Yalnız Mesajı Göster

Osmanlı İmparatorluğu Ordusu

Eski 10-11-2012   #6
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı İmparatorluğu Ordusu







Osmanlı Orduları

•Nizam-ı Cedid

Nizam-ı Cedid, Osmanlı Devleti'nde IIISelim tarafından kurulan düzenli ordudur Yeni Düzen anlamına gelir Yerine kurulduğu Yeniçeri ocağının çıkardığı Kabakçı Mustafa İsyanı sonucu ortadan kaldırılmıştır

Yeni Düzen anlamını taşıyan Nizam-ı Cedid deyimi, Osmanlı Devleti'nin gerileme devrinde, askerin ıslah ve yenileştirilmesine karşılık gelir

III Selim'den önce Nizam-ı Cedid kavramının kullanıldığı görülmektedir

1689-1691 yılları arasında sadrazamlık yapan Köprülü Fazıl Mustafa Paşa döneminde, Hıristiyanların, Musevi ve Kıptilerin cizyelerinin tek elden toplanması, Cizye Kalemi'ne kayıt ve tescil edilerek, hem tahsilatın emektar ve mutemet cizyedarlar tarafından icrası, hem de devlete fazla irad temini için yapılan yeniliğe Nizam-ı Cedid Tertibi denmiştir

1717 yılında İstanbul'a gelen Fransız subayı De Rochefort'un, sadaret kayslahat projesinin tercümesinde, yapılacak askeri yeniliğe Nizam-ı Cedid denmiştir

Eski usul ve teşkilatı ifade eden Nizam-ı Kadim'e mukabil,ileri bir düzen kurma faaliyetini ifade için kullanılan Nizam-ı Cedid tabiri ise III Selim zamanında yaygınlaşmıştır III Selim'in 1791 Ziştovi ve 1792 Yaş antlaşmalarıyla Avusturya ve Rusya ile harbe son verdikten sonra, devleti düştüğü zorluktan kurtarmak için yapmayı kararlaştırdığı harekat da Nizam-ı Cedid anlamıyla anılır

Nizam-ı Cedid'i iki anlamda inceleyebiliriz

Dar Anlam: Avrupa usulünde yetiştirilmek istenen talimli asker
Geniş Anlam: Yeniçeriliği kaldırmak veya hiç değilse faydalanabilecek şekle getirmek, Avrupa talim usulünü yeni kurulan askeri kuvvetin baskısı ile kabul ettirmek, ulemanın çağdışı düşüncesine karşı koyup nüfuzlarını kırmak, Osmanlı Devleti'ni Avrupa'nın ilim, sanat, ticaret, ziraat, teknik ve sanayide yaptığı ilerlemelere ortak etmek için gelişen yenilik hareketlerinin bütünü

III Selim, Ziştovi ve Yaş Antlaşmaları'ndan sonra, pek çok ıslahat yapmaya karar vermişti İşe başlamadan önce, devlet adamlarının bu konudaki fikirlerini öğrenmek istedi Böylece hem onların devlete ait düşüncelerini ve askeri ıslahat hakkındaki görüşlerini öğrenmek imkânı bulacak, hem de istihdam edeceği ekibin bilgi derecesini ve kabiliyetini öğrenip, onları faydalı olabilecekleri sahalarda çalıştıracaktı

Layiha veren devlet adamlarını, ayrıldıkları gruplara göre şöyle isimlendirebiliriz:

Kanuni devrindeki kanun ve nizamlara dönüldüğü takdirde, ordunun düzenleneceğine inanan ve kendilerine muhafazakar diyebileceğimiz grup

Avrupa savaş usullerini ve talimlerini, "eski kanun ve nizamdır" diye kabul ettirmek isteyen, kendilerine telifçi diyebileceğimiz grup

Yeniçerilerin asla ıslah edilemeyeceğine inanarak, yeni bir askeri ordu kurulmasını savunan ve kendilerine "inkılapçılar" diyebileceğimiz grup

