Yalnız Mesajı Göster

Diyanet Tarafından Bazı Sorulara Verilmiş Cevaplar..

Eski 10-10-2012   #8
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Diyanet Tarafından Bazı Sorulara Verilmiş Cevaplar..



183- İctihad ne demektir? İctihad kapısı kapanmış mıdır?
İctihad, sözlükte bir şeye ulaşmak için, bütün gücü sarfetmek demektir Dinî terim olarak ictihad, dini hükümleri delillerden çıkarmak için müctehidin bütün gücünü sarfetmesidir
İctihad edebilmek için, ahkam ayet ve hadislerinin sözlük ve dinî terim olarak manalarını, hangi hükümlerle icma olduğunu bilmek, kıyasın da şartlarını, illetlerini, hükümleriyle kısımlarını, makbülünü, merdudunu bilip bu hususlarda bir ilmî meleke sahibi olmak gerekir Böyle bir yeteneğe sahip olan zata müctehid denir İctihad bir zamana bağlı değildir Yukarıda belirtilen şartları haiz olan her alim, ictihad yapabilir
184- Her yüzyılın başında dinî hükümleri açıklayarak,
ümmetin dinini kuvvetlendirecek alimlerin gönderileceğini bildiren hadis doğru mudur?
Cenab-ı Hakk'ın, her yüzyılın başında, bu ümmetin dinini yenileyecek müceddid alimleri göndereceğini ifade eden hadis-i şerif bazılarına göre sahihtir
Bu hadis-i şerifi Ebu Davud, Hakim, Beyhakî ve Taberanî rivayet etmişlerdir (Mişkatü'l-mesabih, 1/82, Hadis No: 247; keşfü'1-Hafa, Hadis No: 740) Ancak, Buharî, Müslim gibi alimler bu hadisi sahih görmemişlerdir
185- Bazı tarikat mensuplarının şeyhlerinin resimlerini taşımaları ve öpmeleri nasıldır?
İster şeyh, ister alim veya herhangi bir büyüğün resmini, ona ta'zim ve ondan himmet beklemek niyetiyle taşımak ve öpmek caiz değildir Çünkü bu, hem dinimizin "Sadece Allah'tan yardım dileme" prensibine aykırı; hem de batıl din mensuplarının resim ve şekillere tapmalarına benzemesi açısından mahzurludur
Fakat tazim ve yüceltmek veya ondan yardım dilemek, medet ummak niyeti olmaksızın sadece bir hatıra olarak bir kimsenin resim ve fotoğrafını bulundurmakta bir sakınca yoktur
186- Ayetleri yorumlamak ne demektir?
Ayetlerin yorumlanması, onların tefsir edilmesi anlamındadır Terim olarak tefsir: İnsanın gücü, aklı ve bilgisi nisbetinde Kur'an-ı Kerim'i açıklamaya gayret gösterip, Allah'ın murad ettiği manaya ulaşmaya çalışması demektir
Kur'an-ı Kerim'de bir muhkem bir de müteşabih ayetler vardır Muhkem, yorumunda tereddüde yol açmayacak kadar manası açık olan ayetlerdir
Müteşabih de manası tam olarak anlaşıldığı söylenemeyen, tam manaları zaman içinde ilmin gelişmesiyle daha iyi anlaşılabilen ayetlerdir
Bu güne kadar gelmiş geçmiş tüm müfessirler bu gibi ayetleri tefsir ettikten sonra; "biz ilmî gücümüzle bu yorumu yaptık Allah kendi muradını daha iyi bilir" derler Bir çok yorumcunun yorumu -zamanla ilmî keşif ve bilginlerin artmasıyla- eskir ve ayetlerin yeniden yorumlanması gerekebilir Bu da Kur'an-ı Kerim'in her dem yeni ve taze olduğunu gösterir
187- "İslam cemaatına tabi olmadan ölen, cahiliyyet ölümüyle ölür" sözü ne derece doğrudur?
