Yalnız Mesajı Göster

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Önemli Kişiler - Kronolojik Sıralama

Eski 10-11-2012   #10
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Önemli Kişiler - Kronolojik Sıralama



Nedim

Nedim 1680 yılında İstanbul'da doğdu Fatih Sultan Mehmed döneminde yaşayan eski bir aileden geldiği söylenir Babası Mehmed Efendidir Dedesi Musluhiddin Efendi, Sultan İbrahim devri kazaskerlerindendir Nasıl bir öğrenim gördüğü kesinlikle bilinmiyor Fakat bazı kaynakların bildirdiğine göre Şeyhülislam Ebezade Abdullah Efendi'nin başkanlık ettiği kurul önünde sınavdan geçerek, hariç müderrisliği payesini aldı Bir süre sonra Mahmudpaşa mahkemesinde naiplikle görevlendirildi Sadrazam Ali Paşa ve Nevşehirli İbrahim Paşa tarafından korundu Nevşehirli İbrahim Paşa, şiirlerini çok sevdiği Nedim'i muhasipliğe seçti Daha sonra ise kütüphanesinde hafızı kütüb görevine getirdi Bütün zevk ve eğlence meclislerinde sadrazamın ve bazı devlet büyüklerinin nedimi oldu Ramazan aylarında, Sadrazam İbrahim Paşa huzurunda verilen tefsir derslerine katıldı Sadrazam İbrahim Paşa aracılığı ile Sultan Üçüncü Ahmed'in bulunduğu toplantılara katılmaya başladı Şiirleri Sultan Üçüncü Ahmed tarafından beğenildi Bu arada Mollakırımı medresesi (1727), Sadiefendi medresesi (1728) ve aynı yıl Nişancipaşayıatik medresesi müderrisliklerine tayin edildi Son görevi Sekbanalibey medresesi müderrisliğiydi (1730) İbrahim Paşa'nın giriştiği, doğu dillerinden tercümeler, çalışmasına katıldı Müneccimbaşı Derviş Ahmed Dede'nin Sahaifü'l Ahbar (Haberlerin Sayfaları), Bedrüddin Avni'nin İkdü'l Cuman (İnci Dizisi) adlı eserlerini Türkçe'ye çeviren kurulda çalıştı

İçki düşkünlüğü yüzünden irtiaş (titreme) hastalığı ve ileri vahime (korku) hastalığı çeken Nedim'in, Patrona Halil isyanı sırasında bir buhran geçirerek öldüğü ileri sürülür Müstakimzade'nin, isyanda kaçarken Beşiktaş'daki evinin damından düşerek öldüğünü belirten ifadesi ispatlanmış değildir

Şiirinde genellikle zevki ve aşkı işleyen Nedim, din ve tasavvufla pek ilgilenmedi Padişah sadrazam ve diğer devlet büyüklerine kasideler sundu, çeşitli vesilelerle tarihler düşürdü Aşk ve şarap kavramlarının sık sık geçtiği gazeller ve şarkılar yazdı

Nef'i

Nef'i 1572 yılında Hasankale'de doğdu Şirvanlı bir aileden gelen Mehmed Beyin oğlu Nef'i, medrese eğitimi gördü Çağının edebiyat geleneğine uygun olarak İran ve Arap edebiyatını öğrendi Özellikle Sadi ve Hafız gibi eski İran şairlerini inceledi Sultan Birinci Ahmed zamanında İstanbul'a geldi Kısa bir süre içinde edebiyat çevrelerinin ilgisini çekti Özellikle Sultan Birinci Ahmed ve Sultan Dördüncü Murad tarafından tutuldu İstanbul ve Edirne'de görevlerde bulundu Bir ara Nef'i'nin Sihamı Kaza adlı yergilerini okuyan Sultan Dördüncü Murad'ın, Beşiktaş sarayı yakınlarında, yanına yıldırım düşmesi üzerine şair Edirne'ye sürüldü Orada Muradiye mütevelliği ile görevlendirildi Sonra bağışlanarak İstanbul'a çağrıldı Cizye muhasebeciliği görevine getirildi Bir süre sonra yerdiği Bayram Paşa tarafından, 1635'de boğdurularak denize atıldı Divan edebiyatında kaside, gazel, rubai, kıta gibi değişik türlerde şiir yazan Nef'i'nin en çok kaside alanında başarılı olduğu söylenebilir

Nene Hatun

93 harbi diye bilinen Osmanlı-Rus savaşında Erzurum'un Aziziye kasabasına giren Rusların katliam haberi üzerine herkes eline aldıklarıyla Aziziye Kasabasına koşar Aralarında üç aylık çocuğunu öptükten sonra eline aldığı satırla yola koyulan yeni gelin Nene de vardır Rusların bozguna uğradığı bu saldırıdan sonra kahramanlık sembolü haline gelir Nene gelin

