|
Prof. Dr. Sinsi
|
Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Önemli Kişiler - Kronolojik Sıralama
jan Sobieski
Jan Sobieski, 1629 yılında Lwow-Olesko'da doğdu Babası Teofila Danilowicz'dir Eğitim ve öğretimini Krakow'da tamamladı Tatarlar ve Kazaklara karşı Ukrayna'da giriştiği saldırılara karşılık başkumandan oldu Askeri alanda çok üstün yeteneklere sahipti Lehistan'daki iç karışıklıktan faydalanan Osmanlılar, Lehistan'ı istila etti Sobieski, bütün birliklerini toplayarak Osmanlılara karşı savaştı Ancak başarılı olamadı ve Osmanlılarla Bucaş antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı Sobieski, çok geçmeden bu antlaşmayı bozdu ve 11 Kasım 1673'te Osmanlıları Hotin'de yendi
Osmanlılar bir süre sonra Hotin'i geri aldılar Sobieski, 1674 Seçici Meclisi'ne 6000 kıdemli asker ile birlikte katıldı ve muhaliflerini korkutarak 21 Mayıs 1674'te "Üçüncü Jan" adı ile Lehistan Kralı seçildi 31 Mart 1683'te kutsal Roma İmparatoru Birinci Leopold ile antlaşarak, hayatının en parlak dönemini başlatmış oldu İkinci Viyana Kuşatması, 12 Eylül 1683'te kaldırılmış, Macaristan bağımsızlığına kavuşmuştu Tarihte bir dönüm noktası olan bu zaferi, Jan Sobieski'nin bizzat yönettiği Lehistan süvarisi kazanmıştı Ancak Jan Sobieski'nin bu başarısı Lehistan'a bir şey kazandırmadı Krallığının son on iki yılı oldukça talihsiz ve hayal kırıklıkları ile geçti 1696'da Wilanow'da öldü
Jan Zapolya
Jan Zapolya, 1487 yılında Slovakya'da doğdu Soylu bir Macar ailesinden geliyordu 1505'te Macar soyundan olmayan prenslerin kral seçilmesini engelleyen bir karar alan Rakos Diyetine (Meclisine) önderlik etti Bunun üzerine soyluların kral adaylarından biri oldu 1511'de Transilvanya Voyvodalığına getirilen Jan Zapolya, 1514'te soylulara karşı başlatılan köylü ayaklanmasını kanlı bir şekilde bastırdı
Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın Macaristan seferi, 1526 yılında Mohaç zaferi ile sonuçlandı Zapolya, Kasım 1526'da bir bölüm Macar soylusu tarafından kral seçildi Ancak muhalif Macar soylularının, Avusturya Arşidükü Ferdinand'ı kral seçmeleri, iki yıl süren bir iç savaşa neden oldu Ferdinand'a yenilen Zapolya, Osmanlılara başvurdu Kanuni Sultan Süleyman'ın 1529'da yeniden Macaristan'a girmesi ile Zapolya'nın konumu güçlendi Macar toprakları 1533 yılında Zapolya ve Ferdinand arasında paylaştırıldı 1538'de yaptığı antlaşmaya uymayan Jan Zapolya, yerine oğlu Sigismund'u bıraktı ve 1540 yılında Transilvanya'da öldü
Joseph
İkinci Joseph, 1741 yılında Viyana'da doğdu Macar asıllı bir mürebbi tarafından yetiştirildi Bunların yaptığı aşırı dini telkinlere tepki olarak dine karşı cephe aldı Çeşitli diller öğrendi Profesör Martini'den tabii hukuk dersleri aldı ve Fransız filozofların düşüncelerini benimsedi Babasının ölümünden sonra imparator olunca, ülkede her şeyi kökünden düzeltmek için mücadele etti Birçok dış seyahatte bulundu Ülkesinde önemli reform hareketleri yapmaya başladı Papanın yetkilerini kısıtladı Mahalli devletler temsilcilerinin yerine, yüksek öğrenim görmüş memurlar tayin etti Eyaletlerde aynı tip idare bölümleri kurdurdu Milli bir ordu kurulmasını sağlamak amacı ile askeri reform kanunları çıkarttı Bu sırada Rus Çariçesi İkinci Katarina, İkinci Joseph'i Osmanlılara karşı kışkırtıyordu Eyaletlerdeki ayaklanmalardan korkan İkinci Joseph, yaptığı reformlardan vazgeçti Türk seferlerinden bitkin dönen Joseph, 20 Şubat 1790'da öldü
