10-11-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mescid-İ Aksâ Daha Önce Kilisemiydi
Mescid-i Aksâ daha önce kilisemiydi
Hakkında Mescid-i Aksâ daha önce kilisemiydi
Mescid-i Aksâ daha önce kilisemiydi
KUTSAL TABUT İSTANBUL’DA MI?! “Peygamber onlara şunu da söylemişti: - Talut’un, Musa’ya verilen Tabut’u (sandığı) getirmesi padişahlığın alametidir O Tabut’da, Rabbiniz tarafından size manevi bir kuvvet ve Musa ailesiyle Harun ailesinin arkaya bıraktıkları Tevrat levhalarından arta kalanlar vardır Melekler onu taşıyacaktır Şüphesiz ki bu Tabut’un size gelmesi, peygamberin sözünün doğruluğuna delildir, eğer iman getirenlerdensiniz ” BAKARA 248 “Hz Mehdi  Beyt-ül Mukaddes'in hazinelerini, - Tabut-u Sekine'yi, Ben-i İsrail sofrası ile levhaların madenlerini, Hz Adem'in cübbesini, Hz Süleyman'ın minberinin asasını ve Allah'ın Ben-i İsrail'e gönderdiği süt kadar beyaz olan eldivenlerini - çıkaracaktır ” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s 35) MESCİD-İ AKSA GERÇEĞİ İsrail’in altını oyarak Kutsal Tabut’a ulaşmaya çalıştığı bugünkü Mescidi Aksa, Hz Süleyman döneminde de bir mescid olarak inşa edilmişti Bilindiği üzere Kuran’ı Kerim'de de bu mabed, “Mescid’i Aksa” olarak adlandırılır Oysa Kuran’ı Kerim'in vahyedildiği dönemde Mescidi Aksa'nın bugünkü şekli yoktu Bugünkü şekli Emevi halifelerinden Abdülmelik bin Mervan döneminde inşa edilmiştir Mescidi Aksa tıpkı Mescid’i Haram gibi tevhid inancı üzere inşa edilmiş ve ancak bu inanç doğrultusunda kendisinden istifade edilebilecek bir kutsal mabeddir Mekke müşrikleri de Hz İbrahim'in Allah’ın emri doğrultusunda inşa ettiği Kabe'ye sahip çıkıyorlardı ve içini putlarla doldurmuşlardı Allah’ın Resulü ve Nebisi Hz Muhammed orayı putlardan temizleyerek, inkarcıların onu sahiplenmelerinin yersiz ve anlamsız olduğunu ortaya koydu Yahudiler içlerinden çıkması ve kendilerine gelmesine rağmen Hz Süleyman'ı bir peygamber olarak dahi görmez, ona “Kral Salamon” derler Zamanla O’nun insanlara tebliğ ettiği tevhid inancından hızla uzaklaşmışlardır Haliyle meseleye ilahi dinler tarihi açısından da baktığımızda Hz Süleyman'ın inşa ettiği bir mabede sahip çıkma hakkının kendilerinde olmadığını görebiliriz Netice de bunun ne “itikadi” yönden ne de “tarihi” yönden bir geçerliliği vardır Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırma çabaları Siyonistler söz konusu iddialarından yola çıkarak Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırabilmek için yıllardan beri gizli ve açık psikolojik harp metotlarını kullanarak çalışmaktadırlar  Siyonistlerin Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırma girişimleri 1967 Haziran’ında Doğu Kudüs'ü işgal etmelerinden kısa bir süre sonra başladı 21 Ağustos 1969'da Denis Ruhan adli fanatik bir Yahudi Mescidi Aksa'yı yakma girişiminde bulundu Nisan 1980'de ünlü Yahudi terörist Meir Kahane, Mescidi Aksa'nın bir yerine bol miktarda patlayıcı madde doldurarak bunu patlatmaya teşebbüs etti 8 Nisan 1982'de fanatik bir Siyonist terör örgütünün mensupları “Kâh” diye bilinen diğer bir Siyonist terör örgütüyle işbirliği