Yalnız Mesajı Göster

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Önemli Kişiler - Kronolojik Sıralama

Eski 10-11-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Önemli Kişiler - Kronolojik Sıralama







Cemal Paşa
Cemal Paşa, 6 Mayıs 1872'de Midilli'de doğdu Babası askeri eczacı Mehmet Nesip Bey'dir 1890 yılında Kuleli Askeri İdadisinden, 1893 yılında ise Mektebi Harbiyeyi Şahane'den mezun olduktan sonra, Erkanı Harbiye tahsilini tamamlayarak, Erkanı Harp yüzbaşısı rütbesini aldı Bir süre Seraskerlik Erkan-ı Harbiye Dairesi 1Şubesi'nde ve 2Orduya bağlı Kırkkilise istihkam inşaat şubesinde çalıştıktan sonra, 1898 yılında 3Orduya bağlı redif fırkası erkan-ı harbiye reisi olarak Selanik'te görevlendirildi Bu sırada Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından gerçekleştirilen askeri teşkilatlanma faaliyetlerine sempati duydu

1905 yılında binbaşı olan Cemal Bey, 1906'da Osmanlı Hürriyet Cemiyetine üye oldu İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin askeri kadrosu içerisinde dikkat çeken Cemal Paşa, Hareket Ordusu'na katıldı Adana'da Ermenilerin çıkardığı olaylara başarıyla karşı koyduktan sonra 1911 yılında Bağdat'a vali tayin edildi Bağdat valiliğinden istifa ederek Balkan savaşına katılan Cemal Paşa, 1912 yılı Ekim ayında Miralaylığa terfi etti Birinci Balkan savaşı sonunda büyük devletlerle yapılan pazarlıklara karşı, İttihat ve Terakki tarafından yürütülen propaganda hareketinde önemli rol oynadı Bab-ı Ali baskınından sonra İstanbul'da durumu sakinleştirmeye çalıştı

İkinci Balkan Savaşı'nda da önemli rol oynayan Cemal Paşa, 1913 yılında Nafia Nazırı, 1914'te ise Bahriye Nazırı oldu Paris'e görevli olarak gönderildi Osmanlı donanmasına bağlı gemilerin Rus Karadeniz filosuna ve Rus limanlarına saldırısı ile başlayan kabine krizinde, Cemal Paşa yanlısı grup içinde yer aldı Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'na girmesinden sonra Enver Paşa, Cemal Paşa'ya Mısır'da bulunan İngilizler'e karşı askeri bir harekata öncülük etmesini teklif etti Yapılan birinci ve ikinci kanal harekatları başarısızlıkla sonuçlandı Arap milliyetçileriyle çatıştı

1915 yılında Ermeni meselesinde İttahat ve Terakki Cemiyeti ile anlaşmazlığa düştü 1917 yılı Aralık ayında İngiliz Generali Allenby'nin ilerlemesi karşısında, Osmanlı ordusunun peşpeşe yenilgilere uğraması üzerine, Dördüncü ordu komutanlığı görevinden ayrılarak İstanbul'a geldi Cemal Paşa, İttihat ve Terakki Fırkası'nın 1917 yılındaki son olağan kongresinde, merkez-i umumi azalığına getirildi Talat Paşa kabinesinin istifasından sonra 1-2 Kasım 1918 tarihinde İttihat ve Terakki'nin yedi lideriyle birlikte ülke dışına kaçan Cemal Paşa, önce Berlin, daha sonra da Münih ve İsviçre'ye giderek İttihatçılar'ın yurt dışı faaliyetlerinin düzenlenmesinde önemli roller oynadı

