Konu
:
Olric Ve Efendisi'nden Sözler..
Yalnız Mesajı Göster
Olric Ve Efendisi'nden Sözler..
10-11-2012
#
35
Prof. Dr. Sinsi
Olric Ve Efendisi'nden Sözler..
Koca Bir Ömrü Harcamak Dedikleri Gerçeğin Altını
Seninle Çizdim BEN
Güçlü olmak artık beni yoruyor olric
herkese karşı dimdik olmak
arkasında durmak attığım her adımın yoruyor
Ki buralarda bilmem hangi uykunun hangi köşesinde…
beklemedeyim hiç gelmeyecek olanı
uyan olric
doÄŸrul
seni bekliyor
düş değil gerçek
seni bekliyor
yanımdaymışsın yalanına kendimi kandırırken
derdin tam orta yerine düştüğümün farkında değildim elbet
kimseye arka bahçelerimden geçen katarların ağırlığını duyurmadım
duymayın da artık beni
bir yerlerde hep yanlış yapmanın telaşlı kıpırtısını yaşıyorken
o yanlışın artık sonsuza dek düzeltilemeyeceğini bilmenin
kıstırılmışlığı ile pusuyorum bazen
uzun süre gecelere küsüyorum
uzun süre kendime küsüyorum
uzun süre kaleme
kağıda küsüyorum
hayata küsüyorum
denizin en sığ yerinden başladık yol almaya olric
ÅŸimdi kara görünmüyor gerimizde…
bugün mektuplarımı postalamak için çıktım sokağa olric
en iyi kendime yazarım ben
`kış´ dedim, `henüz gitmek için hazırlık yapmıyor´
hala (d)üşüyorum
(mart)
sen acıyı biriktirmeyi seversin olric…
sen biriktirmeyi seversin
hadi devam et ÅŸimdi …kuru yaprakları
deniz taÅŸlarını… gözyaşını… sorulamamış soruları …
senden kalan sesleri… yaÅŸanamamış paylaşılmışlıkları…
birlikte harcamak üzere kalbinde biriktirilmiÅŸ zamanları ve hüznü…
ve özlemi biriktirmeye…
siyah dedim en güzel taşıdığım renk
ve herkesin üzerinden akan renk
şimdi bunca karanlığın üstüne oturup bir mektup yazmalı ilkbahara
ve yaz´a
`hadi renklerini topla da gel´ demeli
Sen de sıcağı pek sevmezsin olric…
güz´ü severdin sende…son baharı severdin
bu yüzden mi hep sonbaharlarda sevdik biz…
sonbahar gibi hep kaynayan bir neşeyle savrulurdun hayatın içinde
yaprak yaprak… yön seçmeden…
Ben yüzüme kondurduÄŸum hüzünle boyardım her ÅŸeyi…
sen hazan yüzlüm olurdun olric…
YaÄŸmur da baÅŸladı olric…
Rüzgarın en delisi beni buluyor yine…
O an, `dünyayı karış karış dolaşsam´ diyorum kendime
Gülümsüyorsun
ne de çok yakışıyor gözlerine tebessüm…
ki gözlerin hep güler(di) senin…
şimdi Dünyayı karışlamayı unutuyorum gözlerinde
martıları da seversin sen olric…Gülümsüyorsun yine
Ne de çok yakışıyor gözlerine tebessüm…
Oysa ben bugün kendime mektuplarımı postalamak için çıkmıştım
sokaÄŸa
martılar dolan gözlerinde yitiverdim
yaÄŸmur hızlandı…rüzgar da
`kış´ dedim, `çok azimli
´
Beni hırpalamak istiyor…
az mı hırpalandım ben olric…
kapıyı vurup çıkışlarımın kar´ı dondurmadı mı beni…
daha bir buza kesmedi mi içim…
dönüşlerimdeki mora kesmiş parmaklarımı hissetmeyişim
ve yüzümde donmuş gözyaşları mı ısıtmaya çalışırken sende hep
dondun
ama ellerimde ki mektupları göremedin olric…
`Onları ÅŸimdi adreslerine doÄŸru fırlatıyorum´ dedim…
Rüzgarın yağmurun önüne savurdum bir bir
Uçtular ıslanarak
bugün kendime mektuplarımı postalamak için çıktım sokaÄŸa…
ben de takıldım köşelerine…
biliyorsun ya En güzeli senin hiç gitmeyeceğini bilmek (di) olric
çekilip içimin kuytularına her ne varsa birikmiş içeride
dökmek var aklımda yeni mektup sayfalarına…
tut beni olric… beni her ÅŸeye raÄŸmen tut…
yoksa karanlıklarda yok olacağım…
Ki AÅŸk; acıtan… kanayan yaranın yanında gözlerinin özlemi…
göz yaÅŸlarımızın tuzlu tadı…karanlığın gölgesinin ayak izi …
belki sen… belki ben…belki biz olamayışımız…
belki aÅŸk´ın korkuya galip gelemediÄŸi meydan…
Ki aşk hep sahip olduğum da hiç fark edemediğim olric!
