|
Prof. Dr. Sinsi
|
Entomoloji Ders Notları
Familya: Formidae (Karmcalar) :
Bu ailede karıncalar bulunur Kanatlı veya kanatsız olabilirler Ağız organelleri parçalayıcı ve çiğneyici tiptedir Toplu halde yaşarlar Yumurtayla çoğalırlar Kopulasyondan sonra dişi ve erkekler kanatlarını kaybederler İşçi karıncalar ise iyi gelişmemiş dişiler olup, kanatsızdır ve bunların zehir bezleri vardır İnsan ve hayvanları ısırdıklarında şiddetli kaşıntıya sebep olabilirler Bu aileye bağlı en önemli tür Formica fusca' dır Bunların hekimlik yönünden önemleri kanatlı cestodlarından Raillietina türlerine ve trematodlardan Dicrocoelium dentriticuma arakonaklık görevi yapmalarıdır
Familya: Vespidae
Yaban arıları adını alan, bu ailedeki türler tek tek yada toplu halde yaşarlar Bunlar etcildirler Ancak hem hayvansal hemde bitkisel besinlerle beslenirler Karın bölgesi hareketli olduğundan ağılı iğnelerini her yönde kullanabilirler Yaban arılan türlerinden özelikle Vespa crabro,Vespa germanica ve Vespa orientalis türlerinin sokması çok acı verir, ağır klinik belirtilere hatta ölümlere yol açabilirler Çeşitli hastalık etkenlerini besinlere mekanik olarak bulaştırabilirler Tesadüfen ağıza girdiklerinde insan ve hayvanların dil yada boğaz çevresini sokarak buraların şişmesine sebep olabilirler, ayrıca allerjik reaksiyonlara ve anfılaktik şoka sebep olarak ölümlere yol açabilirler
Familya: Apidae (Bal anları)
Bu aile bal anlarını kapsar Bunlar genellikle toplu halde yada tek tek yaşarlar Zehirli iğneleri yönünden insan ve hayvanlar için çok zararlı olabilirler Bu arı ağılaması olayına Hymenopterismus adı verilir Arı sokmaları sonucu acı, allerjik bozukluklar ve hatta anafılaktik reaksiyonlar oluşur Boğaz ve dil gibi hayati bölgeleri sokmaları sonucu ölümler görülebilir Arı sokmalarında eğer arı iğnesi içeride kalmışsa çıkarılır Bu yerlere gazyağı ve benzin damlatılır Uzun süre arı sokması sonucu bazı kişilerde bağışıklık gelişir Bazı fertlerde ise şiddetli bir duyarlılık görülmektedir Yılan zehirine karşı hazırlanan serum arı zehirine karşı da kullanılmaktadır An soktuğu zaman deride kaldığı sürece zehir bezesinden salgı yapar Bunun için arı sokmalarında iğnenin en kısa sürede çıkarılması gerekir İğnesi kopan arı kısa sürede ölmektedir
Bu ailede bulunan en önemli tür Apis mellifera (Apis mellifica) dır Bu tür bal arısı olarak adlandırılır Ekonomik olarak en önemli türdür Normal bir arı topluluğu 40 000 -70 000 ergin bireyden oluşur Bundan daha az birey içeren yuvalar zayıf olarak nitelendirilir ve kışı geçirmeleri zayıf ihtimaldir Bir yuvada yani kovanda üreme yeteneği olan bir kraliçe (ana arı), dişi olan ve üreme yeteneği olmayan işçi arılar ve üreme dönemlerinde ortaya çıkan erkek arılar vardır Ana arı 20 -25 mm boyunda, anteni 12 segmentli ve nokta gözler alında birbirine değmez İşçi anlarda ana arı özelliklerini gösterirler Ancak büyüklükleri 13 –15 mm kadardır Erkek arılar da 15 -17 mm boyunda olup, işçilere ve ana arıya göre daha tıknaz yapılıdır Arıların gelişmelerinde yumurta, larva, pupa ve erişkin dönemleri vardır yani tam metamorfoz geçirirler Ana