Osmanlı'da yaşayan Arap unsurlarının isyanına sebep olmakla suçlanan Cemal Paşa, Divan-ı Harb-i Örfi tarafından gıyaben idama mahkum edildi Daha sonra Rusya'ya oradan da, Afgan ordusunun modernleştirilmesi için Afganistan'a giden Cemal Paşa Bolşeviklerin siyaset değişikliği ve Hacı Sami Beyin aleyhindeki propagandası sonucu Tiflis'e gitti Burada yaverleriyle birlikte 21 Temmuz 1922 günü öldürüldü Naaşı Erzurum'a getirilerek bu şehirde defnedildi



Cezayirli Hasan Paşa
Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Palabıyık lakabı ile anılırdı Aslen Kafkasyalı olduğu tahmin edilmektedir Küçük yaşta İran sınırında esir alınarak, Hacı Osman Ağa adlı Tekirdağlı bir tüccara satıldı ve onun çocukları ile birlikte yetişti Bir süre sonra azat edildi ve ticaret maksadıyla Tekirdağ'dan uzaklaştı Osmanlı- Rus ve Avusturya savaşının devam ettiği 1738 yılında, Yeniçeri ocağına kaydoldu ve bazı muharebelere katıldı Belgrad'ın kuşatılması sırasında gayret ve cesaretini gösterdi

1761 Nisanında kalyon kaptanı olarak Osmanlı donanmasına giren Hasan Paşa, 1762'de riyale, 1766'da patrona ve bir yıl sonra da kapudane rütbesine kadar yükseldi 6 Temmuz 1770'te Rusların Osmanlı donanmasını yaktığı haberini Çanakkale boğazına kadar gelerek bildiren Hasan Paşaya, beylerbeyi rütbesi verildi

Rusların Çeşme faciasından sonra Limni adasını kuşatması üzerine, adaya giderek oranın savunmasını üstlendi Rusları adadan uzaklaştırmayı başardı Bu başarısından dolayı vezirlik rütbesiyle kaptan-ı derya tayin edildi Boğaz seraskerliğine, ardından Rusçuk seraskerliğine getirildi

Özi Kalesi'nin düşmesi üzerine, muhaliflerin aleyhinde yaptıkları propagandalar sonucu kaptan-ı deryalıktan azledildi Sultan Üçüncü Selim zamanında İsmail Kalesi'ne serasker olan Hasan Paşa, gösterdiği başarılardan sonra sadrazam ve serdar-ı ekrem tayin edildi Hayatı sürekli cephede geçen Gazi Hasan Paşa, 30 Mart 1790'da Şumnu'da vefat etti

Devlete sadık, gayretli ve sözünü esirgemeyen bir kişi olan Cezayirli Gazi Hasan Paşa, mal varlığının büyük çoğunluğunu devlet işlerine harcamış, öldüğünde tahminlerin çok altında bir servet bırakmıştır



Churrchill Winston
İngiliz devlet adamı ve yazarı (Blenheim Palace, Oxfordshire 1874-Londra 1965) 1895'te orduya girdi Boerler savaşında esir düştü Muhafazakar partiden milletvekili seçildi (1900) Liberal parti'ye girerek sömürgeler bakanı ve İçişleri bakanı oldu (1910-1911) Lloyd George tarafından Cephane Bakanlığına (1917)i Harbiye ve Havacılık bakanlığına getirildi (1918) 1924'te tekrar Muhafazakar Parti'ye girdi Maliye Bakanı oldu (1924-1929) 1939'da Amirallik birinci Lordluğuna ve 1940'ta N Chamberlain'ın yerine Başbakanlığa getirildi İkinci Dünya Savaşında izlediği savaş politikası sayesinde özellikle Roosevelt ile kurduğu iyi ilişkiler, Müttefik Devletlerin Balkanlar'a kaydırmağa çalıştığı strateji konusunda Ruslarla çalıştı Ancak SSCB'nin burada hakim duruma geçmesindende çekiniyordu Bu yüzden savaşın başından itibaren stratejik önemi büyük olan Türkiye'yi savaşa sokmağa çalıştı Kahire ve Adana'da Türk yöneticileriyle bu konuda yaptığı görüşmelerde, Türkiye'nin istediği askeri yardımı vermeğe de yanaşmadı Savaş sonrasıi Avrupa ülkelerinin birleşmesini sağlayan Kuzey Atlantik Paktı, Avrupa Konseyi gibi kuruluşarın gerçekleşmesi için büyük çaba gösterdi 1951 seçimlerinde tekrar iktidara geçti 1955'te görevlerini AEden'e bırakarak siyasetten çekildi başlıca Eserleri: Life of Lord Randolph Churchill (Lord Randolph Churchill'in hayatı, 1906); The Worlds Crisis (Dünyanın geçirdiği buhran, 4 çilt 1923-1929), Marlbrough (4 cilt, 1933-1938); War Memories (Savaş Anıları, 6 cilt, 1948-1954)