Nikolay I

Rus Çarı Birinci Nikolay, 6 Temmuz 1796 tarihinde Leningrad yakınlarındaki Puşkin'de doğdu Rus Çarı Pavel'in üçüncü oğlu olan Birinci Nikolay, büyük ağabeyi Birinci Alexander'in Aralık 1825'de ani ölümü üzerine tahta çıktı 1832 yılında, 17yy'dan beri yayınlanmış tüm yasaları içeren bir genel yasa yayınladı Bu yasa, 1917 Ekim devrimine kadar yürürlükte kaldı Birinci Nikolay'ın yönetimi sırasında Rusya dış dünyaya neredeyse kapandı ve baskıcı uygulamalar arttı İç politikadaki bu baskıcı davranışlar, Birinci Nikolay zamanında, Rusya'nın dış politikasına da yansıdı Kutsal ittifak politikasını sürdüren Birinci Nikolay, bu politikaya milliyetçi ve müdahaleci özellikler kattı

Boğazların denetimini ele geçirerek Akdeniz'e inebilmek için, Osmanlı Devleti'nin zayıflamasında ve parçalanmasında büyük çıkarı olan Birinci Nikolay, Yunan bağımsızlık hareketini destekledi 1828'de Osmanlı Devleti'ne savaş açan Rus Çarı Nikolay, 1829'da Edirne'yi ele geçirdi Rusya, Eylül 1829'da imzalanan Edirne antlaşması ile bazı topraklar kazanmasının yanında ticaret gemilerini boğazlardan serbestçe geçirme hakkını elde etti Aynı antlaşma ile Osmanlı Devleti, bağımsız bir Yunan Devleti'nin kurulmasını kabul ediyordu Birinci Nikolay, Sultan İkinci Mahmud'un, 1830-31 yıllarında doğan Mısır sorunu nedeni ile kendisinden istediği yardımı kabul ederek, 1833'te Rus donanmasını İstanbul'a gönderdi Temmuz 1833'te Rusya ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Hünkar İskelesi Antlaşması ile, Osmanlı Devleti, boğazları Rus gemileri dışında kalan tüm yabancı savaş gemilerine kapamayı kabul ederek Rusya'ya İngiltere karşısında önemli bir üstünlük kazandırdı Ancak 1841'de imzalanan Londra Antlaşması ile boğazlar tüm savaş gemilerine kapatıldı Rusya bu üstünlüğünü kaybetti Birinci Nikolay'ın yayılmacı siyasetinin son örneği, 1853'te Osmanlı Devleti'nden Kudüs ve çevresindeki kutsal toprakların koruyuculuğunu kendisine devretmesini istemesi oldu 2 Mart 1855'te ölen Birinci Nikolay'ın yerine oğlu İkinci Alexander geçti

Oruç Reis

Türk denizcisi Oruç Reis, Ebu Yusuf Nurullah Yakub'un oğludur Yunanca Arapça, İtalyanca, İspanyolca ve Fransızca öğrendi Kardeşi İlyas Reis ile birlikte denizciliğe başladı Rodos şövalyelerine esir düştü Esirlikten kurtulunca, Memlüklü Sultanı Kansu Gavri'nin hizmetine girdi Mısır donanması ile birlikte İskenderun körfezinde bulunduğu sırada Rodosluların saldırısına uğradı Korkud Çelebi'nin verdiği bir gemi ile korsanlığa başladı İtalya kıyılarını yağmaladı Yavuz Sultan Selim padişah olunca, Anadolu kıyılarını bırakarak İskenderiye'ye gitti Cerbe adasına yerleşti Kardeşi Barbaros Hayreddin Paşa burada kendisine katıldı Yaptığı deniz savaşları ile ünü bütün Batı Akdeniz'e yayıldı İspanyol gemileri ile yaptığı savaşta bir kolunu kaybetti Yavuz Sultan Selim'e hediyeler gönderdi Yavuz Sultan Selim ise ona elmas kabzalı iki kılıç ve iki gemi gönderdi Cezayir şehri halkı, kendilerini İspanyollardan kurtarması için Oruç Reis'e başvurdu Oruç Reis, Cezayirlilerin bu çağrısı üzerine 1516'da Cezayir üstüne yürüdü Cezayir'in Oruç Reis'in eline geçmesini istemeyen İspanyollar, şehri almak istedilerse de başarılı olamadılar Tlemsen'e yerleşen Oruç Reis, İspanyolların ve onlarla işbirliği yapan yerlilerin saldırılarına altı aydan fazla dayandı Daha sonra yanında kalan kırk kadar adamı ile İspanyol hatlarını yardı Arkasından gönderilen Garcia de Tineo kumandasındaki İspanyol donanması ile Salado ırmağında yapılan savaşta, 1518 yılında Cezayir'de öldü