Kabakçı Mustafa Paşa
Kabakçı Mustafa Boğaz yamaklarından olup, 30 Mayıs 1807'de Rumeli Kılaı Nazırlığı ile Turnacıbaşı ünvanını aldı 13 Temmuz 1808'de idam edildi
Kahraman Paşa
1684 yılında Rumeli Beylerbeyi oldu 1689'da da Podolya eyaletinin merkezi Kamaniçe'de Lehlileri yendi
Kalendar Çelebi
Kütahya'da doğmuş, 16 Yüzyılda yaşamış tanınmış şairlerimizdendir Eğitimini medreselerde tamamlayarak sarayda kadı olarak görev almıştır Bilecik Kadılığı görevindeyken delirerek ölmüştür Mezarı Bursa Pınarbaşı'ndadır
Kalenderoğlu
Kalenderoğlu Mehmed, 17 yüzyılda patlak veren Celali isyanının ele başıdır Ankara'nın Yassıviran köyünden olan Kalenderoğlu Mehmed, ilk olarak seksen kişi ile hükümete karşı harekete geçti Affedilmesine rağmen 1604'te yeniden başkaldırdı Anadolu Beylerbeyi'ni yenilgiye uğrattı
Manisa ve dolaylarını tahrip etti Kuyucu Murad Paşa'nın isteği ile kendisine Ankara Sancakbeyliği verildi Ankara'ya gelirken yolda kervanları soydu Bu yüzden halk tarafından şehre sokulmadı Bunun üzerine şehri kuşattı
Bursa'ya çekilen Kalenderoğlu, Kara Sait ve Piri'nin de kendisine katılması ile daha da kuvvetlendi Üzerine gönderilen kuvvetleri yendi Halep'te bulunan Sadrazam Kuyucu Murad Paşa, Kalenderoğlu'na karşı harekete geçti İçel'de bulunan Musli Çavuş'a bu bölgenin sancakbeyliği verildi ve Kalenderoğlu ile birleşmesi engellendi Göksun Ovası'nda yapılan savaşta Kalenderoğlu yenilgiye uğradı ve İran'a kaçtı Onun kaçmasından sonra yandaşları dağıtıldı
Kara Davut Paşa
Boşnak asıllı Osmanlı sadrazamı Enderunda yetişti ve III Mehmed döneminde saraya çuhadar, 1604'te de kapıcıbaşı oldu ve saraydan ayrıldı Rumeli Beylerbeyliği yaptı Sultan I Mustafa'nın tahta geçmesiyle Kaptan-ı Derya oldu ve tekrar Rumeli Beylerbeyliği'ne getirildi I Mustafa'nın kız kardeşi ile evlenerek saraya damat oldu ve vezirliğe yükseldi Sırasıyla Silistre Beylerbeyi, Hotin Seferi sırasında da Rumeli Beylerbeyi oldu
Valide Sultan'ın etkisinde kaldı ve Valide Sultan tarafından sadrazamlığa getirildi II Osman'ı öldürtmekle görevlendirildi Padişahtan aldığı ferman ve Rumeli ve Anadolu kazaskerlerinin verdiği fetvalarla II Osman'ı öldürtmek zorunda kaldı Bunun üzerine halkın nefretini kazanarak görevinden azledildi Yeniçerilerle sipahilerin kendisini öldürmek istemeleri üzerine saklandı, fakat bir süre sonra yeniçeriler tarafından yakalandı Padişahın, II Osman'ın öldürülmesi için verdiği fermanı ve kazaskerlerin verdiği fetvaları gösterdi ise de, sadrazam Gürcü Mehmed Paşa'nın emriyle öldürüldü
Kemankaş Kara Mustafa Paşa
1592'de Arnavutluk'ta doğdu Yeniçeri ocağından yetişti Çorbacılık ve kul kethüdalığı yaptı 1633-34 yılında sekbanbaşı ve Mart-Nisan 1635'te yeniçeri ağası olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa, 17 Ekim 1635'te Kaptan-ı Derya, Aralık 1638'te Sultan Dördüncü Murad döneminde de sadrazam oldu Bağdat Seferi sırasında, padişahın her konuda danıştığı paşalardan biri oldu Bağdat seferi sonunda Kasr-ı Şirin antlaşmasını imzalayarak İstanbul'a döndü Devlet teşkilatında geniş bir ıslahat yapmayı tasarladı
