Yalnız Mesajı Göster

Osmalıda İsyanlar (Tüm İsyanlar Özet)

Eski 10-11-2012   #5
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmalıda İsyanlar (Tüm İsyanlar Özet)







Düzmece Mustafa
Düzmece Mustafa Yıldırım Beyazid'ın oğullarından biri olan Mustafa Çelebi, babasının mirasını ele geçirmek için 15 yüzyılın başlarında önemli bir ayaklanmaya sebep olmuştur Kardeşi Çelebi Mehmed ve yeğeni İkinci Murad'a başkaldırdığı için adına Düzmece Mustafa denilmiştir

Düzmece Mustafa, Ankara savaşına Hamitili ve Teke sancağı kuvvetleriyle katılıp Osmanlı ordusunun merkezinde yer almıştır Savaş sırasında tutsak edilen Düzmece Mustafa, Semerkant'a götürüldü 1405'de Timur'un ölümüyle serbest kaldı ve Anadolu'ya döndü Anadolu'da saltanat hakkı için bazı beyliklerden destek gördü 1416'da Eflak'a geçip Rumeli'de de bazı komutan ve beylere yakınlık sağladı Selanik çevresinde üzerine gönderilen kuvvetlere yenilen Düzmece Mustafa, veziri Cüneyt Beyle birlikte Selanik'e sığındı

Bizansla anlaşan Çelebi Mehmed, Düzmece Mustafa'yı Limni adasında hapsettirdi Çelebi Mehmed'in ölümünden sonra Bizans İmparatoru tarafından serbest bırakılan Düzmece Mustafa, beraberindeki kuvvetlerle birlikte Gelibolu'ya geçti Sultan İkinci Murad'ın kuvvetlerine yenildikten sonra kaçan Mustafa, Adamları tarafından Osmanlı soyundan gelmediği gerekçesiyle Edirne Kalesinde asılarak idam edildi



Ester Kira
Ester Kira ya da Esperanza Malchi Osmanlı Devleti'nin Valide Sultan'ı Safiye Sultan'ın kirası olan Yahudi bir kadındı Osmanlı haremindeki kadınlar haremden dışarı çıkamadıkları için dış dünyayla ilişkilerini çoğu Yahudi olan kadınlarla yürütürlerdi Bu kadınlara kira adı verilirdi III Murat'ın eşi ve III Mehmet'in annesi olan Safiye Sultan'ın kirası da Yahudi bir mücehvercinin karısı olan Ester idi Ester, Safiye Sultan'ın habercisi olarak Avrupa'nın birçok ülkelerine seyahat etti İngiltere kraliçesi I Elizabeth ile Safiye Sultan arasında haberleşmeyi sağladı Ester Safiye Sultan'ın sayesinde o kadar zengin oldu ki onun bu zenginliğini çekemeyen yeniçeriler 1600 yılında isyan ederek Ester'i öldürdüler



Haçin Olayı
7 Nisan 1909 tarihinde Ermenilerin Haçin Kasabası'nı kuşatarak başlattıkları isyan

