Yalnız Mesajı Göster

Barbaros Hayreddin Paşa(Hayati Ve Basarilari)

Eski 10-11-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Barbaros Hayreddin Paşa(Hayati Ve Basarilari)



Preveze zaferinden bir yıl sonra Barbaros'un yardımcısı Hasan Reis ile Turgut Reis, Nova Kalesi'ni alarak Venedik'i barış yapmaya zorladılar Birçok adasını ve kalesini Osmanlı'ya bırakan Venedik ayrıca 300000 altınlık ağır bir de tazminat ödemek zorunda kaldı Böylece Akdeniz'deki düşman varlığı bitirilmiş ve Osmanlı hakimiyeti tamamlanmış oldu Bu arada Hasan Reis önderliğindeki levendlerin Cebelitarık Kalesi'ni ele geçirerek Cezayir'deki Türk sınırını İspanya topraklarının burnunun dibine kadar yaklaştırmasıyla çılgına dönen İspanyollar Cezayir'e çıkarma yapmak için hazırlıklara başladılar Çıkış yolu bulamayan İmparator Şarlken, Barbaros'u bütün Kuzey Afrika topraklarının hükümdarı olarak tanımak ve yıllık vergi vermek vaadiyle Padişah'a karşı ihanete teşvik etti Tükenmişliğin ifadesi ve çaresizliğin son noktası olan ve bir yahudi aracılığıyla resmî olarak yapılan bu teklifin Barbaros tarafından yüzlerine çarpılması üzerine Preveze'nin intikamını almak için 1541 yılında bizzat İmparator Şarlken komutasında, Andrea Doria ile birlikte İspanyol, Alman, İtalyan, Flaman ve Maltalı asilzadelerinin en büyükleri 4000 safkan süvari atın da olduğu 516 gemilik Birleşik Avrupa Donanması'yla Cezayir önlerine geldiler Karşılıklı başlayan bombardımanlarda 5-10 gemisi batan İspanyollar atış menzili dışına çıkmak zorunda kaldılar ve burada metrislerini kazıp içki ve eğlencelerle konakladılar Gece olunca Barbaros'un vekili Hasan Reis 10000 levend ile birlikte büyük bir sessizlik ve düzen içinde kalenin gizli kapısından çıkıp dağ yolundan düşman üzerine bir baskın düzenledi Şiddetli yağmur ve karanlık eşliğinde açılan tüfek ateşinden sonra kalkan kılıçlarla sabaha kadar öldürülen düşman sayısı 20000'i buldu Bu büyük hamle sonrası çokluklarına güvendikleri için Türkler'in kaleden bir adım bile atamayacaklarını sanan düşmanın moralini altüst eden levendler beraberlerine 450 de esir alarak sabah ışıkları altında burçlarına geri döndüler Ertesi gün başlayan korkunç fırtınada ise yağan yumurta büyüklüğünde dolu ve yağmurla "Cadı Şerri"ne uğradıklarını sanan İspanyollar'ın -Kral gemisi ve bir kaç gemileri hariç- yaklaşık 500 gemisi battı Cezayir sahilleri kilometrelerce binlerce ceset, hayvan leşleri ve parçalanmış gemi enkazları ile doldu Olup biteni izleyen Hasan Reis ise -şükür ve dualarla- 10000 askeri ile birlikte yeniden saldırıya geçti Kaçışmaya başlayan düşman askerlerinden 10000'i selle birlikte coşup taşan Harraş Nehri'nden karşıya geçmeye çalışırken azgın sularda boğuldu Bütün ağırlılarını karaya indirmiş olan düşmandan elde edilen ganimetler o kadar çoktu ki Cezayir bunlarla kat kat daha zenginleşti Generaller, amiraller, dukalar, prensler, kontlar, şövalyeler ve Cezayir’in fethini görmek için gelen Avrupa saraylarının en önemli kadın ve kızları ile birlikte 25000 İspanyol askeri esir edildi (24 Ekim 1541) Avrupa'nın yarısına sahip, dünyanın en büyük hristiyan devleti İspanya İmparatoru Şarlken -açlıktan atını kesip yemek zorunda kaldığı- Cezayir’den kaçarken, başındaki tâcı fırlatıp denize attı ve yaşadığı büyük eziklik ve utançla ülkesine geri döndü Tarihin kaydettiği en büyük yüzakı zaferlerden biri olan bu zaferin müjdesi Deli Mehmed Reis kumandasındaki 30 gemi ile 21 gün sonra İstanbul'a ulaşınca, Barbaros Hayreddin Paşa büyük bir mutlulukla sevinç gözyaşları döktü Haberi Barbaros'dan alan Kanuni Sultan Süleyman ise huzurunda okunan Zafername ile duyduğu ferahlıktan gözleri yaşarıp "Berhudâr ol mücahid Lalam! Hakikaten methettiğinden fazla imiş Cezayir'de yerini boş komamışsın" diyerek Hasan Paşa'yı Cezayir Beylerleyliği'ne atadığını belirten Hatt-ı Hümâyûn'u bizzat elleriyle yazdı