Nizam-ı Cedid Ekibi

Yeni bir ocağın kurulmasına karar verilmesinin en mühim sebebi, yeniçerilerin ıslah edilmesinin çok zor olmasıydı Bu ıslahat düşüncesini benimseyen III Selim henüz tahta çıktığı sıralarda bu düşünceyi benimsemiş olan, açık fikirli ve yenilikçi taraftar bir ekibi toplantıya çağırdı Bu ekibin başına da Rumeli Kazaskeri İsmail Paşazade Esseyid İbrahim İsmet Bey'i getirdi

Yayla İmamı Risalesi'ne göre, Nizam-ı Cedid programı 72 maddeden oluşmuştur Osmanlı Devleti bu ıslahatı yaparken Fransa'dan yardım istemiş, 1796 yılında konuyla ilgili olarak top, humbara dökümcüsü, top kundağı ve tüfenkçi işçileri gelmişti Ayrıca, bir süre sonra Fransa'dan General Menand başkanlığında ve amele başı Bamilo ilen gelen heyetle birlikte Prusya'dan da subay ve danışmanlar geldi Bunlardan Albay Von Goetze, 1798'de III Selim'in isteği üzerine Osmanlı kara birliklerinde incelemelerde bulundu

Merkezi Teşkilatta Nizam-ı Cedid'in Yeri

Yeniçerilerin kuşkulandırılması, düşmanlıklarının kazanılması ve işin daha baştan bitmesi gibi mahsurlar içerdiğinden Nizam-ı Cedid ayrı bir ocak değil de Yeni Asker, Bostancı, Tüfenkçi Ocakları adıyla Bostaniyan-ı Hassa Ocağı'na bağlandı

Nizam-ı Cedid Ordusu

III Selim'in topladığı bir mecliste, Sultan Süleyman devrindeki düzene dönülürse işlerin kolaylaşacağı fikri taraftar bulunca, ilk önce ocağa haftalık belli düzende talim yapılması fikri sorulmuş ancak ocak ağalarından olumsuz yanıt alınmıştır Bunu üzerine Nizam-ı Cedid ordusunun kurulmasına karar vermektedir Yeniçerilerin tepkisini çekmemek için ise Bostancı Ocağı'na bağlı Bostancı Tüfenkçisi adı altında kurulmuştur

İlk kışla Cezayirli Gazi Hasan Paşa'ya ait olan Levend Çiftliği'nde kurulmuş, daha sonra artan destekle beraber önce Üsküdar'da daha sonra da Üsküdar merkez olmak üzere Anadolu'da ortalar kurulmuştur Bugünkü Selimiye Kışlası'nın temellerinin atıldığı Üsküdar Kışlası'na bağlı olan Anadolu'daki ortalar şöyleydi:Ankara Ortası, Bolu Ortası, Kayseri Ortası, Kastamonu Ortası, Kütahya Ortası, Kırşehir Ortası, Amasya Ortası, Sivas Ortası, Aydın Ortası, Çankırı Ortası, Çorum Ortası,Aksaray Ortası, Menteşe Ortası, Seydişehir Ortası, Niğde Ortası, Hamid Ortası, Manisa Ortası, İçel Ortası ve Karaman Süvari Ortası

Bu ortaların kurulmasıyla beraber Nizam-ı Cedid Ordusu'nun mevcudu 230000'e yaklaşmıştır Askerler 25 yaşını geçmemiş, yiğit, asil, ve temiz ailelerden seçilir; bunlara önce usul ve erkan öğretilirdi Ocakta her bir üye arasında kefalet sistemi geliştirilmişti; böylece firarlar engelleniyordu

• Eşkinci Ocağı

Eşkinci Ocağı II Mahmut tarafından kurulan askeri yapıdır

Alemdar Vakası'ndan sonra yeniçeri ocağını ortadan kaldırmak isteyen II Mahmut, onun yerini alması için eşkinci ocağını kurdu Bunu bir tehdit olarak gören yeniçerilerin ayaklanması, Vaka-i Hayriye'ye giden süreci hızlandırdı