Bu söz, Buharî, Müslim ve Ahmed b Hanbel'in İbn-i Abbas'dan rivayet ettikleri bir hadis-i şerifin bir kısmıdır Bu hadis-i şerifin tam metni şöyledir:
"Bir kimse devlet başkanından hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin Zira her kim cemaatten bir karış ayntır da ölürse, bu bir cahiiiyyet ölümüdür" (Kamil Miras, Tecrid-i Sarih Tercemesi, 12/292, No: 2112; Müslim, Sahih 3/1477, No: 1849, imare, 55, 56 Trc Ahmed Davudoğlu 9/19-21)
Bu manada Abdullah İbn-i Ömer'den, Ebu Hüreyre'den ve daha bir çok sahabeden rivayet edilen sahih hadisler vardır Bu hadisler, toplum dan ayrılmamanın ve fasık ve zalim bile olsalar, masiyeti emretmemek şartıyla amirlere itaatın gerektiğini ifade etmektedir
"Cahiliyyet ölümü", "dinsiz" ölmek demek değildir Cahiliyyet devri insanları, otorite tanımaz, kimseye itaat etmez başıboş kimselerdi Amirine itaat etmeyip toplumdan ayrılan bir Müslüman da onlara benzeyeceği için asî olmuş o!ur, demektir
188- Vatan mı önemli din mi? Vatanı kabul etmeyenlere ne demeli?
İnsanın dini de, vatanı da kutsaldır Bunların hangisi daha önemli diye bir ayırım yapılması uygun değildir Esasen bunlardan birini tercih mecburiyeti de yoktur Dini olmayanın vatanın değerini kavrayamadığı gibi vatanı olmayanın da esaret altında dinini yaşaması mümkün olmaz Bundan dolayı vatanı düşman saldırısından korumak dinimizin en önemli emirleri arasındadır Dinimize göre insanların en hayırlıları vatanı uğrunda malları ve canları ile düşmanla çarpışanlardır Yardımın da en hayırlısı en faziletlisi bu yolda çarpışan gazilere, bu uğurda canlarını feda eden şehitlere yapılan yardımdır Malıyla canıyla bu vazifeye katılmaya muktedir olmayanların da kalemleriyle dilleriyle buna katılmaları gerekir Bir hadis-i şerifte: "Müşriklerle mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad ediniz" diye buyrulmuştur (Riyazü's-Salihin, 1/572 No: 1354; Ebu Davud;
Sünen, 3/22 No: 2504, Cihad, 18; Sünen 6/7, Cihad, 3)
189- "Vatan sevgisi imandandır" sözü hadis-i şerif midir?
Bu sözün ifade ettiği mana doğrudur Ancak hadis yani Peygamberimizin sözü olarak sabit değildir
190- Askere gitmek istemeyenin durumu nedir?
Dinimiz bize cihadı, yani bir takım kutsal değerler uğruna düşmanla savaşmayı emreder Askerlik; malı, canı, namusu, dinî, nesli ve bütün bunların içinde barındığı yurdu korumak için yapılır Bu görev bazen farzı kifaye, gerektiğinde de her Müslüman üzerine farzı ayın, yani dinî bir vazife olur Pek çok ayet ve hadis bu görevin önemini anlatır Askerlikten kaçmak, hadis-i şeriflerde kafirlikle eş tutulan büyük günahlardan biridir Hem bu dünyada hem de ahirette cezası çok büyüktür Bu nedenle hakiki şehitlik mertebesine de sadece devletin organizesindeki savaşlarda ulaşılabilir Meşru devlete başkaldıran eşkiyanın safında ölmek şehitlik değildir Bir hadiste "Malın-dan, kanından, dininden ve çoluk-çocuğundan dolayı öldürülen şehittir" buyurularak bu konu • veciz bir şekilde ifade edilmiştir (Tirmizi, A Hanbel)
191- Avrupa'da emekli olan memleketine dönmek zorunda mıdır?
Müslüman’ın hayırlısı, ne dünyasını ahireti uğruna, ne de ahiretini dünyası uğruna feda etmeyen, belki her ikisinden de payını alandır Kendinin ve çoluk çocuğunun dinî ve ahlakî ölçülere bağlı kalarak, İslam'a, onun ahlak kurallarına bağlı, vatan sevgisine sahip olarak asimile olmadan, iman ve ibadetinden taviz vermeden, yaşamlarını devam ettirecekleri, çevrelerine İslamî açıdan da örnek olacakları sürece yurtdışında kalmalarında bir sakınca olmaz
Ancak, dünyadan payinı almış olan bir Müslüman kendinin ve yakınlarının din ve ahlak bakımından bozulacağı, millî benliğini, vatan sevgisini kaybedeceği ileri de çocuklarının veya torunlarının asimile olup dinî ve millî değerlerine karşı yabancılaşma, kültürünü ve kimliğini unutma tehlikesi söz konusu olacaksa, bir an önce vatanına dönmesi, kendini ve sorumlu olduğu neslini bu tehlikeden koruması gerekir Zira her Müslüman’ın hem nefsini hem de ehlini cehennem ateşinden koruması Allah'ın emridir
192- İslam dininde muska yapmak, taşımak, okuyup üflemek var mıdır?
