Yalnız Mesajı Göster

Özerk Türk Toplulukları

Eski 10-11-2012   #9
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Özerk Türk Toplulukları





KIRIM

Kırım Bayrağı



Kırım Amblemi

Başkent

En Büyük Şehir Akmescit

Akmescit

Resmi dil Kırım Tatar Türkçesi,Ukraynaca,Rusça

Yönetim

- Cumhurbaşkanı

- Başbakan Muhtar Cumhuriyet

Viktor Yushchenko

Viktor Plakida

Yüzölçümü

- Toplam

26,200 km²

Nüfus

- Toplam

- Yoğunluk

1,994,300

76/km²

Para Birimi Grivna



Kırım Tatar Bayrağı

Kırım (Kırım Tatarcası: Qırım, Ukraynaca: Крим - Krım, Rusça: Крым - Krım) resmi adıyla Kırım Özerk Cumhuriyeti(Kırım Tatarca: Qırım Muhtar Cumhuriyeti; Ukraynaca: Автономна Республіка Крим, Avtonomna Respublika Krym; Rusça: Автономная Республика Крым, Avtonomnaya Respublika Krym )- Karadeniz'ın kuzeyinde yarımadaUkrayna devleti sınırları içinde bulunan özerk bir devlettir Eskiden Ukrayna topraklarına Perekop yarımadası ile bağlanmakta olup yapılan kanalla Ukrayna ile fiziki bir bağlantısı kalmamıştır

Coğrafya

Kırım Karadeniz 'in kuzeyinde Azak denizi 'nin güneyinde bir yarımadadır Kerç yarımadası ile doğuya doğru uzanır Kuzeye doğru çorak stepler hafif engebelerle 1000-1500 metreye doğru yükselirDikenli fundalıkları ,koyun ,keçi üretimiyle Akdeniz 'i andırır Güney yamaçları sert eğimlerle ,kayalık körfezlere iner Kuzey rüzgarlarına kapalı olan bu alanda gerçek bir Akdeniz iklimi egemendir Ortalama sıcaklık Yalta 'da 13C dir ve yılın ancak 70 günü yağmurludur fakat kışları oldukça serttir Yağışlar kış ve sonbahar mevsiminde olur

Tarih

Karadeniz'in kuzeyinde tarih boyunca, jeopolitik önemini koruyan Kırım'ın bilinen en eski sakinleri, MÖ XI Yüzyıldan itibaren Kırım'a gelerek yerleşyen Tavrlar ve bir İranî kavim olan Kimmerlerdir MÖ VII Yüzyılda doğudan gelen İskitler Kırım'ı 1000 yıla yakın bir süre hakimiyetine almışlardırr Kırım, MÖ II Yüzyılda Sarmatlar ve Alanların, MS III Yüzyılda ise Germen menşeli Gotların istilasına uğramıştır Kırım'ın konumu ve ticari önemi başta Miletliler olmak üzere Yunanlıları daha sonraları da Roma, Bizans ve İtalyanları da cezbetmiş ve bunlar Kırım sahillerinde koloniler kurmuşlardır Kırım asırlar boyunca en önemli ticaret bölgelerinden biri olmuştur

Esas itibariyle göçebe olan Hunlar, Kırım'a ilk gelen Türk kavmidir Hunlar, MS IV Yüzyılda Kırım'ı ele geçirmişler fakat kalıcı bir iz bırakamamışlardır Sonraki dönemlerde Köktürkler, Onogurlar ve Kuturgurlar da bu güzel yarımadaya gelmişlerdir MS VII yüzyılda Hazar Türkleri Kırım'a hakim olmuşlardır Hazarlar, İdil (Volga) ile Kafkaslar arasında büyük bir İmparatorluk kuran ve Musevi dinine mensup bir Türk hanedanı ile İslam, Hıristiyan ve Göktanrı dinlerine mensup tebaadan oluşuyordu