Ömer Paşa

(Serdar-ı Ekrem)

Hırvatistan'ın Plaski kasabasında doğdu Abdülmecit ve Abdülaziz döneminde Başkumandanlık görevinde bulunmuştur Asıl adı Michel Lattas'dır 1828 yılında Avusturya'dan kaçarak Türkiye'ye iltica etmiş ve Ömer Lütfi adını almıştır Yüzbaşı rütbesiyle orduya katılmış, Veliahtlığı döneminde Sultan Abdülmecid'in hocası olmuştur Daha sonraları askerlikte yükselerek Binbaşı, Kaymakam, ve Serasker kapısında Mütercim olmuştur 1843 yılında görevden alınmış, Sultan Abdülmecit tarafından tekrar göreve getirilerek Eflak ve Boğdan'a gönderilmiştir Sırasıyla Rumeli Müşiri, Arnavut ve Kürdistan ıslahatına memur, 1852'de de Rus savaşında Serdar-ı Ekrem olarak Başkumandanlığa getirildi 1854'de Kırım başkomutanı oldu ve çeşitli başarılar kazandı 1857 de Irak ve Hicaz orduları komutanı ve Bağdat valiliğine getirildi Abdülaziz'in padişah olması ile tekrar Rumeli Müşiri oldu Daha Sonra Serasker Kaymakamlığı'na atandı 1865 yılında Rumeli'deki orduların komutanlığına, bir süre sonra da Girit Başkomutanlığı'na getirildi Serasker Namık Paşa'nın yerine ikinci kez Serasker Kaymakamı oldu 1869 yılında Hassa Müşiri görevinde bulundu ve bu son görevi oldu İki yıl sonra Eyipte hayata veda ederek Bostan iskelesine gömüldü

Özdemir Paşa

Mısır Çerkez Memlükleri'nden olan Özdemir Paşa, ünlü bir Türk kumandanıydı Osmanlı Devleti hizmetine girdikten sonra, 1538 yılında Hadım Süleyman Paşa'nın Hint seferine katıldı Bu sefer sonunda Yemen'de kaldı ve Sancakbeyi oldu; Sana'yı aldı Daha sonra Yemen Beylerbeyi olan Özdemir Paşa, Osmanlı Devleti'ne isyan eden ve Üveys Paşa'yı öldüren Pehlivan Hasan'ın isyanını bastırdı Habeş Beylerbeyliği de yapan Özdemir Paşa, 1561 yılında Sana'da öldü

Özdemiroğlu Osman Paşa

Özdemiroğlu Osman Paşa, 1527'de Kahire'de doğdu Annesi Mısır Abbasi Halifeleri soyundan, babası ise Mısır Çerkez Memlüklerindendir Mısır'da sancakbeyliği ve Mısır emirihaclığı yapan Özdemiroğlu Osman Paşa, Yemen, Habeş ve Diyarbakır Beylerbeyi oldu Lala Mustafa Paşa'nın maiyetinde Osmanlı-İran savaşlarına katıldı ve Şirvan Beylerbeyi oldu Kırım Hanı Mehmed Giray'ın yardımı ile Karabağ, Mugan ve Kızılağaç'a kadar bütün kuzey Azerbaycan'ı yağma ve tahrip etti Kırım Hanı Mehmed Giray'a daha ileri gitmeyi teklif ettiyse de Mehmed Giray, bunu ret ederek Kırım'a döndü Şirvan, İranlıların eline geçti Kefe Beylerbeyi Cafer Paşa kumandasında yardımcı kuvvetler gelince İmam Kuli Han'ı Meşale Savaşı'nda yendi Bu savaştan sonra Şirvan kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti İstanbul'a dönünce ikinci vezir olarak Divana girdi ve 1582 yılında sadrazam oldu 1585 yılında Ferhad Paşa'nın yerine İran cephesi serdarlığına getirildi Alivar'da yapılan savaşta, İran veliahtı Hamza Mirza'yı yendi Tebriz Osmanlı kuvvetlerinin eline geçti Daha sonra İran'la yapılan bir savaşta İran kuvvetleri başarı gösterdi Bu savaş sırasında hastalanan Osman Paşa, Tebriz yakınındaki Şenbi Gazan'da 1585 yılında vefat etti Vasiyeti üzerine Diyarbakır'da defnedildi