İspanya İmparatorluğu'nun Avrupa'daki en büyük iki rakibinden biri olan Fransa, baş edemediği İspanyol donanma kuvvetlerine karşı Osmanlı Devleti'nden yardım talep edince Padişah tarafından bu işle görevlendirilen Barbaros Hayreddin Paşa toplam mürettebatı 30000'i bulan 150 gemilik dev bir filo ile 20 Temmuz 1543'de Fransa'nın Marsilya Limanı'na girdi Limanda hazır bulunan devlet erkânı ve binlerce Fransız yardıma gelen Türk Filosu'nu görkemli törenlerle karşıladılar Barbaros, mahiyetine Fransa Donanması Amirali Duc D'Enghien'i de alarak Nice şehrini zaptetti (20 Ağustos 1543) Fakat Fransız donanmasındaki düzensizlik ve barut fıçısından çok şarap fıçısı getirmeleri sebebiyle Fransızlar'dan beklenildiği kadar istifade edilemeyince Türk Donanması, Toulon'a çekildi Fransa Kralı'nın emriyle Türk gemilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için Barbaros'un idaresine bırakılan Toulon şehrinde, Aziz Mary Katedrali de Türk askerleri için camiye çevrildi Türk Donanması'nın 8 ay kaldığı ve bu süre içinde Osmanlı Bayrağı'nın çekilip Osmanlı Parası'nın kullanıldığı Toulon şehrinde o yılın vergisi de Türk memurlara ödendi Bu süre zarfında Salih ve Hasan Reis komutasındaki filoların yaptığı baskınlarla İspanya ve İtalya kıyı ve adaları vurulurken 3 yıldır Cenevizliler’in elinde esir bulunan Turgut Reis de 3000 altın karşılığı kurtarıldı İspanyollar'ı Fransızlar'la 1544 Crespy Barışı’nı yapmaya mecbur bırakan Osmanlı Donanması görevini başarıyla tamamlayarak törenlerle Toulon şehrinden ayrıldı Dönüş yolunda Elba Adası'nı basarak, İtalyanlar’ın elinde tutsak bulunan Sinan Reis'in oğlunu kurtaran Barbaros, Grosseto şehrinde, Castiglione della Pescaia, Talamone ve Orbetello'yu ele geçirdikten sonra babası Nurullah Yakub Ağa'nın Midilli'deki evini yakan İtalyan korsan Bartolomeo Peretti'nin mezarını bularak yıktı Daha sonra Montiano ile birlikte Porto Ercole ve Giglio Adası'nı ele geçirdi Civitavecchia'ya bir saldırı yaptı ise de Fransız elçi Leone Strozzi'nin ricası üzerine kuşatmayı kaldırdı Baskınlarda ele geçirdiği çok sayıdaki esirin bir kısmını Cezayir'e gönderirken beraberinde 14000 esirle İstanbul'a girdi "Fransa Seferi" onbinlerce İstanbullu'nun sevinç gösterileri arasında limana giren Barbaros Hayreddin Paşa'nın son seferi oldu Şanlı Kaptan-ı Derya son 2 yılını İstanbul'da geçirdi ve Beşiktaş'taki konağında 4 Temmuz 1546 günü Kadir Gecesi'nde vefat etti Vefatından sonra Kaptan-ı Deryalığa, Sokullu Mehmet Paşa getirildi

