|
Prof. Dr. Sinsi
|
Selçuklu Sultanları
2 Süleyman Han
Osmanlı Sultanlarının yirmincisi ve islam halifelerinin seksen beşincisi Şehzadeliğinde mükemmel tahsil ve terbiye gördü Kardeşi Sultan dördüncü Mehmed Han zamanında sarayda hususi hocalardan ders aldı Dördüncü Mehmed Han’ın tahttan indirilmesi üzerine, 8 Kasım 1687′de Osmanlı Sultanı oldu
Sultan ikinci Süleyman Han, tahta çıktığı zaman, Osmanlı ordularında Viyana bozgunu ile başlayan çözülme ve toprak kaybı devam ediyordu Venedik, Mora yarımadasını işgal etmiş; Avusturya vişegrad, Uyvar ve Estergon’un ardından 160 yıllık Türk yurdu Budin’e girmişti Ayrıca Macaristan’da Türk hakimiyeti sona ermek üzere idi Devletin düştüğü mağlubiyetler hazine geliri üzerinde olumsuz te’sirler yapıyor ve Anadoluda’ki eşkiyalık hareketlerini körüklüyordu Avusturya cephesi serdarı Yeğen Osman Paşa bir asi lideri gibi Rumeli’de yolsuzluk yapıyor, zorla usûlsüz vergiler topluyordu Nihayet 8 Eylül 1688′de Belgrad da düştü
Devlet içindeki karışıklıklar ve Macaristan’ın elden çıkarak, Belgrad’ın düşmesi Sultan ikinci Süleyman Han’ı çok üzdü Emir dinlemeyen ve pek çok kalenin düşmesine sebep olan Osman Paşa’nın katline fetva verildi Avusturya cephesi serdarlığına Recep Paşa tayin edildi Padişah, sağlığının elvermemesine askeri teşvik için ordunun başında Edirne’den Sofya’ya kadar geldi ve harekâtı bizzat buradan idâre etmeye başladı
1689′da Kırım’a saldıran Rus kuvvetlerini Selim Giray Han az bir kuvvetle dağıtarak perişan etti ve ağır kayıplar verdirdi Vidin muhâfızı Sarı Hüseyin Paşa, Tuna kenarında Gladova ve Orsova kalelerini düşmandan geri aldı, Vişegrad’ı muhasara eden oniki bin kişilik Avusturya kuvveti bozguna uğratıldı 1689 yılında Fazıl Mustafa Paşa’nın sadarete getirilmesinin ordu üzerindeki te’siri çok müspet oldu Mustafa Paşa ilk iş olarak bir adâletnâme neşrederek memleketin umûmi ahvâlini yoluna koydu Aldığı acil tedbirlerle hazineye yıllık 4000 kese fazka para sağladı Yeniçeri ocağını yoklatıp ulûfeye müstehak olmayanların isimlerini sildirdi Orduyu disiplinli ve intizamlı bir hâle getirdi Fazıl Mustafa Paşa, 1690 yılında Edirne’den hareketle çıktığı Avusturya seferinde düşman kuvvetlerini mağlup ederek şehirköy, Musa palangası ve Niş şehrini aldı Osmanlı Devleti’nin batıda en önemli serhad kalesi olan Belgrad’ı altı günlük bir kuşatmadan sonra fethetti Bu zaferler Osmanlı ülkesinde büyük sevince vesile oldu
Hastalığı sebebiyle Davud Paşa kışlasına kadar araba ile gelen Süleyman Han, burada Fazıl Mustafa Paşa’yı huzuruna kabul edip; ” Hoş geldin Berhudar ol, yüzün ak, kılıcın berrak, ekmeğin sana helal olsun, arzum üzere hizmet eyledin Seleflerinden birine böyle ulu bir gaza müyesser olmadı ” dedikten sonra ordu erkanının önünde samur erkan kürkünü sadrazama giydirdi Belinden çıkardığı hamçeri beline ve bir kıt’a murassa pençe sorgucu da başına taktıktan sonra; “Ben mükafat vermeye kadir değilim Allahü teala iki cihanda yüzünü ak etsin ” diye duada bulundu
Bu sırada Mora Serdarı Koca Halil Paşa da, Venediklilerin elinde bulunan Avlonya’yı otuzbir günlük bir muhasaradan sonra ele geçirmişti 13 Mayıs 1691′de Sancak-ı Şerifi tekrar Fazıl Mustafa Paşa’ya vererek Avusturya seferine düa ile yolcu eden İkinci Süleyman Han, bir müddet sonra İstanbula yakın Yonca çeşme mevkıinde vefat etti (22 Haziran 1691/26 Ramazan 1102) İki gün sonra Süleymâniye’ye getirilip, Sultan Süleyman kabrinin sağ tarafına defnedildi