Dinimiz insan hayatına ve sağlığına büyük değer vermiş; bunların korunmasını istemiştir Sağlığı korumak insanın vazifesi olduğu gibi, hastalandığı takdirde sabretmek ve her imkana başvurarak hastalığın tedavisine çalışmak da dinî bir vecibedir
Hz Peygamber (SAV); hastalanınca tedavi olalım mı diye kendisine soranlara: "Tedavi olunuz; çünkü Allah her hastalık için bir de ilaç ve tedavi yaratmıştır; bundan bir dert müstesnadır ki o da ihtiyarlıktır" buyurmuştur
Peygamber (SAV) hastalıkların tedavisini emretmiş, hastalandığı zaman kendisi de günün şart ve imkanları ölçüsünde, ilaçlar kullanmış ve tedavi görmüştür Ayrıca, Cenab-ı Hak'tan şifa isteyerek dua etmiş; şifa talebi ile bazı sure ve ayet-i kerimeleri de okumuştur, Böyle yapan kişilerin yaptıklarını da reddetmemiştir Ancak, okunan dualar anlaşılır ve şifa dileyen ifadeler olmalı; ayet ve dualar tahrif edilmemelidir
Ayet ve duaların yazılıp, muska olarak taşınmasına gelince: Hz Peygamber, uykuda korkanların okumalarını tavsiye buyurduğu bir duayı, ashaptan Abdullah b Amr'ın aklı eren çocuklara öğrettiği, henüz aklı erecek yaşa gelmemiş olan çocukların da yazıp boyunlarına astığına dair rivayete dayanarak, bazı bilginler bunun caiz olduğunu söylemişlerdir
Ancak, İbn-i Abbas, ibn Mes'ud ile Hanefiler ve bazı Şafiîler de nazarlık vb taşımasını yasaklayan rivayetlere bakarak ayet ve duaların yazılıp taşınmasının caiz olmadığı görüşünü benimsemişlerdir
Muskacılığın bir meslek haline gelmemesi, dinin ve dini duyguların basit çıkarlara alet edil-memesi bakımından ayet ve duaların muska olarak yazılmaması, şüphesiz daha uygundur Çocuklara ve okuma bilmeyenlere bilenler, bir menfaat beklemeden okuyabilirler
Tıbbi tedavi yanında telkin ve dua ile tedavi usulü, asırlar sonra, müspet ilmin de dikkatini çekmiştir
193- Ebced Hesabı var mıdır? Mahiyeti nedir?
Ebced, Arap alfabesinin ilk tertibi ve harflerinin taşıdığı sayı değerlerine dayanan hesap siste-midir Harflerin böylece tertibinden maksat ise, Arap alfabesindeki harflerin kolay öğretilmesi ve hafızada kalmasını sağlamak için eski dönemlerde geliştirilmiş bir formül olup, bir anlamı bulunmayan kelimelerinin ilki "ebced" şeklinde okunduğu için bu adla anılmıştır
Hemen her alfabedeki harflerin çok eskiden beri rakam olarak birer karşılığının bulunduğu bir başka deyişle harflerin rakam yerine kullanıldığı
bilinmektedir Arap alfabesinin ebced tertibine dayanan rakam ve hesap sistemi, Müslüman milletler arasında da kullanılmaktadır Edebiyatta olaylara, doğum ve ölümlere, zafer ve savaşlara tarih düşürmede ustaca kullanılmıştır
194- Cifir hesabı var mıdır? Mahiyeti nedir?