arının görevi Mart'ın başından Eylül'ün sonuna kadar yumurta bırakma ve salgıladığı feromonla yuvanın düzenini ve böylece bütünlüğünü sağlamaktır Günde yaklaşık 3 000 yumurta bırakırlar Yumurtadan ergin oluncaya kadar işçi anlar için 21 gün Ana arılar için 16 ve erkek arıların gelişmesi içinde 24 gün geçmesi gerekir İnsan ve hayvanları en çok sokan arı türleri ; Apis mel!ifica (Bal arısı), Vespa crabro, V silvetris (Sarıca arılar), Polistes gallicus ve Bombus sp 'dir Arılarda alkalen zehir bezi (küçük olan) ve asit zehir bezi (büyük ve çatal şeklinde olan) olmak üzere iki adet zehir keseleri bulunur Bunların; alyuvarları eritici, sinir uçlarını ağılayıcı, yangı yapıcı, allerji oluşturucu ve bölgesel nekroz oluşturucu etkileri vardır
Hymenopterismus’un tedavisinde yapılacak işlemler
-Bir pens veya bıçak ucu ile dikkatlice iğne çıkarılır
-Sokulan bölgeye buz tatbik edilir
-Antihistaminikli solüsyon veya pomadlar lokal olarak uygulanır
-Antihistaminikler oral veya parenteral olarak verilebilir
Şayet anafilaktik reaksiyonlar oluşmuş ise;
-Özel enjektörlerde bulunan adrenalin 0 3-0 5 ml (1:1000 sulandırılmış) deri altı veya damar içi yolla verilir
-Parenteral olarak antihistaminikler verilir
-Damar içi serum fizyolojik verilir
-Kortizon endikedir
-Solunum yolu açık tutulur Eğer siyanoz varsa oksijen verilir
An sokmalarına karşı duyarlı kişilere koruyucu olarak arı antitoksini verilebilir
Neuroptera Takımı (planipennia -Sinirkanatlılar)
Bu takımdaki böcekler küçük kelebeklere ve odonata takımındaki insectlere morfolojik olarak benzerler Vücut caput, thorax ve abdomenden meydana gelmiştir Çiğneyici ağız organelleri ve yarım küre şeklinde büyük bileşik gözlere sahiptirler İki çift kanatları vardır Çeşitli türlerde kanatlar renklenmeler ve desenler gösterirler Cam gibi saydam olan kanatlar, çoğunlukla kahverengi benekler şeklindedir Kanat üzerindeki damarlar kanat kenarlarına doğru çatallaşır ve birbirlerine birçok enine damarla bağlanırlar Böceğin dinlenmesi sırasında kanatlar genellikle abdomenin üzerinde çatı şeklinde dururlar Gelişmelerinde tam başkalaşım görülür ve çoğunlukla akşamları ve geceleri aktiftirler
Lepidoptera Takımı (Kelebek ve Güveler)
Lepidoptera takımında kelebek ve güveler bulunur Kelebeklerin ağız organelleri iyi gelişmemiştir Besinlerini çiçeklerin nektar ve polenlerinden sağlarlar Bazı türleri ise kısa süren yaşamlarında hiç besin almazlar Kelebekler böcekler içerisinde kanadı, gövdesi ve bacakları pullarla tamamen örtülü olan insektlerdir İki çift kanatlrın vardır Kanat üzerindeki renkli ve kitini olan bu örtüler kelebeklere güzel bir görünüm verirler Lepidoptera takımındaki artropodların gelişmelerinde sırası ile yumurta, larva (tırtıl), krizalit (koza içinde) ve erişkin dönemleri vardır Yani gelişmelerinde holometabol görülür Ancak bunların larvalarına tırtıl, pupa dönem karşılıklarına da krizalit adı verilir Larvaları çok ayaklı olup, polipod larva türüne örnektir Kelebek tırtıllarının üzerindeki kılların zehir keseleri ile ilişkili olduğu ve bu nedenle tırtılların insanlarda allerjik dermatitislere neden olduğu