Gelir ve giderleri ayarlayarak sarayda tasarruf yapılmasını sağladı Paşanın bu davranışları bazı kişilerin çıkarlarına dokundu Kösem Sultan'ın Mustafa Paşa hakkındaki entrikalarına, Cinci Hoca ve Silahdar Yusuf Paşa'nın çalışmaları eklenince, Sultan Birinci İbrahim'in emriyle 26 Ocak 1644'te idam edildi Mezarı Parmakkapı'da kendi yaptırdığı medresededir Yiğit, cesur ve tedbirli bir devlet adamıydı Ayrıca Kurşunlu Mahsen'deki bir kiliseyi camiye çevirtti Tokat'ta Mehmed Paşa Hanı'nı tamir ederek cami ve hamam yaptı 500 ev inşa ederek Sivas Yenişehrini meydana getirdi Eğri'de büyük bir hamam, mektep, sayısız çeşmeler ve Edirne'de Köse Mihal köprüsünü yeniden yaptırdı
Kara Yorgi
Yugoslav Kara Corceviç hanedanının kurucusu Kara Yorgi, 1752'de Vişavag'da doğdu Osmanlılara karşı Avusturya gönüllüler birliğinde küçük bir subay olarak bulundu Osmanlılarla Vişar'da savaştı ve Belgrad'a girdi Sırp prensleri soyundan ilan edildi Çar onu, önce destekledi ise de, 1812'de Bükreş'te yapılan Osmanlı-Rus antlaşması üzerine, ona olan desteğini çekti Osmanlı kuvvetlerinin yaptığı akınlar sonunda Avusturya'ya kaçtı Graz'da bir süre göz altında bulunduruldu ve 1817'de Sırbistan'a döndü Fakat Sırbistan'ın yeni hakimi Miş Obrenoviç'in emriyle öldürüldü
Karamani Mehmed Paşa
Karamani Mehmed Paşa, Mevlana'nın torunlarındadır 1458'de vezir, 1464'te nişancı, 1478'de sadrazam oldu Fatih Kanunnamesi'nin hazırlanmasında önemli rol oynadı Nişani takma adı ile düz yazılar ve şiirler de yazan Karamani Mehmed Paşa'nın en önemli eseri "Osmanlı Sultanları Tarihidir" Fatih Sultan Mehmed'in ölümünden sonra, Cem Sultan'ı tahta çıkarmak istedi, ancak Sultan İkinci Bayezid taraftarlarınca öldürüldü Mezarı, Kumkapı'daki Karamani Mehmed Paşa Camii'nin avlusundadır
Karamanoğlu İbrahim Bey
Dedesi Alaeddin Bey, babası Mehmed Bey'dir Babasına karşı gelerek onun zamanında hükümdarlığa geçtiyse de, kısa süre sonra babası idareyi tekrar ele aldı Mehmed Bey'in ölümünden sonra Karaman Beyi oldu Osmanlı Devleti'ne bağlı kalmak istemedi Konya şehri Osmanlıların eline geçtikten sonra Sultan İkinci Murad, kız kardeşinin hatırı için onu Konya'da vali olarak bıraktı Fatih Sultan Mehmed devrinde Osmanlılarla tekrar savaşa başladı 1454 yılında öldü
Karamürsel
Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin komutanlarından olan Karamürsel, Osmanlı Devleti'nin ilk Kaptan-ı Derya'sıdır İzmit civarını fethetti "Karamürsel" kazası onun adını taşır Doğum ve ölüm tarihleri belirsizdir
Katarina II
(Rus Çariçesi)
Rus Çariçesi İkinci Katarina 1729'da doğdu Alman asıllı olan İkinci Katarina, Çar Üçüncü Petro ile evlendi ve onun ölümü üzerine 1762 yılında tahta çıktı 1774-75 yılları arasında Pugaçev ayaklanmasını bastırmayı başaran İkinci Katarina, adliye, maliye, idare alanlarında reformlar yaptı Osmanlılar'dan Kırım'ı, Lehistan'dan da doğu topraklarını aldı Voltaire ve Diderot ile mektuplaşan İkinci Katarina, tarihte "Büyük Katarina" olarak anılır 1796'da öldü
Katip Çelebi
Katip Çelebi 1609 yılında doğdu Asıl adı Mustafa olup, doğu ve batı kitaplarında kendisine Hacı Kalfa, Hacı Halife'de denilmektedir 17 yaşında iken divan kalemlerinden birine girdi Silahdar olan babası ile bir yıl sonra Tercan ve Bağdat seferlerine katıldı Babasının Musul'da ölmesi üzerine İstanbul'a geldi Ünlü bilginlerin derslerine devam etmeye başladı Bağdat, Halep, Hicaz ve Revan'a orduyla birlikte gitti, gittiği yerlerde bilgi ve görgüsünü arttırdı 1638 yılında yakın akrabalarından birinin ölümü üzerine, kendisine kalan ufak bir mirastan yararlanarak devlet hizmetinden ayrıldı Bu tarihten sonra istediği tüm kitapları okudu, medrese eğitiminden de daha geniş ölçüde yararlandı Katip Çelebi, doğu illerinin yanı