Belki ben etiketimi serseri mayın yapıştırmışlığımdan…
belki korkusuzluÄŸumdan bir o kadar adam gibi oluÅŸumdan…
belki de sivri topuk giyip salınamayışımdan böyleyim…
içimde ki güç uzun zamandır beni havalandıramayacak kadar ışıksız…
kanatlarımsa hiç olmadı melek deÄŸilim…yada var…
olsam olsam ÅŸeytan…ama ÅŸeytanda bir melek di deÄŸil mi
kullanma kılavuzum yok sorun beklide bu olric…
yanıldığım bir gerçek
Önce bir şeyleri resmetmenin zorluğunu fark ettim
Sen ki resmedilemeyecek kadar gizlere bürünmüşsün
ne kadar kazısam hep pentimento olric
!
İçimin saklısına böyle bitimsiz bir acı yerleÅŸmiÅŸken nasıl söylemeli…
kime ne anlatmalı… kimden ummalı bir çıkış
ki Yusuf çık o kuyudan çığlıklarıyla ürperirken ruhum…
Olmayacağını bile bile
seni inadına kirletmeyen…seni büyüten…
seni allayan pullayan…
seni bir başka raftan alıp bir başka rafa koyan
ve bir türlü en uygun mekanı bulamayan…
sana ki hiçbir mekanı yakıştıramayan aşk´tı
Ben…AÅŸk belki
diyerek çıktım yola…
AÅŸk belki… her bitenle baÅŸlayandı…
Başlayamadım olric!
aşk dediğim benden doğandı
gidiÅŸimin en büyük nedeni Uzaklarına çekilip… uzaklarından bakmak…
seni yeniden doÄŸurmaktı…
Kim bilirdi ki gitmeye karar verenin…
gitmek için hangi sözün ardına gizlendiğini?
Dönmek için elbet gitmek gerekir ama sen fazla açıldın kıyından…
Çek kürekleri olric
çek kürekleri
biliyorsun ki ne kadar çeksen asla kıyılara ulaşamayacağız!
Kış yüklenmişken beyaz dallarına ağaçların
ocak´tı ÅŸubat´tı en son mart´tı…
Kış ağırlığını taşıtıyorken kalplere… buza kestiriyorken yürekleri…
bana dönük adımlarının yavaşlaması
havanın soÄŸukluÄŸundadır kandırmacasındayım…
Oysa ağırlığı veren…
içimdeki Hüznün çığlığında ellerimi sıkışımla avuçlarıma dolan kan…
acısıyla burkulan yüzümdeki göz yaÅŸları…
ve hiç bitmeyeceğini düşündüğüm karanlığın orta yeri
EÄŸer yeniden gelseydim hayata deyip kalakalıyorum…
"Eğer yeniden gelme şansım olsaydı hayata
tüm hatalarımı yeniden yaşardım" diyen şairin
dibe vurmuÅŸ umutsuzluÄŸuyla karşı karşıyayım…
Bir daha dönemeyecek olmak
bir daha baÅŸlayamayacak olmak
bir daha gelmeyecek olmak…bir dahası olmayacak olric
bir dahası hiç olmayacak
En keskin can alıcı virajlarını takipteyim şimdi dönülesi yolların
Kış hâlâ duruyor olduğu yerde
Ben duruyorum…
sen yanımdan hızla geçiyorsun uzaklara …
Oysa bilmiyorsun ben Uzaklara yollanacak bir mektubu taşıyorum içimde…
Yazılanlar çoktan yazıldı
yaşandı ve bitti olric
yazılanlar çoktan yazıldı bitti
asla yinelemeyeceÄŸiz bir daha!