Çandarlı Kara Halil Paşa
Çandarlı Kara Halil Paşa, Karaman'da Sivrihisar kazasına bağlı Çendere köyünden, Ali adlı bir kişinin oğluydu Asıl adı Halil olup, Kara ve Karaca lakabıyla, vezirliği sırasında da Hayreddin ünvanı ile anılmıştır

Osman Gazi'nin son yıllarında Orhan Beyin, babasına vekalet ettiği tarihlerde Şeyh Edebali'nin tavsiyesiyle Bilecik kadısı oldu Kara Halil Efendinin bu kadılığı sırasında gerçekleştirdiği en önemli hizmet, muntazam bir askeri ocak olan "yaya" teşkilatını düzenlemiş olmasıdır Çandarlı Kara Halil Paşa, İznik'în fethinden sonra Orhan Gazi tarafından İznik kadısı tayin edildi

1348'de devletin yeni merkezi Bursa'ya kadı oldu Sultan Murad Hüdavendigar'ın tahta çıkmasından sonra, kendisine en yüksek şer'i ve hukuki bir makam olarak yeni ihdas edilen, kazaskerlik görevi verildi Bundan sonra kazaskerlerin padişahla birlikte seferlere katılması kanun haline geldi Acemi Ocağı ile Yeniçeri Ocağı'nın kurulması da Kara Halil Efendi'nin bu hizmet döneminde gerçekleşti Ayrıca Karamanlı Molla Rüstem ile birlikte Osmanlı maliyesinin teşkilatlanmasında önemli rol oynadı İlk defa vezirlikle birlikte beylerbeyi, yani ordu kumandanlığı görevini de bir arada yürüttü

Halil Hayreddin Paşa daha sonra Selanik, Manastır ve Ohri şehirlerini de ele geçirdi Arnavut prensleri arasındaki mücadeleler sırasında Osmanlı orduları 1386'da Kroya ve İşkodra'ya kadar ilerledi Ancak Sultan Murad Hüdavendigar'ın, Halil Hayreddin Paşa'yı Balkanlar'da bırakıp, oğlu Ali Paşa ile birlikte Karamanoğlu seferine çıkmaya hazırlandığı sırada, Halil Paşa'nın Yenice-i Vardar'da hastalandığı kısa bir süre sonra da Serez'de öldüğü haberi geldi Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa iyi bir teşkilatçı ve devlet adamı olmasının yanında hayır işleriyle de ilgilendi

Çorlulu Ali Paşa
Çorlulu Ali Paşa, 1670 yılında doğdu Çorlu'da yerleşmiş bir çiftçi ailesinin oğluydu Sultan İkinci Ahmed devri Kapıcıbaşı Türkmen Kara Bayram Ağa'nın evlatlığı olarak, önce Galata Sarayı'na, daha sonra Enderun-ı Hümayun'daki Seferli Koğuşu'na, buradan da Hane-i Hassa'ya yerleştirildi Şubat 1699'da rikabdarlık hizmetinde bulunuyordu Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa'da kendisinden bizzat silahdarlık rica etti 15 Ekim 1700 tarihinde bu memuriyete tayin edildi