Yine savaşçı bir Türk kavmi olan Peçenekler, Karadeniz'in kuzeyini ele geçirerek Balkanlara doğru sarkmışlar ve bunların büyük bir kolu da X Yüzyılın başlarında Kırım'a yerleşmişlerdirKırım'ın etnik ve kültürel yapısında en derin tesiri yapan ve en güçlü mirası bırakan Türk kavmi olan Kıpçaklar, aynı yüzyılın sonlarında Peçenekler'i mağlup ederek stepleri ve Kırım'ı ele geçirerek, iki yüzyılı aşkın bir süre buraların hakimi olmuşlardır Kıpçakların zengin kültürel mirasının pek çok izleri bugün dahi bütün canlılığı ile Kırım Türklerince yaşatılmaktadır XI Yüzyılın sonlarına kadar Türklerin çoğunluğu İslamiyet'i kabul etmişlerdi

Kırım'daki İslam varlığı Anadolu Selçuklularının Sudak ve çevresini 1220'lerde bir süre için ele geçirmeleri ve Kıpçakların Müslüman ülkeleriyle sıkı ilişkileri sayesinde daha da güçlenmiştir

12 Yüzyıl başlarında en kudretli devrini yaşamış olan Anadolu Selçuklu Devleti'nden Kırım'a ticaret yapmak maksadıyla pek çok Türk tüccarı gelmiştir İlk Selçuklu-Kırım münasebeti Emir Hüsameddin Çoban'ın 1221 yılında yaptığı Kırım seferi ile başlamıştır

Cengiz Han'ın orduları 1223'de bütün Kıpçak steplerini Rusya, Ukrayna ve Kırım'ı hakimiyetlerine almışlardı Ancak kısa süre sonra Cengiz İmparatorluğu parçalandı ve bu muazzam devletin batısında Altın Ordu imparatorluğu ortaya çıkmıştır

Altın Ordu Hakimiyeti Kırım'ın etnik, dini ve siyasi geleceğini kesin olarak belirlemiş ve Kırım'ın tamamen Türkleşmesini sağlamıştır

1357 ve peşi sıra gelen yıllarda Timur akınları yüzünden Altın Ordu Devleti bölünerek ortaya Kırım, Kazan, Sibir, Astrahan hanlıkları ile Nogay Mirzalığı çıkmıştır 15 Yüzyılın ilk yarısında Kırım, müstakil Hanlığı'nı ilan etmiştir

Kırım Hanlığının kuruluşu

Kırım Hanlığı'nın kurucusu Hacı Giray'dır Hacı Giray, Cengiz soyundan gelen bir Altın Ordu prensi idi Çağında dünyanın en kuvvetli devleti olan Altın Ordu İmparatorluğu 14Yüzyıl sonlarında zayıflayıp taht kavgaları baş gösterince, Hacı Giray, Altın Ordu tahtı üzerindeki hak iddiasından vazgeçmeksizin 1428 yılı civarında kendisini Kırım Hanı ilan etti Böylelikle bilfiil Kırım Hanlığını kuran Hacı Giray, Hanlığın ilk parasını da 1441-1442 yıllarında Solhat şehrinde bastırttı Başşehir olarak Bahçesaray seçildi Hacı Giray'ın soyundan gelenler "Giray"hanedanı adıyla Hanlığın sonuna kadar yaklaşık 350 yıl boyunca tahtın sahipleri oldular

Osmanlılar ile Kırım Hanlığı ilişkilerine gelince ;Kefe'deki Tatar büyüklerinden bazıları, bilhassa Eminek Bey (Mirza), Cenevizlilerin Kefe'den ve Kırımdan atılmaları için, Osmanlı padişahı ve İstanbul fatihi Sultan Mehmed'e mektuplar yazarak, Osmanlı donanmasını Kefe'nin zaptı ve Kırım Hanlığı'nı da zapt-u rapt altına koymasını ricaya başladı Zaten İstanbul'un Türkler tarafından alınmasını müteakip, Anadolu sahillerindeki Ceneviz kolonilerine de birer birer son verilmişti Bu defa sıranın Kefe'ye geldiği de aşikardı Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet Han, 1475 İlkbaharında Gedik Ahmed Paşa kumandasında büyük bir Osmanlı donanmasını Kırıma yolladı Kefe'nin Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Gedik Ahmed Paşa tarafından ,Kırım Hanının Hanlık hakları tanınmış ve aralarında yapılan antlaşma gereği; Cenevizlilere ait şehirler, başta Kefe, Azak, Taman, Osmanlıların idaresinde kalacak ve Kırım Han'ı da, devlet-i aliyye'nin "dostuna dost, düşmanına düşman " olacaktı Kırım Han'ı Mengligiray'ın buna göre Osmanlı padişahına sefer esnasında yardım etmesi gerekmekte idi Buna karşı Osmanlı padişahı da Mengligirayı Kırım tahtında tutmayı ve desteklemeyi taahhüt ediyordu Kefe'nin zaptından az sonra Azak (Tana) ve diğer kolonilerde Osmanlılar tarafından ele geçirilince, Kırım'ın güney sahili, Kerç Boğazı'nın her iki kıyısı ve Azak şehri çevresindeki belli bir saha Osmanlı Devleti'nin hükmü altına girdi ve, Kırım Hanlığıda Osmanlı Devletine bazı şartlar altında bağlanmış oldu