belirtilmektedir İşte kelebek türlerinden bazılarının canlı yada ölü tırtıllarının diplerinde zehirli salgı yapan bezeler bulunan vücut kıllarının insaınn derisi üzerine yada gözüne düşerek dokulara saplanması sonucu oluşan allerjik dermatitise tırtıl dermatitisi ya da Lepidopterizm (Lepidopterismus) adı verilir İnsanlarda deride oluşan lezyonlara analjezik ve anti inflamatuar merhemler sürülür Bulunan kıllar pensle çıkarılır Bu tırtılları yiyen hayvanlarda ölümle sonuçlanabilen hastalıklar oluşabilir Bu yüzden ördek ve tavuklarda zehirlenmeler görülmüştür Aynca bu takımda bulunan ve arılarda büyük ekonomik kayıplara sebep olan türler vardır Bunlar;
Aile: Galleridae
Species : Galleria mellonella (Büyük balmumugüvesi)
Species : Achroia grisella (Küçük balmumugüvesi)
Bu türlerden başka bu takımda evlerde görülen değişik güvelerde bulunmaktadır Bunlar içerisinde en önemlisi olan ve arı güvesi olarak bilinen büyük balmumugüvesi hakkında bilgi verilecektir
Galleria mellonella
Arıların büyük mum güvesi olarak bilinen bu parazit özellikle havalanması iyi olamayan karanlık ve zayıf kovanlarda etkili olur Bu parazit küçük mum güvesi olan Achroia grisella'ya göre daha zararlıdır Büyük mum güvesi karanlık, sıcak ve iyi havalandırılmayan yerlerde depolanmış peteklerde büyük zarar verirler Genellikle alçak rakımlı yerlerde daha yaygındırlar Yüksek rakımlı yerlerde yoğunluğu ve zararları daha azdır Güve larvaları peteklerde tüneller açarak, peteklerdeki bal, polen ve balmumunu yiyerek koloniye büyük zarar verirler Zararlı etkisi daha çok depolanmış sahipsiz peteklerde ve ağ örerek olmaktadır Ayrıca güçsüz kolonilerdeki peteklerde de aynı zararı yapabilmektedirler Güçsüz ve hastalıklı koloniler güve için uygun gelişme ortamıdırlar Güve larvaları petek gözlerinde açtıkları tüneller sebebiyle, petek gözlerinin bozulmasına ve balın akmasına sebep olurlar
Dişi Galleria mellonella türleri yumurtalarını genellikle kovandaki yarık ve çatlaklara, ışıktan uzak loş yerlere kümeler halinde bırakırlar Bir küme içinde 80 -100, hatta bazen daha fazla yumurta bırakabilmektedirler Herbir dişinin bıraktığı yumurta sayısı 500 kadardır Yumurtadan larvalar 24 -26 derece sıcaklıkta 5 -6 günde, 10 -l5 derece sıcaklıkta 34 günde çıkar Larvalar hareketlidir, peteklerde yuva yapar ve gelişmesini sürdürürler Larva dönemi 30 derece sıcaklıkta ortalama bir ay sürer Ancak bu süre alınan gıdaya ve sıcaklığa göre değişir Larva gelişmesi için en uygun sıcaklık 30 -35 derece sıcaklıktır Gelişmesini tamamlayan larvalar sert, tüylü, beyaz renkli ipek bir koza örerler Koza içerisinde larva pupaya (krizalit) dönüşür Pupa dönemi 8 -14 gün sürer Pupadan grimsi kahverengi ergin kelebekler çıkar Dişi kelebekler kozadan çıktıktan 4 -10 gün sonra yumurtlamaya başlar Erginler iklim şartlarına bağlı olarak değişmek üzere 2 -5 hafta yaşarlar Ömürleri düşük sıcaklıkta daha da uzar Pupadan çıkan ergin kelebekler çiftleşerek yumurtlamak üzere tekrar koloniye girmeye çalışırlar
