|
Prof. Dr. Sinsi
|
Topluluk Hukuku (Hukuk)
2-1-9) Tarım politikası
Değişik ekonomik sektörlere gösterilen ilginin ölçüsü konusunda Avrupa Birliği kendi içinde çelişkilere düşmektedir Avrupa Birliği bütçesinin dörtte üçü, işgücünün %10’undan azını karşılayan tarım sektörü için ayrılmıştır Tarım politikasının amacı, yeterli üretim değişmeyen fiyatlar, yiyecek sağlanması ve çiftçiler için uygun bir gelirdir Bu amaçlara ulaşmak için Avrupa Birliği belli ürünlerin taban fiyatlarını dondurmuştur Bununla birlikle belirlenen düzeyler gerekenden fazla üretim yapılmasına neden olmaktadır (tereyağ üretiminde olduğu gibi) Başka bir olumsuz etken de paylaşılmadaki eşitsizliktir Az sayıda küçük çiftçi ve belli ürünlerin alındığı verimli geniş çiftliler Bu tarım politikası, 1970'e kadar Avrupa işbirliği alanında bir başarı olarak nitelendirildi 1970’lerde ortaya çıkan ekonomik durgunluk görüntüyü değiştirdi Akaryakıt ve gübre fiyatları yükselirken, tarımdaki fiyatlar düştü, Ürün fazlasından ve fiyatlarda ki düşüşten kurtulmak için getirilen önlemler yeterince başarılı olmadı Avrupa Birliği bütçenin tarım politikası, ekonomik politikanın büyük bir bolümü, ekonomideki öteki alanların zararına, tarım politikasına ayrıldı Avrupa Birliğinin iflas etmemesi için tarıma ayrılan payın azaltılması zorunludur Komisyon, tarım harcamalarının artışını durdurmayı ve böylece artacak parayı yöresel fona ve artan işsizlik gibi toplumsal sorunlar karşılama fonuna ayırmayı istemektedir Bu politikanın uygulanması bakanlar konseyinin etkisiyle büyük ölçüde engellenmektedir Üye ülkelerin tarım bakanları kendi tarım ödeneklerini azaltmadıkça, Avrupa Birliği tarıma ayrılan büyük harcamalarının azaltılması için çok az şey yapılabilir
Tarım, Avrupa Ekonomik Topluluğu bütçesinin büyük bölümünü alıp götüren, geleneksel olarak güçlüklerle dolu bir konudur Roma Antlaşması'nın im*zalanmasından bu yana, antlaşmanın tarafları, tarımı, topluluğun amaçlan içine sokma gereğini duydular, 1960'ta «Yeşil Avrupa» nın ilkeleri saptandı ve bu ilkeler 1962'de Ortak Tarım politikası'nın gerçek anlamda başlangıcını oluşturan tahıl pazarının düzenlenmesiyle uygu*lamaya kondu Bu politikanın amaçları çok geniştir Avrupa'nın kapasite noksanını göz önünde tutarak, tarımda üretkenliği artırıp kıtanın besin ihtiyacını karşılayabilecek düzeye çıkarmak; pazarları sürekli kılarak ve fiyatları garanti altına alarak çiftçilere yeterli bir yaşam düzeyi sağlamak Bu amaçlara ulaşmak için üç yöntem uygulandı: Tanm pazarlarını birleştirmek, öncelikleri AET ülkelerine vermek; onları parasal açıdan güçlü kılmak Avrupa Tarımsal Yön Verme ve Garanti Fonu tanımlanan amaçların gerektirdiği harcamaları sağlamaktadır Üretimi özendiren fiyat garantileri sayesinde hızla amaca ulaşılmıştır Üyelerden akan süt ırmağını yavaşlatmak ve tereyağı ile tahıl dağlarını küçültmek için AET, 1934'ten başlayarak zorlayıcı önlemleri yumuşatmak zorunda kaldı
Ortak Tarım Politikası'nın öngördüğü AET bütçesinin yüzde 60-70'ini temsil eden harcama*ların izlediği çizgi her zaman denetim altında tutulamadı AET dışında Ortak Tarım Politikası özellikle ABD ve Yeni Zelanda gibi ülkelerce eleştirildi; bu ülkeler bunu kendi ürünlerinin ihtiyaçtan fazla besin maddesi üretmesine karşın, dünyanın en çok besin maddesi satın alan ülkeleri olan AET ülkelerine girmesini en*gellemeye yönelik bir uygulama olarak gürdüler
2-1-10) Vergiler ve Dışalım Vergileri
Ortak bir pazar kurulması için dışalım vergilerini kaldırmak ve birbirine benzer ulusal bir vergi düzenlemek getirmek gerekiyordu
1968’de AET içinde yapılan ticarette gümrük vergileri tümüyle kaldırıldı ve aynı zamanda AET dışı uygulanacak bir gümrük tarifesi getirildi Vergi konusu daha da zordu En akla uygun önlem Fransız vergi iadesi ya da katma değer vergisi sisteminin getirilişiydi Uygulanan oran değişmekle birlikte, bu 1972'den beri bütün üye devletlerde geçerlidir
Davranış özgürlüğü malların serbestçe taşınması konusuyla ilgili sınırlı da olsa bir ilerleme sağlandı Ülke içi gümrük vergileri sonradan kalkmakla birlikte gümrükle ilgisi olmayan çok sayıda engel vardır Tüm üye ülkelerde serbest yerleşme hakkı yasal olarak kabul edilmişti ancak burada hâlâ mesleki niceliklerin farklı ülkelerde kabul edilme durumu gibi pek çok sorun vardır Serbest yokuluk olanakları ve herhangi bir üye ülkede çalışma hakkı ile birlikle kişilerin hareket özgürlüğü de vardır Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde yaşıyanlar, her yerde işsizlik sigortası, vergi ve sağlık konusunda yasal olarak aynı haklardan yararlanır Sermayenin serbestçe yer değiştirmesi henüz bir kuram aşamasındadır Avrupa Birliği'nin henüz gerçekleşmemiş amaçlarından biri olan ekonomik ve mali işbirliği kurulmasını sağlamak amacıyla üyeler kambiyo kurları konusunda işbirliğine varmak için çalışmaktadır Özellikle, sermaye yatırımlarının kâr sağlayan bir kaç alanda toplanacağı ya da değersiz dövizlerle spekülasyon yaratmak için kullanılacağı endişesiyle sermayenin serbestçe yer değiştirmesi engellenmektedir
