Yalnız Mesajı Göster

Yörük Sözlüğü

Eski 10-11-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Yörük Sözlüğü



- M -

Muzu, muzuluk: yaramaz, yaramazlık

Meh: al

Muhmak: yumruk vurmak

Mahana: bahane

Mıh: çivi

Mıhlı: kurtlu, delikli

Mıdık: gaga, ibik, şapka siperi güneşliği

Mirt etmek: kıpırdanıp durmak

Miski: cimri, eli sıkı

Meymenetsiz: yaramaz, kötü

- N -

Nice: daha, tekrar, pekgçok, ne durumda

Nece oldu: nasıl, ne kadar

Nene gerek: ilgilendirmez, boşver

- O -

Oğcalamak: oğmak, masaj yapmak, sıvazlamak

Ocumak: soğumak, uzaklaşmak

Okuntu: düğüne çağrı hediyesi, davetiye

Obruk: mağara, oyuk, delik, çukur, boşluk, în

Onmak: iyileşmek

Onur: vakar, haysiyet, şeref

Olcum: halk hekimi

Ossaat: derhal, hemen

Oluk: hayvanların su içtiği ağaç tekne

Ocak: ateş yakılan yer tandır, hastalıklara iyi gelen, ziyaretgah

Oba: göçebe topluluğu

Ondankelli: ondan dolayı, daha sonra

Ondan ötürü: dolayısıyla

Oralı olmamak: ilgilenmemek

- Ö -

Örselemek: zedelemek

Ötlek: korkak

Öbek: yığın

Öbürü: diğeri, öteki

Örelemek: işi düzensiz yapmak

Öyek: bataklık

Öş: sabah vakti

Öymek: su sızıntısı

Öneze: keklik avında saklanılacak yer, siper

Öksüz: annesi ölmüş kişi, kimsesiz

Öğümek: kusmak, içi bulanmak

Özemek: yoğurdu sulandırıp ayran yapmak

Özürlü insan lakapları: aydaş, çolak, çopur, göde, hırık, kör, sağır, tat, topal

Öşerti: şekil belirmesi, seçilmesi, hafif aydınlık

Öte: karşı taraf, diğer

Öteberi: çarşıdan alınan tüketim maddeleri, eksik, gedik

Öfbe: bıkkınlık, istemezlik sözcüğü

Ötegün, öteğin: dünden önce, daha önceki

-P-

Pısmak: sinmek

Pörtlek: dışa çıkık

Peşkir: havlu

Pataklamak: dayak atmak, kötek

Pörsümek: bozulmak, örselenmek

Pufurmak: şişirmek

Pırtı: kumaş

Pür: yapraklı ağaç dalı

Pürçek: taze bitki yaprağı, tomurcuk

Pelit: palamut, meşe

Püse: katran

Parpı-paylamak: kızmak, azarlamak

Perakende: parça, bölük, tüm değil

Pek: sert, (peklik, kabızlık), katı, çok sıkı

Pavkırmak: ses çıkarmak

Pekitmek: pekiştirmek, sağlamlaştırmak, sıkıştırmak

Pus: sis, duman

Paskırdı: kabardı

Pısıkmış: korkmuş, sinmiş

Paklamak: temizlemek

Peh: hayret sözcüğü

- R -

Renkler: al, alaca, ak,ağ, boz, kırmızı, ala, kızıl, kır, kırçıl, kara, çor, çapar, göğ-gök, gökçe, çakır, kongur, konur, çandır, doru, yağız

- S -

Susa: Keçi yolu

Sinmek: pısmak, saklanmak, gizlenmek

Sahan: yemek tabağı, kabı

Sapa: uzak, ters yol

Sızı: ağrı

Sünmek: yorulmak, uzatılmak, uzanmak

Sekmek: zıplamak, hoplamak

Seki: teras

Söbüce: dik, uzun, ince, zayıf

Sapak: dönemeç

Siyek: hayvan idrarı

Seyirtmek: koşmak

Sargın: hevesli

Seyrimek: göz atması, tik

Soyka: ölü çamaşırı, kötü kişi

Sakar: salak, çok kaza yapan, rastgele hareket eden, şaşkın

Sarkıtmak: uzatmak, göndermek

Sallama sapan: taş atmaya yarayan örme ip

Söykünmek: bir yere dayanmak, yaslanmak

Sofra yazmak: yemek malzemelerini getirip koymak

Sokum: bir lokma ekmek

Sürek: takip, sürekli, devamlı

Süt ürünleri: lor, keş, dolaz, yanıksı güz yoğurdu, opruk tulum peyniri, çökelek, yayık ayranı, kaymak