Silahdarlığı, Saray-ı Humayun'da daha üst derecede bir memuriyet haline getirdi Padişah ile sadrazam arasındaki haberleşmenin silahdarlık makamı vasıtasıyla yerine getirilmesini ve Darüssade'den başka Babüssade ile Enderun-ı Hümayun'a ait bütün işlerin de silahdar ağa nezaretinde yapılmasını sağladı Çorlulu Ali Paşa'nın bu başarıları çok geçmeden birbirleriyle yarış halinde bulanan sadrazamın ve şeyhülislamın dikkatini çekti

İstanbul'daki cebeci ayaklanması sırasında Çorlulu Ali Paşa, vezirlik rütbesiyle saraydan uzaklaştırıldı Sultan Üçüncü Ahmed'in vezir olmasından sonra üçüncü vezir olarak Edirne'de kaldı Halep Valiliğine tayin edilmek üzere İstanbul'a çağrılan Çorlulu Ali Paşa, İstanbul'a geldiğinde Halep valiliğinden vazgeçilerek, Kubbealtı'nda beşinci vezirlikle görevlendirildi Enişte Hasan Paşa'nın yerine 1703 Kasım ayı sonlarında rikab-ı hümayun kaymakamı oldu Bir süre sonra Trabluşam valiliği ile İstanbul'dan uzaklaştırıldı Tekrar İstanbul'a dönen Çorlulu Ali Paşa, 3 Mayıs 1706 günü üçüncü vezirlikten Baltacı Mehmed Paşa'nın yerine sadarete getirildi 1708 yılında yedi yıldır nişanlı bulunduğu Sultan İkinci Mustafa'nın kızı Emine Sultan'la evlendi

Çorlulu Ali Paşa sadrazam olduktan sonra, devletin mali işleriyle ilgilendi ve saray masraflarını kontrol altına almak istedi Tersane ve donanmaya önem verdi Toplar döktürdü, askeri ocaklarda düzenlemelerde bulundu

İsveç - Rus savaşı sırasında İsveç'i Ruslara karşı destekledi Amacı ilerde meydana gelebilecek Rus-Osmanlı savaşında yorgun düşmüş bir Rus ordusuyla karşılaşmak ve galip çıkmaktı Sultan Üçüncü Ahmed'in bu siyaseti tasvip etmemesi ve bir süre sonra Rusların savaştan galip ayrılması üzerine Çorlulu Ali Paşa, aleyhinde yapılan propagandalar sonucu gözden düştü Sultan Üçüncü Ahmed, Ali Paşa'yı sadaretten azletti ve bir gün sonra Kefe'ye sürdü Çorlulu Ali Paşa, sadrazamken Sinop'a sürdüğü Şeyhülislam Paşmakçızade Seyyid Ali Efendinin fetvası ve padişahın Aralık 1711 tarihli fermanı ile idam edildi



Damat İbrahim Paşa
Damat İbrahim Paşa Bosna'da doğdu Küçük yaşta Enderun'a alındı burada yetişerek Silahdarı Şehriyari oldu 1579 yılında Diyarbekir, 1581 yılında Şam, 1583'de Mısır valiliklerinde bulundu Bir yıl dört ay sonra, yerine Mısır defterdarı Sinan Efendi'yi vekil bırakarak İstanbul'a geldi

1584'te Ayşe Sultan ile evlendi 1587'de Kaptan-ı Derya, 1588'de üçüncü vezir oldu Daha sonra ikinci vezirliğe ve sadaret kaymakamlığına getirildi 1595 yılında sadrazam oldu Eğri seferi sırasında görevinden azledildiyse de ikinci defa sadrazamlığa geldi Serdar-ı Ekrem'de olan Damad İbrahim Paşa, 29 Haziran 1601'te savaş sırasında vefat etti Gazi, adil, iyiliksever, alçakgönüllü ve kerem sahibiydi Tedbirli bir kimse olan Damat İbrahim Paşa savaş kaybetmemiştir Mezarı İstanbul Şehzade camiindedir