2-1-11) Bölgesel Politika
Avrupa Birliği içinde belli bölgeler bazı yönlerden gelişmemiştir Bu yüzden Avrupa Komisyonu 1975’te işlerlik kazanan bölgesel fonu kurmuştur Fondaki en büyük pay İtalyanındır Özellikle İtalya'nın güneyinde yoksulluk, yüksek oranda işsizlik, kötü yerleşme koşulları ve yanlış gelişmiş yapı sıkıntısı çekilmekledir Fonun para kaynaklarının dağılımındaki çarpıcı özellik, Fransa ve İngiltere gibi oldukça zengin ülkelerin, Yunanistan gibi gelişme yönünden geri ülkelerden daha büyük payları olmasıdır Buna benzer bir soruna, daha da büyük ölçüde, Avrupa Birliğinin tarıma yönelik desteklemelerinin bölgesel dağılımında rastlanır 1980'de Paris Havzası, Kuzeydoğu Almanya ve Güneydoğu Ingilteredekiler gibi gelişmiş tarım alanları, Kuzeydoğu İtalya ve Güney Fransa gibi alanlardan %60’ın üzerinde Sicilya'dan %100’ün üzerinde daha fazla destek görmekteydiler
2-1-12) Genel Görünüm
İngiltere’nin topluluğa katılması ülkede geniş tepkiyle karşılandı Norveç halkı ise yapılan oylamada üyeliğe hayır deyince bu ülke topluluğa katılmadı Sol görüşlü ülkeler, örgütün büyük kapitalist ülkeler için bir araç olduğunu ileri sürerek Avrupa Birliğine karşı çıkmalarının yanı sıra, ulusal etkinliğinin sınırlanacağı ve eski ulusal geleneklerin yok olacağından korkan sağ görüşlü ülkeler de örgüte karşı çıkmaktadırlar Yunanistandaki muhalefet, güçlü Avrupa ekonomileriyle birleşmenin zayıf sektörlerde işsizliğe yol açacağından korkmakladır Ulusal hükümetler etkin çıkar gıuplarına, özellikle çiftçi birliklerine karşı her zaman duyarlı olmuşlardır Tanm konusunda daha fazla önemi olan bazı ülkelerin üyeliğe alınması bunu daha da büyük bir sorun durumuna getirecektir Batı Avrupalı şarap üreticileri ve sebze yetiştiricileri Türk, Yunan, ispanyol ve Portekiz ürünlerinin rekabetinden korkmaktadırlar Genelde, 1970’lerde başlayan ciddi ekonomik bunalım,
Avrupa Birliği'nin görev yapmasını daha da zorlaştırmaktadır, 1980'de Avrupa Birliği içindeki toplam işsiz sayısı 8 milyona ulaşmıştır Enflasyon, yüksek faiz oranları ve artan uluslararası rekabet, ekonomik durgunluğu artırmaktadır Bu durumda Hükümetler Avrupanınkinden çok, kendi ulusal çıkarlarına yönelme eğilimindedirler Ne ölçüde olursa olsun, Avrupa Birliği için destek fonları kısa dönemde hazır olmayacaktır, bu da tarımdan çok öteki ekonomik sektörleri özendirmeyi amaçlayan politikanın pek başarı şansı olmadığı anlamına gelir Avrupa'da ekonomik birleşme ulusal ekonomilerdeki durgunluk nedeniyle yavaşladı Avrupa Birliği içinde ekonomik ve politik bir birlik oluşturulması her zamankinden daha uzak görünmektedir
2-2) Avrupa Kömür Çelik Topluluğu
Almanya Federal Cumhuriyeti Belçika, Fransa, İtalya, Lüksemburg ve Hollanda' dan oluşan altı ülkece imzalanıp onaylanan 16 nisan 1951 antlaşması, 25 temmuz 1952'de kömür, demir cevheri ve hurda demir ortak pazarının açılmasıyla yürürlüğe girdi Bunu izleyen 1 mayısta da ortak çelik pazarı kuruldu Avrupa kö*mür çelik topluluğu'nun (CECA) "görevi ve amacı, üye devletlerin genel ekonomi*siyle uyumlu bir tarzda ve bir ortak pazar kurulması suretiyle üye devletlerin ik*tisadi gelişmesine, istihdam hacminin ve yaşam düzeyinin yükselmesine yardımcı olmaktadır Üretimin en yüksek verimlilik düzeyinde, en rasyonel biçimde dağılımını kendiliğinden sağlayacak ko*şulların yerleşmesini giderek gerçekleşti*recek ve bunu yaparken istihdamın sü*rekliliğini bozmaktan ve üye devletlerin ekonomilerinde temelli ve kalıcı bozukluk*lar yaratmaktan kaçınacaktır" Hükümetler bu örgüte elli yıl için bağlanıyorlardı;
öngörülen amaçların gerçekleşmesi sabit sürelere göre sıralanıyordu, beş yıllık bir geçiş dönemi içinde, bazı koruyucu hü*kümlere ve takas mekanizmalarına izin veriliyordu 21 aralık 1954'te İngiltere ile bir ortaklık anlaşması imzalandı ve bu anlaşma 23 eylül 1955'te ingiltere ile bir ortaklık anlaşması imzalandı ve bu anlaşma 23 eylül 1955'te yürürlüğe girdi
Avrupa kömür çelik topluluğu için ön*görülen organlar (oluşumu itibariyle, çeşitli üye devletlerden bağımsız Yüksek Otorite; bakanlardan kurulu özel Konsey, Adalet divanı ve Meclis) diğer Avrupa toplulukları için de örnek oluşturacaktı Hatta, Adalet divanı ve Meclis öteki top*luluklar ile ortak nitelikte olacaktı
