Yalnız Mesajı Göster

Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...

Eski 10-09-2012   #19
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...



Bizans ordusunun doğuya hareketini haber alan Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan Mısır Seferinden vazgeçti Suriye’den geri dönüşte önce doğuya yönelerek gerekli savaş hazırlıklarını yaptı Bu arada karakulakları (casus) vasıtalarıyla da Bizanslılara Türklerin Rey’e çekildiği haberlerini yaymakta idi Nihayet Diyarbekir’den kuzeye yöneldi ve Bizans’ın beklemediği bir anda Malazgirt’in doğusunda ordugâhını kurup savaş hazırlığına başladı Alparslan muharebe azmiyle ordugâh kurarken önceden düşmanla dövüşeceğini Bağdat’taki Abbasî Halifesine bildirdi Büyük Sultan savaş başlamadan evvel Halife El-Kâim'in (1031-1075) gönderdiği İbnü’l-Mahleban’ı (İbn-i Mühelban) değerli komutanlarından Sav Tigin’le birlikte Diyojen’e elçi gönderdi

Sultan Alparslan’ın heyeti 25 Ağustos 1071 sabahı Bizans ordugâhında hafife alınıp hakarete uğradı Diyojen heyet başkanına; “Kışlamak için İsfahan’ın mı yoksa Hemedan’ın mı” daha iyi olduğunu sordu Sulh teklifini şiddetle reddedip; “Sultânınıza söyleyiniz; kendileriyle sulh müzakerelerini Rey’de yapacağım ordumu İsfahan’da kışlatıp Hemedan’da sulayacağım” dedi Heyet başkanı da Diyojen’e; “Atlarınızın Hemedan’da kışlayacaklarından ben de eminim fakat sizin nerede kışlayacağınızı bilemiyorum” diyerek gereken karşılığı verdi

Sultan Alparslan muharebe öncesi Halife’den dua talep etti Abbasî Halifesi camilerde cuma hutbesinde Alparslan ve ordusunun muzaffer olması için okunacak hutbe metni gönderdi Muharebe gecesi Alparslan ayırdığı bir kuvvetle Bizanslıları atılan ok ve naralar ile bütün gece tâciz ederek yorgun bir hâle düşürdü Selçuklular Bizanslı safında bulunan Türk asıllı birliklerle temas kurdu Onların Bizans ordugâhından ayrılarak Selçuklu ordusuna katılmalarını temin etti

Malazgirt Muharebesinde Bizans ordusunun kumanda kademesi şu şekilde idi: Merkezde Bizans İmparatoru Romen Diyojen olup yanında hassa ve seçkin birlikler vardı Sağ kanatta Anadolu ordusu kumandanı Mikhail Attalicpiates; sol kanatta Rumeli ordusu kumandanı Nikefor Bryennes; ihtiyatta da Andronikos Doucas vazifeliydi Bizans ordusunun taktiği Türkleri imha etmekti Sultan Alparslan kumandasındaki kırk bin kişilik Selçuklu ordusu yarım hilâl şeklinde tertibat aldı Hafif süvâri kıtaları kanatlara yerleştirildi Ordu merkezi düşman karşısında birleşmeden yavaş yavaş geri çekilecek ve onu hırpalayacak at üstünde ok atan süvariler düşmanın yan ve gerilerine taarruz ederek Bizans ordusunu dağıtmaya çalışacaklardı Taarruza katılan düşman süvarisi ezilerek geri atılacaktı Bu şekilde ilerleyen düşman ordusu karargâhından kâfi derecede uzaklaştıktan sonra baskın kıtaları düşmanın gerilerine taarruz edecek asıl ordu da bir ağırlık teşkil ederek düşmanın kanatlarından birine taarruzla onu yıktıktan sonra saldırıyı diğer kanada çevirmek suretiyle sonuca gidilecekti

