10-10-2012
|
#1
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Ayakta İşemek Günah Mı?
10 yıl kadar önce DGM’de bir tuvalet kavgası yaşanmıştı
Çetin Emeç’in öldürülmesiyle ilgili davada yargılanan sanıklar tuvalete götürüldüklerinde kelepçelerinin açılmadığından yakınıyorlardı
Sanık avukatlarından biri kalkıp bu insani durumu siyasi bir analize tabi tutmuştu:
“Kelepçeleri çözülmeden ihtiyaç gidermeye götürmek tedbir değil, işkencedir ”
Sonra sözlerine şöyle açıklık getirmişti:
“Bu insanlar Müslümandır Laik değildir Namaz kılıyorlar İç çamaşırlarının temiz olması gerekir İslami usullerde tuvalette su kullanılır Laikler ise kağıt kullanır Başkalarının oturduğu taşa oturur, bununla da övünürler ”
Kağıtsız laiklik
Bir tür ”Bana poponu neye sildiğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” durumu  
Ben o konuşmadan şu sonuçları çıkarmıştım:
1 Ben laik-Müslümanlardanmışım
2 Cemaatçi istihbarat ağı, laiklerin külotlarının temizliğine kadar inceleyecek yetkinliğe ulaşmış
3 Tuvalet kağıdı tüketimine bakılırsa Türkiye, laiklikte sandığından da geri kalmış
Politik bevliye
Mahkemedeki bu “sosyo-kenefsel” tahliller, 10 yıl sonra Ordu’da vilayet düzeyinde açıklama olarak çıktı karşımıza…
Ordu Valisi taharette “Doğunun suyuna karşı Batının kağıdı” çelişkisine girmedi, ama “ayakta bevletmenin itikadımıza ters olduğunu” açıkladı
İl müftüsü de pisuarın pisliğini tasdikledi:
“Pisuar dinen mekruhtur, tıbben de prostat yapar ”
Siyasi kubur
Mevzu yine bizi fermuarımızdan tuttuğu gibi nihayetsiz alaturka/alafranga tartışmasına sürüklüyor
Yıllarca bizi nafile inatlaşmalarda boğan o çukur, şimdi siyasi bir kubur olarak karşımıza çıkıyor
Oysa tarih bize, sorunun dini değil, asri olduğunu söylüyor
Henry Blount 1634’te yazdığı “Temizlik ve İman”da Türkleri anlatırken şöyle diyordu:
“Haftada iki ya da üç kez yıkanmayanları pis kabul ediyorlar Kirli bir iş yaptıkları zaman, hiç de ilgisi olmayan kısımları da yıkıyorlar ”
Çömelerek işemek
Blount’un alay konusu ettiği şey, tarihimizin en temiz iftihar sayfasıydı oysa…
Aynı şekilde 17 yüzyılda Joseph Pitton de Tourneford da Doğu gözlemlerini aktarırken “erkeklerin, giysileri kirlenmesin diye çömelerek işediklerini” yazmış, “Çişlerini yaptıktan sonra penislerini taş, kil ya da toprakla silerler” diye de eklemişti
Pitton bunları yazdığında Manchesterlılar hala oturakta biriktirdikleri pisliği pencereden yola döküyor ya da evlerinin önündeki varilde biriktiriyorlardı
Şimdi laik icadı sayılan kağıda gelince… Onu da Araplar Çinlilerden öğrenip İspanyollara öğretmişlerdi
"Tuvaletin Sosyal Tarihi”ni (Milliyet Y 1997) yazan Julie L Horan "Batı, Araplarla ilişkiye gireme*miş olsaydı, hala popomuzu kayalara ve yapraklara siliyor ola*bilirdik" diyordu
Batı’ya kağıdı öğreten Arapların bugün tuvalet kağıdına düşman kesilmesi tuhaf değil mi?
Kağıda saygıdan mı bu?
Sanmam… Fazla kitap da çıkmıyor ki oralardan…
Mesele şu
Şimdi Ordu Valisi’nin haklı olarak şikayet ettiği pislik, erkeklerin dinden çıkıp ayakta işemeye başlamasından değil…
Dizlerde çömelecek hal, çevrede penise sürecek kil kalmamasından da değil
Tuvaletlerdeki iğrençliğin oturup kalkmakla ilgisi yok
Asıl sorun, haftada üç kez yıkanmayanı pis kabul eden nezafetin, temizliğin imandan geldiğine dair kanaatin, o asırlık hamam geleneğinin yitip gitmesinde…
Batı’ya temizliği öğretmiş bir inanç sisteminin, günümüzde hela faslında bile iktidar hesaplarında, siyasal yaşamı kuşatmakta kullanılıp kirletilmesinde…
Bu sürdüğü müddetçe ne hela taşına oturarak imana geliriz; ne ayakta işeyerek günaha gireriz
Helaları temizleyemediğimiz gibi dini de kirletiriz
Fuzuli tartışmalar kuburunda debelenir gideriz
CAN DÜNDAR
Kaynak:
|
|
|