Nihai karar yetkisine sahip Bakanlar konseyi ile aynı zamanda hem yasama —Konsey'in onayına bağlı olarak— hem de yürütme gücüne sahip Yüksek otorite'ye gelince, bunlar 8 nisan 1965 tarihli Brük*sel antlaşması hükümleri uyarınca öteki konsey ve komisyonlarla kaynaştırıldı Bununla birlikte, "kaynaştırılan" organlar*dan her biri, ilgili alana göre topluluklar'dan birinin organı olarak hareket eder, örneğin demir ve çelik sanayisi sorunlar;söz konusu olduğunda Avrupa Kömür çelik birliği bakanlar konseyi, bağcılık sorunla*rının çözümü söz konusu olduğunda AET komisyonu Avrupa Kömür çelik birliği’nın merkezi Lüksemburg'dadır
2-3) Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)
(European Economic Community-EEC)
Avrupa ekonomik topluluğu'nu (Ortak pazar) kuran antlaşma, Roma'da 25 mart 1957’de imzalandı ve 1 ocak 1958'de yü*rürlüğe girdi
Yeni topluluğun "görev ve amacı, bir ortak pazar kurmak ve üye devletleri gi*derek birbirlerine yaklaştırarak toplulu*ğun bütünü içinde iktisadı etkinlikleri uyumlu bir biçimde geliştirmek, sürekli ve dengeli bir büyüme sağlamak, istikrarı ar*tırmak, yasama düzeyini hızla yükseltmek ve birleştirdiği devletler arasında daha sıkı ilişkiler kurmaktır" Roma antlaşması'nda şu noktalar önemlidir:
1-Topluluğun te*melleri (üye devletler arasında gümrük ta*rifelerinin ve kontenjanların kaldırılması ve üye olmayan ülkelere karşı ortak tarife uy*gulanması yoluyla malların serbest dola*şımı; ortak bir tarım politikası izlenmesi; kişilerin serbest dolaşımı işçilere uygula*nan ve ulus esasına dayanan ayrımcı iş*lemlerin kaldırılması ve yerleşme özgür*lüğü; hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı, ortak bir ulaşım politikasının saplanması);
2-Topluluğun iktisat politi*kası (işletmeler arasında malların üretim ve dağıtımının iyileştirilmesine hizmet eden, teknik ya da ekonomik ilerlemeyi güçlendiren anlaşmaların tanınması; üre*timi, teknik gelişme ve yatırımları sınırlan*dırmayı ya da pazarları ve hammadde kaynaklarını bölüştürmeyi ya da ticari or*taklar arasında eşit olmayan koşullar ya*ratmayı öngören anlaşmaların yasaklan*ması, dampinglerin ve vergi ayrımlarının yasaklanması, iktisadi ve toplumsal yasa*lar arasında yakınlaşma sağlanması)
Antlaşma sınırsız bir sure için yapılmış ve bir yeniden gözden geçirme yöntemi öngörülmüştür, her Avrupa devleti, eski üyelerin oybirliğiyle onaylaması koşuluy*la, topluluğa üye olmayı isteyebilir Top*luluk herhangi bir üçüncü devletle, dev*letler birliğiyle ya da uluslararası örgütle anlaşmalar yapabilir Belçika, Fransa, ital*ya ve Hollanda ile özel ilişkileri olan Av*rupa dışındaki ülke ve bölgeler de top*luluğa ortaklık bağıyla bağlanmıştır Or*tak pazar'ın on yıllık bir geçiş dönemi için*de gerçekleşmesi için belirli aşamalar ko*nulmuştur Bu süre gerektiği takdirde on-beş yıla çıkartılabilir Çeşitli üye ülkelerin bazı özel çıkarları gozönünde tutularak birtakım korunma hükümleri de öngörül*müştür Ortak pazar'ın 1963'ten bu yana hızlanan uygulamaları, 1965'te ortak ta*rım fiyatlarının saptanması sırasında bir bunalım geçirdi
Çeşitli topluluklar için ortak bir merci olarak çalışan Avrupa parlamentosu'na karşı sorumlu bir komisyon'a sınırlı bir dü*zenleme ve yasama yetkisi tanınmıştır Fakat, gerçekte yürütme ve yasama yetkileri, mutlak gücü yalnızca Roma antlaş*ması çerçevesinde üstlenilen yükümlülük*lerle sınırlandırılmış bir çeşit senatonun elin*dedir, bu, her üye devletin bir bakanıyla temsil edildiği karalarını oybirliğiyle ya da büyük bir çoğunlukla alan bir Konsey'dir Gerek Komisyon, gerek Konsey, mesleki ve teknik nitelikte çeşitli danışsal kurum*ların yardımından yararlanır Bunların en önemlileri Ekonomik ve sosyal Konsey, Para komitesi ve Ulaştırma danışsal komitesi'dir Bundan başka (işveren ve iş*çi temsilcilerinden oluşan özel bir Konsey’in yönetiminde) bir Avrupa sosyal fo*nu da kurulmuştur Fon'un görevi, geçiş dönemi suresince üye devletlerin, Ortak Pazar'ın kurulmasından doğacak bazı ko*şullar altında, işçilerine verimli bir iş sağlamak ve yeteri kadar ücret almalarını ola*naklı kılmak için üstlenecekleri giderlerin yarısını karşılamaktır Ayrıca, bir de De*nizaşırı ülke ve toprakları kalkındırma fo*nu vardır Roma antlaşması aynı zaman*da bir Avrupa yatırım bankası kurulması*nı da öngörmüştür Bu bankanın kuruluş sermayesi üye ülkeler tarafından karşıla*nacak ve banka, istikraz tahvilleri çıkar*tabilecektir Amacı, kredi ve garanti ver*mek suretiyle Ortak pazar'ın düzenli kal*kınmasına katkıda bulunmaklır Banka, en az gelişmiş bölgelerin kalkındırılması*nı hedef alan projeler (Güney italya'nın sanayileştirilmesi amacıyla borç para ve*rilmiştir), birkaç ülkenin ortaklaşa hazırla*yacakları projeler ve modernleştirme, onarım ve yeni etkinlik alanları yaratma projeleri konularında karar alma yetkisi*ne sahiptir