Bu suretle, 1475 ilkbaharından itibaren Kırım Hanlığı bakımından çok büyük bir değişiklik hasıl oldu: Şimdiye kadar Kırım'ın içişlerine karışan ve aynı zamanda tehlike dahi teşkil eden Hıristiyan-Cenevizlilerin Kefe'de ve diğer şehirlerdeki hakimiyetlerine son verildi Ve Onların yerine devrin en büyük devleti olan ve İslam Dünyasının önderliğini eline alan Osmanlı Padişahının hükmü kaim olduAyrıca bu bağlanış ile Kırım Hanlığının devam etmesi garanti altına konduğu gibi, Kırım'ın ekonomik ve bilhassa Kültür gelişmesi bakımından da büyük faydaları oldu

Kırım Hanlığının Osmanlı Devletine bağlanmasının en mühim neticesi ise siyasidir Şöyle ki, Kırım'da istikrar sağlanmış ve han oğulları arasında sürüp giden iç mücadelelerin önü büyük ölçüde alınmıştır Bununla Kırım Hanlığı asayişe kavuşmuş ve Çengiz soyundan "Giray'lar" sülalesinin idaresinde bu hanlıkta XVIII Yüzyıl sonlarına kadar devam edip gitmiştir Halbuki Osmanlı himayesinden mahrum kalan ve kendi mukadderatları ile baş başa bırakılan Altın Ordu artığı diğer hanlıklar (Kazan Hanlığı, Astarhan Hanlığı, Kasım Hanlığı ve Nogay Ulusu) birer birer Rusya tarafından yutulmuşlardır

Kırım Hanlığı, ilk defa 1484'te Sultan 2Beyazıt'ın Akkirman Seferi'ne katılarak Osmanlı İmparatorluğu ile işbirliği yapmıştır Yavuz Sultan Selim]'e kızını vermiş olan Kırım hanı Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir Bundan sonra Hanlıkları Osmanlı Sultanı'nın özel fermanı ile tasdik olunmuştur

1552'de Korkunç namıyla bilinen 4 İvan, Kazan ve 1556'da Astrahan hanlığı'nı işgal ederek Rusya'ya bağlamıştır Bu hadiseden sonraki yüzyıllarda bu Rusya bölgelerde, Hristiyanlaştırma ve Ruslaştırma politikaları uygulanmıştır Kazan'ın işgaline karşılık 1553'te Devlet Giray Han Moskova'yı tahrip etmiştir

Viyana Meselesi

Bu arada 2Viyana Kuşatmasına değinmek gerekiyorÇünki Kırım Hanına bağlı güçlerin yeterli gayreti göstermemeleri bozgun nedeni olarak belirtilerek Kırım kuvvetleri haksız bir şekilde karalanmak istenmişlerdir Bu savaşta Kırım atlıları Avusturya'nın içlerine kadar baskınlar düzenlemişler ele geçirdikleri düşman askerleri sayesinde çok önemli istihbarat bilgileri elde ederek ,tedbirler alınmasını sağlamışlardır Fakat Muradgerey Han'ın, Jan Sobieski kumandasındaki Leh kuvvetlerine karşı istenen mukavemeti yapmadığı öne sürülmüş, Han Muradgiray azledilerek yerine Hacıgiray getirilmiştir Mamafih Muradgiray'a karşı yöneltilen bu kabil ithamların haksız olduğu anlaşılıyor Viyana bozgunundan Kırım Hanını sorumlu tutmak için elde yeter derecede deliller yoktur