• Asakir-i Mansure-i Muhammediyye

Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Türkçe: Muhammed'in zafer kazanmış orduları), yeniçeri ocağının Vaka-i Hayriye ile kaldırılmasından sonra Sultan II Mahmut tarafından 1826 yılında kurulmuş yeni ordunun adıdır

Dindarların tepkisini azaltmak için Muhammediyye ismi eklendi Asakir-i Mansure-i Muhammediye'nin başına ilk olarak 'serasker' unvanıyla eski yeniçeri ağalarından Ağa Hüseyin Paşa getirildi

Asakir-i Mansure-i Muhammediye 'tertip' adı verilen sekiz birlikten meydana gelirdi Her tertibin başında 'binbaşı' adında bir komutan bulunurdu Bu binbaşılar 'başbinbaşı'ya bağlıydı Her tertip 16 'saf'tı Her saf bir yüzbaşının komutasındaydı Her yüzbaşının iki 'mülazim' yardımcısı vardı Her tertipte bir top bulunurdu

Toplara 'topçubaşı' denilen bir subay komuta ederdi 16 saftan oluşan tertipler sekiz sağ ve sekiz sol olmak üzere ikiye ayrılmıştı Bunlara 'sağ kolağaları' ve 'sol kolağaları' atanmıştı İki yıl sonra bu örgüt yeniden düzenlenerek 'tertip'lere 'alay' ve komutanlarına 'miralay' dendi 'Saf' terimi 'bölük' olarak değiştirildi Her alay, binbaşı komutasındaki üç taburdan meydana getirilmişti

Sol ve sağ kolağası adını alan iki subay, bir kâtip, bir sancaktar, her bölüğe 'yüzbaşı' ve 'mülazim'lerden ayrı olarak bir 'başçavuş' ve bir 'bölük emini' atanmıştır Her alayda 'miralay' yardımcısı bir 'kaymakam' bulunurdu İki alay bir 'mirliva'nın ve üç alay bir 'ferik'in komutası altındaydı Miralayın üstü subaylara 'paşa' denirdi Asakir-i Mansure-i Muhammediye'nin en büyük komutanı 'müşir'di

• Sekban-ı Cedid

Sekban-ı Cedid (29 Eylül 1808-18 Kasım 1808) II Mahmut tarafından daha önceki Nizam-ı Cedid ordusu model alınarak kurulmuş kısa ömürlü bir Osmanlı ordusudur

Rusçuk ayânı Alemdar Mustafa Paşa İstanbul'a ordusuyla yürüyerek IV Mustafa'yı tahtan indirdi ve yerine II Mahmut'u tahta geçirdi (28 Temmuz 1808) II Mahmut, Alemdar Mustafa Paşa'yı sadrazam yaptı Alemdar Mustafa Paşa'nın sadrazam olduktan sonra yaptığı ilk işlerden biri devletin ileri gelenleriyle büyük bir toplantı yapmak oldu Bu toplantıda alınan kararlar Sened-i İttifak adı verilen bir belgede derlendi Bu belge ile ayanlar, hükumet emirlerini dinleyeceklerine söz verdiler Nizam-ı Cedid ordusu Sekban-ı Cedid adıyla yeniden kuruldu O zamanki Karaman valisi Kadı Abdurrahman Paşa bu yeni ordunun başına geçti

