10-11-2012
|
#3
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Vesvese, Dinsel Kuşkular, Şüpheler Nedir, Bunlardan Nasıl Kurtulunur
Ama bu durum görecelik oluşturduğu için ilgili kişiye aşılması zor bir engel olarak görünür Zaten onlar da kişilikleri ile bütünleşen bu komplekslere sahip çıkralar, onları en değerli hazineleri gibi korurlar İşte nefsin vesvesesi bunlardan kaynaklanır Yani kişi bu komplekslerin etkisiyle kendisini bazen dine karşı savunmak ister Kompleksi ona dinde bazı kuşkular doğurur Bu kuşkular Kuran-ı Kerim’den, peygamberimizin (s a s ) hayatından olabileceği gibi Allah’a kadar uzanabilir O da kompleksini savunmak için farkına varmadan dine hücum etmeye başlar Din hakkındaki bu kuşkular günden güne büyür Artık bir dünya görüşü halini almaya başlar Tabii bu seyirde iç dünyasında ruh onu engellemeye çalışır Çünkü ruh Allah’tan bir emanet olduğu için hiçbir zaman Allah’ı inkâr edemez Dine karşı gelmez Allah’ı ve dini savunur Ama nefis iç dünyada egemenliği ele geçirdiğinden ruhu susturur, yaratılışının gereği olan yere yani yokluğa doğru onu yuvarlamaya çalışır Başı sıkışan ateistin Allah’tan yardım umması bu yüzdendir Nefis son bir ümitle ölmeyen ruhun dili ve kalbiyle Allah’tan yardım bekleyebilir Bu durumlar bazen ateistin hayatında olabilir Şimdi nefsin komplekslerinin etkisiyle dinde kuşkulara gitmesini örnekleyelim Zira yazımızda iddia ettiğimiz şeyler çok soyut oldu Farz edelim ki bir eşcinsel Tabii bununla bütün eşcinsellere ateistlik atfetme gibi bir amacımız yoktur Zira inançlı eşcinseller de azımsanmayacak orandadır Ayrıca bütün ateistleri de eşcinsellikle nitelendirmiyoruz Zira ateistlerin çoğunun cinsel hayatı normal insanlarınınki gibidir Kaldı ki İslam dininde eşcinsellik suç değildir Suç olan şey, zinadır Eşcinsel ilişkidir Doğuştan gelen iktidarsızlık bir engellilik durumudur Kişi temiz, nezih bir hayatı seçerse normal insanların üzerinde bir karakter ve ahlaki olgunluğa ulaşabilir Biz bu örnekle tipik bir eşcinsellik olgusuna değineceğiz Benzerini Freud’un Olgu Öyküleri’nde bulabilirsiniz İşte böyle birisini düşünelim Kendimizi onun yerine bir an koyalım Onu anlamaya çalışalım Böyle birisi kendi kültür ve toplumu ile çatışma halindedir İç dünyasında karşı cinse bir eğilim hissetmemekte, ama aynı cinse nefsi az da olsa bir eğilim duymaktadır Nefsi bu durumu meşrulaştırmak için dine karşı vaziyet alacaktır Çünkü din iç dünyada vicdan gibi işlev görür Yani iç dünyanın hukukunu din meydana getirir Nefis iç dünyada ruhun başını çektiği hukuku, yani dini ortadan kaldırmak için çeşitli dini kuşkuları gündeme getirir Amacı çeşitli günahları vicdani bir rahatsızlık duymadan rahatlıkla işlemektir Ruhun savunduğu dini değerleri hiçe indirgeyerek günahların zevkine dalmaktır Şimdi de başka bir örneğe geçelim Farz edelim ki bu kişi kendisini toplumun küçük gördüğü bir etnik kimliğe sahip Toplum küçük görüyor olabileceği gibi bu kişi de olguyu kendisi abartarak, alınarak da böyle bir komplekse girebilir Hâlbuki İslam dini toplumdaki bu tür eğilimi ve anlayışı cahiliye pisliği olarak