Yalnız Mesajı Göster

Osmanlı'dan Günümüze Kalan ... Tarihi Fıkralar

Eski 10-10-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı'dan Günümüze Kalan ... Tarihi Fıkralar



Kardeş Payı

Fatih Sultan Mehmet bir gün saraydan çıkıp ata bineceği sırada bir kalender bir kase uzatıp para istedi Padişah, bir altın verdi Derviş, “Padişahım ben senin kardeşin olayımda bir altın veresin İnsaf uyar mı?” dedi Fatih “Neden benim kardeşim oluyorsun?” diye sordu Kalender “Adem evladı değil miyiz?” deyince Padişah “Hele şu altını al git Eğer öteki kardeşlerimiz duyacak olursa hissene bu kadar da düşmez“ cevabını verdi

Üçüncü Kadeh

Bir gün sandalcı Bekir Mustafa ile tebdil gezen Dördüncü Murat ve veziri aynı kayıkla Üsküdar’a geçiyorlardı Havanın güzelliği, denizin safası Bekri'yi keyiflendirdi Daima beraberinde taşıdığı şişeyi çıkarıp bir maşrapa dolusu içti Sonra bir maşrapa da yanındakine ikram etmek istedi Onlar reddedecek olmuşlarsa da Bekri’nin ısrarına dayanamayarak içtiler Bir ikinci maşrapa bir üçüncü maşrapa gelince vezir kendini tutamayarak:
- Karşında kim var biliyor musun? dedi
Bekir Mustafa sakince cevap verdi
-Kim olacak benim gibi bir Allah’ın kulu
Vezirin sesinin perdesi yükseldi:
-Karşındaki Sultan Murat ben de veziriyim
Bu sözler Bekir Mustafa’yı telaşa düşürmedi Bir kahkaha attıktan sonra sakince:
-Olur şey değil yahu dedi Herifler iki maşrapa içince biri Padişah öteki vezir oldu Üçüncü maşrabayı dikselerdi biri Allahlığı, öteki Peygamberliğini iddia edecek

Her Şeyin Başı Sağlık

Üçüncü Sultan Ahmet kendisine hediye edilen çok kıymetli bir zümrüt yüzüğü, bir gün, divan toplantısında vezirlerine göstererek:
"Acaba bundan, daha kıymetli yüzük var mıdır?" diye sordu
-Hayır efendim, sıhhat ve afiyetle takınız Bundan daha değerli bir şey olamaz, cevabını verdikleri halde yalnız sadrazam Nevşehirli İbrahim paşa itiraz etti:
- Bundan daha kıymetli bir şey vardır padişahım!
- Nedir?
- O yüzüğün takıldığı parmak!

Uğursuz Kim?

Osmanlı padişahlarından “Avcı” lakabıyle meşhur Dördüncü Mehmet Edirne’de bir gün, çıktığı geyik avında bir şey vuramamasını uğursuz bir adam görmesine bağladı Düşünüp taşındı Bu uğrusuzluğun saraydan çıkarken gördüğü, derviş kıyafetli bir damdan geldiğine karar verdi Kısa boylu, uzun saçlı aksak yürüyüşlü üstü dökülen bu dervişin bulunmasını emretti Adamcağız bulunup Padişah'ın karşısına getirildi Padişah hiddetle bağırdı:
-"Seni uğursuz herif seni, bu sabah erkenden çıkınca ilk defa seni gördüm Senin yüzünden bir keklik bile vuramadım Gel cellat başı bu mihnetsiz adamı al, as"
Kellesinin gideceğini gören derviş:
"Uğursuzluğum yüzünden" dedi, "Asılıyorum Yalnız ölüme giden bir adamın son sözünü dinlemek lazımdır, benim de iki şey söylememe izin verir misiniz?"
Hala hiddeti üstünde olan Padişah
-Peki ne söyleyeceksen çabuk söyle
Derviş:
- Zatı şahanenizde bu sabah ilk defa bu kulunuzu gördüğünüz için benim uğursuzluğum yüzünden bir keklik kaybettiniz Ama bu kulunuz da bu sabah ilk defa zatı şahanenizi gördüm, ben de bu yüzden kellemi kaybediyorum İnsaf ile düşününüz hangimiz daha uğursuz?

Alıntı Yaparak Cevapla