İkinci Süleyman Han, kadirşinas, halim, cömert ve temkinli bir padişahtı Fakir, muhtaç ve ihtiyaç sahiplerine pek çok ihsanlarda bulunurdu Saltanat müddeti iç ve dış gailelerle geçti Bilhassa, Avusturya karşısında alınan mağlubiyetler dolayısıyla, herkesin Rumeli elden çıkıyor diye Anadolu‘ya çekildiği sırada, muktedir devlet adamı Köprülüzade Fazıl Mustafa Paşa’yı iş başına getirerek, kaybedilen yerleri devlete tekrar kazandırdı Memleket içerisinde imar faaliyetleri ile de ilgilenen Süleyman Han, Fener kulesi ile İzmir’de Cami inşa ettirdi
2 Ahmed Han
Osmanlı Sultanlarının yirmibirincisi ve islam halifelerinin seksenaltıncısı Sultan İbrahim Han’ın üçüncü oğludur 1643 de Edirne’de dünyaya geldi İyi bir tahsil gördü Arabi ve Farisi’yi mükemmel bir şekilde öğrendi Braderi ikinci Süleyman’ın yerine 21 Haziran 1691 de tahta çıktığı zaman 49 yaşında idi İkinci Ahmed Han’ın cülusu sırasında Osmanlı Devleti, İkinci Viyana muhasarasını takib eden harplerle meşguldü
Sultan ikinci Ahmed Han, tahta çıktıktan sonra ilk olarak; Avusturya üzerine giden Serdar Fazıl Mustafa Paşa’ya ferman göndererek sadaretinin ve seferin devamını diledi Fazıl Mustafa Paşa, 20 Temmuzda Belgrada’a ulaşan Osmanlı Ordusunu, Kırım kuvvetlerinin gelmesini beklemeden ve harp meclisinin kararına aykırı olarak Petervaradin önlerinde bulunan Avusturya Ordusu üzerine sürdü Tisa suyunun Tuna’ya karıştığı Salankamen mevkıinde, şiddetli geçen harbin ilk anlarında Osmanlı Ordusu üstün durumda iken serdarın vurularak şehid düşmesi üzerine, vaziyet Osmanlılar aleyhine döndü Böylece Salankamen savaşı kaybedil- di Bu savaşta tarihçilerin; alim, dindar, alicenap, vakur ve adil bir kimse olarak vasıflandırdıkları, iyi bir devlet adamı ve komutan olan Fazıl Mustafa Paşa’nın şehid düşmesi, Osmanlılar için en büyük kayıp olmuştur
Salankamen hezimetinden sonra, Lipva ve Varat kaleleri Avusturyalılar tarafından işgal olundu Durumu müsait gören Lehistan kuvvetleri kameniçe kalesini muhasara edip, İsakçı civarına kadar geldiler Ancak serdar Kahraman Paşa tarafından boz- guna uğratıldılar Venedikli vali Morosini Girit’e asker çıkarıp, Hanya kalesini muhasara etti ise de İsmail Paşa’nın kahramanca müdafaası sayesinde adadan ayrılmak zorunda kaldı
1693 yılında Avusturyalılar Erdel üzerinden Eflak ve Boğdan’a tekrar taarruza başladılar Yanova’yı işgal eden düşman kuvvetleri, Belgrad’ı muhasara ettiler Ancak sadrazam Bozoklu Mustafa Paşa sür’atle gelerek Yanova’yı aldı ve ve Belgrad’ı muhasaradan kurtardı Osmanlı Ordusunun kısmi başarılarına rağmen Avusturyalıların taarruzları bitmek bilmiyordu Osmanlıların toparlanmasına fırsat vermek istemeyen venedikliler de devamlı saldırı halinde idiler Nitekim Serdar-ı Ekremin Varadin muhasarasında olduğu bir sırada Malta, Floransa ve papalık filolarından müteşekkil bir Venedik donanması Sakız adasını işgal etti Bu haber Sultan İkinci Ahmed Han’ı çok müteessir etti Padişah bu üzüntüsünü vezir-i azam Sürmeli Ali Paşa’ya gönderdiği hatt-ı hümayunda ” Mademki Sakız düşman elindedir, bütün Engürüs(Macaristan) memleketini feth etsen makbulüm değildir” diyerek bildirdi Ayrıca sadrazam Edirne’ye gelince;” Eğer bu kış Sakız geri alınmazsa, bütün reisleri katlederim” diyerek emrini bildirdi
Bu emir üzerine 1695 yılı ilk günlerinde İstanbul’dan hareket eden Osmanlı donanması kalyonlar kaptanı Mezemorta Hüseyin Paşa’nın büyük kahramanlığı sayesinde Sakız boğazındaki Koyun adaları mevkıinde Venedik donanmasına büyük zayiat verdirdi Venedikli amiral, gemisiyle birlikte sulara gömüldü Koyun adaları zaferinden sonra, Türk donanması Sakız’a asker çıkarıp adayı kolayca ele geçirdi Ancak Sultan İkinci Ahmed Han Sakız’ın fetih haberini alamadan elliiki yaşında Edirne’de hayata gözlerini yumdu (6 Şubat 1695)
