|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlı İmparatorluğu'nda Cemiyetler

Kozan Müdafaa-i Hukuku Cemiyeti
7 Mart 1919'da Kozan'ın işgali ile kurulan müdaafa cemiyeti
30 Ekim 1919 Heyet-i Temsiliye, toplanarak, Kozan heyetinden Adana ve Kozan’ın durumu hakkında genel bir bilgi almıştır Bunun üzerine bölgede teşkilat yapılması hakkında kararlar verilerek Kilikya mıntıkasına Topçu Binbaşı Kemal ve Yüzbaşı Osman Tufan, buralara gönderilerek, teşkilat ve teşebbüse geçilmesi kararlaştırıldı
Koyunevi Tabur Komutanı Sarıbahçeli Ahmet Ağa, Kırmızı Osman, Ağzıkaraca köyünden Musa Hoca
Berber Bölüğü Komutanı Kurtlu Uşaklı Hacı Efendi
Arslanlı Bölüğü Komutanı Topaizade Halil Efendi
Hamam Köyü Grup Komutanı Bayramoğlu Hacı Mehmet Öztorun
Ceritler Grup Komutanı KurdoğluHulusi Bey
Mansurlu Bölüğü Komutanı Abdussamet Samimi
Karacalar Bölüğü komutanı Yigenoğlu Ahmet Efendi
Andıl ve havalisi Müfreze Komutanı Hakkı Efendi (Turgut)
Sırkıntı grup komutanı Ahmet cevdet Çamurdan
Köreken Müfrezesi komutanı Bayatoğlu Ahmet Çavuş, Gebenli Ali ve Cücen Ali Hoca Ferhatlılı Hamdi Ağca, Kamalı Hasan, Kamalı Mehmet
Döşeme müfrezesi Komutanı Yiğit Ağa (asıl adı Ahmet Akçalı, Kahraman Bey olarak da bilinir) ve Kadirlili mücahitler
Kuyuluk Bölüğü komutanı Üzeyir Hoca oğlu Hasan Efendi
Kayhan Grup Komutanı Çolak Hacı Ağa

Kürt Teali Cemiyeti
30 Aralık 1918 tarihinde İstanbul'da kurulan ve doğu illerinde şubeleri açılan bağımsız bir Kürt devleti kurulması amacı güden cemiyet Cemiyetin adı, Kürdistan yükselme derneği anlamına gelmektedir
Bu cemiyetin, İngiliz devlet yetkilileri ve Hürriyet ve İtilaf Fırkası ile ilişkileri bulunmaktaydı Atatürk cemiyetin amacının, yabancı devletlerin himayesinde bağımsız bir Kürt devleti kurmak olduğunu belirtmiştir
1921 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınan bir kararla cemiyetin faaliyetlerine son verildi