Galleriosis'li kovanlarda larvalar gelişmesini tamamladıktan sonra kovan içinde sert tüylü ipekten ağ ve koza örerek kovandaki arıların faaliyetlerine engel olurlar Böylece de büyük ekonomik kayıplara yol açarlar Ayrıca bu zararlarının yanısıra larvalar peteklerdeki balın sır kısımlarını zedeleyerek, tüneller açarlar ve balın dışarı akmasına neden olurlar
Galleriosis'de kontrol ve korunma: Arıcılıkta Galleria enfestasyonlarının kontrolünde şu tedbirler alınır
l- Balmumu güvesinin en etkili düşmanı arıların kendisidir Bunun için koloniler güçlü tutulmalıdır Bu tip güçlü kolonilerde arılar güve larvalarını kovan dışına taşıyarak, zararlı etkilerinden kurtulurlar
2- Kovanda yarık ve çatlaklar bırakılmamalı, kırıntı ve her türlü artıklar temizlenmelidir
3- Arılı kovanlara verilecek ilaçlar anlar içinde zararlı olabileceği için, ilaçlı mücadele depolanmış arısız petek ve ancılık malzemelerinde uygulanmalıdır
4- Boş petekler ve diğer malzemeler yeterli hava akımının bulunduğu bir odada 60 derecede 34 saat, -12 derece sıcaklıkta 3 saat tutulmalıdır Düşük ısı ve yüksek sıcaklık balarısı zararlılarının bütün dönemlerindeki bireyleri öldürmektedir
5- Petek güvesine karşı bakteriler, mantarlar ve peradatör böcekler kullanılarak biyolojik mücadele yapılmaktadır Bunun için de arılara zararlı olmayan ancak kelebek larvalarına (tırtıl) etkili olan Bacillus thuringuensis toxinleri kullanılmaktadır
6- Kontrolde diğer bir önlemde ilaçlamadır Bunun için güve görülen kovanlardaki arılar başka temiz bir kovana boşaltılır Güveli çerçeveler bir kovan yada sandık içinde, paradiklorbenzen (PDB), ethylene dibromit, metyl bromid, karbondisülfid gibi ilaçlarla ilaçlanır Çerçeveler tamamen asalaklardan temizlendikten sonra istenilen kovana konulabilir Ayrıca depolarda da ilaçlamalar yapılır ilaçlar ergin kelebekleri, larva ve pupaları öldürür Ayrıca toz kükürt fumigasyon halinde kullanılabilir
Siphonaptera (= Aphaniptera) Takımı (Pireler)
Pireler, sıcak kanlı memelilerden yani kanatlı ve memelilerden kan emen ve yalnız ergin devrelerinde geçici parazit olan insectlerdir insecta sınıfının genel özelliklerini gösterirler Vücut caput, thorax ve abdomene ayrılmıştır Vücutları latero -lateral yani iki yanlı olarak (bilateral) basıktır Vücut parlak sarı kahverenginde sağlam bir kitinle örtülüdür Pirelerin erginleri 1 5 -5 mm büyüklüğünde olup, 3 çift bacakları çok uzun ve sıçramaya elverişlidir Yani, pireler zıplayan böceklerdir Kanatları redüksiyona uğramış olup, görülemez Ağız organelleri sokmaya -emmeye elverişlidir Pirelerde baş (capitilum) önden yuvarlağımsı ve ellipsoidal, iki yandan basık ve gövdeye yapışık görünümdedir Başlarında bir çift antenleri ve bazı türlerinde ise bir çift gözleri vardır Pire türlerinin bazılarında siyah iri dikenler şeklinde tarak (ctenidia) lar vardır Bu taraklar başın alt kısmında ise genal tarak (yanak tarağı), boyun kısımlarında ise pronotal tarak (boyun tarağı, omuz tarağı) adını alır Thorax üç kısımdan oluşmuştur Thorax üstte notum, altta ise sternum olarak adlandırılır Thorax pronotum, mesonotum ve metanotumdan meydana gelir Thoraxın ventralinde uzunlukları önden arkaya doğru artan üç çift bacak çıkar Bunlardan 3 çift bacaklar çok uzundur ve