10-11-2012
|
#23
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yakilası Mektuplar
Kendimle savaşım ve duygularımla verdiğim o sayılı mücadele Sanırım bu gece sona erdi
Ve ben ilk defa demir kapıların ardında gizli güneşimin senin yüreğine doğmasına izin verdim
Hiç böyle olmamıştım ben bilmem, belki de olmuştum 
Gökyüzünü izledim bütün gün Ve ağaçları ve kuşları ve seni 
Öyle huzur dolu ve öyle mutluydum ki, içimde taşıdığım ve
ağır diye nitelendirdiğim bu sonsuz sevginin aslında beni
yenileyen tek duygu olduğunu farkettim her tebessümde
Çünkü, gözlerimde senin derinliğin, ellerimde senin sıcaklığın
ve ruhumdaki varlığınla beni sen, sadece sen yaşatıyordun 
Ve artık ağır gelmiyordu bu aşk bana Özümdeydi ve bir parçamdı
tıpkı senin gibi  Aşık olmaktan utanmadım bu gece 
Eskiden hafif derdim bu yüce duyguya, sadece hafif 
Belkide gereksiz bulurdum, bilmiyorum
Kalpte derin, koparması zor ve sürekli içerilere işleyen korkunç
bir yara olduğunu düşünürdüm aşkın Belki de doğru  Yaraydı
Ama gelişimini izlediğin ve kendi ellerinle iyileştirdiğin bir yaraydı bu
Şimdi, kalbimdeki yaranın acısı, o yürek yanması daha da büyüyor
Bu çektiğim acı, sana olan sevgimi yüceltiyor, sonsuzlaştırıyor adeta 
Bilmezdim duyguların en yücesini bu derde düşmeden önce ve
hissetmezdim hiçbir insanı böyle yüreğimde seni sevmeden önce 
Bu gece odamın duvarları haykırdı bana,
"Aptal! Bunun adı aşk " diye
Ve susturamadım kalbimin çığlıklarını  Derken gözyaşlarım
ve hıçkırıklarım bozdu gecenin bütün o güzelim sessizliğini
ve uyandırdı beni tatlı rüyamdan
Sen rüya idin, ben rüya idim ve yaşam koskocaman bir rüya
idi yalnızca  Beni sana bağlayansa gördüğüm rüyanın
en büyülü, en şehvetli anıydı sadece 
Biliyorum, sen beni hiç tanıyamayacaksın Belki, hiçbir zaman
cesaretimi toplayıp konuşamayacağım seninle;
Ama senin o büyülü sevginle yaşayacağım
Kimbilir  Belki de bir gün, bir yerde görüşmek ümidiyle 
Sonsuz Sevgiyle Kal 
Sevgiyi yüreğinden hiç ama hiç eksik etme
|
|
|
|