Damat Ferid Paşa
1853 yılında İstanbul'da doğdu Paris, Berlin, Petersburg ve Londra elçiliklerinde çalıştı Londra elçiliğine tayin edilmediği için Şûrayı Devlet üyeliğinden çekildi 1908'den sonra Ayan Meclisi'ne, 1919 Mart'ında da Tevfik Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirildi; aynı zamanda Hariciye vekiliydi İzmir'in işgal edilmesi, Paris Barış Konferansı'nda isteklerinin kabul edilmemesi üzerine iki kere istifa etti Bu arada yurt dışına kaçan İttihatçıları idama mahkum ettirdi 21 Temmuz 1919'da tekrar kabineyi kurduktan sonra, Kuva-yı Milliye'yi dağıtmak için Kuvay-i İnzibatiye'yi kurdu Buna karşılık Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelen tepkiler karşısında istifaya zorlandı 5 Ekim 1920'de 4 defa sadrazamlığa getirildi Kabineyi yenilemek üzere 11 Nisan 1920'de istifa etti 31 Temmuzda tekrar sadrazamlığa geldi ve bu dönemde Sevr Antlaşması'nı imzaladı Fakat İstanbul Hükümeti ile TBMM'nin uzlaşmasına engel olduğu için İngilizlerin baskısı ile 17 Ekim 1920'de görevinden ayrıldı 1922 yılında yurtdışına kaçtı ve 1923 yılında Fransa'nın Nice kentinde öldü



Dede Efendi
Hamamizade İsmail Dede Efendi, 1778 yılında İstanbul'da doğdu İlk öğrenim yıllarında sesinin güzel oluşundan dolayı ilgi çekti Okulda ilahicibaşı oldu Bir süre Uncuzade Mehmed Emin Efendi'nin derslerine devam etti Defterdarlıkta ve başmuhasebe dairelerinde görev aldı Mevlevi çilesini tamamlayarak dede oldu

Yaptığı bestelerle Sultan Üçüncü Selim'in dikkatini çekti Sultan İkinci Mahmud ve Abdülmecid tarafından da korundu Hacca giderken yolda koleraya tutuldu ve 1846 yılında Mekke'de öldü Bir çok değerli öğrenci yetiştiren İsmail Dede Efendi, 500'den fazla eser besteledi Arazbar, bestinigar, evc-buselik, hicaz-buselik, ırak, neva,saba-buselik, sultani-yegah, makamından tam fasılları bugün mevcuttur

Deli Hasan Paşa
Deli Hasan Paşa, 16 Yüzyıl sonlarında ortaya çıkan Celali eşkıyalarından Karayazıcı'nın kardeşidir Karayazıcı, Sokulluzade Serdar Hasan Paşa tarafından bozguna uğratıldıktan sonra, Deli Hasan Paşa eşkıyaların başına geçti; Şahverdi, Yular- Kısdı ve diğer bazı asilerle birleşerek Hasan Paşa'nın Diyarbakır'dan gelen ağırlığını ele geçirdi Tokat'ta serdarı sıkıştırmaya başladı Sokulluzade Hasan Paşa, gerekli kuvveti toplayamadığı için kaleye sığındı Deli Hasan'ın eşkıyaları şehri zaptederek, Hasan Paşa'nın "Cennet bağı" diye adlandırdığı bahçeyi talan ettiler ve kaleyi kuşattılar Sokulluzade Serdar Hasan Paşa, kale önündeki çarpışmada şehit oldu

Anadolu vilayetlerini yağmaya girişen Deli Hasan ve adamlarının üzerine, Şam, Halep ve Maraş kuvvetleriyle Diyarbakır valisi Hüsrev Paşa yollandıysa da disiplin sağlanamadı Bir süre sonra Deli Hasan, kethüdası Şahverdi'yi İstanbul'a göndererek af diledi Aracılık yapan Yeniçeri ocağından Tornacıbaşı Hüseyin Ağanın ricası üzerine, bundan böyle Rumeli serhadlerinde cihad ve gaza etsin diyerek suçu bağışlandı ve kendisine Bosna beylerbeyliği verildi Bu gelişmelerden sonra da rahat durmayan Deli Hasan birçok yolsuzluk yaptı ve huzursuzluk yarattı Bosna beylerbeyliğinden alınarak Timişora beylerbeyliğine atandı İki yıl kadar kaldığı bu görev sırasında da olumsuz davranışlar sergileyen Deli Hasan, Gazi Hasan Paşa tarafından nezarete alındı ve şer'an katline ilişkin fetva gelince idam edildi (1606)



Deli Hüseyin Paşa
Deli Hüseyin Paşa, Yenişehir'de doğdu Sultan Dördüncü Murad zamanı komutan ve yöneticilerindendi Yeterli bir eğitim görmemiş, gözünün pekliğinden ve konuşma tarzından dolayı kendisine "deli" lakabı verilmişti Kaptan-ı Deryalık yapmasının yanı sıra, Bağdat, Mısır ve Bosna valiliklerinde bulundu Serdar olarak Girit'in alınmasında büyük yararlılıklar gösterdi Sultan Dördüncü Murad zamanında, Köprülü Mehmet Paşa, Hüseyin Paşa'nın gittikçe yaygınlaşan ünü ve başarıları karşısında, kendi yerine getirileceği endişesi ile onu İstanbul'a çağırmış ve Yedikule zindanlarında boğdurmuştur (1659)



Deli Petro
(Rus Çarı)
1672 yılında Moskova'da doğdu ve kendi kurduğu Saint-Petesburg (Leningrad) da 1725 yılında öldü Rusya'yı Avrupalılaştırmak için çalışmalar yaptı Petro'nun ilk işi bir ordu ve donanma meydana getirmek olmuştur İngiliz gemilerinin nasıl yapıldığını öğrenmek için iki defa Arkanjel'e seyahat etmiş, mühendisler getirterek Voronej ve Don nehirleri üzerinde ilk Rus donanmasını yaptırmıştır

Rusya'nın sahili olmadığı ve Karadenize inmek için Petro 1696'da Azak kalesine hücum ederek Osmanlının elinden aldı 1709'da da onikinci Charles'e karşı Poltava zaferini kazanarak onu Osmanlıya sığınmaya mecbur etti Petro İsveç kralının kendisine teslim edilmesini istemişti Osmanlı bunu kabul etmeyerek kralı beş sene muhafaza etmiş ve sonra memleketine kaçmasına imkan vermiştir Osmanlıyla bu sebepten dolayı muharebeye girişti, fakat Baltacı Mehmed Paşa'nın kumandası altında bulunan Osmanlı ordusu tarafından Prut'ta 1711'de zor durumda bırakılmıştı

Baltacı Mehmed Paşa biraz azimli davransaydı, Petro ya yenilecek ya da askeriyle birlikte mahvolacaktı Petro Osmanlının elinden ucuz kurtulduktan sonra Azak kalesini tekrar elden çıkardı Baltacı Mehmed Paşa'nın Katherina'dan etkilenerek sulh yapmak gerektiği fikrini savunduğu söylenmektedir

Petro elli üç yaşında öldü Unvanını hakkıyla kazanmış hükümdarlardandır Yaptığı birçok değişikliklerden ve insafsızca şiddetinden dolayı eski tarihciler ona Deli Petro derler