Çok merhametli ve vatanperver olan İkinci Ahmed Han, hasta olduğu zamanlarda bile, devlet işlerinden asla el çekmezdi Haftada iki gün yapılan divan toplantılarını dörde çıkardı Toplantıları bizzat takibeder, bir hata yapınca düzeltmekten çekinmezdi Zaman zaman kıyafetini değiştirerek halk arasında dolaşır, insanların dertlerini sabırla dinler, çare bulunması için gerekli yerle- re emir verirdi İslamiyete hizmet hususunda derin bir mes’uliyet hissi içinde hareket ederdi Tahta çıktığı zaman söylediği; “Ben saltanata talib değildim Allahu teala fazl-u kereminden bu aciz kuluna nasib eyledi Bu nimetin şükrünü eda edemem” şeklindeki sözleri onun nasıl manevi bir mes’uliyetle devlet reisliğini kabul ettiğini anlatmakta ve milletine hizmet duygusunun derinliğini göstermektedir
Sultan ikinci Ahmed Han, bir mes’ele hakkında uzun uzn düşündükten ve bilenlerle istişare ettikten sonra karar verirdi San’atkarları korur, onlara değer verir, daha iyiye ve daha güzele yönelmeleri için çalışırdı Hattat olup hattı güzeldi Kur’an-ı Kerimlerin yanında başka kitabları da yazarak çoğaltırdı Aynı zamanda şair olan Sultan Ahmed Han’ın kabri Kanuni Sultan Süleyman türbesi içerisindedir
2 Mustafa Han
Osmanlı sultanlarının yirmi ikincisi ve islam halifelerinin seksen yedincisi 5 haziran 1664′de İstanbulda doğdu Küçük yaştan itibaren devrin en iyi alimlerinden tahsil ve terbiye gördü Ayrıca devlet idareseni ve harp oyunlarını çok iyi öğrendi Amcası İkinci Ahmed Han’ın 6 Şubat 1695′de vefatı üzerine 31 yaşında tahta çıktı Genç Padişah gayretli ve vatan sevgisiyle do- lu idi nitekim yayınladığı ilk hatt-ı humayunda “Zevk ü safa ve rahatı kendümüze haram eylemişüzdür” diyordu
Sultan Mustafa, ceddi Kanuni Sultan Süleyman gibi bizzat ordusunun başında sefere çıkmak istiyordu Devlet adamları Sultan‘ın sefere çıkması halinde büyük masraflar gerekeceğini ve kazara bir yenilgi halinde de adının mağlup bir hükümdara çıkacağını bildirdiler Bunun üzerine Sultan Mustafa; ” Bana hazine lazım değil Kuru ekmek yerim Vucudumu din uğruna feda ederim Her ne denlü meşakkat arz olınsa, sabr ve tahammül ederim Hizmet-i ibadullah (halka hizmet tamama ermeyince seferden dönmem” diyerek kesin kararını bildirdi Nihayet 30 Ağustos 1695 günü Mustafa Han halkın da zafer duaları arasında Avusturya işgalindeki Macaristan’ı kurtarmak için ilk sefrine çıktı 9 Eylül günü Lipva kalesini alındı 22 Eylül’de Lagos kalesi yakınında Temes suyu kenarında bulunan Avusturya ordusunu bozguna uğrattı Lagos Osmanlıların eline geçti Bu arada ordunun ikinci bir koluda Sabeş kalesini zabtetti Mevsimin ilerlemesiyle Mustafa Her ordunun başında İstanbul’a döndü halk bu büyük zafer için şenlikler yaptı
Padişah, Avusturya üzrine ikinci seferine 20 Nisan 1696′da çıktı Osmanlı ordusu Belgrad’a vardığında düşman kuvvetlerinin Temeşvar-ı muhasara altına aldığı haberi geldi Bu cihet üzerinde yol alan Osmanlı ordusu, düşmanı Olaş suyu kenarınd yakaladı Yapılan muharebede Avusturyalılar mağlup ve perişan oldu Kumandaları savaş alanında öldü Padişah İstanbul’a döndüğünde, Andros önlerinde venedik donanmasına büyük zaviat verdiren Mezemorta Hüseyin Paşa, bütün toplarını ateşleyerek kendisini selamlıyordu