Patrona Halil

Patrona isyanının elebaşı olan Patrona Halil, Horpeşte'de doğdu Patrona Gemisi'nde levent olarak çalıştı Bu gemide meydana gelen bir isyana karıştığından hayatını kurtarmak için Rumeli'ye kaçtı Niş'te bir ayaklanmaya katıldı ve bu seferde İstanbul'a kaçtı Yeniçeri ortalarından on yedinci ortaya girdi Bu arada seyyar satıcılık ve tellallık yaptı Kendi adını taşıyan isyanın önderlerinden biriydi Sultan Birinci Mahmud tahta geçtikten sonra, 1730 yılında İstanbul'da öldürüldü

Pargalı Damat İbrahim Paşa

Pargalı Damat İbrahim Paşa, Maktul ya da Makbul İbrahim Paşa olarak da bilinir, (1493, Parga [bugün Yunanistan'da]- 15 Mart 1536, İstanbul) Kanuni Sultan Süleyman saltanatı döneminde 1523?-1536 yılları arasında sadrazamlık yapmış, önemli siyasal ve askeri olaylarda rol oynamış Osmanlı devlet adamı

Bugün Yunanistan'da kalan Parga yakınlarındaki bir köyde doğdu Değişik kaynaklarda doğumunda Rum ya da İtalyan kökenli olduğu belirtilmektedir Babası bir balıkçıydı (İbrahim Paşa'nın anne ve babasını sadrazamlığı sırasında İstanbul'a getirttiği kayıtlara geçmiştir) 6 yaşında korsanlar tarafından kaçırılarak Manisa'da satıldı Kanuni şehzadeliği sırasında Manisa'da karşılaştığı ve arkadaşlık kurduğu İbrahim'i maiyetine aldı

Kanuni'nin maiyetinde idamına kadar geçirdiği yıllar boyunca onun yakın arkadaşı ve danışmanı oldu Kanuni padişah olduktan sonra onunla birlikte İstanbul'a geldi ve Osmanlı Devleti'nde Sadrazamlık, Anadolu ve Rumeli Beylerbeylikleri ve Seraskerlik (1528?29-1536) dahil olmak üzere en üst düzeylerdeki görevlerde bulundu

Kanuni'nin Padişah olması ile birlikte ilk önce Hasodabaşılık görevine atanarak bu noktadan sonra kendi yetenekleri ve Kanuni ile aralarındaki sıradışı güven ilişkisi sayesinde hızla yükseldi

1521'de Belgrad'ın Fethinde görev aldı 1522'de Rodos seferine katıldı Bu durum,1523'te (Çeşitli kaynaklarda 1522 ve 1524 olarak da tarihlenmektedir EJ Brill's first encyclopaedia of Islam, 1913-1936, Volume 2 By Martijn Theodoor Houtsma'a göre 27 Haziran 1524) sadrazamlığa getirildi 1524'te Kanuni'nin kızkardeşi Hatice Sultan ile evlendi Mısır'da asayişi sağlamakla görevlendirildi ve kendisine Mısır Beylerbeyi unvanı verildi Macaristan seferine katıldı ve Mohaç Savaşının kazanılmasında önemli rol oynadı

Daha sonra Anadolu'daki Alevi-Türkmen isyanlarını bastırmakla görevlendirildi Anadolu'da aldığı kanlı tedbirlerle isyanları sona erdirdi I Viyana Kuşatması ile sonuçlanan 2 Macaristan seferine katıldı Avusturya İmparatorunu Osmanlı Sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli İstanbul Antlaşması'nın müzakerelerini yürüttü Safevilere karşı düzenlenen Irakeyn seferine katıldı Tebriz'i aldıktan sonra Kanuni'nin kuvvetleri ile birleşti ve Bağdat'ın fethinde görev aldı

İbrahim Paşa'nın dönemindeki gücünü ortaya koyacak en önemli veri; Kanuni tarafından Seraskerlik makamına (Osmanlılarda önceleri seferdeki orduya kumanda eden vezir, sonraları da milli savunma bakanına verilen ad) getirildiğinde İmparatorluğun o güne dek dört tuğa simgelenen gücünün yedi tuğa çıkarılması ve İbrahim Paşa'nın da altı tuğ taşımaya yetkili kılınmış olmasıdır Kanuni'den eksiği sadece Hilafet tuğudur Osmanlı imparatorluğunun o dönemde bilinen dünyayı şekillendiren dominant dış politikasının kontrolü tamamen İbrahim Paşa'nın elindedir Ayrıca Avusturya İmparatoru Ferdinand da Avusturya - Osmanlı barış anlaşması sırasında İbrahim Paşa'yı eşiti tanımış ve Osmanlı İmparatorluğu nezdinde temsilcisi olmasını istemiştirVenedik diplomatlarının İbrahim Paşa'ya Kanuni'ye atıfla "Muhteşem İbrahim" dedikleri kayda geçmiştir Fransa ile yürütülen işbirliğinde önemli rolü vardır