sıra Fransızca ve Latince de öğrenerek, batıdaki bilimsel gelişmeleri izleme olanağı buldu Japonya'dan Irak ve Erzurum sınırına kadar uzanan ülkelerin tarih ve coğrafyasını anlatan Cihannüma adlı kitabı da, batı bilginlerine kaynaklık etmiştir Yaşadığı çağın bilim anlayışının dar sınırları içinde kalmayarak, dünyanın yuvarlak olduğuna kanıtlar arayan ve batıdaki astronomi araştırmaları üzerine yazılan eserleri çeviren Katip Çelebi, döneminin koşullarını aşan bir bilim dünyasının ilk yaratıcılarından biridir 1657'de vefat etti
Kavalalı Mehmed Ali Paşa
Kavalalı Hüseyin Ağa'nın yeğeni, derbend ağası İbrahim Ağa'nın oğludur Hüseyin Ağa'nın oğlu Halil Ağa'nın, serçeşmeliğiyle Mısır'a başıbozuk askeriyle gidip, Halil Ağa havası ve suyuyla uyuşamayarak dönünce serçeşme olmuştur Gittikçe güç kazanarak, Hüsrev Paşa ve Hurşid Paşa'nın valilikleri sırasında sivrildi 1805 yılı başlarında vezirlikle Cidde valisi tayin edildiyse de, uzaklaştırılması mümkün olamayıp Mısır valisi olmuştur 1806'da Selanik valiliğiyle alınarak Musa Paşa tayin edildiyse de o da girmeye muvaffak olamayıp, Ekim-Kasım 1806'da yeniden vali oldu Vehhabi meselesinin bitirilmesinde hizmet gördü Yunan üzerine, oğlu İbrahim Paşa'yı ve yeterli kuvvet gönderip devlete bağlılık gösterdi Mora'dan askeri geri alması, 1831-32'de Ağa Hüseyin Paşa'nın Mısır valiliğiyle serdar-ı ekremliğini ve sonra Reşid Paşa'nın serdar-ı ekremliğini doğurmuşsa da, 1832-33'de Konya'da itaat ederek o yıl, Beriyetü'ş-Şam ve Halep eyaleti ek olarak kendisine verildi
Vilayetlerin gelirlerini vermede yavaşlığı 1839'da Mısır'ın kopma arzusunu bir daha göstermiş, 1841'de Beriyetü'ş-Şam, Adana ve Cidde eyaletlerinin Mısır'dan ayrılması ve Akka'nın ömür boyu verilmesi ile Mısır valiliğinin babadan evlada geçmesini ve ardından sadarat payesinin verilmesini de yanında getirmiş, 1846 yılında donanmanın iadesinden sonra İstanbul'a gelerek padişahın ayağına yüz sürmüştür Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın hastalığı ve yaşlılığı sebebiyle Mısır valiliğine Eylül 1848'de oğlu İbrahim Paşa geçti Mısır'da askeri ve siyasi idarede birçok ıslahat ve ayrıca birçok da hayır eseri meydana getiren Kavalalı Mehmed Ali Paşa 1849 yılı Eylül-Ekim'inde vefat etti

Kazıklı Voyvoda
Kazıklı Voyvoda olarak tanınan Eflak Prensi Dördüncü Vlad, Voyvoda Dracola'nın oğludur Fatih Sultan Mehmed zamanında Osmanlılara karşı savaştı Ele geçirdiği Türk esirlerini kazığa vurarak ve türlü işkencelerle öldürerek Balkanlarda kanlı bir iz bıraktı Vidin Bey'i Hamza Paşa'yı ve beraberindekileri kazığa vuran kişi de O'dur Esirlerin derilerini yüzdürerek üzerine tuz sürdürüp keçilere yalatmak, kendisine gönderilen Osmanlı elçilerinin çıkartmak istemedikleri sarıklarını kafalarına çaktırmak, annelerin memelerini kestirip yerlerine çocukların başlarını sokturmak gibi akıl almaz işkence usullerini icat etmiş vahşi bir liderdir Fatih Sultan Mehmed tarafından yakalanmaya çalıştıysa da kaçmayı başarmış, nihayet kendi adamlarından biri tarafından 1462 yılında öldürülmüştür
Koca Mimar Kasım Ağa
Arnavut asıllı Koca Kasım Ağa, devşirme olarak İstanbul'a getirildikten ve belirli devlet kademelerini geçtikten sonra hasbahçeye alındı Mimarlığı Davud Ağa'dan öğrendi Adı ilk defa 1597 yılında Dikilitaş yakınındaki Valide Sultan Hamamı'nın onarımı sırasında duyuldu Mimarbaşı Hasan Ağa'nın ölümü üzerine 1622 yılında başmimarlığa getirildi Altı ay süren bir çalışmadan sonra Topkapı Sarayı'nın en güzel kasırlarından biri olan, Sepetçiler Köşkü'nü yeniden yaptı