Nereye gitsem yabancıyım…
ve yabancı dediÄŸim güz hep baÅŸka…hazan baÅŸka…
Havada dolanan yaÄŸmur yüklü bulutun tadı baÅŸka…
yeÅŸiline aldandığım sonbaharda solan yaprağın izi baÅŸka…
bilmiyorsun…
kaç gece intihar sehpalarına kendim vurdum tekmeyi
kaç gece giyotin altında kesildim
kaç gece namludan baktım dolunaya…
kaç gece senden bittim…uçurumundan düştüm kaç kere bilmiyorsun olric…
seni aramıyorum uzun zamandır…seni bulmuyorum…
seni yabancılaÅŸtığım… kaybettiÄŸim …
bulamadığım kendimde bile aramıyorum …
ki bulduÄŸum yerde yitirme kesinliÄŸi karşımda apaçık duruyor…
bile bile sokuyor kendini akrep…
bile bile gizli ölümlere mezar kazıyorum…
boÄŸazıma dayalı bıçağın sancısı kanadıkça biraz daha ölüyorum…
bundan sonrası hissizlik… ötesi ise silikleÅŸecek…
sus olric…
sus sonsuza kadar… ne sesini duymak istiyorum ne sessizliÄŸini
hiç bilmedin içimde kanayan sancının derinliğini
Artık hiçbir şeyine dönmeyeceğim gözlerimin ışıltısı sönmüş yüzümü
Ki seni her sabah suskunluğumla bıraksaydım
bu kadar yok olmayacak bu kadar tiz´leÅŸmeyecektin…
yürek atışlarının "dursun artık" istemiyle bakakalacaksın…
nafile
nafile
bir kere baÅŸladın mı artık "bitmek" denen kayboluyor…
sürekli baÅŸlıyorsun…
sürekli ardı ardına baÄŸlanmış ip gibi asılı kalıyorsun zamana…
dursa ne çıkar… baÅŸladı ve bitmeyecek…sadece yön deÄŸiÅŸtirecek…
görüntü deÄŸiÅŸtirecek…isim deÄŸiÅŸtirecek…renk
mekan
dil
ama bitmeyecek hiç olric…
ki her ÅŸeye bir sözleri var olric…
ben ne kadar her ÅŸeye susuyorsam
onlar o kadar her ÅŸeye çok tanıdıkmış gibi görünüyorlar…
kim olric kim …
kim sendeki senden
baÅŸka bir sen oluÅŸturmadan
seni kabul etmeyi
ta baştan kendine söylemiş
ta baÅŸtan göze alabilmiÅŸti ki…
kışın dondurucu soÄŸuÄŸu kadar dayanılmazdı zaman…
kitap raflarına kafamı gömüp aradığım asıl bulmak istediÄŸimdi…
aradığım neydi olric…
kış ki önümü kesmeyi sevdi hep…
ama ben kış´a inat bir cümleyle açtım yolları bildin hep!
ahh iÅŸte…
"hep olmayacakları mı ister insan… hep olmayacaÄŸa mı yönlendirir
yoksa olayları"
içimdekiler eylül dansından geri kalanlar ver elini olric…
aşk´ın bizi bıraktığı sahilden başlayıp bırakalım içimizdeki
tüm gereksiz cam kırıklarını…
ben elime bez bebeÄŸimi alıp oturayım cam pervazlarında…
ben uçurayım uçurtmamı…sen bilyelerini yuvarla yokuÅŸ aÅŸağı
ver elini olric
"her ÅŸey güzel olacak …buda geçecek…
sen güçlüsün" diye diye yolu yarıladık bak!
Az´ım olric
azımsanıyorum
azım sanıyorum!
gidip bir köşede biriktirme zamanım geldide geçti bile…
ki az zamanda ne ÅŸiirler biriktirmiÅŸtim içimde…
sen ÅŸiirleri bilir misin olric? Ben bildiÄŸini bilirim…
yorgunluÄŸumun kimsesizliÄŸinde titrediÄŸin her gece …
olric bir tek sendin omzunda dinlendiÄŸim
Sen ile ben olric…
öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu
ve bir ve iki ve üç olric…dönüş yok…
Sen ve ben…tükendiÄŸinde yittiÄŸinde her ÅŸey "yaÅŸandı bitti"
diyebilecek gücü ÅŸimdiden toplamalıydık…
Geç mi kaldık? Olric…
Geç kaldığımızı anlamak için bile mi çok geç kaldık yoksa
DoÄŸruya…
ne varsa beklenen
arası kapatılamayacak mesafelerce geç kaldık…
Bitmek varsa eÄŸer… geçmiÅŸi ak sayfalara kaydedecek …
silmeyecek beyaza boyayacak zaman bitti olric
Bir an da… hiç olmayacak bir zamanda…
nedir bu kalabalık bu kurtlar sofrası? Ellerinde pankartlar…
`AÅŸk bir ihtilâldir!´ – `AÅŸk bir baÅŸkalaşımdır!´ –
`AÅŸk bir yitiÅŸtir!´ – AÅŸk bir ihanettir!