Pek çok tarihçi, yabancı elçilerin İbrahim Paşa’yla görüşmelerine ilişkin hazırladıkları raporlarından yola çıkarak onun iktidar hırsıyla pek çok kararı kendi başına buyruk verdiği savında bulunmaktadır[1] Bu nedenle, 1536 yılında gücünden kaygılanan Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile öldürüldüğü iddia edilmektedir

13 sene sadrazamlık yapan ve Farsça, Rumca, Sırpça ve İtalyanca bilen İbrahim Paşa, bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan İbrahim Paşa Sarayından başka, İstanbul, Mekke, Selanik, Hezergrad (Razgrad) İbrahim Paşa Camii ve Kavala'da Cami, Mescid, Mektep, Medrese Zaviye, Hamam ve Çeşme gibi eserler inşa ettirmiş ve bunlara vakıflar tahsis ettirmiştir Önemli bir sanat ve özellikle edebiyat hamisidir İstanbuldaki İbrahim Paşa Sarayı, Sultanahmet geride bıraktıklarıdır

Peçevi İbrahim Efendi

Osmanlı tarihini anlatan iki ciltlik eseri ile tanınan eski tarihçilerimizdendir Mohaç ve Zigetvar arasındaki Peç'te doğduğu için, Peçevi lakabı ile tanınır Dedesi, Fatih Sultan Mehmed'in silahdarlığında bulunmuş olan Kara Davut'tur Babasının ölümünden sonra 14 yaşlarında Lala Mehmed Paşa'nın yanına gitti Lala Mehmed Paşa ile birlikte, Budin'de bulundu Lala Mehmed Paşa'nın serdarlığı sırasında savaşlara katıldı

Kanije Muhafızı Tiryaki Hasan Paşa ile tanışmıştır Macarca bildiği için barış görüşmelerinde görev aldı Maliye konusunda gösterdiği başarıdan dolayı Defterdar oldu Baki Paşa'nın ölümünden sonra kendisine Başdefterdarlık görevi teklif edildi Fakat kabul etmedi ve Tokat Defterdarlığı yaptı 1636'da Bosna Defterdarı oldu Son günlerini Budin'de geçirdi ve tarihini orada yazdı ki bu eser, Kanuni Sultan Süleyman'dan başlayarak Dördüncü Murad devrinin sonuna kadar olan dönemi anlatır

Pertev Paşa

Arnavut asıllı Türk devlet adamı Enderun'da yetişti Kapıcıbaşı ve Yeniçeri Ağası oldu 1554'de Nahçivan Seferi'nden sonra Sokullu Mehmed Paşa'nın yerine Rumeli beylerbeyi, 1555'de de dördüncü vezir olmuştur Daha zonr üçüncü ve ikinci vezirliğe yükseldi Kıbrıs Seferi sırasında donanma serdarı oldu, Girit'e asker çıkardı, Çerigo, Zanta ve Kefalonya adaları yağmalandı Dalmaçya kıyılarında Lesina, Antivri Sopot ve Dulcino kaleleri alındı İnebahtı yenilgisinden sonra ikinci vezirlikten azledildi

Piri Reis

Piri Reis, 1465 yılında Gelibolu'da doğdu Akrabası olan Kemal Reis'in yanında denizciliğe başladı Kemal Reis ile birlikte, 1486 yılında Endülüs Müslümanları'nın İspanyollar'dan kurtarılmasına ve 1490-91 yıllarında da Sicilya, Korsika, Sardunya ve Fransa kıyılarına yapılan akınlara katıldı Daha sonra Osmanlı Devleti'nin hizmetine giren Piri Reis, Kemal Reis'in ölümünden sonra, 1511 yılında Oruç Reis'in hizmetine girdi Oruç Reis'in Yavuz Sultan Selim'e gönderdiği hediyeleri vermek için İstanbul'a geldi Daha sonra tekrar Osmanlı Devleti hizmetine girdi Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferine de katılan Piri Reis, Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1547 yılında Hint Kaptan-ı Deryalığı'na getirildi 1551 yılında, bu görevini yürütürken, Aden'i ele geçirdi Daha sonra otuz gemi ile hareket ederek Maskat Kalesi'ni aldı ve Hürmüz kalesini kuşattı Ancak kuşatmayı kaldırarak Basra'ya döndü Burada Portekiz donanmasının Basra körfezine gireceğini haber aldı ve üç gemi ile Mısır'a döndü Basra'daki donanmayı bırakmakla suçlanan Piri Reis, 1554 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile idam edildi

