Yalnız Mesajı Göster

Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...

Eski 10-10-2012   #76
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...



Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele

İtalyan ve özellikle Balkan savaşları Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu siyasî ve askerî yöndeki çaresizliği bütün dehşetiyle ortaya koydu Siyasî yönden yalnızlığa itilmiş olmak büyük bir tehlike olarak hemen Balkan savaşları akabinde tekrar ortaya çıkartılan "Ermeni meselesi" dolayısıyla "reformu" ile belirdi Bu artık sıranın Anadolu'nun parçalanmasına gelmesi demekti Rusya'nın tazyiki İngiliz ve Fransızların da iştirakleriyle Ayastefanos'un 16 maddesine tekrar işlerlik kazandırıldı Ermenilerle meskûn olan altı vilâyetin (Vilâyât-ı sitte) iki gruba ayrılması (birinci grup: Erzurum Trabzon Sivas; ikinci grup: Van Bitlis Harput Diyarbekir) başlarına iki yabancı umumî müfettiş tayini ve bunlara valiler dahil bütün memurların tayin ve azil haklarının tanınması; Kürt Hamidiye Alaylarının ilgası Ermenice'nin Kürtçe ve Türkçe ile yan yana kullanılması dolayısıyla bu vilayetlerde Türk ve Kürtlerden oluşan Müslüman çoğunluğa kıyasla genelde küçük bir nüfus oluşturan Ermenilere eşit oranda ve uluslararası garantide üstün haklar verilmesi bölgenin denetiminin elden çıkması demekti Bu durum Rusya ile yapılan ikili antlaşma ("Muamele" 8 Şubat 1914) gereği devletlerarası hukukta geçerlilik kazanan bir devlet belgesi halinde tanzim edildi Böylece "Ermeni reformu" nihayet başarıya ulaşmış uzun zaman sürüncemede bırakılan Ayastefanos ve dolayısıyla Berlin antlaşmalarının konuyla ilgili hükümleri hayata intikal ile tahakkuk etmiştir Ermeni reformunun tatbik safhasında Cihan Savaşı (Birinci Dünya Savaşı) patladı 1914 senesi içinde Almanya'ya yanaşılması ve Almanya yanında savaşa gözü kapalı olarak girilmesinde Ermeni meselesinin katettiği bu hayatî gelişmenin önemli bir âmil (etken) olduğu kesindir İngiltere ve Fransa'ya yapılan yakınlaşma ve acil istikraz (borçlanma) teşebbüslerinden ümit kesilmesi ve devam eden siyasî yöndeki yalnızlık "Şark'a doğru yayılma" politikasında menfaat istikameti bulunan Almanya'ya yaklaşılmasından başka bir tercihe yer bırakmamaktaydı Mağlup ordu Doksanüç Bozgunu sonrasında olduğu gibi yine Alman askerî heyetleri ile düzenlenmek istendi General Liman von Sanders başkanlığında gelen (14 Aralık 1913) ve sayıları kısa zamanda -Golç Paşa'nın da iştirakiyle- artacak olan Alman askerî heyeti göreve başladı Von Sanders'in İstanbul'da bulunan Birinci Ordu'nun kumandanlığına getirilmesine Rusya karşı çıktığı gibi diğer iki büyük devlet de hoşnutsuzluklarını açıkça ifade ettiler Bu baskılar sonucu Von Sanders görevinden alınarak "genel müfettiş" sıfatıyla ordu tensikatına memur edildi ve donanmanın ıslahı için bir İngiliz jandarma teşkilatının düzenlenmesi için de bir Fransız generalinin hizmete alınması ortaya çıkan krizi yatıştırdıysa da siyasî havayı yumuşatamadı Bir müddetin sonra genel harbin çıkması (Almanya'nın Rusya'ya savaş ilanı 1 Ağustos 1914) İttihat ve Terakkî diktasının Almanya saplantısını gözler önüne serdi Devletin geleceğinin Almanya'nın zaferiyle sağlanabileceğini İtilaf devletlerinin galibiyetinin ise artık yalnızca İmparatorluğun elinde kalan Arap topraklarının kaybıyla değil Anadolu'nun da paylaşılmasıyla neticeleneceğini gören İttihat ve Terakkî liderleri bir müddet tarafsız kalıp gelişmeleri izleyerek en uygun seçimi yapma yerine Alman harp gücü ve propagandasının etkisiyle kısa zamanda gerçekleşeceğine inandıkları Alman zaferine geç kalmamak için savaşa katılmakta acele ettiler Bu anlamda kendileriyle aynı fikri paylaşmayan veya biraz daha bekleme ve aklıselim tavsiye edenlere de söz hakkı tanımadılar

Alıntı Yaparak Cevapla