Saydaş:düz, ince, yassı taş

Sıyırmak, ziftimek: soymak, temizlemek

Sulu sepken: toprağı ıslatan ve çabuk eriyen sulu kar

Sak: uyanık, temkinli

Saklı: gizli

Su ile ilgili sözcükler: akar, akarsu, ark, bent, bataklık, böğet, dere, göz, gölcük, kaynak, oluk, öz, öyek, pınar, sulak, sulu, sazlık, gömük, balçık, ırmak, nehir

Sarp: ters, aksi, anlayışsız, dik, yokuş

Serpmek: atmak, yaymak

Sürü: biraraya toplanmış ,alay, grup, küme

Sürmek: götürmek, sevketmek, çift sürmek, ilaç sürmek

Sürgün: yeni çıkan ağaç dalı

Sası: tatsız

Sokmak: girdirmek, koymak

Sak: uyanık

Sığır: inek

Seyrek: aralıklı, sık olmayan

Süygün: taze dal

Sırnaşık: ısrarcı, arsız

Saç şekil isimleri: kakül, perçem, zülüf, belik

Sırt: arka, dağ yüzü

Sırt: giysi, elbise

Sıkı sıkılamak: fişeğe barut, saçma doldurmak

Seme: ahmak, aptal, akılsız, menfaatini bilmeyen

Sitil: çul, çadır örtüsü

Seyil: sahil, göl, deniz kıyısı, göçebelerin kışladığı düzlük, ova, vadi

Sancı: acı, sızı, ağrı

Sıkıntı: üzüntü

Sırıtmak: gülmek

Semiz: besili, tıknaz

Seki: yayladaki düzlük

Sağmal: süt veren hayvan

Sökün etmek: hareket etmek, yürümek, göç

Sargın: bağlı, tutkun

Savruk: rastgele davranan, düşüncesiz, müsrif

Savak: su bendi, kanal, arkbaşı

Süğmek: sarmak, uzamak

Söğmek: küfür, kötü söz

Sıtır: gizlemek

Sınıkçı-olçum: kırık, çıkık tedavi eden

Sokurdanmak- sokranmak: söylenmek

- Ş -

Şavk: aydınlık, ışık

Şavkarmak: şafak atışı, ışımak

Şincik: hemen şimdi

Şincikten kelli: bundan sonra

Şıppadanak: çabuk

Şinik: ölçü birimi

Şar: şehir

Şah: ağacın yeni sürgünü, dalı

Şapırdatmak: ses çıkartarak yemek yeme

- T -

Tokuşmak-müsmek-süsmek-tosvurmak: koyunun ve keçinin kafa vurması

Tor: ürkek, çekingen

Tanış: bildik, tanıdık

Tulum: deri peynir kabı

Tuluk: deri su kabı

Tat: dilsiz, kekeme

Toy: acemi, tecrübesiz

Tengerlemek: yuvarlamak

Tengerlenmek: yuvarlanmak

Terek: raf

Takdelen: ağaçkakan kuşu

Türlü: çeşitli

Tok: iştahsız, doymuş

Tüğlemek: düğüm atmak, bağlamak

Tünemek: yükseğe çıkıp oturmak

Tüymek: kaçmak

Tombuş-tombiş: temiz, sevimli, toplu

Tombalak: toplu, kilolu, şişman tombul

Tıkamak: kapamak

Turfanda: ilk yetişen meyve, sebze

Tuturuk gibi: ekşi

Tosmarmak: kötü duruma düşmek

Türemek: çoğalmak, artmak, ortaya çıkmak

Tıkıç gibi: şişman, tıknaz

Tıkıştırmak: tıkınmak, atıştırmak

Topak: toparlak, yuvarlak, top gibi

Tenha: seyrek, az insan olan sakin yer

Tene: tane

Tülbür: uzun karışık saçlı

Tosbağa: kaplumbağa

Tezikti: tezdi, kayboldu, kaçtı

Tınlamadı: dinlemedi, umursamadı

Tökezledi: yere yıkıldı

Tokuç: çamaşır döğme sopası

Tiril tiril etmek: canlı gibi görünmek

Teyin: sincap

Tez: acele

Taytay durmak: apalayan çocuğun ilk defa ayakta durmaya başlaması

Tahra: balta, satır, nacak