yaparak, Mescidi Aksa'nın ana girişine bol miktarda patlayıcı madde yerleştirdiler ancak bu patlayıcı madde cami görevlileri tarafından son anda patlamadan ortaya çıkarıldı Tarihler 10 Nisan 1982'yi gösterdiğinde yine Meir Kahane taraftarlarından bir grup Yahudi terörist, zorla Mescidi Aksa'ya girmek istedi Cemaatin ve cami görevlilerinin engel olması üzerine çıkan çatışmada cami korumalarından iki kişi öldürüldü 21 Mart 1983'te Mescidi Aksa'ya gizli bir yoldan girmek için tünel açıldığı tespit edildi Ancak tünel tamamlanamadan ortaya çıkarıldığı için teşebbüs başarılı olamadı 27 Şubat 1984'te bir grup silahlı Yahudi, caminin doğu tarafından Rahmet kapısının yakınından içeri girmek istedi Tecavüzü erken fark eden cami koruma görevlileri onların içeri girip bir katliam gerçekleştirmelerini önlediler 14 Ocak 1986'da Knesset üyesi bazı parlamenterler askerlerin koruması altında Mescidi Aksa'ya girmek istediler Ancak İslâmi Hareket mensubu gençler cami kapılarında barikatlar oluşturarak onların içeri girmelerini önlediler Birkaç kez girişimde bulunan parlamenterler Mescid’i Aksa'nın içine girmeyi başaramayınca geri dönmek zorunda kaldılar Fakat bu olaydan sonra cami dışında işgalci askerlerin Müslüman gençlere saldırmasıyla başlayan çatışmalarda çok sayıda genç yaralandı ŞEYTANİ PLAN: TÜNEL 8 Ekim 1990 tarihinde yine Mescidi Aksa'ya yönelik olarak gerçekleştirilen saldırıda 30 Müslüman şehid olurken, 800 Müslüman da yaralandı Tarihe "Kudüs katliamı" olarak geçen bu saldırı, Siyonist İsrail yönetiminin bazı fanatik Yahudi gruplarını kışkırtması sonucu gerçekleştirildi Bu saldırının asıl amacı ise Mescid’i Aksa'nın bazı bölümlerini yıkmak ve zaman içinde tamamını yıkabilmek için ilk adımı atmaktı 28 Eylül 2000 tarihinde de Sabra ve Şatilla kasabı Şaron, Mescidi Aksa'ya girerek Siyon mabediyle ilgili emellerin yerine getirilmesinin toplumsal alt yapısını oluşturmak istedi Ama Müslümanlar büyük bir direnişle ona engel oldular İşte bu olay Aksa İntifadası’nın kıvılcımını çakan olay oldu Siyonist işgalciler yukarıda zikredilen girişimleriyle Mescidi Aksa'ya bir zarar veremeyince bu mabedin kendiliğinden yıkılmasını sağlayabilmek için altına tünel kazdılar Buna önce arkeolojik amaçlı kazı kılıfını uydurdular Geçmişi üç bin yıl öncesine dayanan bir mabedin altında bu mabedin dayandığı temellerin dışında bir şey olmayacağı kesindi Üstelik olsa bile varlığı kesin olmayan bir şeyin ortaya çıkarılacağı iddiası varlığı kesin ve gerek itikadi, gerek tarihi yönden böylesine önemli bir binanın tehlikeye girmesine sebep olmak için gerekçe teşkil edemezdi Nitekim kazılardan bir şey çıkmayınca işgal devleti bu kez tünelin bir yeraltı geçidi olarak kullanılmak amacıyla açıldığını ileri sürdüler Oysa o bölgede hiçbir trafik yoğunluğu yokken böyle bir yeraltı geçidi açılması son derece anlamsızdı Eski Likud lideri Netanyahu'nun başbakanlığı döneminde gerçekleştirilen tünelin açılması olayı Müslümanların şiddetli tepkilerine sebep olmuş ve işgal güçleri bu tepkiye de vahşetle karşılık vererek o zaman da bir katliam gerçekleştirmişlerdi
|
|
|
|