Zaten savaş sonrası muharebeyi kısa sürede bozularak terkeden ve geri çekilen Vezir Koca Arnavut İbrahim Paşa bozgunun en önemli sorumlusu sayılarak sorgulanmış ve "Savaş alanını erkenden terkedip ordunun moralini bozduğu ve yenilgiye kapı açtığı " gerekçesiyle boğdurulmuştur

Özellikle Silahtar Mehmet Ağanın vesikaları incelendiğinde; Tatar hanının , Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 'yı düşman karşısında uyarmasından, Paşa'ya yaptığı tekliflerden, bahsedilmekte ve bu tekliflerin Paşa tarafından dikkate alınmadığı ve üstelik Tatar'ları aşağılayıcı ifadeler kullandığından bahisle, Han ile Sadrazam'ın aralarının bozuk olduğu vurgulanmakta ve belkide bu nedenle bozgunun Kırım kuvvetlerine fatura edildiği sanılmaktadır Nitekim bozgun sonrası dönüş yolunda Han, Paşa ile anlaşamamasının sonucu olarak,Tatar Hanlığı görevinden alınıp yerine Hacıgiray atanmış vezirliğine de önceki Han'ın da veziri olan Bahadır Ağa yeniden getirilmiştir Görevden alınan Han'a yıllık 4 pul akça bağlanmıştır

Halen günümüzde de Türkiye'deki birçok yayın organında, değişik zamanlarda Viyana konusu gündeme getirilmesi Tatarların tepkisine neden olmaya devam etmektedir

Kırım Hanlığının sonu

Kırım Hanlığının zaman içerisinde Osmanlıya paralel olarak güçsüzleşmesi sonucu, Ruslar 1736'da Kırım'a girerek Bahçesaray'da 2000 evi ve Hansaray'ı yakmıştır Bu münasebetle şehirdeki birçok sanat ve kültür eserleri harap olmuş, kütüphanelerdeki kıymetli el yazmaları yok edilmiştir Rusların, Rum ve Ermeni Kiliselerini de yağma ettikleri ve yıktıkları göz önünde tutulursa, Rus Vahşeti nin derecesi hakkında kolayca bir hükme varılabilir Bu Rus tahribatından sonra Bahçesaray bir daha eski haline getirilememiştir Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca antlaşması ile Kırım Hanlığı Osmanlı himayesinden çıkmıştır 1783'te Rusya'nın işgaline maruz kalan Kırım Türkleri'nin esaret yılları böylece başlamıştır

Kırım'ın kaybedilmesinin Osmanlı İmparatorluğunda tesirleri çok büyük olduÇünkü ilk defa Müslüman bir halkın yaşadığı yer kaybediliyordu

Ruslar'ın Kırım'daki Türkler'e uyguladıkları baskı ve imha politikaları Kırım Türkleri'ni Osmanlı İmparatatorluğu sınırları içerisindeki başka bölgelere göçe zorlamıştır Göçlerin büyük çoğunluğu dalgalar halinde Türkiye'ye, Romanya'ya, Bulgaristan'a yapılmıştır En büyük göç dalgaları, 1792, 1860-63, 1874-75, 1891-1902 senelere arasında olmuştur Bu göçler, Rusya'nın, Kırım'daki Türk nüfusunu azaltma politikasını gerçekleştirmesine sebep olmuştur 1783'te Kırım'daki Türk nüfus %98 iken 1897'deki nüfus sayımına göre Türk nüfus % 35'e düşmüştür Kırım Türkleri bu göç sırasında yollarda büyük kayıplar vermiştir

Yakın Tarih

Kırım'da kalan Kırım Türkleri bu esaretten Bolşevik ihtilali'nin yarattığı karmaşadan istifade ederek kısa bir süre içinde olsa kurtulmuşlar ve yapılan seçimlerde Kırım Tatar halkının vekilleri belirlenmiştir 9 Aralık 1917'de Kırım Tatar Milli Kurultayı toplanmıştır Kurultay, 26 Aralık 1917'de Kırım Halk Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan etmiş ancak Akyar'da üstlenen Bolşevik denizciler Kırım Türkleri'ne saldırarark Kırım Müftüsü ve Kırım Hükümeti Başkanı Numan Çelebi Cihan'ı tutuklayarak 23 Şubat 1918'de Akyar'da şehit etmişlerdir

