10-10-2012
|
#16
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlı'dan Günümüze Kalan ... Tarihi Fıkralar
Ragıp Paşa sadrazamken bir gün işten bunalmış da nedimi Haşmet'e demiş ki:
- Ah Haşmet Bana öyle bir hizmet olsa ki hiçç işi bulunmasa!
Haşmet latife etmiş:
- Efendim öyle bir vazife var ama bilmem rağbet buyurulur mu?
- Nedir o işsiz vazife?
- Efendimizin imamlığı
Hükümdarın Vehmi
Sultan II Abdülhamit bütün zeka ve dirayetine rağmen vehimlerine kurban olmuş bir hükümdardır 1880 yılında 3 aydan biraz fazla başvekalet mevkiinde bulunan Cenanizade Kadri Paşa, Edirne Valiliğine gönderilmiş ve 1844'te ölmüştü Zevcesi cenazesinni İstanbul'a getirilmesi için müracaat etmiş, fakat hakan razı olmamıştı Mabeyinden sadarete yazdırdığı garip bir tezkere ile "Emvatı İslamiyetin aher bir memlekete nakli meşru olmadığını" ileri sürdürmüştü Abdülhamid, ceddi Osman Gazi'nin naaşının Bursa'ya nakledildiğini, Fatih Sultan Mehmet'in Gebze civarında öldüğünü, Kanuni Sulatn Süleymen'ın cenazesinin ta Zigetvar'dan getirildiğini bilmez değildi Bu hadisede de vehmine kuban gitmiş, İstannbul'da yapılacak cenaze merasiimnde fazla bir kalabalık toplanacağından korkmuştu
Kendi Fetvanı Kendin Verdin
Cafer Çelebi, Yavuz Sultan Selim'in nişancılarındandı Yavuz kendisini sever ve hürmet gösterirdi Fakat Çaldıran zaferi sırasında Cafer Çelebi'nin de askeri isyana teşvik edenler arasında olduğu anlaşıldı O zaman hiç sesini çıkarmayan padişah, İstanbul'a gelince Cfer Çelebi'yi huzuruna çağırdı ve kendisine:
- Askeri isyana teşvik edenlere ne gibi ceza verilir Çelebi, dedi
Başına gelecekten haberi olmayan Cafer Çelebi:
- Eğer suçu sabit ise, o kimsenin derhal idamı gerekir, diye cevap verdi
Bunun üzerine Yavuz:
- Bre Çelebi, kendi fetvanı kendin verdin diyerek Cafer Çelebi'yi cellada teslim etti
|
|
|
|