Osmanlı Devleti’nin 19 Kaptan-ı Derya'sı olan Barbaros Hayreddin Paşa 12 sene Kaptan-ı Derya'lık hizmetinde bulunmuş, defalarca keşif ve kerâmetleri görülmüş bir veli, gazi ve mücahit bir kimse idi Devletin sınırlarını Fas’a kadar uzattı Beşiktaş’ta bir medrese inşa ettirdi Serveti ile İstanbul’un bir çok semtine hanlar, hamamlar, konaklar, evler, değirmenler, fırınlar yaptırdı Zaferlerle dolu savaş hayatında eline hazineler değerinde servet geçtiği halde bunları sürekli dağıtmıştır Hep şükreden bir kul olan Barbaros Hayreddin Paşa geceyi üçe ayırırdı Birinci kısmında Kur’an-ı Kerim okur, ikinci kısmında ibadet eder ve üçüncü kısmında da uyurdu

Barbaros Hayreddin Paşa, kendini denizi seyrederken gören dostlarına "Öldüğüm zaman beni deniz sesi işitilebilecek bir yere defnediniz" diye vasiyet etmiştir Böylece Beşiktaş'ın boğazı gören -şimdiki iskele önündeki meydanda- Mimar Sinan tarafından yaptırılan türbeye defnedilmiştir Bütün gayesi Hakk'ın adını denizler ötesi alemlerde bir bayrak gibi dalgalandırmak olan bu büyük reis yardımı da yalnızca Allah'tan beklemekteydi Sancağında; «Nasr'un minallahi ve fethun kariybun ve beşşiril mü'mi-niyne» (Allah katından bir yardım ve yakın bir fetih vardır Mü'minlere müjde ver) (Saff Sûresi 13) âyet-i kerimesi yazılıydı Geriye, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle yazdırdığı ve başından geçen bütün savaşları ve hatıralarını anlattığı muhteşem bir de kitap bırakmıştır

O, bugün de deniz kenarındaki türbesinde denizleri dinlemeye devam ederken, yüzyıllar boyunca sefere çıkan donanmalar O'nun türbesi önünden hareket etmiş ve kendisini top atışlarıyla selâmlamışlardır Ve bugün de Deniz Kuvvetleri'mizin her yıl düzenlediği törenler ve top atışlarıyla Denizlerin Şanlı Pîr'i saygı ve sevgiyle anılmaya, şerefle yâdedilmeye devam edilmektedir Kabri nur, makamı Cennet olsun Amin

Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi

Barbaros Hayreddin Paşa 21 Eylül 1534 yılında bizzat kendisi tarafından yazdırılmış Barbaros Vakfiyesi’nde Beşiktaş’taki medrese yanına yaptırdığı türbeye defnedilmesini isteyerek "Beni leb-i deryaya gömün Ben leventlerimin sesini ve denizin hırçın dalgalarını duymak istiyorum" demiş ve kabrinin üzerinde kandil yakılmasını vasiyet etmiştir Beşiktaş'ın boğazı gören -şimdiki iskele önündeki meydanda- bulunmakta olan türbe 1541 yılında Mimar Sinan tarafından Osmanlı klasik mimarisine uygun bir şekilde inşa edilmiştir Kesme taştan, sekizgen planlı olarak yapılmış ve kubbesi sekizgen kasnak üzerindedir Kapı önündeki revak, mermer iki sütunla taşınan sivri kemer üzerine çapraz tonozun oturtulmasıyla oluşturulmuştur Kapı girişinde "Allahümme iftah lehu ebvabel Cenne" (Allah’ım O’na Cennetin Kapılarını Aç) yazan sülüs bir levha vardır Ayrıca giriş kapısı üzerindeki kitabede "Hâzâ Türbe-i Fatih-i Cezâyir ve Tunus, Merhum Gazi Kapudan Hayreddin Paşa Rahmetullahi Aleyh, Sene 948 (Rûmi) "yazmaktadır

Türbenin yedi cephesinde iki sıra halinde toplam 14 pencere bulunur Pencere üstü ve kubbesi kalem işleriyle bezelidir Türbenin içinde Kaptan-ı Derya Cafer Paşa, Barbaros'un oğlu ve eşinin mezarları da yer alır

Türbe sürekli açık olmayıp, sadece 1 Temmuz Kabotaj Bayramı ve 4 Nisan Deniz Şehitlerini Anma Günü gibi özel günlerde resmi ziyarete açılmaktadır Makamı Cennet olsun Amin


Alıntı Yaparak Cevapla