Prof. Dr. Sinsi
|
Yılmaz Özdil Kaleminden Makalaler
Temmuz
gecesi  
19’u
20’sine
dönüyor
usul usul
Akdeniz’in
göbeği  
Ay batmış
Zifiri
karanlık
Bir balıkçı teknesi  
Işıkları sönük
Pata pata, yarıyor suları
Karaya 3
kilometre mesafe
"Vakit tamam"
diyorlar
10 kişiler 
Başlarında o
Henüz üsteğmen
*
Üzerinde kamuflaj, ayağında postal, sırtında su almasın diye naylonlara sarılmış hafif silahları, mühimmat  Bakıyor takımına, sözler yetersiz, sarılıyorlar, olur a, yakalanırlarsa, teslim olmaya niyetleri yok nasıl olsa  Helalleşiyorlar Atlıyor suya
Peşinden öbürleri
*
Yüzüyorlar  3 kilometre  Kamuflaj, postal, cephane, ıslanınca oluyor bin kilo sanki  Yüzüyorlar  Karaya ayak basar basmaz, ilk hedef, hellim peyniri kolilerinde getirilen ve balıkçı mücahitler tarafından Beşparmak’ın eteklerine gizlenen telsizler  Buluyorlar İlk temas kuruluyor, "Vardık  "
*
Sonraki hedef, tepeci adı verilen, gözcüler  Geleceğimize pek ihtimal vermiyorlar ama, gene de tedbiri elden bırakmıyorlar, ki, gemi memi görünürse, aman haberleri olsun ha  Tepeliyorlar tepecileri birer birer, silah yok, gürültü yok, elleriyle; ruhları bile duymuyor
*
Yokluyorlar araziyi  Görüyorlar ki, bizim istihbarat doğru, onların istihbarat yanlış, "Buralar sarp, çıkamazlar" dedikleri yerleri boş bırakmışlar, "Çıksa çıksa buraya çıkar" dedikleri, taaa uzak noktalara, uzak plajlara yığılmışlar
*
Basıyor telsizin
mandalına  
*
Adana, Konya ve Antalya’dan kalkan jetlerimizin homurtusu Kıbrıs semalarını yırttığında, saatler 05 25’i gösteriyor  Balyoz inmek üzere  Rum’un kafasına dank ediyor ama, iş işten geçmiş  35 dakika sonra, C-47 ve C-160’larımız görülüyor Kapılar açılıyor  
*
Zirveye yakın o sırada
Beşparmak’ta
Kaldırıyor kafasını
üsteğmen
Gülümsüyor
EOKA’nın kara bulut gibi çöktüğü Kıbrıs’ın gökleri, beyaz baloncuklarla kaplanıyor Türk paraşütçüsü yağıyor
Sağanak
*
Ufka bakıyor  
İşte oradalar
Çıkarma gemileri
geliyor
*
Ve, 35 sene sonra  
*
Gene bir 20
Temmuz sabahı  
*
Zaman ne çabuk da akıp gitmiş, orgeneral olmuş, ordu yönetmiş, çok kritik bölgelerde, sayısız görevlerde, tarifsiz fedakárlıklarda bulunmuş, o üsteğmen  Açıyor televizyonu ki, 35 sene önce henüz dünyaya bile gelmemiş olan genç muhabir, Silivri Cezaevi’nin önünden onu anlatıyor: "Vatana ihanet ettiği, çete kurduğu ve devleti yıkmaya çalıştığı için, 200 küsur sene hapsi isteniyor sayın seyirciler  "
|