1598'de Mimar Davud Ağa'nın planı ile başlanan ve dört mimar tarafından tamamlanan Yeni Camii'nin yapımına yardımcı oldu Yaşının ilerlediği yıllarda "Koca Mimar" adı ile anılan Kasım Ağa, mimarlık yeteneği ve çalışmalarından çok, o devirde saraydaki siyasi faaliyetleriyle ve vezirlere öğütler vermesiyle tanındı Sultan Birinci İbrahim zamanında sadrazam Kara Mustafa Paşa'nın yakın dostluğunu kazandı Kara Mustafa Paşa, Sultan Birinci İbrahim'in yönetimi sırasında öldürülünce, Kara Mustafa Paşa'nın yakınlarıyla birlikte Kasım Ağa'nın da malı mülkü elinden alındı ve Mimarbaşılıktan azledilerek, 1644 yılında Gelibolu'ya sürüldü Sarayda nüfuzu artan Cinci Hoca'nın aracılığıyla, bir yıl sonra İstanbul'a döndü Köprülü Mehmed Paşa'nın sadarete getirilmesine ve böylece Osmanlı tarihinde Köprülüler devrinin açılmasına sebep olan Koca Kasım Ağa'nın bu siyasi etkisi, mimar olmasından çok siyasi kişiliğinin ön planda kalmasına neden oldu 1659 yılında vefat etti
Koca Ragıp Paşa
Osmanlı Sadrazamı Koca Ragıp Paşa, 1698 yılında İstanbul'da doğdu Babası defterhane katibi Şevki Mustafa Efendiydi Yetenekli ve zeki bir insan olduğundan, küçük yaşta babasının yanında Doğu dillerini öğrenmiş, iyi bir öğrenim görmüştü
Bağdat defterdarlığı, Sadaret mektupçuluğu gibi memurluklarda bulunmuş, 1740'ta Reisülküttaplığa, 1743'te de Mısır valiliğine atanmıştı Bağdat defterdarlığı sırasında bilim, edebiyat ve idare işlerinde gösterdiği başarı, Bağdat valisi Ahmet Paşanın takdirini kazanmış, vali için yazdığı kaside de para bağışı ile mükafatlandırılmıştı 1756 yılında Sultan Üçüncü Osman'ın sadrazamı olarak sadarete geldi Sultan Üçüncü Mustafa zamanında da sadrazamlığa devam etti
Devlet memurluklarının alt kademelerinden başlayarak sadrazamlığa kadar yükselen Koca Ragıp Paşa, İmparatorluğunun çözülmeye yüz tuttuğu bir dönemde sadrazamlığı başarıyla yürütmüştür 1753 yılında Sultan Üçüncü Mustafa'nın dul kız kardeşi Saliha Sultan ile evlenmiş, bu evlilik kendisini padişaha daha da yakınlaştırmıştır Sadrazamlığı sırasında imparatorluk sürekli barış içinde yaşamıştır
Vilayetlerde asayişin korunması, maliyenin düzeltilmesi, askerin disiplinli eğitimi, savaş gemileri yapımı, Laleli Camii inşası, Koca Ragıp Paşa devrine rastlar Devlet adamlığını ve edebi kişiliğini bir arada yürüten Koca Ragıp Paşa, yaşarken şiirlerini toplayamamış ancak ölümünden sonra Müstakimzade'nin yardımı ile şiirleri düzenli bir divan halinde toplanmıştır Koca Ragıp Paşa'nın günümüze kadar gelen ve İstanbul kütüphanelerinin bazılarında asıllları bulunan diğer eserleri ise Münşead Mecmua, Tahrik ve Tevfik, Safinat al Ragıp'tır 1763 yılında ölen Koca Ragıp Paşa, İstanbul Koska'da kendi adını taşıyan kütüphanenin yanında gömülüdür
Koca Sinan Paşa
(Mimar Sinan)
Koca Sinan Paşa 1520 yılında Arnavutluk'ta doğdu Küçük yaşta devşirme olarak saraya alınan Sinan Paşa, Kanuni Sultan Süleyman'ın Çaşnigirbaşılığına kadar yükseldi Malatya Sancakbeyliği ile saraydan ayrıldı Kastamonu, Gazze ve Nablus Sancakbeyliklerinde bulundu Erzurum, Halep ve Mısır'da beylerbeylik görevini yaptı Yemen'de çıkan isyanı bastırıp "Yemen Fatihi" olarak ün kazandı 1504 yılında Tunus'un fethini tamamladı İran'a savaş açılmasını savundu Sokullu Mehmed Paşa'nın karşı koymasına rağmen, bu isteği kabul edildi