AET, gelişmekte olan devletlerle birçok anlaşmalar yaptı Bütün Afrika-Karaibler - Pasifik devletleriyle -sayıları elli kadardır-en önemlisi Lome'de (1975) olmak üze*re anlaşmalar imzaladı, 1979'da yeniden müzakere edilen bu anlaşmalarda, söz konusu devletlerin yararına olarak, bun*ların temel ürünlerinin ihraç fiyatlarına is*tikrar kazandıracak bir mekanizma öngö*rülüyordu Akdeniz ülkeleriyle ve Finlan*diya gibi çeşitli başka ülkelerle de ortak*lıklar ya da (tercihli ya da tercihsiz) basit ticari yararlar öngören anlaşmalar yapıl*dı
Parasal alanda, AET birbirini izleyen farklı sistemler benimsedi 1958 Avrupa para anlaşması, değeri altın cinsinden ifa*de edilen, ABD dolarıyla eşdeğer bir he*sap birimi kurdu 1972'de uygulamaya konulan Avrupa "para yılanı" ise üye ül*keleri (bunlardan bir kısmı AET dışında bulunuyordu), paralarının paritesini bazı dar sınırlar içinde (% 2 25) tutmakla yü*kümlü kılıyordu Para yılanı, 1972'den 1978'e kadar krizden krize düştü Bunun yerine benimsenen Avrupa para sistemi (bu sistem, bir hesap ve referans parası olan Ecu'de [European corrency unit ya da Avrupa para birimi] eşit olmayan mik*tarlarda temsil edilen çeşitli ulusal paraların değerine dayanır), yeniden parala*rın birbirlerine oranla belli bir istikrar için*de tutulmasını genel ilke olarak kabul et*ti Avrupa para sistemi, bir paranın izin verilen dalgalanma marjını aşmasını önlemek için, merkez bankalarının müdahalede bulunmasını öngörür
Art arda gösterdiği genişlemelerden önce de, AET, dünyanın en başta gelen dışalımcısıydı, bu genişlemelerden son*ra, aynı zamanda dünyanın en başta ge**** dışsatımcısı oldu
• AET- Türkiye ilişkileri Türkiye, başlan*gıcından bu yana, 1958 Roma antlaşması ile kurulan Avrupa ortak pazarı'na ilgi gösterdi Türkiye, AET ülkeleriyle sadece aynı Batı kurumları içinde işbirliği yapmakla kalmıyor, sıkı dış ticaret ilişkileri de sürdürüyordu Bu dönemde dışsatımın yaklaşık % 40’ı Batı Avrupa'nın bu altı ül*kesine yapılıyor, dışalımın da % 30'u aynı kaynaktan sağlanıyordu Türkiye, üye ol*mak üzere Ortak pazar'a 1959'da baş*vurdu Dört yıl süren görüşmelerden son*ra toplulukla Türkiye arasında 12 eylül 1963'te Ankara anlaşması imzalandı Türkiye bu anlaşmayla AET'ye "tam üye" olarak değil "ortak üye" olarak katıldı Tam üyeliğe geçiş için, Türkiye'nin, Ro*ma antlaşması'ndan doğan tüm yüküm*lülükleri üstlenebileceğini göstermesi ge*rekiyordu
Ortaklığın temel amacı, taraflar arasında bir gümrük birliğinin aşamalı olarak gerçek*leştirilmesi ve buna paralel olarak ekonomi politikalarının giderek birbirine yaklaştırılmasıdır Ankara Anlaşması'nda bu amaca üç dönemden geçerek ulaşılması öngörül*müştür: Hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve son dönem Hazırlık döneminin normal süresi beş yıldır Bununla birlikte, 11 yılı aşmamak üzere, uzatılması da olanaklıdır Türkiye bu dönemde ileride kendisine dü*şecek yükümlülükleri üstlenebilecek duru*ma gelmek için, topluluğun da yardımıyla ekonomisini güçlendirmeye çalışacaktır Geçiş döneminde, gümrük birliğinin aşama*lı olarak gerçekleştirilmesi ve tarafların ekonomi politikalarını yakınlaştırmaları ön*görülmüştür Gümrük birliğini izleyen son dönemde, tarafların ekonomi politikaları arasındaki uyum sağlanacaktır
Ankara Anlaşması’yla oluşturulan kurum*sal yapının temelinde ortaklık ilişkilerinin uygulanmasını ve giderek gelişmesini sağla*makla görevli en yetkili organ olan Ortaklık Konseyi bulunur Türkiye ile AET üyesi ülkelerin ve AET Komisyonu'nun temsilci*lerinden oluşan bu konseyde Türkiye ile AET'nin birer oyu vardır ve kararlar oybir*liğiyle alınır Konsey başkanlığı, altışar aylık süreler için, Türkiye ile üye ülkelerin temsilcilerinden biri tarafından sıra ile yürütülür Ortaklık Komitesi ise Ortaklık Kon*seyi'nin çalışmaları için gerekli hazırlıkları yapmak ve öneriler sunmakla görevlendiril*miştir
Ankara Anlaşması'nda, TBMM ile Avru*pa Parlamentosu arasında işbirliği ve temas*ların sıklaştırılması da öngörülmüş ve Or*taklık Konseyi'nin 27 Temmuz 1965 tarihli bir kararıyla Türkiye-AET Karma Parla*mento Komisyonu kurulmuştur Ortaklığın demokratik denetim organı olan Karma Parlamento Komisyonu, TBMM ve Avrupa Parlamentosu'nun 18'er üyesinden oluşur ve yılda en az iki kez toplanır AET Komisyonu, ortaklıkla ilgili bütün sorunlara eğilerek Ortaklık Konseyi'nin kendisine sunduğu raporları inceler Yalnızca tavsiye kararlan alabilen komisyonun karar yetkisi yoktur
Hazırlık döneminde, AET Türkiye'nin dört ana ihraç maddesi olan ve toplam ihracatının yüzde 40'ını oluşturan tütün, kuru üzüm, kuru incir ve fındık için gümrük indirimi sağladı Bunun yanı sıra mali protokoller ile Türkiye'ye mali yardımda bulundu
