10-10-2012
|
#7
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlı'dan Günümüze Kalan ... Tarihi Fıkralar
Onu Allah Sorar
Koca Ragıp Paşa'nın konağında bir Ramazan orucundan konuşuyorlardı
Paşa Haşmet’e sordu:
- Haşmet! Senin de borcun var mı?
- Var efendim!
- Ne kadar?
- Mahalle bakkalına bin kuruş borcum var!
Ragıp Paşa;
- Be adam! Onu sormuyorum Oruç borcunu soruyorum deyince Haşmet şöyle der:
- Oruç borcunu Allah sorar, sizin soracağınız borç bu borçtur !
Münasebetsiz Mehmet Efendi
İkinci Sultan Mahmud’a “Münasebetsiz Mehmet Efendi” isminde birinden bahsetmişler Merak edip, huzuruna getirtmiş Biraz konuşmuş, aklı başında bir adam bulunca :
- Sizin için münasebetsiz diyorlardı Halbuki pek makul konuşuyorsunuz
Mehmet Efendi dereden tepeden bahsettikten sonra birdenbire Padişah'a sordu:
- Efendim, zurna çalmasını bilir misiniz?
Sultan Mahmut gayet tabii bir surette cevap verdi:
- Hayır, bilmem
- Bendeniz de bilmem
- Ya?
- Evet  Benim Bursa’da halamın damadının ihtiyar bir teyzezadesi vardı
- Evet  
- O da zurna çalmasını bilmezdi
Sultan Mahmut mabeyinciye işaret etti
- Herifi çıkartın, şimdi bayılacağım! 
Davetiyede Yazmıyor
İkinci Abdülhamid son devirlerinde Edirne valiliğe ve kumandanlığında bulunan Müşir Arif Paşa Ramazan'da vilayet ve ordu erkanına çok zengin bir iftar düzenlerdi Yine böyle bir Ramazan akşamı iftar edildikten sonra Paşa davetlilere:
-Hadi efendiler, dedi namaz kılalım
Davetliler arasında bulunan Bektaşi canlardan biri ceketinin cebinden iftar davetiyesini çıkarıp baktıktan ve tekrar cebine soktuktan sonra Paşa'ya sokuldu:
-Velinimetim, dedi, davetiyede yalnız iftar yazılı; namaza dair bir kayıt yok!
Değirmen Taşı
Hasırcızade Mehmet ağa bir gün, Keçeci Zade Fuat Paşa'nın parmağındaki yüzüğe dikkatli dikkatli bakıyordu Paşa sordu:
- Taşıma mı bakıyorsun?
- Evet Paşam, ne taşı diye bakıyorum
- Elmas!
- Affedesiniz ama, bir şey soracağım: Sana kaç para getiriyor?
- Hiç!
Hasırcızade gülümseyerek:
- Benim de dedi, dede yadigarı bir çift taşım var ama, her sene bana elli altın getirir!
- Ne taşı bu?
- Değirmen taşı, Paşam!
Para vermeyenler var mı?
Abdülhamid zamanında Ayasofya Camii'nde vazeden Of’lu Tavilzade İbrahim Hoca çok şöhret kazanmıştı Fakat bir huyu vardı ki fena tesir bırakıyordu: Va’zın sonunda mendil açıyor: Dinleyenlere : "Sökülün bakalım" diyordu
Hocanın bu hali sarayın kulağına gitti Abdülhamid mabeyincilerden birine emir vererek camiye yolladı Mabeyinci va’zı dinledi Hoca mendili açıp parayı topladıktan sonra yanına giderek konuştu: Padişahın selamlarını ve iradelerini tebliğ edeceğim
- Buyurun efendim!
- Her mendil açışta ne kadar para topluyorsunuz?
- Nihayet elli kuruş Çoğu metelik atıyor
- Demek ki ayda on beş lira İşte bunun iki misli olarak otuz lira veriyorum İradei seniye gereğince bir daha mendil açmayın
Ertesi günden sonra hoca bir daha mendil açmaz Kimse de çıkarıp kendiliğinden on para vermez Nihayet kadir gecesi gelir Hoca duayı yapar Halk kalkıp gideceği sırada hoca bağırır "Durunuz ey cemaat, sizden bir sualim var Bana yüksek bir yerden mendil açmayayım diye irade tebliğ edildi Fakat görüyorum ki sizin hiç birinizde hocaya bir kuruş verelim diye davranmıyorsunuz Merak ettim, acaba size de “Sakın hocaya bir şey vermeyin!” diye bir emir verildi mi?
|
|
|
|