Arapça bir kelime olan cefr sözlükte "sütten kesilmiş kuzu, oğlak; içi taşla örülmemiş geniş kuyu" anlamına gelir Terim olarak geçmiş ve gelecekten haber verdiği iddia edilen ve ilmî bir esasa dayanmayan bir bilgi adıdır
Rivayete göre Ca'fer es-Sadık Hz Peygamber'in soyundan gelenlerin geçmiş ve gelecekle ilgili muhtaç bulundukları bütün gizli bilgileri bir kuzu ve oğlak (cefr) derisinin üzerine yazmış ve muhtemelen bu yüzden bu bilgilere cefr denmiştir Daha çok Şia tarafından, geleceğe ait haberler ihtiva ettiği öne sürülür Bunlar ne dinî ne de ilmî gerçeklere dayanmaz
Kur'an'a göre gayb bilgisi uluhiyyet vasıflarındandır Allah bazı Peygamberlerini dilediği bilgilere muttali kılarKur'an'a göre gayba ait haberlerin yegane kaynağı vahiydir Şia'nın, Hz Peygamber'in kendisine gelen vahiylerin bir kısmını yalnız Hz Ali'ye bildirdiğini iddia etmeleri, Rasulüllah'ın nazil olan vahiylerin tamamını bütün ümmete tebliğ ettiğini ifade eden Kur'an ayetieriyle çelişmektedir (Maide 67; Hud 12; Kehf: 27) Ayrıca bu iddialar, Hz Aişe, Hz Ali ve İbn Abbas gibi saha-bilerden nakledilen rivayetlere de aykırıdır(Buhari, llim, 39, Cihad, 71; Müslim, Edahi, 8; Müsned, 1,108)
Cefr'e dair telakkiler, Batıni-İsmaili çevreler ve eski dini-felsefi kültürleri nakleden kaynaklar yoluy-la İslam dünyasına girmiş, şiilerin çoğunluğu ile bazı sünni alimler de bundan etkilenerek Cefrin, herkes tarafından merak edilen, geleceğin bilgisini içerdiğini zannetmişlerdir Ancak, vahiy sona erip tamamlandığına göre cefr ile geleceğe ilişkin kesin bilgiler ortaya koyma düşüncesi, iddiadan öte bir şey değildir Ayrıca, cefr işlemlerinde kullanılan metinler ilmi kurallara dayanmaktan uzak ve bilmece niteliğindedir Gazzali de "harflerin belli anlamlar ve sayısal değerler ifade ettiği konusunda hiçbir tutarlı ve ilmi delil yoktur" (Fedailü'l-Batıniyye, s 66-71) demektedir
195- Yehovacılık nedir? Yehova kimdir? Gayeleri nedir?
YEHOVA ŞAHİTLERİ
Yehova Şahitleri adlı örgütün kurucusu bir papaz olan Charles Taze Russel (1852-1916)'dir Yehova şahitleri ile ilgili kitaplarda "Bin yıllık kral-lığın peygamberi" olarak kabul edilir Önceleri
Protestan Presbiteryan kilisesine bağlı iken, sonra Protestan Congregasionalist kilisesine geçip oraya üye oldu Kendisi ilkokul mezunudur Bu kiliseden de ayrılarak Hıristiyanlığı tekrar incelemeğe başladı Çevresine kendisinin bir çoban olduğunu söyledi
Russel, satışa çıkardığı bir buğdayın az miktarının bile çok fazla ürün vereceğini, bu buğdayın mucizeli olduğunu ilan etti Buğdayın içindeki büyük mucizeye inananlar bir avuç buğdayı 60 Dolara alarak ektiler Fakat doğru dürüst bir mahsul alınmayınca dolandırıldıklarını anlayanlar mahkemeye verdiler Mahkeme huzurunda bu buğdayın diğer buğdaylardan farkı olmadığını itiraf etti ve mahkum oldu
Bu örgüt bir zamanlar Russelizm veya ciddi İncil araştırmaları adıyia anılmış ve reformcu Luthercilik olarak görülmüştür Hedefleri tanrının denetiminde İsa'nın krallığında bir dünyla krallığı, tek tip toplum tek dernek düzeni kurmaktır
Örgüt 1884 yılında Amerika Birleşik Devletleri tarafından tanınmıştır
Yehova:
Yehova kelimesinin aslı "Yahve"dir Galat olarak Yehova şeklinde kullanılmaktadır Yahve İsraillilerin milli ilahlarının adıdır Örgüt önceleri "Russel" tarikatı adıyla çalışmasını sürdürüyordu
2671931 tarihinde tanrının şahitleri anlamında olan "Yehova şahitleri" adıyla kendilerini göstermeyle başlamışlardır Örgüt literatüründe adları bazen "Hıristiyan Yehova Şahitleri", "Hıristiyan şahitler" olarak da geçmektedir
