Yalnız Mesajı Göster

Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...

Eski 10-10-2012   #71
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...



Balkan Savaşları

Osmanlı Devletinin Balkanlar’daki dört devlete karşı yaptığı savaşlar

Birinci Balkan Savaşı

1789 Fransız İhtilâlinin dünyaya yaydığı milliyetçilik akımı neticesinde imparatorluklar dahilinde bulunan milletler bağımsızlık için harekete geçmişler ve bazı devletlerin destek ve yardımları ile ayaklanmışlardı Osmanlı tarihinde 19 yüzyıl bu tür ayaklanmalar dönemidir Balkan Yarımadasında çok çeşitli milletler yaşadığı için milliyetçi ayaklanmalar en fazla burada görüldü

Balkanlarda çıkan ayaklanmaları daha çok 17 yüzyılda gelişmeye başlayan ve en büyük gayesi Baltık Denizine ve özellikle Akdeniz’e çıkmak olan Rusya kışkırtıyordu Akdeniz’e inmek için önce Karadeniz’i sonra İstanbul ve Çanakkale boğazlarını ele geçirmesi gerekiyordu İşte Rusya bu gayeye ulaşmak için her yola başvurmaktan geri kalmamıştır Bu yollardan biri de ırk ve din bakımından akraba olduğu Balkan prensliklerini alet olarak kullanıp bu genç devletleri Osmanlı Devleti'nin varlığını sona erdirmeleri için kışkırtmaktı Osmanlılar Trablusgarp’ta savaşırlarken Sırbistan’ın başkenti Belgrat’taki Rus elçisi harekete geçerek Balkanlarda Osmanlı Devletinin elinde kalan son toprak parçalarının Sırbistan ile Bulgaristan arasında paylaşılması için teşebbüste bulundu Buna karşılık Sırbistan Bulgaristan’ı bir tarafa iterek kendi menfaatlerini temin için Babıali ile anlaşmaya uğraşıyordu Balkan devletleri arasındaki menfaat çatışmalarından gafil olan zamanın İttihat ve Terakki hükümeti Sırbistan’ın bu çok müsait teşebbüslerine aldırış bile etmedi Üstelik İkinci Abdülhamid Han'ın Balkan ülkelerinin birleşmesini önlemek için tahrik ettiği kilise ihtilafı çıkarılan ittihad-ı anasır kanunuyla halledildi Bu durum ise Bulgaristan ve Yunanistan’ın arasındaki ihtilafı çözdüğü için şimdi her ikisi için de ortak düşman Osmanlı Devleti olmuştu Neticede kısa bir müddet için önce Sırbistan ve Bulgaristan arasında kurulan ittifaka Karadağ ve Yunanistan da katıldı Böylece Balkanlarda Osmanlı Devletine karşı harekete geçme hazırlıkları tamamlanmış oldu

Bu sırada Türk ordusu subayları iki partiye ayrılmış durumdaydı Hükümet ise Rusların Balkanlarda savaşa müsaade etmeyeceği hususundaki yalan teminatına inanmıştı Nitekim Sofya elçiliğinden hariciye nazırı olan Asım Bey 15 Temmuz’da Meclis-i Mebusan'da; “Balkanlardan imanım kadar eminim!” tarihi cümlesini ihtiva eden bir nutuk söyleyerek harp ihtimalinin bulunmadığını iddia etmişti Ayrıca Asım Beyin yerine gelen yeni Hariciye Nazırı Ermeni Gabriel Noradingiyan da Rusya’nın teminatının kesin olduğunu hükümete bildirmişti Bu inandırıcı teminatlar neticesinde Rumeli’ndeki en iyi 120 tabur asker terhis edilmişti

Balkan devletleri ittifaktan sonra Osmanlı Devletine isteklerini bildirdiler Bu ittifaktan haberi olmayan İttihatçılar savaş için yüksek öğrenim talebesini kışkırtarak Babıali önünde “Harb” diye bağırtmış ve hükümet aleyhinde nümayiş yaptırmışlardı Harbin kolay geçeceğini zannediyorlardı Halbuki müttefikler Türkiye’ye karşı uygulayacakları savaşı ve taksim projelerini en ince teferruatına kadar tespit etmişlerdi

8 Ekim 1912’de Karadağ Prensliği Osmanlı Devletine savaş açtı Onu 18 Ekim’de Bulgaristan ve Sırbistan birkaç gün sonra da Yunanistan takip etti

İkmal ve Levazım Teşkilatının bozulduğu Osmanlı ordusu seferberliğini çok geç yapabildi Terhis edilip Anadolu’ya gönderilen 120 taburu savaşın sonunda bile yeniden silah altına alamadı

Bulgaristan’a karşı çıkacak kuvvetler 5 kolordu halinde “Şark Ordusu” namıyla toplandı ve Birinci Ferik Abdullah Paşanın kumandasına verildi Edirne mevkiindeki bağımsız kuvvetler Şükrü Paşa'nın emrindeydi Yunanistan’a karşı Selanik’te bir kolordu ve Yanya Kalesindeki kuvvetler bırakılmıştı Karadağ’a karşı kuvvetler İşkodra Kalesinde toplanmıştı Sırbistan’a karşı Makedonya’yı “Garb Ordusu” kumandanı müstakbel sadrazam Birinci Ferik Ali Rıza Paşa savunacaktı