Teltik: değişik, farklı

Tiftimiş: kabarmış, tüylenmiş

Takat: güç, kuvvet

Tebelleş: musallat, başa bela, sıkıntı

- U -

Ulamak: birbirine bağlamak, ilave etmek, eklemek

Ulumak: kurt, canavar, çakal sesi

Uluk: bozuk,çürük

Ufra: un

Ummak: beklentisi olmak, ümit etmek

Uslu: sessiz, terbiyeli

Usanmak: bıkmak, bezmek, sıkılmak

Usulca: yavaş

Usuliyle: gereğince

Usuktu: kabullendi, sakinleşti

Uşak: çocuk, yardımcı

Uçkur: don, şalvar bağı, ipi, kemer yerine kullanılan ip, bez

Uç: kenar

Utlanmak: mahcup olmak

Ufak: küçük, minnacık

Ufalamak: küçültmek, parçalara ayırmak

Uy: takip et, ardından git, evyah

Ulu: büyük

- Ü -

Üleştirmek: bölüştürmek, paylaştırmak

Ünle: seslen, çağır

Ütülmek: yenilmek

Ümük: gırtlak, boğaz, :

Ün: şöhret, nam

Ürkmek: korkmak, çekinmek

Üstün körü: gelişi güzel, baştan savma

Üzerlik: nazar otu

Ütmek: yenmek, ateşin alevine tutmak

Üşengeç: tembel, uyuşuk, gönülsüz

Ürkek: korkak, çekingen

Üşüşmek: gelmek, toplanmak

- V -

Vızıklamak: zırıncamak: inlemek, yakınmak

Vıcık: cıvık, sulu çamur

Varsak: gitsek

Vıcır, vıcır: çok kalabalık, gürültülü

- Y-

Yoz mal- sırkıntı: çıkıntı, kısır koyun sürüsü

Yaylak: bahar gelince davar otlatmaya çıkılan dağlardaki yayla, düzlük, otlak yerler:

Yazgı: kader, alınyasısı

Yalak: köpeğin yal-aş yediği çukur

Yülemek: bıçak, makas, ağzını keskinleştirmek, bilemek

Yağır: uyuz

Yağlık: mendilin büyüğü

Yuka: sığ, derin değil

Yanış: işleme, desen, örgü, nakış

Yüğürmek: koçla koyunun çiftleşmesi

Yörük yemek çeşitleri ve hamur işleri: saç kavurması, topalak (köfte), sütlü çörek, yarma tarhanası, arabaşı, bulamaç, un helvası, bazlama, katmer, çomaç, mayalı, sıkma, börek, sündürme, keşkek, çörek, yağlı ufak, övelemeç, ovmaç, un çorbası, höşmerim, kaygana, yufka ekmek, killan böreği, hoşaf, paça-kelle, haşlama, çemen (közleme), yalancı mantı, mantı, erişte

Yiğe: kurnaz, hileci

Yamaç: dağın yüzü, eteği

Yaka: taraf, kenar, kıyı

Yurt-yurtluk: yaylak ve kışlakta obaların çadır kurduğu ver

Yeğni: hafif

Yumru: topak, şişlik

Yanaş: yaklaş

Yılgın: bezgin, çekingen

Yakım yakmak: ağıt söylemek

Yufka yürekli: merhametli, hisli, duygulu

Yakınmak: kendine acındırmak

Yerinmek: memnuniyetsizlik

Yazılmak: yayılmak, dağılmak, bir yere kayıt olmak

Yalama: bozulmuş, aşınmış, silinmiş

Yazma: yemeni, örtü, çember,burgu, başörtüsü

Yetmek: tamam olmak, başgelmek

Yetişmek: ulaşmak, varmak, kendini iyi hazırlamak

Yeşerti: yeşillik, bitki

Yenik: ısırılmış

Yitik: kayıp

Yörük mutfak eşyaları: kazan, haranı, tava, sahan, lenger, sini, leğence, ibrik, tahra, çomça, kevgir, dibek, tas, senit, oklava, şiş, eldeğirmeni, helke, cingil, güğüm, bakraç, "tahta kaşık, sacayak, saç, yayık, su tuluğu, dağarcık