nitelemiş; ulusların, etnik kökenlerin birbirine kardeşliğini ve eşitliğini savunmuştur Gelin görün ki bunu kompleks sahibi kişiye anlatamazsınız Anlamak da istemez Devası İslam dininde olduğu halde o önce İslam’a saldırır, toplumu suçlayacağı yerde dine hücum eder, dinde kuşkular aramaya başlar Çünkü dinle toplumu iç dünyasında bir tutar Hâlbuki her devirde olduğu gibi toplumda da bazı cahili alışkanlıklar, gelenekler, düşünce biçimleri, anlayışlar birer hastalık olarak yaygınlık kazanabilir Toplum iyi insanların mücadeleleri ile rayına oturtulabilir Yani toplumlar da bazen insanlar gibi hastalanabilirler Böyle durumlarda İslam dininde bir kusur görmek yanlıştır İşte böyle kompleksi olan bir kişi, yani etnik kimliğinden dolayı kendisini küçük gören birisi, toplumla mücadele atmosferinde dine karşı da vaziyet alır Nefsinde dinle ilgili şüpheler duymaya başlar Kompleksi dinle çatışma içerisine girer Genellikle olduğu gibi dine karşı çıkan bir ideolojinin de savunuculuğunu yapar Onun atmosferine sığınarak kendisini korumaya çalışır Genellikle uç örnekler verdiğimi biliyorum Biraz da her insanın içerisinde bulunabileceği kuşkulara örnek verelim Zira insanların büyük çoğunluğu dinin ana ilkelerinden kuşkulanmazlar Ama dinin emir ve yasaklarına karşı duyarsızlardır Nefisleri ahirette hiçbir cezaya tabi tutulmayacağı, Allah’ın geniş merhameti ile kendilerinin affedileceği vesvesesi ile bunları kandırmıştır Hiçbir korku duymaksızın günahlara dalarlar Günahlara daldıkları için dini yaşantıdan da uzaklaşırlar Yani ibadetlere önem vermezler, haramları da gönül rahatlığı ile işlerler Hâlbuki sonsuz güç kudret sahibi Allah’ın engin rahmetine güvenmenin yanında Cebrail, peygamberler, hatta peygamberimiz (s a s) dahi korkudan tir tir titremişler, hayatlarında hep bu korku ile ümit üzere olmuşlardır İnsanın Allah’tan korkmaması, sadece Allah’ın rahmetine güvenmesi nefsin vesvesesi iledir Nefis bu tür bir vesvese ile çoğu insanın ebedi hayatını karartmaktadır Dine inanıp da böyle günah bataklığına dalan insanlar, kendilerini savunmak için şöyle düşünürler: ‘Allah günahları affeder Zamanında susuz bir köpeğe su içiren bir fahişeyi Allah’ın affettiğine dair bir hikâye dinlemiştim Biz de benzer bir şeyle yakayı kurtarabiliriz Kaldı ki Allah yaptığına değil, kalbine bakar Benim içim temiz…’ İşte çağımızda insanlar genellikle nefislerinin bu türde vesveselerine aldanıp ebedi hayatlarını karartmaktadırlar, kaybetmektedirler Vesvesede şeytanın rolü sanıldığı kadar büyük değildir Şeytan nefsin gölgesinden gider O şunu iyi bilir: Dökme su ile değirmen dönmez Yani nefsin kompleksine uygun olmayan vesvese işe yaramaz İç dünyada bir etkiye sahip olmaz Bunu bildikleri için nabza göre şerbet verirler Şeytanlar insanların yaşamlarını, iç dünyalarını çok iyi bilirler Kişinin komplekslerine uygun vesvese verirler Uygun vesveseyi buldukları zaman bunu örneklerle pekiştirirler Sürekli vurgu yaparlar Herkes iç dünyasında bilinçli olarak bu vesveseleri algılamasa da bilinçdışında bunlara muhataptırlar İçlerine sanki özgün bir düşünce gibi doğarlar
|
|
|
|