Savaşı idare kabiliyetinden mahrum Nazım Paşanın hiçbir hazırlığı olmayan orduyu hemen Bulgarlara karşı taarruza geçirmesiyle hezimet başladı ve artık arkası alınamadı Osmanlı orduları Bulgarlara karşı bütün Trakya’yı bırakarak Çatalca’ya kadar çekilmek zorunda kaldığı gibi Sırbistan’a karşı Kumova'da yenilmişti 6 Kasım’da Preveze’yi alan Yunanlılar Veliahd Konstantin idaresindeki büyük kuvvetlerini Selanik üzerine gönderdiler Selanik’i savunmakla görevli jandarma paşası Tahsin Paşa tek silah atmadan muazzam kolordusunu bütün silahları ile beraber Yunanlılara teslim etti Sultan İkinci Abdülhamid Han devrinde ihtilas (devlet malını zimmetine geçirmesi) suçu tespit edilmiş olan Tahsin Paşa o devirde menkub (rütbe ve haysiyetten düşmüş) olduğu gerekçesiyle Selanik kolordusunun başına getirilmişti Bütün Kuzey Arnavutluk da Sırp-Karadağlılar tarafından işgal edildi

Selanik’in düşmesinden 8 gün önce artık “Hakan-ı sabık” diye anılan Sultan İkinci Abdülhamid Han İstanbul’a getirilmişti Sultan Abdülhamid Hanı Selanik’ten almaya nazırlarından Vezir Damat Germiyanoğlu Arif Hikmet ve Damat Çavdaroğlu Mehmed Şerif paşalar gitmişlerdi Sultan Abdülhamid Han'ın muhafızlarının yanında ikisi de bilgin ve değerli eserler sahibi damatlarıyla konuşması meşhurdur Gazete okuması yasak olduğu için kulaktan aldığı bilgi dışında siyasi durumu etraflı bir şekilde bilmeyen “Sabık Hakan” dört Balkan devletinin ittifakına ve bu ittifakın haber alınmamasına hayret etmiştir Makedonya’da kiliseler meselesinin İttihatçılar aracılığıyla ortadan kaldırıldığını öğrenince Balkanların ittifakını bununla izah etmiş fakat ittifakın öğrenilmesi karşısında elçilerin ataşelerin ne iş yaptıklarını sormuştur “Allah bu hallere sebep olanları Kahhar ismiyle kahretsin; devleti batırdılar!” diyerek büyük bir teessürle gemiye binmiştir

Selanik’i ele geçiren Yunanlılar daha sonra Ege adalarından Bozcaada Limni Somatraki ve Taşoz adalarını işgal ettiler

22 Ekim 1912 tarihinden beri Şükrü Paşa kumandasında Edirne’yi müdafaa eden Osmanlı birlikleri İstanbul ile bağlantı kesik olduğu için silah mühimmat noksanlığı ve açlık gibi sebeplerle teslim olmak zorunda kaldılar

Üst üste gelen mağlubiyetler üzerine Osmanlı Devleti Bulgaristan’a müracaat ederek ateşkes istedi Böylece 3 Aralık 1912’de imza edilen ateşkes antlaşması (mütareke) ile silahlı çatışma durmuş oldu Balkan devletleri ile Osmanlı Devleti arasında antlaşma 30 Mayıs 1913’te Londra’da imzalanmıştır Bu barış antlaşması ile Osmanlı Devleti Ege adalarının durumunun tayinini ve Arnavutluk’un sınırlarının çizilmesi işini büyük devletlere bırakmakta Girit’i hukuken Yunanistan’a terk etmekte ve Midye-Enez hattının batısında kalan toprakları da Balkan devletlerine vermekte idi Bu antlaşma ile kendisini kahramanca savunmasına rağmen yiyecek sıkıntısından düşman eline geçen Edirne de Bulgaristan sınırları içerisinde kalıyordu Böylece Bulgaristan Kavala ve Dedeağaç arasındaki toprakları da alarak Ege Denizine ulaşıyordu

2500 yıllık Türk tarihinin büyük felaketlerinden biri olan Balkan Savaşında Türkler Anadolu’dan sonra ikinci anayurt haline gelmiş olan Rumeli’ni bıraktılar Rumeli 550 yıldır Türk yurduydu Birçok bölgede Türkler ezici ekseriyet halindeydiler

93 Harbi'nde görülen göç ve göçmen felaketinin daha şiddetlisi Balkan Harbinde cereyan etti Yüz binlerce Türk bütün varlıklarını bırakarak eriye eriye İstanbul’a eriştiler ve Anadolu’ya dağıldılar Balkanların bilhassa Bulgarların yaptıkları zulüm tüyler ürpertici idi Onbinlerce sivil Türk kadın ihtiyar çocuk ve bebekler dahil olmak üzere her türlü işkencelerle doğrandı

İkinci Balkan Savaşı

Birinci Balkan Savaşında Osmanlı Devletinin ağır mağlubiyete uğrayıp Balkanlardan çekilmesi sonucunda Balkanlarda siyasi bakımdan büyük bir boşluk ve dengesizlik meydana geldi Ganimetin paylaşılmasında anlaşamayan Balkan devletleri birbirine düştüler

Alıntı Yaparak Cevapla