10-09-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Kırlara Veda
KIRLARA VEDA
Gözyaşlarının gücü vardı eskiden;
Irmak yüklü adamlardık tuz katarlarının ardınca giden,
Gölgemizde damlaların bıraktığı izlerden
Açılırdı hayal tuzur suda bukağısı çözülürken
Utanır arınırdık şehirde fazla kalmak suçundan;
Akıl danışırdık yağmura: Nasıl döneriz
Evlerimize doğu yollarından;
Nasıl fener yapıp kemiklerimizden, tütsüleriz
Gecenin mor arılarını çıkınca kovanından?
Çoraksa gece: Saçlarda yıldız, gözlerde yine yağmur,
Sarı bir zaman dilimi gibi yanan fenerler
(Mum yanar,yağ dolanır, mumyalar toprağı çamur),
Kanda yaralar gibi gülün ağrıttığı dikenler 
Ardımızda yoksul ve yerli bir söylenti,
Böyle yürürdük ateşli ekinler gibi menzilsiz
Yoktu buğdaya un olmaktan ötesi;
Bulgur çeken kadınlardan doğduk ya biz,
Güneşi taşta sırmalayan o kırıntı bilgeleri,
Aya bakan sundurmalarda çatlak topuklu annelerimiz,
Sıcak bağımız, güleç mısırımız, dindar soğan tilmizleri,
O topuklar, ah o topuklar ve kerpici terk edişimiz 
Kızıl toprak ve iri saman, yani Allah'ın harcı
Gözyaşlarının gücüyle eskiden
Serin eviçlerinde sarı bir mahremlik sunardı,
Yağmur bir dua gibi geçerdi pencerelerden;
Yetim insan topağın vicdanıyla doyardı 
Demem o ki,
Gözyaşlarının gücü vardı eskiden
Adnan ÖZER
|
|
|
|