Kozan'ın doğusunda bulunan Haçin kasabası ikibinden fazla haneden meydana gelmekteydi Bu hanelerin bir kısmı müslümandı Fakat çoğunluğu Ermeni hanelerinden oluşmaktaydı İşte Adana'lı asıl yerli Ermenilerin bir kısmı vilâyetin son kuzey sınırına rastlayan burada yaşamaktaydılar Burada yaşayan Ermeniler de, Osmanlı İmparatorluğu'nun öteki bölgelerinde yaşayan soydaşları gibi isyan etmek için harekete geçmişlerdi Nitekim 1890 yılında, zamanın Haçin kaymakamı Tevfik Bey, gençler arasında silah yapıldığını tespit etmesi ve gereken tedbirleri alması üzerine çıkacak olayları önlemişse de, zamanla Tevfik Bey'in buradan alınarak Belen'e (Hatay) tayin edilmesi Ermenileri cesaretlendirmişti Bunun sonunda Haçin'de 1892-1895-1901-1904-1909 yıllarında ayaklanma düzeyine varan olaylar meydana gelmişti Bu arada Orta Toros Geçitleri'ni ele geçirerek, büyük devlet konumuna gelmek amacıyla hareket eden Fransa bu emelini de gerçekleştirmek arzusuyla yola çıkmış ve Hacın Ermenilerini unutmayarak, bunları da kendi çıkarları için kışkırtmıştı Böylece Fransa, Haçin Ermenilerinden ekonomik açıdan güçlenmelerini ve bu vesile ile Türklerin ellerindeki topraklarını satın alıp, geniş araziler ele geçirerek büyük çiftlikler kurmalarını istemişti Buna dayanarak hareket eden Haçin Ermenileri, Yukarı Çukurova'daki (Feke-Haçin-Mağara) toprakların büyük bir kısmını ele geçirerek, büyük çiftlikler kurmuşlardı Ermenilerin asıl amaçları Haçin'de özerk bir idare kurmaktı Bu gaye ile hareket edip, Avrupa kamuoyuna davalarını anlatarak destek sağlamışlardı Özellikle bu desteği Fransa'dan bulmuşlardı Çünkü Fransa ileride Çukurova bölgesine yerleşmek amacındaydı Böylece Fransa'nın eline fırsat geçmiş ve kendi politikası doğrultusunda Ermenileri kullanarak, hedefine ulaşmak istemekteydi Daha sonra Hacın'da Ermeniler Bahadiryan Minas adındaki Ermeni'nin başkanlığında bir cemiyet kurmuşlardı Bu cemiyet çalışmalara başlamış ve bu çalışmalarında yurt dışından bir çok silah ve cephane getirmişti Nitekim, Hacın'da yapılan aramalarda yüzlerce silah, bomba, dinamit, haritalar ve bayraklar bulunmuştu Ayrıca Haçin Ermeni Manastırı'nda saklanmış gaz tenekeleriyle barutlar ve Beloğlu Yeprem tarafından da mağaralara stok edilmiş 150 kilo barut bulunmuştu Yapılan bu hazırlıklardan sonra, 14 Nisan 1909 günü Adana'da patlak veren Ermeni olayları çok geçmeden 17 Nisan 1909 günü Haçin'e sıçramıştı 17 Nisan günü Ermeniler kasabanın giriş ve çıkışını tutarak eyleme başlamışlardı Sonuçta Haçin'de Ermeniler, Türklere karşı saldırıya geçerek, kanlı olayların çıkmasına sebep olmuşlardı Bu arada Teğmen Teber Efendi parça parça edilerek öldürülmüştü Mehmet onbaşı, reji kolcusu Hacı Ağa ve oğlu Saadettin ve Kağnıpazarı'nda sekizi kurşunlanmak suretiyle toplam 27 işçi katledilmişti Böylece bu olayları bastırmak amacıyla yola çıkan Misis Taburu gelinceye kadar otuzu aşan bir sayıda Türk öldürülmüştü Olayları bastırmak amacıyla Mayıs (1909) ortalarında kasabaya gelen Misis Taburu sükûneti sağlamıştı Olaylar esnasında köylere kaçabilen Türkler kasabaya geri dönmüşlerdi Ayrıca hükûmet binasına sığınan Türkler kasaba içine de çıkmışlardı Yapılan kovuşturmada bir Ermeni suçlu görülmüştü Artık bundan sonra öldürme ve yaralama olmadıysa da, Türklerle Ermeniler arasındaki dostluk kökten bozulmuş ve ilişkiler de eski şeklini alamamıştı



Kabakçı Mustafa İsyanı
Osmanlı Devleti'nin en ıslahatçı padişahlarından biri olan Sultan Üçüncü Selim, Osmanlı Devleti'nde bugüne kadar gerçekleştirilememiş bir düzenleme yaparak Nizam-ı Cedid ordusunu kurmuştu Bu köklü yeniliklerden memnun olmayan ve önemli görevlerde bulunan bazı devlet adamları Osmanlı-Rus Savaşı'nın devam ettiği yıllarda, İstanbul'da bulunan Yeniçeri Ağaları ile Nizam-ı Cedid'i ortadan kaldırma planları yapıyorlardı Kendilerine Nizam-ı Cedid kıyafeti giydirmekle görevlendirilmiş olan Raif Mahmud Efendi'yi öldüren yeniçeriler, Kabakçı Mustafa'nın liderliğinde ayaklandılar

Osmanlı hükümeti bu gelişmeler üzerine derhal toplanarak ayaklanma ile ilgili kararlar almak istedi Ancak Sadaret Kaymakamı Köse Musa Paşa ayaklanmanın ciddi bir hadise olmadığını, Nizam-ı Cedid birliklerinin de olaya müdahale etmesinin yersiz olacağını bildirdi Bu sayede meydanı boş bulan asiler, daha fazla taraftar topladılar Nizam-ı Cedid'in kaldırılmasını isteyen asilere müdahalede çok geciken, Sultan Üçüncü Selim, Nizam-ı Cedid'i kapatmak zorunda kaldı İstekleri yerine getirilen asiler buna rağmen ayaklanmaya son vermediler

Sultan Üçüncü Selim'e olan yakınlıkları ile tanınan 11 devlet adamının kendilerine teslim edilmesini isteyen asiler, Şehzade Mustafa ve Şehzade Mahmud'un da hayatlarının tehlikede olduğunu öne sürerek kendilerine yollanmasını ve Sultan Üçüncü Selim'in tahttan inmesini istediler