Muzaffer padişah, Avusturya’ya son ve kesin bir darbenin vurulması için yeniş bir seferin luzumunainanıyordu Ancak 17 Haziran 1677′de bu maksatla çıkılan sefer, sadrazam Elmas mehmed Paşa ile temeşvar muhafızı Koca Cafer paş’nın padişah’ı yanlış yola sevketmeleri Zente bozgununa sebep oldu Bu sorada Venedik, Rusya ve Lehistan birlikleri de saldırıya geçtiler Padişah sulh istemek zorunda aldı Uzun görüşmelerin sonunda imzalanan karlofça antlaşmasıyla (1699) Erdel ve Mcaristan’ın büyük bölümü Osmanlılar elinden çıktı Azak kalesi Ruslara bırakıldı Kamanice, Ukranya be Podolya eyaletlerinin ise lehistan aldı Bu geniş toprak parçalarının Osmanlılar elinden çıkmasının izleri pek derin oldu Osmanlılarının adil idaresininden ayrılmak istemeyen 1400 macar ailesi göz yaş- ları içerisinde Türk topraklarına Hicret ettiler
Sultan Mustafa Han, Karlofça antlaşmasından sonra askeri ve mali teşkilatlarla ıslahat hareketlerine girişti Donanmada çektiri usulünün kullanılması terk edilerek kalyon sistemine geçildi Bilhassa Mezemota Hüseyin Paşa’nın kapdan-ı deryalık döneminde yaptığı çalışmalar ile kısa bir sürede kalyon miktarı 40′a ulaştı Ayrıca bahriyenin ıslahı ve ihtiyaçlarının giderilmesi için bir kanunname ilan edildi Buna göre deniz ümerasının bahriyeden yetişme kimselerdem seçilmesi esası getiriliyordu Diger taraftan kapıkulu ocakları arasında yapılan ıslahatlar yeniçeri ve sipahilerin hoşlarına gitmedi Bazı devlet adamlarının tahriki ile başlayan ayaklanma sonunda Sultam Mustafa Han 22 Agustos 1703′de tahttan indirildi Saraya geldiğinde kapıda kendisini feryad ederek karşılayan Valide Sultan‘ın elini öptükten sonra; “Kul beni tahttan indirmişler, yerine karındaşım Sultan Ahmed’i padişah eylemişler; Allah mubarek eyleye,evladlarım kendisine Allah emaneti olsun”sözleriyle kendisine ayrılan özel daireye çekildi Mustafa Han, hizmetleri ortada iken karşılaştığı bu durumdan dolayı çok mütessir oldu istiska hastalığında da muzdarip bulunan Sultan, nihayet 20 Aralık 1703′de vefat etti Yeni Camii’deki türbede babasının ayak ucuna defnedildi
Dokuz seneye yakın Osmanlı sultanlığı yapan İkinci Mustafa Han, muktedie,gayretli,vatanperver,çalışkan ve değerli bir padişahtı Orduların başında sefere giden son Osmanlı sultanıdır Alimlere ve hocasına karşı hürmeti çok fazla idi Edebiyata meralı olup “Meftuni” ve “ikbali” mahlasıyla şiirler yazmıştır
1 Abdülhamid Han
Osmanlı Padişahlarının yirmi yedincisi ve İslam halifelerinin doksan ikincisi 20 Mart 1725 yılı Topkapı Sarayında dünyay geldi Küçük yaştan itibaren zamanın büyük alimleri tarafında ilim öğretildi Akıllı,zeki,ileri görüşlü, kültürlü,gayretli bir şehzade olan Abdülhamid, agabeyi Sultan üçüncü Mustafa Han’ın 21 Ocak 1774′de vefatı üzerine 49 yaşında Osmanlı tahtına oturdu
Osmanlı devleti en buhranlı devresinde tahta çıkan Abdülhamid Han, Rus harbini kardeşi üçüncü Mustafa gibi en az zararla kapatmayı düşünüyordu Gerçektende altı yıl boyunca devam etmekte olan Rus savaşı Osmanlı devleti’nin aleyhine olarak gelişiyordu Neticede Sultan Abdülhamid Han, Küçük Kaynarca Andlaşması ile Kırım’ın Osmanlı Devleti’nden ayrılması,Rusların Karadeniz’de donanma bulundurmaları ve ortodoks koruyuculuğunu yapmaları şartlarını kabul etmek mecburiyetinde kaldı Bu muâhedenin en agır maddelerinde biri Kırım’ın Rusya’nın müdâhelesine açık bırkılması idi Bu sebeple Ruaya ile her an sulh döneminin bozulabileceğini hesaplayan Sultan Abdülhamid Han, bilhassa kapı kulu ocaklarının ıslâhı için harekete geçti Fransa’dan mühendisler getirtti Mühendishâne-i bahr-i hümâyunu (Devlet Deniz Mühendishanesi’ni) kurdurdu Sürat topçuları ocağı geliştirildi