Yörük isimleri: (bay): ahmat, abdil, bobulu, bulduk, bayramali, durmuş ali, ibili, ese, esmen, ıramazan, ibrağam, durhasan, hacı, kerim, memili, süllü, yusufca

Yörük isimleri (bayan): ayşana, arzı, döndü, döne, durdu, dudu, eyse, elif, fadime, gülizar, hatça, ıraz, ireb, güllü, ümmü, keziban, ummanı, menevşe, selver, şerif, şerfece, teslime, sultan, zala

Yapışkan: zamk, tutkal gibi şeyler

Yanal: pembemsi

Yova-yoğa, yoğanta: tembel, çalışmayan, makbul olmayan kişi

Yağma: bölüşmek, başkasının malını almak, kapışmak

Yanına komamak: bırakmamak, cezalandırmak

Yava: lezzetsiz, tatsız

Yavan: yağsız

Yitmek: kaybolmak

Yenilen yayla otları: çiğdem, burçalak, kenger, yemlik, teke sakalı, çıtlık, kuzukulağı, ekşimik-eğşi kulak

Yakı: vücuda tedavi için ilaç sarmak

Yarayışlı: faydalı

Yakarmak: yalvarmak

Yemeni: pabuç, çarık, ayakkabı

Yansılamak: tekrarlamak

Yokuş yukarı sarmak: yükseğe çıkmak, tırmanmak

Yeldirme: bir çeşit kadın örtüsü

Yoymak: bozmak, telef etmek

Yenişememek: berabere kalmak

Yumak: ip çilesi

Yunmak: yıkanmak

Yanıltan: kandıran, aldatan

Yuvak: silindir biçiminde sertleştirme, yuvma taşı

Yeğlemek: tercih etmek

Yayladaki yabani ağaç ve bitkiler: koyun alıcı, ahlat, karamık, erik, payam, elma

Yaygı: çadırın tabanına serilen kilim, keçe, örtü

Yasılmak: eğilmek

Yangı: ateş, sızı, dert, sıkıntı, üzüntü

Yülemek: sürtmek, bilemek, bileylemek, keskinleştirmek

Yalınayak: çıplak ayakkabısız

Yazı: ova, düzlük, şehir dışı, kır, step, bozkır, yaban

Yetmemek: az gelmek

Yeltenmek: denemek, teşebbüs etmek

Yekinmek: davranmak

Yufka: ince saç ekmeği

Yar: dik meyil, uçurum

Yeşerti: yeşil taze ot

Yalman: eğri, düz olmayan (yayvan, çukur)

Yarayışlı: faydalı, yararlı

Yeğ-yeğlemek: tercih etmek

Yalpalamak: sallanmak

Yumuş: hizmet, görev

Yokyav: inanılmazlık, şaşkınlık sözcüğü

Yermek: horlamak, kötülemek

- Z -

Zıylan: kaygan

Zövelmek: dinelmek, dimdik ayakta durmak

Zövele: gelengi, dağ sincabı

Zağar: belki, sanırım

Zevzek: ciddi olmayan, sulu

Zülüf: yüz yanında kalan saç

Zıtlık: terslik, karşılık, uyumsuzluk

Zonklamak: bir çeşit ağrı

Zığarmak: karşı gelmek, itiraz etmek

Zıbarmak: öImek

Zırlamak: ağlamak

Zırnıcıdı: pişman oldu

Zılgıt çekmek: kızmak, çekişmek, azarlamak

Zıllımak: caymak, vazgeçmek, dönmek

Zıvıtmak: başından savmak

Zıvdırmak: savuşturmak, göndermek

Zırıncamak: gönülsüzlük

Zıvlatmak: kabuğunu soymak, kavlatmak

Zavur: azarlamak

Zorsunmak: gücüne gitmek, isteksizlik

Alıntı Yaparak Cevapla