Bu istek karşısında Sultan Üçüncü Selim, "Böyle isyankar tebanın hükümdarı ve halifesi olmaktansa olmamak daha iyidir" diyerek padişahlıktan ayrıldığını açıkladı (29 Mayıs 1807)Sultan Üçüncü Selim, tahttan indikten sonra sarayda bir yıl daha yaşadı Alemdar Mustafa Paşa'nın kendisini tekrar tahta çıkarmak için ayaklandığı sırada, Sultan Dördüncü Mustafa tarafından öldürüldü

Başladığı ilerleme hareketlerinde başarısızlığa uğramakla beraber, Osmanlı İmparatorluğu'nda Avrupa'ya yönelişin ilk temelleri sayılacak önemli işler gördü Avrupa askerlik örgütünü ve bilgilerini ülkeye sokması, müsbet bilimlere önem veren teknik okullar açması başarılı işlerindendir



Kara Yorgi

Kara Yorgi Petroviç ( 3 Kasım 1768 – 13 Temmuz 1817) Osmanlı Devletine karşı Sırpların başlattığı ilk isyanın lideri ve sonradan bağımsızlığını kazanan Sırbistan'ı uzun süreler yöneten Karayorgeviç hanedanının atasıdır

19 yüzyılın başlarında Sırbistan, Osmanlı Devleti, Avusturya ve Rusya'nın bölgedeki güç çekişmelerine sahne oldu Bölge devamlı savaş halinde kaldı ve sınırlar sürekli el değiştirmeğe başladı Fransız Devriminin Avrupa'ya getirdiği özgürlük rüzgarları Balkan halklarını da etkilemişti Avusturya ve Rusya buradaki halkı Osmanlı egemenliğine karşı kışkırtıyorlardı Bunun yanısıra kaldırılmalarından önceki son yıllarını yaşayan yeniçeriler Müslüman ve Hristiyan halka karşı çok kötü davranarak halkı iyice bezdiriyorlardı Bu ortamda Sırplar ayaklandılar Sıradan bir çoban olan Kara Yorgi bu ayaklanmanın önderi oldu İsyancılar bir çok kasabaları ellerine geçirdiler ve Belgrad'ı kuşattılar Osmanlı padişahı III Selim isyancılarla pazarlığı denedi ama sonuç alamadı

Ruslardan aldığı destekle Kara Yorgi 13 Aralık 1806’da Belgrad’a girdi 1806- 1812 yılları arasında devam eden Osmanlı- Rus savaşı sırasında Belgrad Kara Yorgi'nin önderliğindeki isyancıların elinde kaldı Bu arada Osmanlı Devletinde Kabakçı Mustafa isyanı çıktı ve saltanat iki defa el değiştirdi Sonunda II Mahmut'un uzun süren saltanatı başladı 28 Eylül 1812 tarihinde Osmanlılarla Ruslar arasında Bükreş Antlaşması imzalandı ve savaş sona erdi Rusların Fransa'yla devam eden savaşından da yararlanan Osmanlılar Sırbistan'daki isyancıları yenerek Belgrad'ı tekrar ellerine geçirdiler Kara Yorgi 21 Eylül 1813'de diğer isyancılarla birlikte canını kurtarmak için Avusturya'ya kaçtı

Kara Yorgi Avusturya'dan Besarabya'ya geçti Osmanlılara karşı isyan eden Yunanlıların kurduğu Etniki Eterya Derneği üyeleri ile tanıştı Onların yardımıyla 28 Haziran 1817'de tekrar Sırbistan'a girdi Fakat bu arada Sırp isyancıları arasında Sırbistan'da kalarak ikinci bir Sırp isyanına önderlik yapmış olan Miloş Obrenoviç Osmanlılarla bir anlaşmaya varmış ve kendini Sırp Prensi olarak kabul ettirtmişti Kara Yorgi'yi kendine rakip olarak görmek istemeyen Miloş Obrenoviç Kara Yorgi'yi Sırbistan'a geri gelmesinden kısa bir süre sonra 1817 yılında öldürttü

Miloş Obrenoviç o tarihten sonra Sırbistan'da iktidarı eline geçirdi ama Kara Yorgi ailesinin Sırbistan'daki etkinliği sona bulmadı Kara Yorgi'nin çocukları ve torunları Karayorgeviç hanedanını oluşturdular Miloş Obrenoviç'in çocuk ve torunları da Obrenoviç hanedanını oluşturdular 1945 yılında Sırbistan'da monarşinin sona ermesine kadar krallık defalarca Karayorgeviç ve Obrenoviç hanedanları arasında el değiştirdi Günümüzde bile Kara Yorgi'nin torunlarından Aleksandar Karayorgeviç Yugoslavya'nın sürgündeki kralı olarak kabul edilmektedir Sırbistan'da anayasal krallık yönetiminin yeniden kurulması zaman zaman tekrar gündeme gelmektedir Eğer bu görüş ağırlık kazanırsa Kara Yorgi'nin torunları tekrar Sırbistan'da iş başına gelebilecektir



