Konu
:
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...
Yalnız Mesajı Göster
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...
10-10-2012
#
90
Prof. Dr. Sinsi
Türk Tarihindeki Bütün Savaşlar, Seferler Ve Antlaşmalar...
Kanije Zaferi (Kanije Savunması Kanije Müdafaası)
Türklerin Avusturyalılara karşı Kanije’de yaptığı savunma (1601)
1600 yılında Kanije Kalesi fethedilerek beylerbeylik hâline getirildi ve idâresi Tiryaki Hasan Paşa‘ya verildi
Ertesi sene Avusturya Arşidükü Ferdinand 50
000 kişilik kuvvet 42 büyük topla Kanije önüne gelerek kaleyi kuşattı
Orduda başta Avusturya ve Almanlar olmak üzere İtalya İspanya Papalık ile gönüllü Fransız ve Macar birlikleri bulunmaktaydı
Kaledeyse sadece 5000 civarında mücahid vardı
9 Eylül günü kaleyi bombalamaya başlayan müttefikler günde ortalama 1500 gülle atıyorlardı
Açılan gedikler geceleri binbir müşkülatla mümkün mertebe kapatılıyordu
Hasan Paşa Vezir-i âzama haber göndererek yardım talep ettiyse de bir netice elde edemedi
Ancak Paşa bu durumu askere sezdirmedi
Düşman kaleye girebilmek için varını yoğunu ortaya koyuyordu
Nehir üzerine köprü kurdularsa da Hasan Paşa geceleyin bu köprüyü yaktırdı
İkinci köprülerini de çengellerle içeri çektirdiğinden üzerindekiler nehre atlayıp boğuldular
Hasan Paşa kale sınırlarına yaklaşan düşmana yalnız tüfek atışı yaptırıyordu
Müttefik kuvvetler Türklerde top veya cephane olmadığı hissine kapılmıştı
Bu sebeple kaleye toplu bir hücuma kalktıkları anda yüz topa birden ateş emrini veren Hasan Paşa düşmana büyük zayiat verdirdi
Aldığı esirlereyse içi kum dolu fakat üstü un ve barutla örtülü çuvalları göstererek düşmanın iaşe ve cephaneyi bitirmek ümidini kırmıştı
Ancak Belgrad’ın düşman eline geçmesinden sonra Arşidük Matyas da kuvvetleriyle gelip Kanije’yi muhasara edenlere katıldı
Ertesi gün ise taze kuvvetlerle yeniden hücuma geçildi
Hasan Paşanın başını getirene kırk köy vaad ediliyordu
Şiddetli ve korkunç hücumlar Hasan Paşanın tedbir ve direktifleri sayesinde bertaraf ediliyordu
Müttefik kuvvetler nihayet 18 000 ölü vererek hücumdan vazgeçti
Papanın kardeşi yaralanıp kahrından öldü
Bu kadar kuvvetli düşmanın bir avuç mücahide bir şey yapamaması askerin maneviyatını artırdı
Arşidük ne pahasına olursa olsun kaleyi almak niyetindeydi
Bu sebeple kış bastırdığı halde askeri barındıracak siperler ve yeraltı mevzileri yaptı
Muhtelif hücumlarla kaleyi delik deşik etmesine rağmen burayı alamıyordu
Kalede 4000 kişi kalmıştı
Açıkta ve çadırda kalan düşman askerlerinin morallerinin bozulduğu bir sırada Hasan Paşa 3000 kişilik kuvvetle kaleden dışarı çıkıp düşmana hücum etti
Aynı zamanda kaledeki toplara da hep birden ateş ettirerek düşman ordugâhını alt-üst etti
Birbirine giren düşman kuvvetleri her şeyi bırakıp kaçmaya başladılar
Düşmandan 45 top 14 000 tüfek 50 otağ ve 10 000 çadırın yanında Ferdinand’ın otağı tahtı altın ve gümüş eşyaları arabaları Hasan Paşanın eline geçti
Bozgundan kaçanlar Arşidük’ün etrafında yeniden toplandılarsa da Hasan Paşa düşmandan ele geçirdiği topları bunların üzerine çevirerek perişan etti
Tiryaki Hasan Paşa düşman karargâhının tamamının temizlendiğini haber alınca Arşidük’ün otağına doğru gitti
Otağın içersinde etrafı altın ve gümüş parmaklıklı başları mücevherli ve direklerinin başı elmaslı bir taht vardı
Tahtın iki yanında sırma saçaklı on iki koltuk bulunuyordu
Tahtın önünde dört metre uzunluğunda süslü yemek masası duruyordu
Bunları gören Hasan Paşa “Cenâb-ı Hakk’a şükrâne olarak iki rekat namaz kıldı ve duâ edip ağladı
Bu zaferin Allahü teâlânın inâyeti ve Peygamber efendimizin mûcizâtı eseri” olduğunu söyleyerek tahta oturdu
Diğer beyler de koltuklara oturdular
Hasan Paşa bu büyük muzafferiyeti dört temel esasla kazandıklarını söyledi
Bu esaslar sabır sebat birlikte hareket ve kumandana itaatti
Bu şekilde harekete devam ederlerse Allahü teâlânın kendilerine daha nice zaferler vereceğini söyleyerek emrindekilere nasihat etti
Üç ay sürmüş olan Kanije Muhasarasından sonra Hasan Paşa elde ettiği ganimeti ancak iki ayda kaleye nakledebildi
Muhasara esnasında hizmeti görülen beylere ve kumandanlara hediyeler dağıtarak rütbelerini yükseltti
Sultan Üçüncü Mehmed Han (1596-1603) Avusturya ve müttefiklerinin bozgunuyla neticelenen bu zafer haberine çok sevindi
İstanbul’da şenlikler yapılmasını emretti
Tiryâki Hasan Paşaya vezir rütbesi verilip haslar murassa kılıç muhteşem şekilde donatılmış üç hilâlli sancak ve bir de hatt-ı hümâyun gönderdi
Padişah hatt-ı hümâyununda Hasan Paşayı; “Berhudar olasın sana vezâret verdim ve seninle mahsur olan asker kullarım ki mânen oğullarımdır yüzleri ak ola
Makbûl-i hümâyunum olmuştur
Cümleyi Hak teâlâ hazretlerine ısmarladım” diyerek medhü senâ ediyordu
Padişahın fermanını okuyan Hasan Paşa ağladı
Sebebini soranlara: “Kanije Müdafaası gibi küçük hizmetlere de vezirlik verilmeye pâdişâh mektubu yazılmaya başlandı
Bizim gençliğimizde böyle küçük hizmetlere vezirlik verilmez Pâdişâh mektubu yazılmazdı
Biz ne idik neye kaldık diye ağlıyorum
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul