10-11-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yabancılığın Yüreğimi Kanatıyor
Yalnızlığımın beynimi kemirip duran, yiyip bitiren sesleri içinde kayboldum 
Hayatın bir yerlerinde kayboldum  Neresi olduğunu bulamıyorum şimdi, neler beklerdik, ne isterdik, sonsuz isteklerin ucuna değemeden kayboldum 
Bilmediğimiz yollarda değil, çıkmaz sokaklara daha giremeden, hergün gidip geldiğimiz yerlerde kayboldum  
Okyanuslarda akan uçsuz bucaksız sulara daha girmeden, büyük dalgalara çarpamadan, boğulamadan, yığın yığın suların altında kalmadan, sığ sularda, sessiz, durgun denizlerde kayboldum
Yüksek dağların tepesine çıkarken, zirvelere ulaşmaya çalışırken, gökyüzüne yazılar yazmak isterken, yıldızların ardı sıra koşarken değil; daha dağın yamaçlarında kayboldum  
Derin bakan siyah gözlerin içinde, gülümseyen bir yüzde, titreten bir dokunuşta, sıcak bir tende, ateşli bir öpücükte, tatlı bir merhabada, küçücük bir el tutarken, yeni yürüyen bir bebeğin adımlarında, hasretimin, özlemimin durgun bakan gözlerinin içindeki küçük kahverengi lekede kayboldum  
Uzak ülkeler çekti beni, bilinmeyen hayatlar tanımak istedim  Toz duman, dere depe gezmek, ormanlarda, denizlerde, yollarda, çöllerde dolaşıp durmak isterken, daha kapıdan çıkamadan kayboldum 
Hiç bilmediğim, tanımadığım insanlar için atıyor yüreğim, minik bir ele uzanmak, ağlayan bir yüreği susturmak istiyorum… Onlara ulaşmaya çalışırken kendi gözyaşımın selinde kayboldum…
Zaten kaybolup gelmişim bu durduğum yere Nereydi aslı yerim benim Nerede duruyordum da buraya geliverdim Hiç bir şey hatırlamıyorum İçimdeki düğümlü özlemden başka…
Düğümler ben bilmeden kollarıma, saçlarıma, ellerime dolanmış kıpırdayamdığım bir yerdeyim… Kimin bu eller kendime başkası gibi dokunuyorum şimdi Yüzümü çizen çığlık gibi bir dokunuşla uyanıyorum Yakalıyorum o eli, tutuyorum, bakıyorum ki kendi elim… Bir ses duyuyorum sadece bir fısıltı… büyük çığlıklar, dayanılmaz gürültüler değil… Beynimdeki müziğin ilk notasında, küçük bir fısıltıda kayboldum…
alıntı
|
|
|
|