Bu arada Rus muhâberesindeki karşılıklardan isfade ile Anadolu, Mısır, Hicaz ve Şam’da çıkan isyanları bastırdı İran kuvvetlerini hudud tecavüzleri üzerine başlayan savaşlar Osmanlıları’ın zaferiyle sonuçlandı Basra ele geçirildi Rus tehlikesine karşı Soğucak ve Anapa kaleleri tahkîm edildi Öte yandan 1784′de Rusya Kırım’daki hanlık Çekişmlerini fırsat bilerek bu ülkeye girdi ve binlerce müslüman ve Türk‘ü katlettikten sonra ilhak ettiğini bidirdi Her Osmanlı gazasına koşan ve;
Râyete meylederiz kamet-i dilcû yerine,
Tûğa dil bağlamışız kâkül-i hoş-bû yerine,
Olmuşuz cân ile billah Gazâyi teşne,
Kanını düşmen-i dinin dökeriz su yerine
diyen kırımlıların asil ve kahraman sesleri kısılmış, Rusların hanlığı ilhak etmeleri Türkler için unutulmaz bir ıstırap kaynağı olmuştu Bütün nüfusu Türk olan hanlığın kaybı Macaristan ve Orta Avrupa’nın gidişine benzemiyordu Nitekim bu oldu bittiye tahammül edemeyen Abdülhamid Han, 1787′de Rusya’ya harb ilan etti Ancak Ruslar’ın Avusturya’yı da savaşa ikna etmesi, Osmanlı Devleti’ni iki cephede savaşmaya mecbur bıraktı Serdar Koca Yusuf Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, sebeş’de Avusturya kuvvetlerini bozguna uğrattı Buna karşılık Rus cephesinde komutanlar arasındaki rekabetler, bozguna zemin hazırladı Ruslar Yaş ve Hotin kalelerinden sonra Özi’ye de girdiler ve burada tarihte eşine az rastlanan bir katliam yaptılar
Nitekim Sultan Birinci Abdülhamid Han kendisine sadrazam tarafından gönderilen Özi Kalesi ile ilgili raporun okunması sırasında yapılan mezalimi dinlerken ” Potemkin nam moskof prensi, kalede mevcud yirmibeş bin müslümanı bila istisna katleylemiş, çocuk, yaşlı, hamile, emzikli demeden cümlesini şehid eylemiştir ” cümlesine gelince, üzüntüsünden felç geçirerek vefat etti (28 Mart 1789) Eminönü Bahçekapısındaki türbesine defn edildi
Sultan Birinci Abdülhamid Han, yaptığı her işte Allah rızasını arar, kalbi islam için çarpardı Devlet idaresinden boş kalan zamanlarını namaz kılarak cenâb-ı Hakk’ı zikr ile geçirir, elinden Kur’an-ı Kerîm’i düşürmezdi Peygamber efendimiz ve Ehl-i Beyt’ini çok severdi Bunun için Mekke ve Medine’ye hizmete, özel bir itinâ gösterirdi Diğer Osmanlı Sultanları gibi tebeasına karşı kalbi şefkatle ve merhametle dolu idi Pek çok imar faaliyetlerinde bulundu Annesi Rabia Sultan‘ın ruhu için 1778′de Beylerbeyi’nde bir cami, muvakkıthane, hamam ve sıbyan mektebi, Medine-i Münevvere’de medrese, Emirgan’da cami, Eminönün’de büyük bir imaret, çeşme, sebil, sıbyan mektebi, medrese, türbe ve bir kütübhane inşâ ettirdi Türbesinde sandukanın kuzey tarafında bulunan duvar içinde bir mermer üzerinde Peygamber efendimizin kadem-i şerifleri ( Mübarek ayak izleri) bulunmaktadır
3 Selim Han
Osmanlı sultanlarının yirmi sekizincisi ve İslam halifelerinin doksan üçüncüsü 24 Aralık 1761′ de Topkapı Sarayı’n da doğdu Şehzadeliğin de, en değerli hocalar elinde mükemmel bir eğitim ve öğretim görerek yetiştirildi Yüksek din ve fen ilimleri, Arapça ve Farsçayı öğrendi Amcası Birinci Abdülhamid devrinde hükümdarlık sırasının kendisine de geleceğini düşünerek, Avrupa devletlerinin siyasetini, idari ve askeri eşkilatlarını öğrenmeye çalıştı Amcasının vefatı üzerine 28 Mart 1789′ da tahta çıktı
Üçüncü Selim Han’ ın hükümdar olduğu sırada Osmanlı-Rus ve Avusturya harpleri devam etmekteydi Bilhassa Kırım’ ın Moskof işgaline düşmesi dolayısıyla Selim Han çok üzülüyordu Hazmedemediği bu durumu bir an önce düzeltmek istiyordu Nitekim onun şiirlerinde:
Yüzüm tuttum cenab-ı Kibriya’ ya
Resul’ ün zikrin aldım ibtidaya
Gidelüm ceyş-i küffara gazaya
Bizim bu memleket kalsun mu böyle!