Hazırlık döneminin süresi sona ermeden, Türkiye'nin isteği üzerine 1967'de geçiş döneminin gerçekleşme koşullarını, yön*temlerini ve süresini belirlemek için görüş*meler başladı ve 23 Kasım 1970'te katma protokol imzalandı Bu protokolün 1 Ocak 1973'te yürürlüğe girmesiyle de geçiş döne*mi başladı Geçiş döneminin süresi, tarafla*rın birlikte öngörecekleri istisnalar saklı kalmak üzere, 12 yıldır; istisnai alanlarda ise 22 yıla uzamaktadır Katma protokol karşılıklı ve dengeli yükümlülükler temeline dayanmakta ve malların serbest dolaşımı, kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımı ve ekonomi politikalarının yaklaştırılması bö*lümlerini içermekteydi
Malların serbest dolaşımı açısından tarım ve sanayi sektörleri arasında farklılık var*dır Katma protokolde tarım ürünlerinde serbest dolaşımın nasıl sağlanacağı saptan*mamış, bu konuyla ilgili hükümlerin 22 yıllık dönemin sonunda Ortaklık Konseyi'nce belirlenmesi öngörülmüştür Bu süre içinde Türkiye AET'nin ortak tarım politi*kasına uyum için gerekli önlemleri alacak*tır Geçiş dönemi boyunca tarım ürünleri ticareti tercihli bir rejim uyarınca gerçekleş*tirilecektir AET tarım ürünlerinde Türki*ye'ye tek taraflı ödünler vermiş, Türkiye herhangi bir yükümlülük üstlenmemiştir 1987'den başlamak üzere AET (fark gideri*ci vergi konusu olanlar dışında) Türk tarım ürünlerine uygulanan vergileri tümüyle kal*dırmıştır Sanayi ürünlerinde ise ilke olarak 12 yılda, istisna olarak 22 yılda gümrük birliği kurulması öngörülmüştür AET, Türkiye'nin sanayi ürünlerine uyguladığı gümrük vergi ve resimleri ile miktar kısıtla*malarını üç istisna dışında bir defada kaldır*mayı ve bu durumu sürekli kılmayı kabul etmiştir Söz konusu üç istisna şunlardır: 1) Pamuk ipliği, pamuklu dokuma ve maki*ne halılarında yüzde 25'lik bir gümrük indirimi yapılarak 12 yılda tümüyle gümrük vergisi bağışıklığı sağlanması; 2) petrol ürünlerinde gümrük vergisi bağışıklıklarının belli kontenjanlarla sinirli olarak tanınması; 3) ipekböceği kozası ve ham ipekte, toplulu*ğa ileride miktar kısıtlaması koyma hakkı tanınması Türkiye ise AET çıkışlı mallara uyguladığı gümrük vergi ve resimlerini 12 yılda kaldırmayı kabul etmiştir Ancak, özel bir koruma gerektiren ya da Türkiye'nin gelecekte üretimini geliştirmeyi planladığı bazı sanayi dallarında 22 yıllık bir süre öngörülmüştür
Katma protokolde kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımı bölümünde, Türkiye ile topluluk üyesi ülkeler arasında işçilerin serbest dolaşımının, Ankara Anlaşması'nın ilkelerine uygun olarak, anlaşmanın yürür*lüğe girişinden sonraki 12 yılın sonu ile 22 yılın sonu arasında aşamalı olarak gerçek*leştirilmesi hükme bağlanmıştır Ayrıca, taraflar, yerleşme hakkına ve hizmetlerin serbest edimine yeni kısıtlamalar koymak*tan kaçınma ve Ortaklık Konseyi'nin sapta*yacağı sıra, süre ve yöntemlere göre, var olan kısıtlamaları giderek kaldırma yüküm*lülüğü altına da girmişlerdir
Ekonomi politikalarının uyumu konusun*da rekabet, vergileme ve mevzuatın birbiri*ne yaklaştırılmasına, ekonomi ve ticaret politikalarının eşgüdümüne ilişkin hüküm*ler yer almaktadır Katma protokolde, Tür*kiye - AET ortaklığının işleyişinde karşılaşı*lacak güçlükler ve aykırı davranışlara karşı tarafların ekonomilerinin korunması için çeşitli önlemler de kabul edilmiştir
Başlangıçta, Türkiye ile topluluk arasında*ki ilişkiler Ankara Anlaşması ve katma protokolde öngörüldüğü biçimde gelişti Türkiye, gümrük birliğim sağlamaya yöne*lik olarak 1973 ve 1976'da gümrük vergile*rinde iki indirimi gerçekleştirdi, ama daha sonraki yıllarda yapılması gereken indirim*ler, Türkiye'nin ekonomik sorunları nede*niyle ertelendi Topluluk, sanayi sektörüne ilişkin olarak vergi indirimi yükümlülüğünü yerine getirdi, ama kendi tekstil sektörünün içinde bulunduğu güçlükleri öne sürerek ve katma protokolün ilgili maddelerine aykın olarak, Türkiye'den tekstil ürünleri ithalatı*na miktar kısıtlamalan koydu Ayrıca, kat*ma protokolün 1 Aralık 1986'dan başlaya*rak işçilerin AET içinde serbest dolaşımını öngörmüş olmasına karşın Ortaklık Konse*yi konuya ilişkin yöntemleri kararlaştırmadığından işçilerin serbest dolaşımı gerçek*leşmedi
1970'lerin ikinci yarısında Türkiye içinde bulunduğu ekonomik bunalım nedeniyle AET ile ilişkilerini askıya almıştı 12 Eylül 1980'den sonra ise ilişkiler bu kez Türkiye' de demokratik parlamenter rejim olmadığı gerekçesiyle AET tarafından donduruldu Türkiye - AET ilişkileri 1983 sonrasında yeniden normalleşme sürecine girdi T C hükümeti, 1987 içinde AET'ye tam üyelik başvurusunun yapılacağını açıkladı
Türkiye'nin AET ile ilişkileri 1960'lardan bu yana değişik yönleriyle tartışıla gelmiştir AET'ye tam üye olmayı savunanlar, böyle*ce Türkiye'nin siyasal ve ekonomik ufku*nun genişleyeceğini, Batı ile bütünleşmenin ilerleyeceğini, dış yatıranların artacağını ve dış ticaretin gelişeceğini ileri sürmüşlerdir Ayrıca, Türkiye'nin bugünkü sanayi yapı*sıyla tam rekabet ortamına ayak uydurabi*leceği ve böylelikle daha sağlıklı bir yapıya kavuşabileceği de savunulmuştur