sıçramaya elverişlidir Abdomen halkalardan oluşmuştur ve bu karın halkaları birbirine geçmelidir Onun için pireler çok fazla kan emebilirler Karın halkaları üstte tergum, altta ise sternum olarak adlandırılır Sekiz karın halkası vardır Her halkada spiracle (stigma) bulunur Ayrıca son halkada pygidium (his organeli), antipygidial bristil (uzun diken) ve anal stylet adını alan değişik dikenler bulunur Dişilerin arka taraftarında kitinsel bir kese biçiminde olan, türlere göre şekilleri değişen spermatheca (reseptaculum seminis, tohum kesesi) bulunur Erkeklerde ise kitinsel, ince, uzun ve dinlenme sırasında spiral biçiminde kıvrılmış kopulasyon organı olan clasper bulunur Pirelerin yumurtaları oval ve beyaz renkte olup, 0 5 mm büyüklüğündedir Pirelerin gelişmesinde tam metamorfoz görülür Larvaları kurtcuk biçiminde olup, beyaz renklidir Olgunlaşan larvaları 6 mm kadar uzunlukta olabilir Pireler pupa dönemini yaklaşık 4x2 mm ebatlarında olan bir kokon içerisinde geçirir Kokonun çevresi toz ve toprak ile bulaşıktır
Pireler kozmopolit yani her yerde bulunabilen canlılardır Her türlü konaktan kan emerler (euroxen parazit) Ancak bazı türleri özellikle kendi konaklarına daha çok gelirler Dişileri çiftleşmeden sonra toplu iğnenin 1/4'i başı büyüklüğündeki, krem rengindeki yumurtalarını toz, toprak içerisine bırakırlar Ancak konak üzerine bırakılan yumurtalarda yapışıcı özellikte olmadıklarından kayarak toprağa düşerler Yumurtadan 1 -2 hafta içerisinde kurtcuk şeklinde ve üzerleri tüylü larvalar çıkar Larvalar çok aktiftirler Bunlar topraktaki organik maddelerle, hayvansal artıklarla, kan pıhtılarıyla, kokuşan bitkisel maddelerle yada konağın dışkılarıyla beslenirler Bunun sonucunda büyüyerek gelişirler ve 11 halkalı kurtçuk şeklini alırlar Larvalar ışıktan kaçarlar Larva dönemi 9 -200 gün arasında değişir Larvalar saldıkları bir salgıyla toz toprak arasında kendilerine bir kokon (koza) örerler Bu pupa dönemi 10 gün ile bir kaç ay arasında değişir Bu kokonun içerisinde pire gelişir ve kokonu açarak dışarı çıkar
Ancak Tungidae ailesindeki pirelerin biyolojileri biraz daha farklıdır Bu ailedeki türlerde dişiler yumurtalarını konak derisinde meydana getirdikleri şişliklerin içerisine ya da yaralara bırakırlar Larvalar yumurtayı konak üzerindeyken terkeder ve daha sonra yere düşerler Bu larvalar daha sonra bir kokon içerisinde pupa dönemini geçirerek ergin erkek ve dişiler oluşur Tungidae ailesindeki pirelerin bu özelliklerinden dolayı pireler geçici parazitizmden daimi parazitizme geçiş halinde olan artropodlar olarak kabul edilirler Siphonaptera takımında bulunan aile ve türler:
Familya: Tungidae
Bu ailedeki pirelere oyuk, tünel açan pireler adı verilir Çünkü dişileri döllendikten sonra konakçısının derisine girer, çok şiddetli olarak irrite eder ve etrafındaki doku şişerek pireyi içine hapseder Dişi pireler yumurtalarını buralara bıraktıktan sonra dokunun sıkıştırması sonucu ölürler Tungidae ailesindeki pireler küçük ve ayakları diğer türlere oranla kısa ve zayıftır Genal ve pronotal taraklar bulunmaz Bu ailede iki önemli tür vardır
Species : Tunga penetrans