Demirbaş Şarl
(İsveç Kralı)
Demirbaş Şarl, 1682'de doğdu Cesaretinden ve savaşlarda gösterdiği başarılardan dolayı Yeniçeriler ve tarihçiler ona Demirbaş Şarl dedi İsveç kralı on birinci Şarl'ın oğlu olan Demirbaş Şarl, 1697 yılında babasının yerine kral olmuştur Rusya, Danimarka ve Polonya arasındaki ittifakı bahane edip, Danimarka'ya savaş açmış ve büyük bir zafer kazanmıştı Daha sonra Rusya ve Polonya'ya savaş açtı Rus çarı Deli Petro karşısında önceleri başarılı olduysa da, Moskova'ya kadar ilerlediği sırada kışın ve ordusundaki salgın hastalığın etkisiyle Putlava'da yenildi

O dönem Osmanlı Devleti'nde bulunan Bender'e iltica etti Demirbaş Şarl bu Osmanlı toprağında beş sene gibi uzun bir süre oturmuş, bu süre içerisinde, Osmanlı Devleti'ni Ruslara karşı sürekli kışkırtmıştır Baltacı Mehmed Paşa'nın Rus Çarı Deli Petro'yu yenmesiyle sonuçlanan Prut savaşı, onun teşvikiyle çıkmıştı Prut Savaşı sonunda Ruslarla barış antlaşması yapıldığı halde Osmanlı Devleti'ni savaşması için kışkırtmaya devam eden Demirbaş Şarl, Bender'den çıkarılmak istendi Direnen Şarl sonunda ele geçirilerek Dimetoka'da hapsedildi Fakat kaçmayı başaran Demirbaş Şarl, Macaristan ve Almanya üzerinden İsveç'e geçmeyi başardı ise de orada boğularak öldürüldü (1718)



Dilaver Paşa

Osmanlı sadrazamlarından Dilaver Paşa, hırvat asıllı olup Enderun'da yetişti Sırasıyla zülüflü, baltacı ve çaşnigar oldu Bir süre Mısır'da kullar ağalığı, Deşişe nazırlığı ve cizye eminliği görevlerinde bulundu Daha sonra İstanbul'a getirilerek sarayda çaşnigarbaşılığa tayin edildi Bu görevde iken 1610'da Kırım Hanı Selamet Giray'ın ölümü üzerine, İstanbul'da bulunan Canı Beg Giray'la birlikte Kırım'a giderek, onun han olmasında rol oynadı

Dilaver Paşa, 1613 yılında Kıbrıs beylerbeyliği, ardından Bağdat beylerbeyliğine getirildi Revan Seferine katıldı 1616'da vezirlik ünvanıyla Diyarbekir beylerbeyliğine getirildi Bu görev sırasında vakıf ve tımar meselelerindeki haksızlıkları, eyaleti dahilindeki isyan hareketlerini ve bazı anlaşmazlıkları halletti Sultan İkinci Osman'ın tahta çıkışından sonra Rumeli beylerbeyliğine getirilen Dilaver Paşa, beraberindeki kuvvetlerle İran seferine katıldı Osmanlı ordusunu yenilgisiyle sonuçlanan Serav Savaşı'ndan sonra imzalanan Serav Antlaşması'nın imzalanmasında önemli rol oynadı Daha sonra ikinci kez Bağdat beylerbeyliği görevine tayin edilen Dilaver Paşa'nın görevi kısa bir süre sonra Diyarbekir beylerbeyliğine çevrildi Lehistan savaşında, Hotin seferi sırasında Dinyester nehrine dayanan sağ kolda yer aldı 17 Eylül 1621'de Ohrili Hüseyin Paşanın yerine sadrazam oldu

Sultan İkinci Osman'a karşı ayaklanan asilerin idamını istedikleri kişiler arasında yer alan Dilaver Paşa, önce Sultan İkinci Osman tarafından korunduysa da daha sonra asilere teslim edildi Asiler tarafından katledilen Dilaver Paşa'nın naaşı Üsküdardaki Miskinler mezarlığına defnedildi (Mayıs 1622)

Alıntı Yaparak Cevapla