Üstelik AET'ye katılma, tüketicilerin de yararına olacaktır; çünkü dışa kapalı ve korumacılığa dayalı bir ekonomi politikası, maliyetleri ve yurt içi fiyatlan artırıcı bir etki yapmaktadır
AET'ye katılmaya karşı olanlara göre ise AET üyeliği Türk ekonomisinin gelişme biçimini değiştirecektir Buna göre, hızlı gelişme gösteren sanayi dalları rekabet edemeyerek tasfiye edilecek, Türkiye AET'nin terk ettiği geleneksel sektörlerde uzmanlaşmış bir ülke olacaktır Sanayi yapı*sındaki bu değişikliğin sonucu olarak eko*nominin gelişme hızının düşeceği de AET üyeliğine karşı olanlarca ileri sürülmüştür Bu görüşe göre sanayinin mülkiyet yapısın*da da bir değişiklik ortaya çıkacak ve Türk sanayisinin önemli bölümü yabancı serma*yenin eline geçecektir Türkiye'nin tam üyelik için 1987’de AET’ye başvuracağının açıklanmasından sonra bu konudaki tartışmalar yeniden yoğunlaşmıştır
Toplulukla Türkiye arasında ortaklık re*jimini yürütmek üzere şu iki organ kurul*du: (a) Ortaklık konseyi: Ortaklık rejiminin asıl karar alma merciidir; (b) Türkiye top*luluk karma parlamento komisyonu Av*rupa parlamentosu ile TBMM arasındaki işbirliğini yürütür
Ortak üyeliğin üç aşaması vardır: (a) hazırlık dönemi, (b) geçiş donemi, (c) son dönem
1 aralık 1964'te başlayan hazırlık dö*nemi 5 yılı kapsıyordu Bu süre bittiğin*de 11 yıla kadar bir uzatma istemek mümkün olduğu halde Türkiye bu ek sü*reyi istemedi Bu donemde Türkiye top*luluğa herhangi bir ödün vermeksizin ekonomisini güçlendirecekti
Geçiş dönemi, emeğin serbest dolaşı*mına, sanayi ürünlerinde gümrük birliği*ne ve tarım ürünlerinin serbest dolaşımı*na hazırlık niteliğindedir Bu amaçlara na*sıl varılacağı, 23 kasım 1970'te imzalanan katma protokol ile saplandı Katma pro*tokolle birlikte, geçiş döneminde top*luluğun Türkiye'ye verebileceği krediler*le ilgili 2 mali protokol de yürürlüğe gir*di Katma protokol geçiş döneminde şu gelişmeleri öngörmekledir
Sanayi ürünlerinde gümrük birliği: topluluk, katma protokol'ün yürürlüğe girmesiyle (1 ocak 1973), bazı istisnalar dışında Türkiye'den gelen sınai ürünlere uyguladığı gümrük vergilerini sıfıra indir*mekle ve miktar kısıtlamalarını kaldırmaktadır Buna karşılık Türkiye 1967 yılında topluluktan yaptığı dış alımın yüzde 55'ı için 12 yılda ve yüzde 45'ı için 22 yılda gümrük vergilerini sıfıra indirmeyi taahhüt ediyordu
Tarım ürünlerinde tercihli sistem: Türkiye, geçiş donemi suresince tercihli gümrük tarifesine tabi üçüncü ülkelerden farklı durumda değildir Ödünlerden yararlanabilecek ürünlerin listesi katma pro*tokol'e eklenmiştir Tarım alanında Türki*ye'ye düşen yükümlülük, 22 yıllık sürenin bitiminde topluluğun ortak genel tarife*sine uyacak biçimde kendi tarım politika*sını düzenlemesidir
Emeğin serbest dolaşımı; Katma protokol, en geç 1 ocak 1986'dan itibaren, isçilerin serbest dolaşımının ortaklık konseyince saptanacak yöntemler çerçevesinde gerçekleştirilmesini öngörür
Krediler: 2 mali protokol ile Türki*ye'ye, katma protokolün imzalanmasını
izleyen 5 5 yıl sonra kullanılmak üzere, düşük faizli 195 milyon hesap birimi tutarında kredi ve ayrıca Avrupa yatırım bankası'nca özel sektöre 25 milyon hesap bi*rimi tutarında kredi verilmesi kararlaştırıl*mıştır
Ekonomi politikasında uyum: Geçiş döneminde, Türkiye'nin rekabet ve vergileme konusunda topluluğun geliştirdi*ği mevzuatla kendi mevzuatı arasında uyum sağlaması beklenmektedir
Son dönem: Ankara anlaşması'na gö*re, geçiş döneminin tamamlanacağı, kat*ma protokolün yürürlüğe girişinin 22 yı*lından itibaren (1995) son dönem başla*yacaktır Ancak bu dönemin kaç yıl sü*receği belirtilmemiştir
Türkiye ile aynı üretim yapısına sahip Yunanistan'ın 1981'de, ispanya ve Por*tekiz'in 1986'da tam üye olarak AET'ye katılmasına ek olarak, AET'nın yükseltti*ği gümrük duvarları ve özellikle tekstil ürünlerine uygulanan ithalat kotaları, Türkiye'nin bu ülkeler topluluğuna karşı etkin bir rekabette bulunmasını güçleştir*di Bu da, Türkiye'nin 1980’li yıllarda AET'ye tam üye olarak katılma işlemini yeniden gündeme getirdi Türkiye tam üyeliğe geçişi isterken, Türk işçilerinin AET ülkelerinde serbest dolaşım hakkını sağlamayı amaçlamakta ve Ankara anlaşması'nın 12 , katma protokolün 36 mad*desine göre dolaşım serbestisinin 1 ocak 1986'dan itibaren başlaması gerekliğini öne sürmektedir, işsizlik oranı yüzde 15 dolayında olan Türkiye, özellikle serbest dolaşım konusunda hassastı Nihayet, AET ülkeleriyle daha sıkı bir rekabetin Türk sanayisinde etkinliği artırması beklen*mektedir