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti
(1908 - 1919) Türk ressamlarının ilk örgütüdür
İkinci Meşrutiyeti’n ilanıyla Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nda yapılan değişikliklerle birlikte, toplumun tüm kesimlerinde hemen hemen her alanda siyasal, sanatsal ve düşünsel yönden haklar verilince; Ressam Ruhi’nin önerisiyle çoğunluğu Sanayi-i Nefise Mektebi mezunu Sami Yetik, Şevket Dağ, Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Agah Bey, Mehmet Ruhi Arel, Ahmet Ziya Akbulut Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa, Nazmi Ziya Güran, Hüseyin Avni Lifij, Feyhaman Duran Mehmet Ali Laga ve Müfide Kadri gibi genç ressamlardan oluşan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, 1908 yılında, dönemin sanat ve sanatçı sorunlarına çözüm bulmak üzere kurulan Türk ressamlarının ilk örgütüdür 1929 yılında Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birlği’nin kuruluşuna kadarki tek ressam birliği olarak varlığını sürdüren cemiyet; 1921’de Türk Ressamlar Cemiyeti, 1926’da Türk Sanayii Nefise Birliği ve 1929’da ise Güzel Sanatlar Birliği adlarını aldı
İlk başkanlığını Sami Yetik’in yaptığı Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, kendi yayınları ve ilk sanat dergisi olan "Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuası]"nın yayımlanmasına da yardımcı olan Abdülmecid tarafından da desteklendi Türk ressamlarının eserlerinin tanıtımında Galatasaray Sergileri’yle öncülük etti İstanbul’da açılan sergilere her yıl katılan cemiyet, Ankara’da açılan Galatasaray Sergileri’ne ise Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra katılarak etkinlik alanını genişletti
Halil Edhem’in aktarımıyla Cemiyetin düzenlediği ilk büyük sergi 1916’daki Galatasaray Sergisi’dir 1919 yılından sonraki beş serginin, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti tarafından değil, Türk Ressamlar Cemiyeti tarafından düzenlendiği Abdullah Sinan Güler’in doktora tezinde belirtilmiştir
Abdullah Sinan Güler'in Doktora tezinde, Cemiyetin hukuki varlığının son bulduğu yıl 1919 olarak gösterilmektedir Güler: Osmanlı ressamlar Cemiyeti’nin İşlev ve faaliyetlerinin ve plastik sanatlar tarihimiz içindeki seyrinin 1921’de Türk Ressamlar Cemiyeti’nin kuruluşuyla bittiği genel olarak kabul görür Ancak, Türk ressamlar cemiyeti’nin 10 Kanun-i evvel 1335/1919’da kurulup; hükümet tarafından onaylanan nizamnamesinin 1337/1921 sergisi kataloğunda yazılı olduğunu biliyoruz Dolayısıyla Osmanlı ressamlar Cemiyeti’nin faaliyetleri 1921’e kadar sürse bile, hukuken varlığını bir başka kuruma devrettiği tarih olan 1919’u cemiyetin varlığının sona erdiği yıl olarak kabul etmemiz gerekir
Abdullah Sinan Güler’in İkinci meşrutiyet ortamında Osmanlı Ressamlar Cemiyeti ve Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi adlı Doktora tezinde cemiyet ile ilgili düşüncelerini şöyle özetlemektedir Türkiye’de, sanat, özellikle resim ve sanat sorunları üzerine düşünce üretmiş, ve dönemin kanunlarının verdiği haklarla kurulmuş, dernek statüsündeki ilk sanatçı örgütüne de bu dönemde rastlamaktayız “Osmanlı Ressamlar Cemiyeti” adındaki bu derneğin temel özelliği Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi’nden sonra kurulmuş olan ikinci sanat kurumumuz olmasıdır Sanayi-i Nefise Mektebi’nin düşünce yapısının doğrultusunda yetişmiş mezunları tarafından kurulan Osmanlı Ressamlar cemiyeti’nin plastik sanatlar tarihimizdeki asıl önemi devlet eliyle kurulmamış ilk bağımsız sanatçı örgütü olmasında ve bağımsızlığının düşünsel yapısına yansımasında yatmaktadır Bağımsız bir düşünce yapısına sahip olmasının tipik sonuçlarından yüklendikleri görevlerden birini yerine getirirken, yani topluma sanatı ve sanatçıyı sevdirme mücadelesini verirken görmekteyiz Geniş halk kitlelerine resmi sanatı ve sanatçıyı sevdirmek konusunda çaba gösterirlerken engel gördükleri güçlerle özellikle mezun oldukları kurumla düşünsel bir savaşım içine girmekten kaçınmadıklarını görmek bize ayrıca “Yüklendikleri görevi yerine getirirken geleneğin işlerine yaramayan kısmı”yla da çok fazla ilişkilerinin olmadığını da hissetirmektedir
Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Mecmuası
İki özel sayısından biri Osman Hamdi’ye, diğeri ise Hoca Ali Rıza’ya ayrılan ve Balkan Savaşı yıllarında yayımlanan mecmua aylık dergi olarak dört yılda ancak 18 sayıya kadar yayın hayatını sürdürebildi Cemiyet üyelerinin düşüncelerini ve sanat anlayışlarını topluma yansıtmak gereği derginin asıl amacı idi
Osman Asaf’ın sorumlu yöneticisi olduğu gazetede Hoca Ali Rıza, Sami Yetik, Ruhi Arel ve Ahmet Ziya Akbulut gibi birçok resim sanatçısının yazıları yer aldı

Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye Cemiyeti
12 Şubat 1919'da Merkezi Trabzon olarak kurulan cemiyet, Karadeniz Bölgesi'nin çeşitli il ve ilçelerinde şubeler açtı Amacı, Trabzon ve Çevresinin Rumlara verilmesini ve Bir Pontus Devletinin kurulmasını önlemekti Bu yörede faaliyet gösteren Etniki Eterya Cemiyeti ile mücadele eden bu teşkilat, Erzurum Kongresi’nden sonra Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin şubesi haline gelmiştir 

Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Mehmed Talat Paşa tarafından 2 Aralık 1918'de Edirne'de kurulan ve Türk Ulusal Hareketi yanlısı olan cemiyet Talat Paşa'nın da üyesi bulunduğu Teşkilât-ı Mahsusa tarafından desteklenmiştir
Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılacağını düşünen bu cemiyet, yıkılma tehlikesine karşın Batı Trakya ve Trakya'yı tek bayrak altında toplamak, Trakya'daki müslüman nüfusa sahip çıkmak ve bu bölgede bir Türk devleti kurmak amacıyla kurulmuştur Çıkardıkları Yeni Edirne ve Ahali gazeteleriyle de bu düşüncelerini savunmuşlardır
7 Eylül 1919'daki Sivas Kongresi sonrasında ise Anadolu'daki diğer cemiyetler ile birleşerek Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısına girmiştir

Türk Derneği
II Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’da kurulmuş bir dernektir İlk milliyetçi kuruluş olarak kabul edilir
25 Aralık 1908'de kurulan derneğin kurucuları arasında Necip Asım Bey (Yazıksız), Ahmet Mithat Efendi, Ahmet Hikmet Bey (Müftüoğlu), Rıza Tevfik Bey (Bölükbaşı), Bursalı Mehmet Tahir Bey, Veled Çelebi (İzbudak), Akçuraoğlu Yusuf, Fuat Raif Bey, Emrullah Efendi yer alır Dernek, kurs ve konferanslar düzenlemiş, kendi adı ile bir dergi çıkarmıştır
Derneğin amacı 1909 yılında çıkartılan Türk Dili Dergisi’nde açıklanmıştır Amaç, “Türk diye anılan bütün kavimlerin mâzisi, hâli ve eserlerini öğrenmek ve öğretmek”tir Üyeleri dil ve kültür arasındaki ilişkiyi kavramış olan dernek, dilde yalınlaşma hareketi için çalışmıştır
Bu cemiyetin çatısı altında Rus bilimadamı Gordlevski, Doktor Karaçun Efendi, Alman bilimadamı Martin Hartmann ile Türkçü yazarlardan İsmâil Bey Gasprinski, Hüseyinzâde Ali Bey, Mehmed Emin Bey (Yurdakul), Köprülüzâde Mehmed Fuâd Bey, Ispartalı Hakkı Bey, Hüseyin Cahit Bey (Yalçın), Hâlit Ziya Bey (Uşaklıgil) ve Ermeni mebuslardan Agop Boyacıyan ve Tıngır efendiler de vardı
Derneğin aylık yayın organı, kendi adını taşıyan"Türk Derneği Dergisi" idi Dergi, 1911'de altı, 1912'de bir sayı olmak üzere yedi olmak üzere yedi sayı çıktıktan sonra kapanmıştır Dergide, Türk tarihi ve Osmanlı toplumu üzerine yazılmış makaleler yayımlandı makalelerde esas olarak dil sorunu ele alındı
Dernek, 1912 yılına kadar devam ettikten sonra dağıldı; kalan elemanları yeni kurulan Türk Yurdu adlı cemiyete katıldılar; Türk Ocağı Cemiyeti kurulunca Türk Yurdu Cemiyeti elemanları olarak oraya devroldular

Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti
2 Aralık 1918'de Erzurumlu Raif Hoca ve Süleyman Nazif tarafından İstanbul'da kurulan Türk Ulusal Hareketi yanlısı olan dernek Derneğin amacı, Anadolu'nun doğu illerinin Ermenilere verilmesini önlemek ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayırmamak idi
Cemiyet, Fransızca ve Türkçe olarak çıkardıkları Hadisât gazetesi ile Anadolu'nun doğu illerinin Türk ve İslam temellerine dayandığını savunmuş, Ermenilerin bu illerde hiçbir zaman çoğunluk oluşturmadığını iddia etmiş ve Kürdistan Teali Cemiyeti ile mücadele etmiştir
7 Ağustos 1919'da Erzurum Kongresi'nde alınan karar gereği kapatılarak Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne katılmıştır

Wilson Prensipleri Cemiyeti
Adından da anlaşılacağı gibi Wilson Prensiplerini esas almış ve Amerikan Mandasının kurulması ile Osmanlı Devleti’nin Milletler Cemiyeti içinde diğer devletler ile eşit hukuka sahip olabileceğini savunmuş ve bunun için çalışmıştır Bu cemiyetin üyeleri arasında Halide Edip Adıvar, Celalettin Muhtar, Refik Halid gibi kişiler vardır
Wilson Prensipleri Cemiyeti; 4 Aralık 1918 tarihinde İstanbul’da, çoğunluğu gazeteci-yazar, doktor, avukatlardan oluşan bir aydın grubu tarafından, Amerika’dan yardım sağlamak umuduyla kurulmuştur Böyle bir cemiyeti kurma fikri ilk olarak, Wilson Prensiplerinin 12 maddesinin uyandırdığı umutla, Halide Edip (Adıvar) dan çıkmıştır
Cemiyetin amacı, önce Amerika’nın dostluğunu kazanarak, Wilson Prensiplerine uygun bir barışın gerçekleştirilmesini sağlamak için çalışmak, daha sonra da, Türkiye’yi Amerikan mandası altına sokarak, ülkenin kurtuluşunu temin etmekti
Bu cemiyeti kuranların Amerikan mandasını istemekteki başlıca dayanak noktası, Osmanlı Devleti’nin çoğunluğu Türk olan bölgelerinin bile bağımsız kalamayacağı, paylaşılacağı yahut bir başka devletin himayesi altına gireceği endişesi idi Onlara göre, eğer Amerikan mandası altına girilirde, Amerika’nın rehberliği ve liderliği ile kalkınacaktık Ayrıca eğer Amerikalılar çekip gitse bile, arkalarında kuvvetli, müreffeh, kültürlü, bütün etnik unsurları müşterek değerlere sahip bir Türkiye bırakacaklardı Bunlardan başka, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu çeşitli askerî, siyasî, ekonomik problemlerin yanında, mutlaka cezalandırılacağı inancı da, bu kişileri amerikan mandası fikrine itmiştir
Kısa ömürlü fakat oldukça tesirli olan bu cemiyet, özellikle basın yayın yoluyla, Amerika leyhinde kamuoyu oluşturmak için büyük çaba sarf etmiştir Türkiye’nin Amerikan mandası altına girmesi için her yola başvuran cemiyet yöneticileri 5 Aralık 1918 tarihinde Amerika Başkanı Wilson’a gönderdikleri bir muhtıra ile, resmen Amerikan mandasını talep etmişlerdir
|