İran savaşının ikinci yılında ölen Mustafa Paşa'nın yerine İran serdarı oldu Sokullu Mehmed Paşa'nın öldürülmesinde sonra 1580 yılında sadrazam oldu İran savaşlarındaki başarısızlığı yüzünden serdarlıktan ve sadrazamlıktan azledildi 4 yıl süren sürgün hayatından sonra Şam beylerbeyliğine tayin edildi 1588 yılında ikinci defa sadrazam oldu Kanal projelerini gündeme getirdi fakat başarılı olamadı 1591 yılında azledilen Sinan Paşa, Malkara'ya sürüldü 18 ay sonra Siyavuş Paşa'nın yerine üçüncü kez sadrazam oldu Avusturya savaşlarında Tata ve Yanık kalelerini aldı Bu sırada Osmanlı tahtına Sultan Üçüncü Mehmed'in geçmesi ile görevinden azledildi
Ancak aynı yıl dördüncü defa sadrazamlığa getirildi Ferhad Paşa'yı idam ettirdi Avusturya cephesi serdarlığına, oğlu Mehmed Paşa'yı getirdi Eflak Voyvodası Mihail'in üzerine yürüyen Sinan Paşa, başarı gösteremediği için tekrar azledildi ve Malkara'ya sürüldü 10 gün sonra tekrar sadrazam oldu Avusturya seferine hazırlanılırken, 1596 yılında öldü
Konstantin
(Bizans İmparatoru)
Konstantin'in, babası İkinci Manuel, annesi Helene Dragas'dır Ağabeyi VIII İoanness'dir Konstantin, 1443 yılında Isparta (Mystra) despotu oldu Ağabeyi VIII İoanness'in ölümü üzerine, çökmekte olan Bizans İmparatorluğu'nun başına geçti İstanbul'u kuşatma altına alan Fatih Sultan Mehmed'e karşı şehri yiğitçe savundu Son Bizans imparatoru olan Konstantin, İstanbul'un Osmanlılar tarafından fethi sırasında, surlar üzerinde savaşırken öldü (29 Mayıs 1453)
Konuralp
Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin yakın silah arkadaşlarından olan Konuralp, Sakarya civarında fetihler yaptı "Konarpa" onun adı ile anılır 1328 yılında vefat etti
Korkut Çelebi
Korkud Çelebi 1470 yılında Amasya'da doğdu Babası Sultan İkinci Bayezid'dir Yavuz Sultan Selim'in ağabeyidir Dedesi Fatih Sultan Mehmed'in yanında sarayda eğitim gördü ve Arapça, Farsça gibi dilleri öğrendi Fatih Sultan Mehmed'in 3 Mayıs 1481 günü ölümü üzerine, babası Amasya'dan İstanbul'a gelinceye kadar, saltanat naipliği yaptı 30 Aralık 1483'te Saruhan (Manisa) sancakbeyliğine atandı 1501 Ekim ayında Midilli'yi kuşatan Hıristiyan donanmasına karşı asker gönderdi Kardeşi Şehzade Ahmed'in etkisi ile Antalya sancakbeyliğine gönderildi Yeniden eski sancağına dönmek istediyse de, bu dileği reddedildi Nisan 1509'da, hacca gitmek gerekçesi ile Antalya'dan İskenderiye'ye gitti Memluk Sultanınca dostça karşılandı Mısır'da bir yıldan fazla kalan Korkud, babasınca affedilerek Antalya'ya döndü
Korkud Çelebi, kardeşi Şehzade Selim'in (Yavuz Sultan Selim), 1511'de Trabzon'dan Kırım'a gitmesinin yarattığı karışıklıktan yararlanarak, İstanbul'a daha yakın olan Manisa'ya taşındı Mart 1512'de, Şehzade Selim ile Şehzade Ahmed arasındaki mücadelenin doruğa çıktığı günlerde, İstanbul'a gitti Yeniçerilerden kendisini desteklemelerini istediyse de, Şehzade Selim yanlısı olan yeniçeriler bu öneriyi reddettiler Sultan İkinci Bayezid'in 24 Nisan 1512'de Şehzade Selim lehine tahttan çekilmesi üzerine, kardeşinin padişahlığını tanıdığını açıkladı
Yeniden Manisa'ya gönderilen Korkud, bazı devlet adamlarının ağzından yazılan ve padişah olmasını isteyen mektuplara olumlu cevap verince, Yavuz Sultan Selim, 1513'te Manisa'ya geldi Korkud Çelebi kaçmak istediyse de, Bergama yakınlarında yakalanarak Bursa'ya getirildi ve burada boğularak öldürüldü