Tahttan indirilen IV Mustafa ve adamları bu gelişmelerden hoşnut değillerdi 14 Kasım 1808 gecesi, Alemdar Mustafa Paşa'nın konağını bastılar Gelecek yardımı bekleyerek yeniçerilerle kıyasıya çarpışan sadrazam, damı delmekte olan yeniçerileri görünce patlattığı barut fıçısıyle intihar etti Ayaklananlar II Mahmut'u tahttan indirmek için saraya saldırdılar Kadı Abdurrahman Paşa Sekban-ı Cedid askerleriyle Topkapı Sarayı'nı savundu Bozguna uğrayan ayaklananların üzerine giden Kadı Abdurrahman Paşa, 3000'den fazla yeniçeri ve diğer ayaklananları kılıçtan geçirtti Ama yeniçeriler üstünlük sağladılar Sultan II Mahmut 18 Kasım 1808 tarihinde Sekban-ı Cedid'i dağıtmak zorunda kaldı Kadı Abdurrahman Paşa Anadolu'ya kaçtı ama hakkında çıkan ferman gereği idam edildi



Osmanlı Donanması

•Kaptan-ı Derya

Kaptan-ı Derya, Osmanlı İmparatorluğu'nda donanma komutanlarına verilen addır

16 yüzyıl'ın ortalarına kadar beylerbeyi rütbesi, o tarihlerden sonra vezir kaptanıderyaların (kaptanpaşa da denir) önemi, Osmanlı İmparatorluğu'nun denizaşırı topraklarının genişlemesiyle ve Akdeniz kıyılarındaki fetihler çoğaldıkça arttı

Divan-ı Hümayun'a üye olarak katılır, Osmanlı İmparatorluğu'nun "deniz eyaletleri" diye adlandırılan eyaletlerini (Cezayir, Tunus, Trablusgarp, Akdeniz adaları) doğrudan ya da denizci paşalar aracılığıyla denetimleri altında tutarlardı Başlangıçta Gelibolu'da daha sonraları İstanbul'da Kasımpaşa'da oturan ve semt ile tersanenin güvenliğinden sorumlu olan kaptanıderyaların unvanı Tanzimat döneminde kaldırıldı

İlk Osmanlı deryabeyleri, sancak yöneticiliği de yapıyorlardı Osmanlı deniz üssü İzmit'ten Gelibolu'ya taşındıktan sonra deryabeyine kaptan-ı derya da denmeye başladı II Mehmed döneminde donanma güçlü bir yapıya ve örgüte kavuşurken, kaptan-ı deryanın yetkileride artırıldı 1533/34'te, Cezair-i Bahr-i Sefid ile Cezayir-i Garp bir yönetimde birleştirilerek Kaptanpaşa eyaleti oluşturulunca, kaptan-ı deryanın aynı zamanda bu eyaletin yöneticisi olması, eyalet işlerini de atayacağı bir vekille yürütmesi kabul edildiAma kaptan-ı deryalığın önem kazanması Barbaros Hayrettin Paşa'nın bu görevi yürütmesi sırasında oldu16 yy'ın sonunda kaptan-ı deryalığa atananların vezirlik rütbesiyle Divan-ı Hümayun'a üye olarak katılmaları uygulaması başlatıldı

Kaptan-ı derya, Donanma-yı Hümayun'un ve Tersane-i Amire'nin en büyük amiriydiDenizcilikle bütün atamaları yapma, hüküm yazma ve tuğra çekme yetkisi vardıDerya Kalemi'ne bağlı zeamet ve tımarların dağıtımını da o yapardı

Kaptan-ı deryalığa atanan kişi önce sadrazamın katında kürk giyer, sonra törenle Tersane-i Amire'ye gidip göreve başlardıBazen denizcilerden de atamalar yapılmakla birlikte, bu göreve çoğunlukla sivil ve asker vezirler getirilirdi Donanmaının manevrası, kıyı ve açık deniz karakol hizmetlerini, Tersane-i Amire çalışmalarını planlamak kaptan-ı deryanın asıl görevleriydiTersane-i Amire'deki makamında şikayetleri dinleyen kaptan-ı derya, Haliç ve çevresinin güvenliğinden de sorumluydu Tersane-i Amire alanlarındaki davalara doğrudan bakar, idam cezası da verebilirdi Bazı davaları da kadıya havale ederdi