Olaydım ölmeden bir kez seferber,
Hüda emriyle olursak muzaffer,
İnayet etmez mi Halik-i ruz-i mahşer,
Kalalım mı kılıç altında böyle---şeklindeki feryatları vatanın kaybı üzerinde ne derece hassas düşündüğünü göstermektedir O düşmana haddini bildirmeden ve ecdadının ahını yerde bırakmadan Allah‘ ın canını almasını ve devletin kuvvet bulmasını niyaz eder
Cephedeki serdarlara fermanlar göndererek düşmana karşı cansiperane mücadele edilmesini ve Kırım’ dan çıkarılmasını istedi Buna karşılık Osmanlı ordusunun Rusya ve Avusturya cephelerinde bozgun durumda bulunması sebebiyle sadrazam Padişah’ a “Askerde cenk edecek hal yoktur” diye cevap verdi Bu haber üzerine daha da kederlenen Sultan; “Ban kan ağlıyorum” dedikten sonra, gece gündüz uğraşarak gönderdiği bunca askerin ne olduğunu sorar Lakin bu ordu ile zafer kazanılmasının mümkün olmadığını anlayan Selim Han, Avusturya ile 1791′ de Ziştov, Rusya ile de 1972′ de Yaş muahedelerini imzaladı
Bu sırada Avrupa’ nın ve hususiyle komşularının Fransa ihtilali ile meşgul olmalarını fırsat bilen Selim Han, derhal ıslahat teşebbüslerine girişti Devlet adamlarının ıslahat hakkındaki fikirlerini raporlar halinde aldı Bir komisyon kurarak ıslahat programını hazırlattı Bu programda askeri ıslahatın yanısıra, mülki, idari, ticari, ictimai ve siyasi ıslahatlar da yer alıyordu Bu programa bağlı olarak 24 Temmuz 1793′ de Bostancı ocağına bağlı, modern tarzda Nizam-ı cedid adıyla yeni bir ordu kurdu Irdunun teknik sınıfları takviye edilerek , humbaracı, topçu ocakları için yeni kanunlar yapıldı Avusturya, Fransa, Prusya ve İngiltere merkezlerine gönderilen elçiler, bulundukları memleketlerin her türlü ilerlemeleri ve gelişmeleri hakkında bilgiler toplayarak İstanbul’ a rapor edeceklerdi
Selim Han geceli gündüzlü çalışma ile kısa bir sürede gerçekleştirdiği ıslahatların neticelerini görmeye başladı Mısır’ ı işgal eden Napolyon’ un 17 Mart 1799′ da Akka kuşatması nizam-ı cedid ordusu tarafından kırıldı Akka önünde ağır bir bozguna uğrayan Napolyon, 22 Ağustos 1799′ da Mısır’ı da terketmek zorunda kaldı 1803′ de Arabistan’ da ortaya çıkan vehhabi isyanı bastırıldı 1805′ de Fransız ihtilalinin etkisiyle Rumeli’ de başgösteren isyan hareketleri Abdurrahman Paşa komutasındaki Nizam-ı cedid askeri tarafından kısa bir sürede bastırıldı Bu olayları fırsat bilen Rusya, Osmanlı Devleti’ nin içişlerine karşmaya başladı Osmanlı topraklarına girerek Hotin, Bender, Kili ve Akkerman’ ı ele geçirdi İngilizler Mısır’ a saldırdı Fakat disiplinli ve kudretli yeni Osmanlı orduları, İngiliz ve Ruslara her cephede üstünlük kurdular
Osmanlı ordusu cephede başarılar elde ederken, İstanbul’ da Nizam-ı Cedid düşmanları harekete geçti Fransa ve İngiltere’ nin de etkisi ile Osmanlı devlet adamlarının bazısı da olayları kışkırttı Aleyhte büyük bir isyanın başlaması üzerine üçüncü Selim Han Nizam-ı Cedid ıslahatlarını kaldırdığını açıkladı Ancak bununla yetinmeyen isyancılar Nizam-ı Cedid taraftarı devlet adamlarını şehid ettikleri gibi, Selim Han’ ı da tahttan indirdiler (29 Temmuz 1808) Ruscuk yaranı Alemdar Mustafa Paşa kuvvetleriyle gelerek Selim Han’ ı tekrar tahta çıkarmak için harekete geçti ise de, daha önce davranan asiler, Sultan‘ ı şehid ettiler (28 Temmuz 1808) Laleli Camii yanında babası üçüncü Mustafa Han’ ın türbesine defne edildi
Selim Han saltanatı müddetince içte ve dışta düşmanlarıyla mücadele etmesine rağmen , ülke imar edilip fazla toprak kaybı olmadı Başlattığı ıslahat hareketlerinin tam meyvelerini toplayacağı sırada şehid edildi Üsküder’ da Selimiye ve Çiçekçi Camii, Selimiye Kışlası ve Heybeliada’ da Bahriye mektebini yaptırdı Şair ve hattat olup, şiirlerinde İlhami mahlası kullanırdı
4 Mustafa Han
Osmanlı sultanlarının yirmi dokuzuncusu ve İslam Halifelerinin doksan dördüncüsü 8 Eylül 1779 tarihinde Aişe Sineperver Valide Sultan’dan doğdu Şehzadeliğinde yüksek din ve fen bilgileri öğretilerek yetiştirildi Amcası Sultan Selim Han’ın ıslahat fikirlerine karşı çıkan bazı devlet adamları yeniçerileri tahrik ettiler Neticede Kabakçı Mustafa’nın sevk ve idaresinde ayaklanan yamaklar, Selim Han’ı tahttan indirerek şehzade Mustafa’yı sultan ilan ettiler (29 Mayıs 1807)