Piyale Paşa

Meşhur denizcilerimizdendir 14 yıl Kanuni Sultan Süleyman döneminde Kaptan-ı Deryalık yapmış ve önemli zaferler kazanmıştırKüçük yaşlarda Enderun'a verilmiş ve burada eğitim görerek Kapıcıbaşı olarak saraydan çıkmıştır

1553'den 1567 yılına kadar Kaptan-Deryalık yapmıştır Sakız ve Cerbe adalarını almış, Cezayir'i istila etmiştir İspanya İtalya ve Fransa sahillerlinde 67 kadar küçük adayı ele geçirmiştir İspanya Kralı II Filip'in donanmalarını harab etmiş ve ünlü kuömandanlarını esir almıştır

II Selim'in kızı Gevher Sultan'la evlendikten sonra, önce Üçüncü Vezir daha sonra İkinci Vezir oldu Malta'nın ele geçirilmesinde Turgut Reis ile çalıştı Fakat Turgut Reis'in çatışmalarda vurulması üzerine geri dönmek zorunda kaldı Daha sonra Kıbrıs'ı almak üzere gönderilmiştir Kasımpaşa'da kendi yaptırdığı caminin yanında gömülüdür

Rakoçi

İkinci Georges Rakoçi, Osmanlı tarihinde adı geçmiş büyük bir Macar ailenin ikinci oğludur 1621 - 1660 yılları arasında yaşamıştır 1648'de babasının yerine geçmiş ve Erdel beyi olmuştur 1658'de Sultan Dördüncü Mehmed zamanında Erdel'i Osmanlıya terketmeye mecbur edilmiştir Osmanlı Türkleri'ne karşı muharebeye girişerek bir defa galip gelmiş, fakat Budin valisi tarafından boğularak öldürülmüştür

Raşid

Raşid (Ali), 1858 yılında Kandiye'de doğdu Rüştiye'de okudu Sonra özel olarak Buhari-i Şerif, aruz, beyan, coğrafya, geometri ve logaritma öğrendi 1872'de Kandiye Hukuk Mahkemesi'nde, daha sonraları tahrirat kalemlerinde bulundu 1883'te, Trabzon Mektubi kalemi mümeyyizliğine, 1900'de Konya Mektupçuluğu'na getirildi İkinci Meşrutiyet'ten sonra dahiliye mektupçusu oldu 1918 yılında vefat eden Raşid'in, Terkib-i Bend, Safaül Kulub, Numune-i Hikmet gibi eserleri mevcuttur

Rauf Orbay

Rauf Orbay 1881 yılında İstanbul'da doğdu Milli Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçtiğinde imparatorluğun hemen her yanına ün salmış milli kahramanlardan biriydi Bahriye Mektebi'ni bitirmiş, Balkan Savaşı sırasındaki deniz savaşlarında büyük başarılar göstermiş ve bu nedenle "Hamidiye Kahramanı" ünvanını kazanmıştı İzzet Paşa kabinesinde Bahriye nazırlığı yaptı, bütün bu parlak başarıların sonunda Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş belgesi olan Mondros Mütarekesini imzalamak zorunda kaldı Malta sürgününden dönen Rauf Orbay 1921'de Ankara'ya gittiğinde kendisine Nafia vekilliği verildi Bakanlıktan ayrıldığı yıl Meclis ikinci başkanlığına seçildi, 1922-1923 arasında bir kaç ay Başbakanlık yaptı 1924'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulduğunda Rauf Orbay, daha önce İkinci Grupta başlattığı muhalefetini bu toplulukta sürdürmeyi daha uygun buldu 1942-1944 yılları arasında Türkiye'nin Londra büyükelçisi oldu Rauf Orbay 1964 yılında öldü

Recaizade Mahmut Ekrem

Tanzimat döneminin önemli edebiyatçılarından biri olan Recaizade Mahmut Ekrem 1 Mart 1847'de İstanbul'da doğdu 1858'de Mekteb-i İrfan'da öğrenimini tamamladı Hariciye Mektubi Kalemi'ne memur olarak girdi Bu görevi sırasında Namık Kemal ile tanıştı ve onun yönetimindeki Tasvir-i Efkar gazetesinde yazmaya başladı 1867'de Namık Kemal Avrupa'ya kaçarken gazetenin yönetimini Recaizade Ekrem'e bıraktı Siyasetle ilgilenmedi ve kendisini tamamen edebiyata verdi Yazılarını Ahmet Mithat Efendi'nin çıkardığı Dağarcık dergisinde yayımlamaya başladı Batı edebiyatından çevirmeler yaptı 1877'de Şura-yı Devlet üyeliğine getirildi 1878'de Mülkiye Mektebi'nde başladığı öğretmenlik mesleğini Galatasaray Sultanisi'nde sürdürdü Bu okullarda verdiği derslerin notlarını 1883'te Talim-i Edebiyat kitabında topladı Bu kitap özellikle şiir konusunda getirdiği yeni bakış açısı ile önemli bir yapıttı 31 Ocak 1914'te İstanbul'da öldü Öldüğünde Meclis-i Ayan üyesiydi Recaizade Ekrem'in Türk edebiyatına önemli katkılarından biri de 1895'ten sonra öğrencilerini Tevfik Fikret'in yönetiminde Servet-i Fünun dergisi çevresinde toplaması ve Edebiyat-ı Cedide'nin doğuşuna öncülük etmesidir