Buna karşılık AET üyesi ülkeler, Türki*ye'nin tam üyeliğini tartışmakta isteksiz*dir Türkiye'nin tam üyeliğe geçişini ön*leyen engellerden biri, AET ülkelerinin içinde bulunduğu iktisadi bunalımdır Ör*neğin, Avrupa parlamentosu'nun, ilke ola*rak Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkma*yan, diğer gruplara oranla daha ılımlı bir tavır alan muhafazakâr Alman ve İngiliz üyeleri bile, AET'nin karşı karşıya bulun*duğu iktisadı güçlükleri öne sürmekledir İktisadi bunalım, genelde, AET ülkeleri*nin, Türk işçilerinin serbest dolaşımına ve Türkiye'nin tam üye olması halinde toplu*luğun üzerine düşecek yüke karşı çıkmalarına yol açmaktadır
Türkiye'nin kısa sürede tam üyeliğini önleyen diğer engeller arasında, hızla ar*tan nüfusunun dini-kültürel özelliklerinin Batı Avrupa'nınkine benzememesi, de*mokrasiye geçiş döneminde bulunması, iktisadi gelişme bakımından AET ülkele*rinden geride olması, katma protokolün 1978'de dondurulmuş olması sayılabilir (haziran 1986)
2-4) Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM)
Roma'da 25 mart 1957'de imzalanan Avrupa atom enerjisi topluluğu (Euratom) antlaşması da, 1 ocak 1958'de yürürlü*ğe girdi Sözleşmeye katılanlar, Avrupa kömür çelik birliği'nin ve Ortak pazar'ın üyeleridir Bu topluluğun "görevi ve amacı, nükleer sanayilerin hızla kurulması ve büyümesi için gereken koşulların sağ*lanması yoluyla üye ülkelerde yaşam dü*zeyinin yükselmesine ve diğer ülkelerle mübadelelerin gelişmesine katkıda bulunmaktır" Antlaşma, araştırmaların gelişti*rilmesini, bilgilerin yayılmasını ve sırlara saygı gösterilmesini, sağlığın korunması*nı, mineral, hammadde ve özel parçala*nabilir maddeler (bu sonuncular toplulu*ğun malı sayılırsa da, üreticisinin ya da dışalımcısının bunlar üzerinde kullanma bakımından bir öncelik hakkı vardır) sağ*lanmasını öngörür Sınırsız bir süre için akledilmiş olan antlaşma, yeniden göz*den geçirilebilir Her Avrupa devleti top*luluğa üye olmayı isteyebilir isteğin ka*bulü için bütün üye devletlerin olumlu oy vermesi gereklidir
Topluluk, Avrupa kömür çelik toplulu*ğu ve Ortak pazar ile aynı ayrıcalıklardan yararlanır
Kurumları, Avrupa kömür çelik toplulu*ğu ve AET ile ortak kurumlardır Komis*yonun emrinde bir ajans vardır Bu ajans, üye devletlere maden, hammadde ve öze! parçalanabilir maddeler sağlamak*la görevlidir Üye devletler, ürettikleri par*çalanabilir maddeler üzerindeki tercih hakkı ve malzeme sağlanması için sözleş*meler yapmak konusundaki tekel hakkı dolayısıyla gerekli bütün bilgileri ajansa iletirler
Araştırma alanında, topluluğun iki ro*lü vardır, bir yandan ulusal programlar arasında uyum sağlar; öbür yandan doğ*rudan doğruya kendine ait bir program hazırlar Topluluğun bu kendi öz progra*mı dört kuruluşu —Belçika'da Geel, İtal*ya'da Ispra, Almanya'da Karlsruhe, Hol*landa'da Pelten— kapsayan bir araştırma merkezinde gerçekleştirilir
Euratom ile ABD arasında 1958 kası*mında bir teknik işbirliği anlaşması imza*lanmıştır
Ortak Kuruluşlar
1965 Brüksel antlaşması'ndan bu yana, toplulukların dört ortak temel kuruluşu vardır
Avrupa parlamentosu Her üye dev*letin vatandaşlarınca doğrudan doğruya genel oyla ve O devletin nüfusuna, iktisa*di ve siyası önemine göre, eşit olmayan sayılarda seçilen temsilcilerden oluşur Kural koyucu bir yetkiye sahiptir; ayrıca bütçe düzenler ve siyasi denetleme gö*revi yapar Kurulun merkezi Strasbourg'dadır
·Konsey Her üye devlet hükümetinin bir üyesinin (dışişleri bakanı ya da bir "teknisyen" bakan) katılımıyla oluşur Ge*nel yasama gücüne sahiptir, ancak, Avru*pa kömür çelik topluluğu organı ola*rak çalıştığı zaman bu yetkiye sahip de*ğildir; bu takdirde danışsal bir rol oynar, bazen bu rol Konsey'in "uygun" görüşü*nün alınması koşuluyla güçlendirilebilir Konsey bünyesinde başgösteren ağır bir krizden sonra, ocak 1966 tarihli "Lüksemburg anlaşmaları" nda, kararların, oy bir*liğiyle alınması kararlaştırıldı Konsey'in merkezi Brüksel'dedir
•Komisyon Üye devletler hükümetlerin*ce, dört yıllık bir süre için atanan komis*yon üyelerinden oluşur (Yunanistan'ın üyeliğe kabulünden sonra sayıları on dör*dü bulmuştur) ve gerek hükümetlerden, gerek Konsey'den bağımsızdır Bir baş*kanı ve çok sayıda başkan yardımcısı var*dır Avrupa kömür çelik topluluğu'nun or*ganı olarak karar yetkisine sahiptir Bu*nun dışında genel olarak, yönetim, denet*leme, girişimde bulunma ve Konsey'ın görevlendirmesi halinde, karar verme yet*kisiyle donatılmıştır Komisyon'un merkezi Brüksel'dedir
•Adalet divanı Üye ülkeler sayısı kadar yargıçla dört savcıdan oluşur Görevi, toplulukları kuran antlaşmaların uygulan*masında hukuka saygıyı sağlamaktır Ko*misyon ya da üye devletlerden birince toplantıya çağrılabilir Kararlarına itiraz edilemez ama uygulamada Divan karar*larından birini uygulamayı reddeden bir devlet, kararı uygulamaya zorlanamaz Adalet divanı'nın merkezi Lüksemburg'dadır ( AVRUPA TOPLULUKLARl ADALET DİVANI )