Donanmayla denize açılacağı zaman, İstanbul'dan hareket etmeden önce Tersane-i Amire'de sadrazama teftiş verir, sonra onunla birlikte Topkapı Sarayı'na giderek padişahın katına çıkardı Bu sırada donanma da saray açıklarında demirleyerek top atışıyla selamlama görevini yerine getirirdi İstanbul'da olmadığı zamanlarda kaptan-ı deryaya tersane emini vekalet ederdi En kıdemli yardımcısı tersane kethüdası, donanmadaki yardımcıları da kapudane, patrone, ve riyale idi

Kaptan-ı deryalık 1867'de kaldırılarak Bahriye Nezareti ve Kumanda Meclisi adında iki birim oluşturuldu 1876'da ve 1878-80 arasında yeniden kurulduysa da, sonunda kaptan-ı deryanın asıl görevlerini bahriye nazırı üstlendi

Ünlü kaptan-ı deryalar

Barbaros (Hızır) Hayrettin Paşa (1533-1546)

Piyale Paşa

Cezayirli Hasan Paşa

Küçük Hüseyin Paşa

Karamürsel Alp Paşa

• Haliç Tersaneleri

Haliç Tersaneleri, Kasımpaşa’dan Hasköy yönüne doğru Haliç, Camialtı ve Taşkızak Tersanelerini kapsar

Fatih Sultan Mehmet tarafından 1455 yılında kurulan Tersane-i Amire günümüzde Haliç Tersaneleri adıyla anılmaktadır

Beyoğlu İlçesi, 916 Ada, 1 Parselde tapuya kayıtlı hepsi tarihi yapıda 3 havuzu, 3 atölye binası, kapı ve çeşmesiyle 550 yıllık sanayi mirası niteliği taşımaktadır

• Forsa

Forsa, donanmalarda savaş gemilerinde görev yapan çoğunlukla suçlu ve esirlerden oluşan askeri sınıf Genellikle kacmamalari icin kureklere zincirlenirler Ortalama bir 18 yy kadirgasinda 200-250 forsa bulunur



Osmanlı Hava Kuvvetleri

•Tayyare Mektebi

Tayyare mektebi (Havacılık Okulu), Balkan Savaşlarının ardından 1912 yılının başında Osmanlı'nın askeri havacılığının gelişimi için Yeşilköy'de kurulmuş olan uçuş okuludur Enver Paşa'nın Harbiye Nazırlığı sırasında başlanmış olan Askeri Havacılık Teşkilatının geliştirilmesi, eğitimi ve personelin yetiştirilmesi amacıyla Fransa'dan hava yüzbaşısı Marki De Gois De Mezeyrac sözleşme ile Yeşilköy Tayyare Mektebi Müdürlüğü'ne getirilmişti Böylece, bu okulda eğitim veren ilk öğretmen pilot Fransız Marki De Gois De Mezeyrac olmuştur

Okulun bölümleri müdüriyet, zabit, makinist ve nöbetçi ofisleri idi Bu bölümlerle birlikte bir de küçük bir hastanesi bulunmakta idi Aynı zamanda bir tamirhanesi, depoları, yeraltına yerleştirilmiş benzin depoları, hangarları, otomobil garajları ve hayvan ahırları da inşa edilmiş idi

Öğretim süresi 3 ay olan okula her yıl 3 devre olarak öğrenci alınması ve yetiştirilmesi düşünülmüştü Her devrede 15 ile 20 arasında olmak üzere toplamda bir yıl boyunca 45 ile 60 pilot yetiştirilmesi planlanmıştı

Okulda pilotluğun yanında teorik motor ve uçak bilgisi dersleri de veriliyordu Bu dönemde Tayyareci Üsteğmen Midhat Nuri 1914 yılında "Vasıtai Tayyare" isimli ilk Türkçe teknik uçuş kitabını yayınlatmıştı


Alıntı Yaparak Cevapla