Kırım Tatar Milli Kurultayı 1918 yılı Mayıs ayında yeniden toplanarak Süleyman Sülkiyeviç başkanlığında yeni Kırım Hükümeti Haziran ayında kurulmuş daha sonra 11 Kasım 1921'de Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan edilerek Veli İbrahim bu cumhuriyetin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir

1927 yılından sonra Rus rejimi gerçek yüzünü göstermeye başlamış, Kırım'daki Türk aydınları katledilmiştir Başlatılan din aleyhtarı kampanya ile de binlerce Müslüman Türk aydını Sibirya ve Urallar'a sürülmüştür 1920-1941 yılları arasında Ukrayna'da yaşanan kıtlıktan Kırım halkı da etkilenmiştir Bu dönemde genel kıtlık nedeni ile Ukrayna'da yetişen bir çok tarım ürünü diğer Sovyet Cumhuriyetleri'ne gönderilmiştir Binlerce Kırım Türkü açlıktan hayatını kaybetmiştir 1941 yılında Alman orduları Kırım'ı işgal etmiştir 8 Nisan 1944 yılında Kırım'a Rus hücumu başlamıştır 18 Nisan'dan sonra Kırım'ın bütün bölgeleri Sovyetlerin eline geçmiş ve Nazi işgali sırasında Almanlar'a yardım ettikleri iddası ile 18 Mayıs 1944 yılında bir çok Kırım Türkü Kırım'dan sürgün edilmişlerdir

Sovyet Hükümeti, 4 Mart 1945 tarihinde aldığı ve 25 Haziran 1945 yılında yayınladığı Kararname ile Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini ortadan kaldırarak, Kırım oblası (Sovyet idari sisteminde bir nevi eyalet) statüsüne getirilerek, yine Rusya'ya bağlı bırakılmıştır Daha sonra Kruşçev, Rus-Ukrayna kardeşliğinin 1000 Yılı bahanesiyle Kırım Oblastı'nı Rusya'dan alarak Ukrayna'ya bağlamıştır

Kırım Türklerinin sürgün edilmesinden sonra Rus göçmenlerin iskanına hız verilerek Kırım, Rusların ezici bir çoğunlukla yaşadığı yer haline getirilmiştir

Kırım Türklerinin Vatan Kırım'a dönme ve milli haklarını yeniden elde etme mücadeleleri neticesinde Sovyet Hükümeti 5 Eylül 1967 yılında yayınladığı bir Kararname ile Kırım Tatarlarına haksızlık yapıldığını kabul etmiştir Ancak Kararname, dolaylı bir şekilde Kırım'ın Tatarların olmadığını ifade ediyor ve onlara Kırım'ın yolunu açmıyordu

Sovyet Hükümeti, Kırım Tatarlarına karşı haksızlık yapılarak suç işlendiğini ancak 1987 yılında Kırım Tatarlarının Kızıl Meydanda bütün dünyayı şaşkına çeviren kitlesel gösterileri neticesinde açıkça kabul ve ilan etti Kırım Tatarlarının Kırım'a döndürülmelerine razı oldu ve Kırım Tatar probleminin çözümü için bir devlet komitesi kuruldu Ancak bu komiteler ve dolayısıyla Sovyet hükümeti Kırım Tatar meselesinin çözümü için ciddi ve müspet bir adım atmadılar meseleyi sürüncemede bıraktılar

Kırım Tatar Milli Hareketi Teşebbüs Gurupları 5 Genel Kongresinde Taşkent'de 2 Mayıs 1989 yılında Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı kuruldu ve teşkilat başkanlığına Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu getirildi

Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı , 1989 yılı güzünden itibaren çadır şehirler kurarak Kırım'a göçü hızlandırdı ve Kırım Oblastı Hakimiyeti üzerinde baskıları arttırdı1989da Kırımda ikamet eden Kırım Tatar nüfusu 20000 civarında iken, bu sayı 1990 yılı Martında 76499'e 1991 yılı Martında ise 150000 civarına ulaşmıştı