Yehovacıların kutsal kitabı Hıristiyanların kutsal kitabı olan İncil’dir 1950 yılındaki yeni çevirmede kitabın metnine 200'den fazla Yehova adını katmışlardır Hıristiyanlığın kutsal kitabı 66 kitaptan ibarettir Bunların 39'u Yahudilerin de kutsal kitabıdır
İsa'nın dünya krallığının başladığını ileri sürerek devletlerin ve hükümetlerin sonunun yaklaştığını, tarihler vererek ortaya atmışlardır Bu tarihler, 1914, 1918, 1925 ve 1975'tir Fakat iddialarının hiçbiri gerçekleşmemiştir
Yehovacılar 66 kutsal kitaba kattıkları yeni yorumlarla ayrı bir akım,ayrı bir Hıristiyanlık mezhebi şeklinde görünürler Bazı Hıristiyan mezhepleri İsa'yı ilahlaştırır ve malum üçleme içinde sayar Yehovacılar için tek ilah Yehova olmakla birlikte, onun yanında ilaha eşit olmayan fakat aynı zaman-da onun oğlu olan insan üstü bir varlık vardır O da İsa'dır İsa Yehova’nın sağında yer almıştır ve onun oğludur Bu şekilde bile İsa’yı ilah olmaktan çıkarmaları ve ruhu kabul etmemeleri katolik, ortodoks ve bazı protestanları kızdırmıştır
Hıristiyanlıkta insanların doğuştan suçlu olduğuna inanılır İnsan bu suçundan kendisi değil, ancak İsa'nın yardımıyla kurtulur Yehovacılarda bu ilkeyi benimserler İslam dininde ise insan doğuşta günahsızdır Herkes kendi işlediğinden sorumludur Hiç kimse başkasının günahını yüklenmez (Fatır: 18)
Müslümanlara inançlarını aşılamak için Hıristiyan yönlerini gizlerler Kiliseye gidildiğini söylerler ve çok zaman Yehova yerine Müslümanlara mü'nis gelmesi için "Allah" ve diğer İs!amî terimleri kullanırlar Yehovacıların kendilerinde ibadet yok demeleri doğru değildir; kendilerine göre dua, Hıristiyan kutsal kitabından parçalar okumaktan ibarettir Ayrıca vaftiz ve şükran yemeği de vardır
Yehova şahitleri ahirete inanmaz Cennetin dünyada olacağına, İsa'nın oradaki krallığına inanırlar Ruhun ölmezliğine inanmazlar Üçleme inancını yorumlamaları bazı Hıristiyan mezheplerden farklı olmakla birlikte onu reddetmezler Kutsal ruh'a inanırlar ve onu cismani değil ruhani olarak telakki ederler İsa'nın doğum günü (Büyük paskalya yortusu)'nda özel yemek yemezler Dünya onlara göre bakidir Devlet yerine "Yeni Dünya Derneği"ni kabul ederler Kendilerini bir millete ve vatana bağlı hissetmek şöyle dursun, bu düşüncelere tamamen karşıdırlar Bazı Hıristiyanlıktan gelen önemli inançları benimser görün düklerinden kendilerini asil Hıristiyan olarak gösterirler Bu yönleriyle bir Hıristiyan mezhebi gibi görünseler de, diğer yönleriyle milletlerin ve devletlerin varlığını, mevcut iktisadî, ictimaî, millî, siyasî, rejimî, hukukî düzeni ve hudutları reddet-tiklerinden diğer mezheplerden farklılıklar gösterirler
Bayrağa karşı çıkarlar Bayrak sevgisini tapınma olarak algılarlar Milliyet ve vatan sevgisini reddederler Vatan bütünlüğü, vatan savunması ve istiklal mücadelesine ve askerlik yapmağa karşıdırlar
Görüldüğü üzere Yehova şahitleri sadece bir vicdanî inanca sahip kişiler olmayıp aktif, faal bir örgütün elemanı ve eylemcileridirler Örgütteki rütbeleri, direktörlük, bölge yöneticisi, şube yöneticisi, eyalet yöneticisi, çevre yöneticisi ve toplantı hizmetçisi veya yöneticisi şeklinde sıralanır
Bu teşkilat iç içe kurulmuştur Kaç memlekette faaliyet halinde ise her memlekette 7 kişiden oluşan bir komite kurarlar
Baş büroları New York'tadır Burası karargahtır Diğer memleketlerde de şube, bölüm büroları, hatta ayrı basım ve dağıtım evleri kurulmuştur

Alıntı Yaparak Cevapla