Bu organların yanı sıra, her yıl, devlet ya da hükümet başkanları bu "Konferans" ta bir araya gelerek toplulukların iz*leyecekleri genel politikanın ilkelerini sap*larlar Bu konferansın resmi bir niteliği yoksa da günümüzdeki "zirve konferanslar'ına tekabül etme eğilimindedir ve söz konusu kuruluşları ikinci planda bırak*maktadır
Son olarak, topluluklar, bazı yardımcı uzmanlaşmış organlarla donatılmıştır Bunların en tanınmışları şunlardır Avru*pa yatırım bankası, Avrupa tarımsal yön verme ve garanti fonu, Avrupa sosyal fo*nu, Avrupa kalkınma fonu Floransa'da kurulmuş bulunan Avrupa üniversitesi, üye devletlerden öğrenci ve öğretim üye*leri almaktadır
Avrupa toplulukları adalet divanı, 1958'de kurulan ve merkez Lüksemburg'da olan uluslararası yargı organı 1951'de kurulan Avrupa kömür çelik birli*ği, Adalet divanının yerini aldı Çeşitli Avrupa toplulukları antlaşmalarının uygu*lanmasına ve yorumlanmasına ilişkin da*valara bakan Divan'a, üye devletler, top*luluk organları, ulusal mahkemeler ya da bireyler başvurabilir
2-5) Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü
(Organisation for European Economic Cooperation - OEEC)
3 Nisan 1948'de Paris' te imzalanan bir anlaşmayla Avrupa ekono*misini, Avrupa Kalkınma Programı (Marshall Planı) uyarınca yeniden toparlama çabalarını eşgüdüm içinde yürütmek ama*cıyla kurulan örgüt Örgütü kuran 16 Avru*pa devleti arasında Türkiye de bulunmak*taydı OEEC'nin birçok işlevi arasında, üye ülkeler arasındaki ticaret sınırlamalarını kaldırmaya yardımcı olmak, kıt kaynakları paylaştırmak ve ortak ekonomik çıkarlarla ilgili konularda düzenli bir danışmanlık sistemi kurmak da vardı OEEC'nin yerini 1961'de ABD ve Kanada gibi Avrupa dışı üyeleri de kapsayan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) aldı
3) AVRUPA’DA KÜLTÜREL ENTEGRASYON
Batı Avrupa’da AT bazında devam eden sosyal bir gelişme süreci mevcuttur Bu süreç, üyeleri arasında bir takım ortak çıkarlar yönlendirilmesiyle başlamıştır Kuruluşu ve amaçları itibariyle Batı Avrupa’daki söz konusu hareket uluslarüstü bir örgütlenme çerçevesinde devam etmektedir İster AT vasıtasıyla oluşan üst toplum boyutlarında bir entegrasyonu amaçlayan ve kurulumu itibariyle de uluslarüstü karaktere sahip olan bir örgütlenme olsun veya isterse bu boyutlarda bir entegrasyonu amaçlamayan fakat daha çok üye devletlerarası işbirliği amaçlı uIuslararası örgütler olsun dar anlamda gösterdikleri benzeşen bazı hususiyetleri bulunabilir Öncellikle birinci nedenleri farklı da olsa tarafların benzeşen amaçları bazında oluşturdukları ortak çıkar bilincidir Spinelli ' ye göre ;
" Kamu ortak çıkarı meselesi, AT kurumlarınca idrak edilmekle birlikte, artma temayülü içindedir Ancak kamu ortak çıkarı daima sınırlı kalacaktır, zira ortak politikanın parçası balina gelmeyen her husus, üye devletlerin tasarrufundadır Avrupa Topluluklarının amacı , Avrupa ulusu oluşturmayı hedefleyen bir Avrupa Devleti olmak değil, fakat vatandaşların kendi ulusal gelenek ve kültürlerini sıkı bir şekilde korurlarken, aynı zamanda AT nin de vatandaşı olacakları bir uluslar federasyonu kurmaktır"
AT, bazında devam eden oluşumdaki gibi üst kültürel bütünlere bir takım örnekler verilebilir, örneğin alt gruplarda oluşan ulusaI bütünler biraraya gelerek, çok uluslu ulus oluşturan devletler veya çok uluslu devletsel toplumlar gibi bir takım entegrasyon şekillerine gidebilirler Kuruluşu ve gelişen süreçteki vaziyeti itibariyle AT ' deki üst toplum yapılanması büyük boyutlarda çok ulusIu devletsel topluma benzetilebilir Batı Avrupa 'da oluşan çok uluslu devletseI karakterindeki hareket Avrupa toplulukları bazında devam etmektedir AT vasıtasıyla oluşturulması hedeflenen bir devletsel toplum ideali nedeniyle, bir araya gelerek bu toplumu oluşturacak bireylerin ve dahil oldukları alt grupların veya alt grupları ihtiva eden ulusal düzeyde daha karmaşık nitelik ve nicelikteki grupların bir ortak çıkar bilincine sahip olmaları gerekmektedir Devletsel karakteri ağır basan bir sosyalleşme süreci içerisinde bulunan AT ‘nin ulus oluşturma işlevi muğlak olmakla birlikte devam eden süreç itibariyle bu boyutlarda bir amacın taşınmadığı veya gerçekleştirilemeyeceği anlamı da çıkarılamaz Orjinal olarak , Avrupalılığın bir parçası durumundaki bölgesel Avrupalılığa dayanarak gelişen bu olgu, sadece alt unsurlar pozisyonundaki üye ulusların devIetsel bir organizasyonundan ibaret değildir
Bu durumda Batı Avrupa'da üç Topluluktan (AKÇT EURATOM ve AET) meydana gelen Avrupa Topluluklarının anayasal nitelikteki kurucu antlaşmaları çerçevesinde devlet ve ulusların entegre olma süreci, bireysel maneviyat ve hayatiyetin, sosyal birleşmenin ve yaşama geniş perspektifli bir bakışın temel kaynağı olan kültürel bir entegrasyon olmaksızın düşünülemez
|