Eserleri : Şiir : Name-i Seher, Yadigar-ı Şebab, Zemzeme (3 cilt) Roman : Araba Sevdası, Öykü; Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi, Şemsa, Oyun : Afife Anjelik, Vuslat Yahut Süreksiz Sevinç, Çok Bilen Çok Yanılır , Çeşitli ; Talim-i Edebiyat, Takdir-i Elhan, Pejmürde, Nijad-Ekrem

Refet Bele

Refet Bele 1881 yılında İstanbul'da doğdu 1899 yılında Harp Okulu'nu, 1912'de Harp Akademisi'ni bitirdi Birinci Dünya Savaşı'nda Filistin Cephesi'nde İkinci Gazze Muharebesi'nde başarı sağladı Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı'ndaki görevi, Mustafa Kemal ile birlikte Samsun'a çıkışıyla başladı Refet Bey, merkezi Sivas'ta bulunan ve Mustafa Kemal'in müfettiş olarak görevlendirildiği 3 Ordu'ya bağlı, 3 Kolordu komutanlığına atandı Erzurum Kongresi'ne ve Samsun delegesi olarak Sivas Kongresi'ne katıldı Aydın ve çevresinde ayaklanmalar başlayınca burada görevlendirildi Daha sonra Çerkez Ethem Ayaklanması'nı bastırdı Bu arada generalliğe yükseltilerek Dahiliye vekilliğine ve Batı Cephesi komutanlığına atandı 1922'de Doğu Trakya'yı geri almakla görevlendirildi

Cumhuriyet' in ilânından sonra Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na girdi 1926 yılında milletvekilliğinden ve askerlikten ayrılan Refet Bele, 1935-1939 ve 1946-1950 tarihlerinde İstanbul milletvekili seçildi

Sadeddin Arel

Hüseyin Sadeddin Arel, 1880 yılında İstanbul'da doğdu Anadolu kazaskeri Dardahanzade Mehmed Emin Efendi'nin oğlu ve Adliye nazırı kazasker Ali Haydar Arsebük'ün kardeşi olan Hüseyin Sadeddin Arel, hukuk mektebini bitirdi Sırasıyla Adliye Nezareti Mütercimi, Mektubi Müdürü, Deniz Ticaret Mahkemesi Hakimi, Makedonya Vilayetleri Adliye Müfettişi, Ceza İşleri Müdürü, Adliye Müsteşarı, Şurayı Devlet Üyesi, Defter-i Hakani Emini, Şurayı Devleti Tanzimat Dairesi Reisi oldu Sadeddin Arel, Şurayı Devlet kaldırılınca devlet görevinden çekildi Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Almanca'yı bilir, diğer birkaç dili de okuyup anlardı Musikiye on yaşında başladı Hemen bütün sazları çalmayı öğrendi

1907-1909'da Edgar Manas'tan batı musikisine ait bilgiler öğrendi Devrinin bütün musiki ustalarını tanıdı Türk musikisi ilmi üzerine çalıştı 500 yıldan beri adeta unutulmuş olan Türk musikisi nazariyatı ortaya çıktı Türk musikisinin çoksesli çağdaş bir sanat olarak gelişmesi için büyük gayret gösterdi Sadeddin Arel, şarkı formunda büyük şarkı bestecileri derecesine erişememiş, beste-semai formlarında da pek eser vermemiştir Fakat gerek dini eserlerde, gerekse saz eserlerinde, Türk musikisinin çok önemli bir bestecisi olarak kalmıştır 1955 yılında İstanbul'da vefat eden Hüseyin Sadeddin Arel'in kütüphanesi, ölümünden sonra İstanbul Üniversitesine verilmiştir

Said Efendi

Türk matbaacısı Said Efendi İstanbul'da doğdu Sultan Üçüncü Ahmed tarafından, Fransa Kralı Beşinci Louis'e elçi olarak gönderilen, 28 Mehmed Çelebi'nin oğludur Said Efendi, babası ile birlikte Paris'e gitti Fransa'da kaldığı sürece basın işleri ve matbaacılık üzerine incelemeler yaptı Yurda döndükten sonrada İbrahim Müteferrika ile anlaşarak matbaanın kurulması için çalıştı Matbaanın önem ve yararlarını Sadrazam Damad İbrahim Paşa'ya, onun aracılığı ile Sultan Üçüncü Ahmed'e bildirdi