Semender ateÅŸiyle etrafımı sarmışlar elini uzat olric…
uzat elini
ben kendi ihtilâlimden endiÅŸeliyim…
ben her dokunduÄŸumu inciten…
ben her uzandığımı yok edecek bir felaket kadar felaket!
AÅŸk belki… aÄŸlamaktır
aÄŸladıkça anlarsın…anladıkça aÄŸlarsın…
Nasıl da eritir göz yaşı insanı…Gel seninle bir daha aÄŸlayalım …
YaÅŸanmışlara… yaÅŸanmamışlara… bir de hiç yaÅŸanamayacaklara
AÄŸlamak güzeldir olric… aÄŸlamak ki yüreÄŸin temizlik eylemi derler…
Ama bilmezmisin cam kırıkları temizlenmiyor olric!
Her gün bir ÅŸeyler deÄŸiÅŸiyor…
ardımda Bıraktığım hiçbir ÅŸeyin bıraktığım gibi kalmadığını biliyorum…
kendimin bile o küçük şehirdeki gibi olmadığını bilmek
her defasında içimi bir parça daha acıtıyor…
kalan sadece benden ufak tefek parçalar…
çocukluÄŸumu gömmüşüm o ÅŸehre…küçük mutluluklarımı
zamansa inadına tepeleyip geçiyor her ÅŸeyi…
beni… seni… anıların her anını
zaman ilerledikçe silineceÄŸine netleÅŸiyor geçmiÅŸ…
satır araları canlanıveriyor
isimler yüz hatlarına bürünüp çıkıyorlar karşıma…
Ne desem az… ne desem çok…
ne desem boÅŸ…ne desem yersiz ve yetersiz
AÅŸk´ına vurdum başımı… iflah olmam…ben adam olmam…
ne kadar su verirsen ver…artık susuzluÄŸumu gideremezsin
ne kadar ışık tutarsan tut… artık karanlığımı ışıtamazsın
içimde hiç dinmeyen bir fısıltı olarak kalacaksın
olric!
seni kaybetmek bir daha bulamamak demekti…
geç anladım!
Şimdi gölgemize gitmeleri yerleştirip `uzak´ dedikleri yeri
hedefleyelim gel seninle Olric
seninle konuşmalıydım olric
çok çok önceleri ilk karşılaÅŸtığımda…kırılmamışken…incinmemiÅ Ÿken
henüz bu kadar yorulmamışken…
şimdi ne kadar konuşsam gözlerindeki o pus hiç gitmiyor
hiç gitmeyecek
anlıyorum…
Neden bu kadar üzgün suskunluğuna anlatıyordun acını?
neden hep denizin karşısına … aynı yalnızlığın içinde kayboluyordun?
neden hep susuyordun?
neden hep susuyorduk?
neden hep
seninle konuşmalıydım olric
ne kadar da benden olduÄŸunu anlatmalıydım…
kendini artık dinlemek zorunda olduğunu bir şekilde anlatmalıydım sana
boÅŸ boÅŸ baktığın kalabalıklardan deÄŸil… kendinden medet
o
benim evet
yani sen
ben olric, sen olric
seninle konuşmalıydım olric
zaman aktı geçti yanından… durdun hep…bir ÅŸeyler geçip giderken
senden çok ÅŸey alıp götürdüğünü bile bile durdun…
sevgililer hep gider olric
biz kalırız artakalan onlardan
ve bize bıraktıkları cam kırıkları
bir gün yarın diye bir ÅŸey olmayacak olric…
yarın´ımız bize varmadan ne mümkünse ya yapmalıyız beraberce
yada ölmeliyiz olric…ya tut elimden
yada bırak ölelim…
ki rüyalarım kabusa dönüşüp bizi kirletiyor olric…
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma olric
Düşlerin en güzelini en güzel yapan… senin duruÅŸun
bakışın
ve suskunluÄŸundu
Kendine "Yüzünü dökme küçük kız" dedirtecek kadar hazandın
Söylesene olric bu defa susma
Bir dahası olur mu düşlerin?