20 Ocak 1991'de Kırım'da referandum yapıldı, referandumda oy kullanan 1,441,019 seçmenden 1,343,855'i Kırım Muhtar Sosyalist Cumhuriyetinin kurulmasına evet dedi

Bunun üzerine Ukrayna Yüksek Sovyeti Kırım'ın tekrar Rusya'ya bağlanmasını önlemek için 12 Şubat 1991'de Ukrayna'ya bağlı Kırım Muhtar Cumhuriyeti'nin kurulmasını kararlaştırdı

Yeni anayasa hazırlanıp parlamento seçimleri yapılıncaya kadar Kırım Oblası Şurasının 22 Mart 1991'de yapılan toplantısında, Kırım Yüksek Sovyeti Seçimleri yapıldı Cumhurbaşkanlığına da Kırım Komünist Partisi 1Sekreteri Nikolay Barov getirildi

Kırım Türkleri bu durumu şiddetle protesto ettiler Milli iradelerini ortaya koymak için Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı öncülüğünde Milli kurultaylarını toplama kararı aldılar Kırım Türkleri, Kırım, Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kafkasya, Rusya, Ukrayna, Litvanya, Tataristan, Letonya ve başka Sovyet ülke ve şehirlerinde demokratik seçimlerini yaparak vekillerini Kırım'a gönderdiler

IIKırım Tatar milli Kurultayı 26 Haziran 1991'de Akmescit şehrinde toplandı Kurultay, Kurultayın ana fikri ve prensiplerini vurgulayan ve Kırım Tatarlarının kendi kaderlerini belirleyeceklerini ilan eden 5 maddelik bir "Kırım Tatarlarınına Milli Egemenlik Bildirisi"ni oybirliği ile kabul etti ve Rusların kontrolündeki Kırım Muhtar Sovyet Cumhuriyetini tanımadığını ilan etti

Kurultay, aynı zamanda Kırım Tatar halkının en yüksek ve yetkili tek organı olarak Kırım Tatar Milli Meclisini belirledi ve onun 33 kişilik üyesini seçti Meclis başkanlığına da Kırım Tatarlarının tanınmış insan hakları savunucusu ve Milli yolbaşçısı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçimle getirildi

O tarihlerde henüz dağılmamış olan ve son günlerini yaşayan Sovyet yönetiminin yıllardır, halkından kopmuş, halkına zarar veren, ekstermist olarak suçladığı Kırımoğlu demokratik ilradesiyle Kırım Tatar halkının yıllardır, gerçek temsilcisi olduklarını göstermiyorlardı

Kırım Yüksek Sovyeti, hazırladığı Anayasa ile Kırım Tatarlarını görmezlikten geldi Kırım Tatar Milli Meclisi'nin itirazları ve hazırladığı Anayasa taslağı dikkate alınmadı Bu durum Kırım'da gerginliği tırmandırdı Bu arada 1 Ekim 1992'de Kırım'daki hakimiyet organları Kırım'ın gerginliği tırmandırdı Bu organları Kırım'ın deniz kıyısındaki bir köyündeki Kırım Tatar çadır şehirlerini bastılar Sakinlerini feci şekilde dövdüler Yapılmakta olan kulübeleri buldozerle yıktılar ve Kırım Tatarlarının yıllardır biriktirdikleri paralarla aldıkları inşaat malzemelerini yağmaladılar 27 Kırım Tatarı yaralandı Ve 26 kişi tutuklandı Kırım'daki hakimiyetin bu tutumu durumu iyice gerginleştirdi Kırım Tatar Milli Meclisi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti Tutuklu Kırım Tatarları önünde 6 Ekim 1992 günü toplanan binlerce Kırım Tatarının gösterileri ve polis barikatlarının aşılarak Kırım Yüksek Sovyeti'ne yürümeleri karşısında Kırım'daki Rusların kontrolündeki hükümet, geri adım atmak mecburiyetinde kaldı

