10-11-2012
|
#36
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Arşivlik Mevzuular
yağmur yağarken gülmek şimşeğin adetidir
Bana, kıvılcımlar gibi gülmesini öğreten güzel, tatlı gülüşlerinden cihanı bir cennet yaptı
Ben gerçi yokluktan hoş gönüllü ve gülerek doğdumsa da aşk bana başka türlü bir gülmeyi öğretti
Sedefe benzerim, beni kırdıkları zaman gülerim Fethü zaferden gülmek, hamların işidir
Akşamların, seherlerin ruhu olan o, bir gece benimle sözleşmeğe geldi de bana seherler gibi gülmeyi öğretti
Ben bulut gibi, somurtkan olsam bile içimden gülerim Nitekim yağmur yağarken gülmek, şimşeğin adetidir
Bir döküm ocağına rastladığın zaman, kırmızı altına hoşça bak ki, ateşin içinde, taşın gülüşünü göresin Altın ateşin içinde gülünce, sana şöyle der:
-Eğer kalp değilsen, zarar vaktinde gülümse
Eğer sen pek büyük bir beysen, şimdi iğreti padişaha, iğreti taç ve kemerine gülmeyi, ecelden öğren
Efendi! Eğer sen İsa sıfatlı isen, şehvet gamında bulunan erkek ve kadına gülmesini İsa'dan öğren
Eğer sen bir an, Ahmed-i ümmi'nin irfan medresesini gördünse, git sana, arkıt bu fazilete, bu hünere gülmek helaldir
Ey müneccim! Sen Ayın yarılması mucizesine eğer inanmıyorsan, önce kendine sonra da GÜneşe ve aya bakıp gülmen gerekir
Gonca gibi sen gizli gülme! Ağaçlar, üzerlerinde çiçeklerini açtıkları vakit, bitkilerin güldükleri gibi gül
|
|
|
|