Matbaanın açılma iznini alabilmek için İbrahim Müteferrika ile anlaştı Şeyhülislam Abdullah Efendi'den matbaanın kurulmasına izin veren bir fetva aldı Said Efendi'nin Türk matbaacılığının kurulmasında büyük emeği vardır 1761 yılında Maraş'ta vefat eden Said Efendi'nin Divan-ı Yekta (Biricik Divan), Menasik-i Kutsi (Kutsal Duraklar), Fevaidu'l-Müfredat (Programların Faydaları) gibi eserleri vardır

Salih Reis

Biga'da doğmuştur Kanuni Sultan Süleyman döneminde Tunus'un fethinde ün kazanmış bir Osmanlı Amiralidir

Yıllardır Akdeniz'de korsanlık yapan Salih Reis, Korsika adasının bir limanında Andre Dorya'nın ani baskını sonucu Turgut Reis ile birlikte esir düşmüş ve 3 yıl düşman kadırgalarında kürek mahkumu (forsa) olmuştur

Turgut Reis ile birlikte, Barbaros Hayreddin Paşa tarafından kurtarılan Salih Reis daha sonraları birçok savaşta yer almıştır Turgut Reis ile birlikte Tunus muharebesinde başarılı olmuş, 1553'te Fas şehrini ele geçirmiltir 1556 yılında bu başarılarının bir ödülü olarak Cezayir Beylerbeyi olmuş ve Paşa ünvanını almıştır

Samsa Çavuş

Samsa Çavuş'un hayatı hakkında çok fazla bilgi yoktur Osman Gazi'nin 1291'de Karacahisar'ı almasından sonra, Sakarya ırmağının kuzeyine yaptığı akınlara katıldı Lefke ve Mekece alındıktan sonra, buraların korunması için Yenişehir suyunun Sakarya'ya döküldüğü yerde, küçük bir hisar yapıldı ve bu kalenin kumandanlığı Samsa Çavuş'a verildi Osman Gazi, Bizans sınırında uç beyliği kurduğu zaman bunlardan birinin başına Samsa Çavuş'u tayin etti

Selanikli Mustafa Efendi

Mustafa Efendi Selanik'te doğdu Haremyen mukataacılığı ve Nişancı Mehmed Paşa'nın divitdarlığını yaptı Silahdar katibi oldu (1587) Gence seferine katıldı ve bu sefer sonunda sipahi oğlanları katipliğine getirildi İstanbul'a dönüşünde bu görevinden alındı (1589) Safevi elçilik heyetiyle, Haydar Mirza'nın misafir edileceği sarayın hazırlanması ve yapılacak masrafların hesabını tutmak görevi verildi (1590)

Sadrazam Ferhad Paşa tarafından ruzname yazmakla ve ayrıca Anadolu muhasebeciliği ile görevlendirildi Ferhad Paşa azledilince bu görevini kaybetti 1593'de Osmanlı Devleti'ne sığınan, Gilan hakimi Han Ahmed'in mihmandarlığına tayin edildi Sadrazam İbrahim Paşa tarafından Ruzname-i Humayun'un nakline memur oldu ve buna ek olarak da evkaf muhasebeciliği verildi Haçova muharebesinden kaçanların, İstanbul'daki mülklerine el konulması ile görevlendirildi (1598) Mustafa Efendi, devrinin olaylarını bütün ayrıntıları ile yazmıştır

Tarih-i Selaniki adlı eseri, 1563-1600 yılları arasındaki olayları içine alır Eserinde saray törenleri, tayinler, aziller, mali sıkıntılar, kapıkulu askerlerinin isyanları anlatılır 1600 yılında İstanbul'da öldü

Selim Giray Han

Bahadır Giray'ın oğlu olup 1671'de Kırım Hanı olmuştur 1671 yılında Osmanlı ordusuna katılarak Çehrin kalesinin alınması için görevlendirildi Kaleyi alamayınca görevinden azledildi

İkinci kez Kırım Hanı olunca Osmanlılara karşı ayaklanan Hıristiyanların isyanlarını bastırdı 12000 kişilik Avusturya ordusunu yenerek Kırım Hanlığı görevinden ayrıldı 1692'de üçüncü kez Kırım Hanlığı'na getirildi ve Lugos Kalesinin alınması için yapılan savaşlara katıldı Karlofça Antlaşması'nın imzalanmasından sonra tekrar hanlıktan ayrıldı 1702'de dördüncü kez Kırım Hanlığı yaptı


Alıntı Yaparak Cevapla