Kırım Yüksek Sovyeti, 18 Eylül 1993'de yeni seçim kanununu kabul ettiKırım Tatarları bu kanunu dikkate alınmadı Kırım Tatarları bu durumu Yüksek Sovyet önünde düzenledikleri gösterilerle protesto etmeye başladılar Akmescit şehri etrafındaki ana yolları ve demir yolları kapatıldı Kırım Tatar Milli Meclisi Kırım Yüksek Sovyeti'nin bu kararını gözden geçirmeye ve Kırım Tatarları lehine değişiklikler yapmaya çağırdı

Kırım Tatarlarının şiddetli tepkileri ve kararlı tutumları karşısında Kırım Yüksek Sovyeti 14 Ekim 1993'te toplandı ve seçim kanununa eklemeler yaparak Kırım Tatarlarına 14 kişilik kota verilmesini kabul etmek mecburiyetinde kaldı

Son değişikliklerde Kırım Yüksek Sovyet'indeki sandalye sayısı 80'lden 98'e yükseltildi14 yer Kırım Tatarlarına, 1'er yer Rum, Ermeni, Alman ve Bulgarlara verildi

27 Mart ve 10 Nisan 1994 tarihlerinde iki turlu olarak yapılan seçimlerde Kırım Tatar Milli Kurultayı'nın listesinden 14 Kırım Tatarı parlamentoya girdi

İlerleyen zaman içerisinde, Kırım Cumhurbaşkanı Meşkov ve Kırım Parlamento Başkanı Tsekov arasındaki, Rusya Blokunda parçalanmalara yol açtı Bu parçalanmadan en karlı çıkanlar Kırım Tatarları oldular Bu arada Meşkov'un ve parlamentonun Kırım'ı Ukrayna'dan ayırmak ve Rusya'ya bağlamak ürüttükleri siyasetin bir adımı olarak, Kırım'da bağımsızlık referandumuna gitme kararları üzerine Ukrayna, Kırım anayasasını ve Cumhurbaşkanlığı makamını 17 Mart 1995 tarihinde lağv etti SSCB'nin dağılmasından sonra ilk defa Ukrayna'nın ilk defa Kırım'la Rusya yanlıları üzerinde sert ve kararlı tutum takınması, Parlamentodaki dengeleri de etkiledi Meşkov'un koltuğunu kaybetmesinden sonra Tsekov'u 5 Temmuz 1995'de görevinden Kırım parlamentosu yerine Yevhen Suprunyuk'u seçti Değişen dengeler içerisinde Kırım siyasetinde ağırlığını izlediği akıllı politikalarla günden güne arttıran Kırım Tatar Milli Meclisi ve parlamentodaki Kırım Tatar millet vekillerinden Refat Çubar Kırım parlamentosu başkan yardımcılığına, Lenur Arif'de bakanlık statüsündeki Milliyetler Komitesi başkanlığına seçildi

1991 yılına kadar Kırım'da hemen hiçbir önemli resmi göreve alınmayan Kırım Türkleri, 13 Ekim 1994 tarihinde AFrançuk başkanlığında kurulan Kırım Hükümetinde Dr İlmi Ömer'in başbakan yardımcılığına getirilmesiyle durumlarını daha da güçlendirdiler

Bölgeler ve Şehirler

Kırım'ın bölgeleri

Bölgeler:

1 Akmeçet Bölgesi

2 Akmescit Bölgesi

3 Akşeyh Bölgesi

4 Bahçesaray Bölgesi

5 Canköy Bölgesi

6 Curçı Bölgesi

7 İçki Bölgesi

8 İslâm Terek Bölgesi

9 Krasnoperekopsk Bölgesi

10 Karasubazar Bölgesi

11 Kurman Bölgesi

12 Sak Bölgesi

13 Seyitler Bölgesi

14 Yedi Kuyu Bölgesi

Şehir idareleri:

15 Aluşta

16 Akmescit

17 Canköy

18 Ermenbazarı

19 Kefe

20 Kerç

21 Kezlev

22 Krasnoperekopsk

23 Sak

24 Sudak

25 Yalta

26 Akyar — Bu bölge Kırım Özerk Cumhuriyeti'ne bağlı olmayıp merkeze bağlıdır

Alıntı Yaparak Cevapla