Bu türün büyüklüğü 1 mm kadardır Başın ön kısmı sivrilmiştir Thorax segmentleri çok dardır Gözleri geniş ve piğmentlidir Kırmızı esmer renktedirler Dişilerde spermatheca konik şekildedir
Başlıca konakları kanatlılardır Fakat domuz, evcil memeliler ve insanlardan da kan emebilirler Konaklarına çok şiddetli ağrılar verirler ve hatta deri içerisinde ezilen pirenin dokuları gangrene yol açabilir Bu tür Güney Amerika' da ve Afrika' da yaygındır
Species : Echidnophaga gallinacea
Başlıca konakları tavuklar ve diğer kanatlılardır Büyüklükleri 1 5 mm' dir Baştaki alın kısmı köşelidir Thorax'ın notumları dardır Genal ve pronotal tarak yoktur Spermatheca iyi kitinize olmuştur Bu tür köpek, rat, insan ve diğer hayvanlardan da kan emebilir Tropik ve subtropik bölgelerde görülmektedir Familya: Pulicidae
Bu ailedeki türlerde genellikle gözler mevcuttur Bazı türlerinde genal ve pronotal taraklar bulunabilir Bu ailede bulunan türler;
Species : Pulex irritans
İnsan piresi olarak bilinen ve insanlardan kan emen bu tür, karnivorlardan ve diğer hayvanlardan da kan emebilir 1 5 -4 mm uzunluğundadır Gözünün alt kısmında uzunca bir diken bulunur Thorax segmentlerinde birer sıra, birinci karın halkasında 2 ve ikinci ile 7 abdominal tergumda ise birer sıra diken bulunur Erkeklerde clasper geniştir ve biri uzun üç hareketli çıkıntısı vardır Dişilerde spermathecanın başı yuvarlak ve kitinize olup, kuyruk kısmı kıvrılmış bir parmağa benzer Genal ve pronotal taraklar yoktur Pulex irritans doğal şartlarda olmasa bile deneysel koşullarda veba hastalığına vektörlük yapabilmektedir Türkiyede bu pire türüne rastlanılmıştır Bu tür ayrıca helmintlerden Hymenolepis nana, Hymenolepis dimunata ve Dipylidium caninum'a arakonaklık yapar
Species : Ctenocephalides canis
Köpek piresi olan bu tür, 2 -3 5 mm uzunluktadır Her kenarda sekiz adet diken ihtiva eden genal ve pronotal tarakları bulunur Baş yuvarlağımsı şekildedir Şeritlerden Dipylidium caninum'un arakonaklığını yapar İnsan ve diğer karnivorlardan da kan emerler
Species : Ctenocephalides felis
Kedi piresi olarak tanımlanır Ancak köpek ve insanlardan da kan emebilir 2 -3 mm büyüklüğündedir Alın kısmı daha uzun, dar ve sivridir Genal ve pronotal tarakları vardır Genal tarağın ön dikeni hemen hemen 2 nin uzunluğu kadardır Türkiye'de yaygındır
Species : Spilopsyllus cunuculi
Tavşanlarda görülen pire türüdür Genal tarak 5 -6, pronotal tarak ise 14 -17 koyu renkli büyük dikenden oluşur Genal tarak subvertikal olarak yerleşmiştir Dişilerde spermathecanın deliği terminaldir Tavşanlarda görülmesinin yanında kedi, tilki ve ratlarda da saptanmıştır Bu tür myxomatosis virusuna vektörlük yapar
Species : Xenopsylla cheopis
Xenopsylla genusu içinde bulunan türlerin en yaygınıdır Asya rat piresi olarak bilinir Thoraxın mesonotumunda kitini vertikal bir çizgi bulunur Antenlerinin 3 eklemi asimetriktir Göz kılı gözün önündedir Genal ve pronotal taraklar mevcut değildir Afrika'da ve Güney Amerika'da yaygındır Ancak dünyanın her kıtasına yayılmıştır Bu tür veba hastalığı etkeni olan Pasleurella pestis'in vektörlüğünü yapar
|