Devlet idaresini ele geçiren asiler, Nizam-ı cedid kuvvetlerini dağıttılar İsyanın teşvikçisi köse Musa Paşa Sultan Selim taraftarlarını birer birer ortadan kaldırdı İstanbul’daki isyan, Rus cephesindeki ordunun disiplinini de bozdu Orduda bulunan Selim Han taraftarlar, Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşanın yanına sığındılar Bu hadiseler üzerine Mustafa Han sadrazam Hilmi Paşa’yı azlederek yerine Çelebi Mustafa Paşa’yı sadarete getirdi Osmanlı Ordusundaki bu karışıklıktan faydalanan Ruslar, Eflak ve Boğdan’da bazı kaleleri ele geçirdiler Ancak bu sırada Ruslar’ın Fransa imparatoru Napoleon karşısında zor durumda kalmaları, barış istemelerine sebep oldu 20 Ağustos 1807′de yapılan mütarekeye göre Ruslar, Eflak,Boğdan ve diğer zaptettiği yerleri tahliye ederek çekilecekti
Dördüncü Mustafa Han, Rusya ile yapılan mütarekeden sonra, İstanbul’da asayişi sağlayabilmek için harekete geçti Bu sırada asiler işi çığırından çıkararak halkın mallarınıyağmalamaya, yeniçeriler de her işe karışmaya başlamışlardı Mustafa Han öncelikle asilerin bir kısmını çeşitli bahane ve vazifelerle saraydan uzaklaştırdı Ancak zorbaları tamamen sindirebilmek için büyük bir güce ihtiyaç vardı Bunun için Alemdar Mustafa Paşa’nın İstanbul’a gelmesi istendi Kendisine sadık 16 bin kişilik kuvvetle harekete geçen Alemdar, öncelikle boğaz nazırlığı yapmakta olan Kabakçı Mustafa’yı öldürterek kafasını sadrazaama yolladı Kabakçı’nın öldürülmesi, saray erkanı ve yeniçeriler arasında büyük telaşa sebep oldu Daha sonra İstanbul’a giren Alemdar, zorbaları ortadan kaldırmaya ve fesatçıları sürmeye başladı Bu sırada Alemdar’ın tarafdarları Sultan Selim Han’ı tekrar tahta çıkarmaları için tahrike başladılar Bunu sezen sadrazam Çelebi Mustafa Paşa, kendisinden İstanbul’u terketmesini istedi Buna karşılık Alemdar Mustafa Paşa 28 Temmuz günü onbeş binden fazla askeri ile Bab-ı Ali’yi bastı Sadrazamdan mührünü aldı Ancak Selim’in yeniden tahta çıkması halinde kendilerini öldürteceğinden korkan asiler ve bazı devlet adamları, padişahtan Üçüncü Selim ve Şehzade Mahmud’un öldürülmeleri için ferman çıkarttırdılar Nitekim zorla saraya giren Alemdar, Selim Han’ın hançer darbeleriyle şehid edilmiş cesedi ile karşılaştı Hizmetkarlarının yardımı sayesinde kurtulan şehzade Mahmud’ Padişah ilan etti (28 Temmuz 1808) Mustafa Han ise, Topkapı sarayına yerleştirildi
Mustafa Han, zeki ve tedbirli olmasına rağmen, Üçüncü Selim Han’ın tahttan indirilmesi ve başlatmış olduğu ısla- hatların feci akıbeti neticesinde tahta çıkarıldığından, isyancıların etkisinde kaldı Yeniçerilerin tamamen zorba bir gü- ruh olmaları sebebiyle isyancıları cezalandıracak bir kuvveti yanında bulamadı Bu sebepşe onların isteklerine boyun eğmek zorunda kaldı Daha sonra asileri sindirmek üzere çağırdığı Alemdar Mustafa Paşanın, Selim Han’ı tekrar tahta çıkarma teşebbüsü, Mustafa Han’ın aleyhte hareketine sebep olsu İkinci Mahmud Han’ın saltanatı döneminden ve ıslahatlarından memnun olmayan bazı devlet adamları, yeniçerileri tahrik ettiler Ayrıca kendilerine yakın gördükleri Dördüncü Mustafa’yı tahta geçirmek için harekete geçtiler Bu durum şeyhülislam’ın verdiği fetva üzerine Mustafa Han’ın öldürülmesine yol açtı Mustafa Han’ın cenazesi merasim ile kaldırılarak, Bahçe kapısında babası Birinci Abdülhamid’in türbesine defnedildi Saltanat müddeti bir sene iki ay olup, ölümünde yaşı otuz idi
2 Mahmud Han
Osmanlı sultanlarının otuzuncusu ve islam halifelerinin doksan beşincisi 20 Temmuz 1786′da İstanbul’da doğdu Küçük yaştan itibaren yüksek din ve fen ilimlerini, devrin kıymetli alimlerinden öğrendi Amcası Üçüncü Selim Han onun yetişmesine çok itina göstererek, modern askeri ve teknik bilgilerle devlet idaresini iyi bir şekilde öğrnmesini sağladı Tahttan indirildikten sonra da yeğeni Mahmud‘la sık sık görüşerek , ona tavsiyelerde bulundu 28 Temmuz 1808′de Alemdar Mustafa Paşa vak’ası Üzerine Osmanlı tahtına çıktı
Alemdar Mustafa Paşa’yı sadrazamlığa getiren Mahmud Han, öncelikle asileri ortadan kaldırdı Sekban-ı cedid adıyla yeni ve modern bir ordu kurdu Yeniçerileri itaat ve disiplin altına almak için kanunlar koydu Ancak bu gelişmelere karşı çıkan yeniçeriler, 15 Kasım 1808′de büyük bir isyan çıkararak Alemdar’ı öldürdüler Makmud Han, yenilikleri durdurmak zorunda kaldı
Sultan Mahmud iç işlerle uğraşırken, Eflak ve Boğdan’a sahip olmak isteyen Ruslar, Osmanlı Devleti’ ne savaş açarak Eflak, Boğdan, Besarabya ve Dobruca’yı kısa sürede işgal ettiler Balkanlarda Sırp ve Hicaz’da Vehhabi isyanları çıkarak süratle genişledi Bu isyanlar üzerine Mahmud Han 1812′de Ruslarla Bükreş antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı Serasker Hurşid Paşa, kısa sürede Sırp isyanını bastırdı Kavalalı Mehmet Ali Paşa da Vehhabi ayaklanmasını önlemek üzere görevlendirildi Hicaz’ı istila eden Vehhabiler, Ehl-i sünnet müslümanlara akılnalmaz işkence ve zulümler yaptıkları gibi, dine hakaretleri de dayanılamayacak mertebeye gelmişti Mehmet Ali paşa, yaptığı silahlı mücadelelerden sonra, mübarek beldeleri Vehnabilerden temizledi Zafer haberine çok sevinen Mahmud Han, Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’ya ihsanlarda bulundu Mahmud Han 1821′de ortaya çıkan Mora isyanını kısa sürede bastırırken, ayaklanmanın ele başısı olarak gördüğü Patrik Gregorios’u patrikhanenin ortakapısında astırdı Sultan Mahmud bu olaylar sırasında yeniçeri ve sipahilerin tecavüz ve zorbalıklarının önüne geçilemeyecek bir hal aldığını gördü Aynı zamanda yeni talim ve eğitim kurallarını da reddeden bu fesat ocağının ortadan kaldırılması emrini verdi Sancak-ı şerif çıkarılıp dinine ve padişaha bağlı olanların onun altında top- lanarak mücadeleye girişmesi istendi Böylece Türk Tarihinde eşine ilk defa rastlanan bir olayla Padişah’a bağlı birlikler halkla bütünleşerek, fitne ve fesat yuvası yeniçeri ve sipahi ocaklarını ortadan kaldırdı- lar Yeniçeri ocağının kaldırılması hayırlı bir olay kabul edilerek, tarihe “Vak’a-i Hayriye” adıyla geçti
Mahmud Han büyük bir gayret ve çalışmayla kısa sürede Asakir-i Mansure-i Muhammediyye adıyla yeni ve Avrupai tarzda sistemli bir orduya sahip oldu Topçu, lagımcı ve hurmbaracı ocaklarını ıslah etti Mekteb-i Bahriyeyi kurdu Eğitim ve öğretim en üst seviyeye çıkarmak için Avrupa’dan hocalar getirtti Ancak Osmanlı Devleti’ndeki bu sür’atli ve olumlu gelişme, Avrupa devletlerini hoşnud etmedi ingiliz ve Fransızlar Osmanlı Devleti içerisindeki Mustafa Reşid Paşa gibi adamların yardım vadiyyle aldatarak, Rusya ile harbe sebebiyet verdikleri gibi, Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’yı da devletine karşı kışkırttılar Sultan Mahmud Han bu durumda; Bir yandan devlete yeni nizan verirken, bir yandan da buhran çıkaran iç ve dış düşmanlarala uğraşarak isyanları bastırmaya ve imparatorluğu kurtarmaya çalışıyordu Bunlar arasında en kötüsü Mısır valisi Memet Ali Paşa’nın çıkardığı isyan olup, hadise milletler arası ağır bir mes’ele halini aldı Nitekim bütün buhranlar karşısında, irdesi, sabrı ve cesareti kırılmayan Hakan, bu hadisenin ıstırabı içinde 1 Temmuz 1839′da hayata gözlerini yumdu Cenazesi Çemberlitaş’taki türbesine defn edildi
İkinci Mahmud Han, askeri, idari ve san’at sahalarında kendini çok iyi yetiştirmiş, dindar,akıllı,zeki,çalışkan ve azim sahib bir padişahtı İlim ve san’at adamlarına ve eserlerine ziyadesiyle alaka gösterir, kıymet verip himaye ederdi Osmanlı Devleti’nin ilerlemesini, teknik ve sanayide devrin seviyesine ulaşılmasında görüyordu gayret ve sebat sahibi bişr padişahtı Devrindeki bütün hadiseler karşısında asla ümitsizlik ve gevşeklik göstermedi Düşmanlara ve asilere karşı aciz, fakat devlet nizamına ve yeniliklere engel olan yeniçeri ocağını ve başına buyruk kimseleri ortadan kaldırmakla en büyük inkilabı gerçekleştirdi Lakin iş başında iktidar sahibi ve dinine bağlı devlet adamlarının bulunamayışıonunyalnız kalmasına sebep olduğu gibi yeniliklerle kesin bir neticeye varmasınıda önledi
Ayrıca şair olan ve şiirlerinde Adli mahlasını kullanan Mahmud Han, bu buhran devresinde, yaptırdığı ilim, san’at eserleri, hayır kurumları ve sosyal müesseseleri ile ülkeyi imar etti
|