Şimdi Al yalnızlığımı ört üzerine olric
Belki o vakit bırakıp her ÅŸeyi…
gelirim bir yerlerden baÅŸlamak için yeniden…
evet korkularla inançsızlıklarla…kırılmışlıklarla…karşı karşıyayız…
ama bil ki korkular ille de sebepli olric
"Sevdiğini incitir insan" diyenleri haklı çıkaracak kadar acıyla
yanışım
Ne ekersen onu biçersin diyen rüzgarım sonrasındaki fırtınalarım…
Bir şiire vurulup da hiçbir şiir olamayışım
ve nerede… nasıl…
ne zaman sonlanacağını artık pek de umursamadığım…
bilemediÄŸim hayatım…
Hepsi bir "yaÅŸandı bitti" noktasının etrafında dolanıyor…
nokta gelip koyuyor sonunu…
hadi durma Al yalnızlığımı ört üzerine olric
Duruyorum
susuyorum
uzun zamandır
Birgün´ü bekliyorum sanırım…
bir gün her şey iyileşecek deyip
içimde Öyle büyük fırtınalar biriktiriyorum ki…
o fırtınaların her birinde "okkalı küfürler" çığlığıma kapılıp
kayboluyor
Yutuluyorum olric…
doğru olanı yapmak her zaman mutlu etmiyor olric
Mutlu olmak adına tüm düşüncelerimi bir kenara bırakma arzusuyla
yırtarken yazılmışları
yaşanmışlıkları ki ben mutluydum olric
mutluyduk
mutluymuÅŸum…biliyorum ki artık…
kendi istemedi mi gelmeyecek mutluluÄŸum…
sahip olmayacak hayatımıza olric
iÅŸte bu yüzden al yalnızlığımı ört üzerine…
Al yalnızlığımı olric
Giderken hiç gitmeyen… kaçarken hep beni izleyen…
her adreste karşıma çıkan sensin olric
Bak yaÄŸmur yağıyor yine… üstelik gri…
Bu aralar yağmurların rengi hep gri
Sen… yaÄŸmur ve bir bardak demli çay
birbirinize ne de çok yakışıyorsunuz…
sen çayı çok seversin olric…yaÄŸmuru da ben…
sensiz çay ısıtmıyor içimi olric…
bilmiyorsun ki
"koca bir ömrü harcamak" dedikleri gerçeğin altını seninle çizdim
ben
seni özlüyorum…yaÄŸmur içimde …hep seni özlüyorum olric
bul beni!
Çek çıkar düştüğüm kuyudan…
ki biliyorsun ben var halimle yok olma çabasındayım…
nefes aldığın her anı hayata döndürememenin telaşındayım
yazıyorum olric…okuya okuya bul beni…
ne imla
ne satır arası
ne paragraf
boÅŸluk yok olric
dopdoluyum
Buralarda kalakaldım olric
bir o kadar durgun…
Öyle bir şey işte
görüyorum ki
Benimle birlikte hiçbir ÅŸey kalakalmıyor…
zaman durmuyor insanlar durmuyor
Rüzgar esiyor yine…sular akıyor…
saat inadına tik tak
akÅŸam oluyor… sabah oluyor…
ağaçlar bir döküyor yapraklarını bir çiçek açıyor
ben hariç Hiçbir şey kalakalmıyor olric
Hüzne bulanmadan yaşanmıyor ki olric
İlk açılan yaranın bir daha kapanmayacağını…
ilk kopan fırtınanın ömür boyu dinmeyeceÄŸini…
hep ilk olanın ne varsa aniden değiştirivereceğini
nereden bilebilirdin ki olric
Åžehirler deÄŸiÅŸtiriyorum…olric…
"içimden şehirler geçiyor sen her durakda duruyor inmiyorsun"lara
takılıp kalıyorum…
Åžehirler deÄŸiÅŸiyor olric… ben deÄŸiÅŸiyorum…
deÄŸiÅŸtikçe kanıyorum…
dünya da değişiyor ya
Bir… yaÅŸanmışlıklar olduÄŸu gibi duruyor iÅŸte
"Sen yok desen de
ay dolunay iÅŸte
"
ve ben vazgeçip her şeyden
hayatlardan bir gölge gibi çekiliyorum uzaklara
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul