeni Dosyası, TTK Basımevi, Ankara 1983, s 175-76
|