Sancakbeyliği sırasında Ege'de ve Akdeniz'de denizciliğin gelişmesi için çalışan Korkud Çelebi, aralarında Hızır Reis (Barbaros) ailesinin de bulunduğu birçok denizciyi koruması altına almıştı Aynı zamanda bilim ve müzikle ilgilenmiş olan Korkud Çelebi, çeşitli yapıtlar vermiş, Harimi mahlasıyla şiirler yazmıştır
Köprülü Fazıl Ahmet Paşa
Köprülü Fazıl Ahmet Paşa 1635 yılında İstanbul'da doğdu Babası Köprülü Mehmet Paşa'nın vasiyeti üzerine, Sultan Dördüncü Mehmed tarafından sadrazamlığa getirildi ve 15 yıl bu görevde kaldı Çok iyi bir öğrenim gören Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Erzurum ve Şam valiliklerinde bulundu
Sadrazam olduktan sonra ilk iş olarak Avusturya üzerine sefere çıktı Avusturya'yı barış yapmaya zorlayan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, 21 yıldır alınamayan Girit'in fethine yöneldi Kandiye kalesini alarak, Girit'i Osmanlı topraklarına kattı Daha sonra padişahla birlikte Lehistan seferine çıkan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Bucaş Antlaşmasıyla Podolya'yı Osmanlı ülkesine katarak yurda döndü 15 yıllık sadrazamlığı sırasında ülkesini eskisinden daha güçlü bir hale getiren bu büyük sadrazam, sefer hazırlığı yaptığı sırada, 1676 yılında Edirne'de vefat etti
İstanbul'da Çemberlitaş karşısında, babası Köprülü Mehmed Paşanın yanına gömüldü
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, 1637 yılında İstanbul'da doğdu Köprülü Mehmed Paşa'nın ikinci oğlu, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın kardeşidir İkinci Viyana Kuşatması'nı izleyen günlerde iş başına getirilmiş, aldığı köklü ve yerinde tedbirlerle İmparatorluğun yıkılmasını geçici bir süre için de olsa durdurmayı başarmıştır Sultan İkinci Süleyman ve Sultan Üçüncü Ahmed dönemlerine rastlayan görev süresi sadece iki yıl sürmüştür Ağabeyi gibi çok iyi bir öğrenim görmüş, kültürlü, zeki, ileri görüşlü bir devlet adamıdır Müderris olmuş, 1680'de vezir rütbesiyle Silistre valiliği ve Babadağı serdarlığına atanmıştır Sultan Dördüncü Mehmed'in tahttan indirilmesinde rol oynamış, bu olaydan sonra Kandiye ve Sakız muhafıalığına atanmıştır Avusturyalıların Serasker Recep Paşa'yı Belgrad önlerinde yenilgiye uğratmasından sonra, devletin her açıdan zor durumda olduğu bir ortamda, 1689 yılında sadrazamlığa atanmıştır Sadrazam olur olamaz iç karışıklıkları bastırmakla işe başlayan Köprülü Fazıl Mustafa Paşa, halkı ezen gereksiz vergileri ortadan kaldırmış, saraydaki değerli eşyaları darphanede paraya çevirerek maliyeyi düzeltmiş ve ordudaki asker sayısını azaltarak orduyu yenilemiştir Avusturyalıların üzerine yürüyerek Niş, Budin ve Belgrad'ı geri almış, 1691 yılında savaş alanında şehit düşmüştür
Köprülü Mehmed Paşa
Köprülü Mehmed Paşa, Osmanlı tarihinin en sarsıntılı döneminde iş başına geçip, 35 yıl devleti başarıyla yöneten Köprülü soyundan gelmiş, büyük sadrazamlardan ilkiydi Samsun'un ilçesi Vezirköprü'de doğdu İktidarının ilk yıllarında çok fazla kan dökmüş olmakla beraber, memleketin içinde bulunduğu karışık durum, yaptıklarına hak verilmesini sağlamıştı Padişahla anlaşarak yaptığı akit sonrası 75 yaşında sadrazam oldu
Devletin iç işlerini düzenledikten sonra, güçlü bir donanma oluşturarak Çanakkale ağzını tutmuş, Venedik deniz kuvvetlerini yenilgiye uğratıp boğazı açmıştır Bozcaada ve Limni'yi kurtardı İsyan eden Erdel Beyini yola getirdi Anadolu'daki Abaza ayaklanmalarını bastırıp, vilayetleri gözü dönmüş zorbalardan temizleyip iç düzen ve güvenliği sağladı Bütçe sorunlarını ele alıp, bu konuda yolsuzluğu görülen kişileri ortadan kaldırdı Avrupa devletleriyle yeni bir savaşa hazırlandığı sırada, 1661'de Edirne'de öldü Vasiyeti gereği yerine oğlu Fazıl Ahmet Paşa getirildi