Selçuklu Sultanı Alparslan âlim ve devlet adamlarının tavsiyesiyle muharebeyi Cuma günü yapmayı tercih etti 26 Ağustos Cuma günü askerlerini toplayan Alparslan atından inip secdeye vardı; “Yâ Rabbî sana tevekkül ediyor azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda cihad ediyorum Yâ Rabbî niyetim hâlistir Bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!” diye dua etti Sonra askerlerine dönerek; “Burada Allahü teâlâdan başka bir sultan yoktur emir ve kader O’nun elindedir Bu sebeple benimle birlikte cihad etmekte veya benden ayrılmakta serbestsiniz” dedi Askerler coşarak hep bir ağızdan; “Asla emrinden ayrılmayacağız” karşılığını verdiler Sonra hepsi ağlayarak helâlleştiler Sultan beyazlar giydi Atının kuyruğunu bağlayıp eline er silâhı olan gürzü alıp şöyle hitap etti: “Askerlerim! Şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun O zaman rûhum göklere çıkacaktır Benden sonra oğlum Melikşah’ı tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir” Bu nutku hitabet sanatının ve muharebe öncesi psikolojik şartların bütün inceliklerine sâhipti Askerler coşup şevke geldi

Cuma namazından sonra başlayan muharebede Sultan Alparslan fevkalade bir muharebe taktiği uyguladı Bozkır çevirme hareketiyle Türk ordusu hilâl şeklinde yayıldı Muharebenin başlamasından iki saat sonra Peçenek ve Uz Türkleri Bizanslılardan ayrılıp millî bir his ile Müslüman Selçuklu Sultanına tâbi oldular

Mezhep baskısı sebebiyle Bizanslılara kırgın ve kızgın bulunan Ermeni kuvvetleri de muharebe meydanını terk etti Bu hadiseler Bizanslılarda manevî bozguna yol açtı Bizans ordusunda Türklerin ok gürz ve kılıcından kurtulanların akşam teslim olmaya can attıkları görüldü Cengâverliğine rağmen hiçbir şey yapamayan mağrur Bizans İmparatoru Diyojen yaralı halde bütün mâiyeti ile birlikte esir edildi

Malazgirt meydanındaki mücadeleden yenik çıkan İmparator Sultan’ın huzuruna getirildiğinde utancından başını kaldıramıyordu Sultan Alparslan onu nezaketle kabul edip oturttu gönlünü aldı Diyojen muharebe öncesi muazzam ordusunun Türkleri muhakkak yeneceğine inandığını itiraf etti Sultan Alparslan; “Eğer zafer sizin olsaydı bana ne yapardın?” diye sordu Diyojen öldürteceğini açıklayamadı “Kamçılardım” cevabını verdi Alparslan; “Benim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz?” diye sordu “Ya öldürtürsünüz yahut İslâm memleketlerinde bir esir gibi dolaştırır süründürürsünüz Belki de Fakat onu düşünmek bile istemiyorum; mümkün görmüyorum ama Belki de affedersiniz!” dedi Alparslan yenilgiye uğramış bir insanı daha da küçük düşürmek istemedi Bizans İmparatorunu affetti Ağır şartlarla antlaşma imzaladı Fakat Romen Diyojen dönüşünde Bizanslılar tarafından Türklerden görmediği hakaretlere uğrayıp öldürüldü Yeni Bizans İmparatoru Yedinci Mihail Diyojen’in Türklerle yaptığı anlaşmayı kabul etmedi

Kazanılan büyük zaferden dolayı Abbasî Halifesi Sultan’a tebrik ve teşekkür mektupları gönderdi Birçok İslâm şairi Alparslan’ı öven kasideler yazdılar

Türklerin yeni yurt edinmesini sağlayan Malazgirt Zaferinden sonra on beş yıl içinde Anadolu ele geçirildi Bu zaferle Anadolu’nun tapusu Türklerin eline geçti Bu bakımdan Malazgirt Zaferi Türk ve dünya tarihinde bir dönüm noktası oldu

Anadolu’ya burayı vatan edinen Selçuklu Türkleri ile diğer Türk boyları yerleştirildi Bozkır kültüründen İslâm medeniyeti dairesine bütünüyle giren Türklerin dünya görüşü daha da gelişti Doğudan gelen göçebe Türkler Anadolu’da yerleşik medeniyete geçirildi Şehirler kurup geliştirerek kültür sanat sosyal müesseseler tesis edildi Kıymetli mîmarî eserlerle bu yerleşim merkezleri süslendi

Alıntı Yaparak Cevapla