Miloş Obrenoviç
Miloş Obrenoviç ya da Miloş Teodoroviç ( 18 Mart 1780- 26 Eylül 1860) Osmanlı Devletine karşı Sırpların başlattığı ikinci isyanın lideri ve 1815- 1839 ile 1858- 1860 yılları arasında Sırp Prensidir Sırbistan ve Yugoslavya'yı çeşitli dönemlerde yöneten Obrenoviç hanedanının atasıdır 19 yüzyılın başlarında Sırbistan, Osmanlı Devleti, Avusturya ve Rusya'nın bölgedeki güç çekişmelerine sahne oldu Bölge devamlı savaş halinde kaldı ve sınırlar sürekli el değiştirmeğe başladı Fransız Devriminin Avrupa'ya getirdiği özgürlük rüzgarları Balkan halklarını da etkilemişti Avusturya ve Rusya buradaki halkı Osmanlı egemenliğine karşı kışkırtıyorlardı Bunun yanısıra kaldırılmalarından önceki son yıllarını yaşayan yeniçeriler Müslüman ve Hristiyan halka karşı çok kötü davranarak halkı iyice bezdiriyorlardı Bu ortamda Sırplar 1804 yılında Kara Yorgi'nin önderliğinde ayaklandılar Miloş Obrenoviç de bu ayaklanmanın önderlerinden biriydi Ayaklanma bastırılınca Kara Yorgi 21 Eylül 1813'de diğer isyancılarla birlikte canını kurtarmak için Avusturya'ya kaçtı Fakat Miloş Obrenoviç Sırbistan'da kaldı 1815 yılında Miloş Obrenoviç ikinci bir ayaklanma başlattı Bu ayaklanma da başarısız oldu ama 1817 yılında Miloş Obrenoviç Osmanlı valisi Maraşlı Ali Paşa'yla anlaşmaya vararak Sırbistan'ın içişlerinde bağımsız olmasını sağladı ve Sırbistan'ın yönetimini ele geçirdi O sırada Sırbistan'a geri dönen Kara Yorgi'yi kendisine rakip olmasını önlemek için öldürttü 1830 ve 1833 yıllarında Osmanlı padişahı II Mahmut'un imzaladığı Hatt-ı Şeriflerle Miloş Obrenoviç'in elindeki topraklar arttırıldı ve Osmanlılar tarafından Sırp prensi olarak resmen tanındı Miloş Obrenoviç Sırbistan'ı 1839 yılına kadar yönetti Sonra yerini oğulları Milan Obrenoviç ve Mihailo Obrenoviç'e bıraktı 1842 yılında Mihailo Obrenoviç bir isyan sonucu tahtan indirildi ve Kara Yorgi'nin küçük oğlu Aleksandar Karayorgeviç tahta çıktı 1858 yılında Aleksandar Karayorgeviç de tahttan indirilince 78 yaşındaki Miloş Obrenoviç ilk prensliğinden 19 yıl sonra ikinci bir defa tahta çıktı 1860 yılında ölene kadar Sırbistan'ın prensi olarak kaldı Miloş Obrenoviç'in ölümünden sonra torunları önce Sırp Prensi olarak, 1882 yılından sonra da Sırp kralı olarak Sırbistan'ı yönetmeğe devam ettiler 1903 yılında Obrenoviç hanedanından Sırp kralı Aleksandar Obrenoviç bir darbeyle tahttan indirilince krallık tekrar Karayorgeviç hanedanına geri döndü 1945 yılında Sırbistan'da monarşinin sona ermesine kadar krallık Karayorgeviç hanedanının elindeydi Günümüzde bile Kara Yorgi'nin torunlarından Aleksandar Karayorgeviç Yugoslavya'nın sürgündeki kralı olarak kabul edilmektedir



Mir Muhammed Soran İsyanı
Mir Muhammed Soran İsyanı, Soran aşireti reisi Mir Muhammed Soran'ın 1830'da Mısır'daki Kavalalı Mehmet Ali Paşa örneginden ilham alarak, Osmanlı Devleti içinde ayrı bir devlet kurma girişimidir Molla Hadi'nin halkı isyandan caydırıcı fetvasından sonra konumu zayıflayan Mir Muhammed, tam bir harekete girişmeden Osmanlı'ya teslim olmuştur

Alıntı Yaparak Cevapla