Köse Mihal
(Mihal Gazi)
Uludağ eteklerinde, Harmankaya adı verilen Rum kalesinin tekfuru iken Müslüman olup, Osmanlı Devleti'ne büyük hizmetlerde bulundu "Mihal Gazi" adıyla anılır Evlat ve torunlarının da Osmanlı Devleti'ne büyük hizmetleri vardır
Köse Musa Paşa
Yenişehir Fener'de doğdu Yeniçerilerin ayaklanmasında önemli rol oynamış, III Selim döneminde vezirlik yapmıştır Tahsilat işlerindeki başarısı nedeniyle Vezirlikle Trablusşam Valisi olmuştur Rüşvet aldığı gerekçesiyle Kıbrıs'a sürgün edildi Bir süre sonra affedilerek saraya vezir olarak alındı Selanik ve Mısır Valiliklerinde bulundu İki defa Rikabi Hümayun Kaymakamlığı yaptı III Selim'in Yeniçeri Ocağı'nın yenilenmesi konusundaki çalışmalarında Nizamı Cedit taraftarı görünür, diğer taraftan da yeniçerileri ayaklanmaları için körüklerdi Bu olaylar Kabakçı Mustafa isyanının çıkmasına neden olmuştur Sultan II Mahmud padişah olduktan sonra III Selim'in öldürülmesinde rol oynayanlar cezalandırıldı bunlar arasında bulunan Köse Musa başı kesilerek cezalandırıldı ve Eyüp'e gömüldü
Kösem Sultan
Osmanlı tarihinin ünlü ve nüfuzlu kadınlarından olan Kösem Sultan, 1590 yılında doğdu Sultan Birinci Ahmed'in eşi, Sultan Dödüncü Murad'ın annesidir Bosna beylerbeyi tarafından İstanbul'a kızlarağası olarak gönderilmiş, on beş yaşındayken Sultan Birinci Ahmed'e haseki olmuş, keskin zekasıyla padişahı etkisi altına almış ve bütün saraya nüfuzunu kabul ettirmiştir Genç yaşında dul kalınca, tahta geçen kaynı Sultan Birinci Mustafa ve daha sonra da Sultan İkinci Osman zamanında devlet işlerine çok fazla karıştığı için eski saraya gönderilmiş, ancak oğullarından Sultan Dördüncü Murad'ın ilk saltanat yıllarında yeniden devlet yönetimini etkilemeye başlamıştır Sultan Murad büyüyüp yetiştikten sonra annesinin faaliyetlerini engellemişse de, genç yaşta ölümü üzerine Kösem sultan yeniden etkin hale gelmiştir Torunu Sultan Dördüncü Mehmed zamanında Kösem Sultan, nüfuzu korumakla birlikte, gelini, padişahın annesi Turhan Sultan, Kösem Sultana karşı çıkmış ve bir gece dairesi basılarak boğdurulmuştur (1651)
Kuyucu Murad Paşa
Kuyucu Murad Paşa 1535 yılında doğdu Söylentiye göre Hırvat asıllıdır Sarayda yetişti 1557'de Mısır valisi Mahmud Paşa'nın kethüdası oldu Yemen Savaşı'ndaki büyük yararlıklarından ötürü, 1571'de Yemen'e beylerbeyi olarak atandı Daha sonraki yıllarda, çeşitli sancakbeyliklerinde bulundu Üç kez Diyarbakır valiliğine verildi İran seferinde esir düştükten sonra kaçıp İstanbul'a gelmeyi başardı Bundan sonra Kıbrıs, Diyarbakır ve Halep valiliklerinde bulundu
Macaristan seferinden sonra da, bu ülkenin serdarı ve sadrazamı oldu Sadrazamlığında olumlu işler yaptı İran'a karşı başarı kazandı ve Anadolu'daki iç isyanları bastırdı Barış görüşmelerinin devam ettiği bir sırada Diyarbakır'da öldü Bir söylentiye göre düşmanları tarafından zehirlendi Anadolu'daki isyanlarla uğraştığı sırada çok kan döktüğü ve öldürttüğü insanları kuyulara attırdığı için "kuyucu" lakabını almıştır Aynı zamanda koyu bir dindar olup, Nakşibendi tarikatına bağlılığı ileri sürülür İstanbul'da Veznecilerdeki türbesinde gömülüdür
|