Yalnız Mesajı Göster

Anayasa Hukuku

Eski 10-09-2012   #4
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Anayasa Hukuku



Şüphesiz bu kararların bir içtüzük düzenlemesi niteliği taşıması ve içerik yönünden de Anayasaya aykırı olması halinde Anayasa Mahk’ince iptal edilmeleri mümkündür Parlamento kararlarının ikinci bir bölümü yasama meclisinin yürütme organı ile ilişkilerini ilgilendirirParlamenter rejimin mekanizması içinde yasama meclisinin bu tür kararlar alması doğal ve zorunludurMesela TBMM tarafından Başbakan veya bakanlar hakkında meclis soruşturması açılması ve Yüce Divan’a sevk kararı (mad100) CB’nin vatan hainliğinden dolayı TBMM tarafından suçlandırılması kararı gibiAnayasamız gene bir kategori olarak parlamento kararlarını yargı denetimine tabi tutmuş değildirSadece bu kararlardan 2 türünün Anayasa Mahk’ince denetlenebileceğini anayasada açıkça belirtmiştirBunlar yasama meclisi içtüzükleri ile yasama dokunulmazlığının kaldırılması veya üyeliğin düşmesi ile ilgili kararlarıdırParlamento kararlarının bu iki istisna dışında yargı denetimi dışında bırakılmasının hukuk devleti açısından önemli bir sakınca olarak görülmesi abartılıdırHer şeyden önce vatandaşlar için uyulması zorunlu genel hukuk kurallarının bu parlamento kararları ile koyulamayacağı unutulmamalıdır Parlamento kararlarının pek büyük bölümünün nitelikleri itibariyle kişi haklarını etkilemeyeceği açıktırİlk bakışta kişi haklarını etkileyebilecek gibi görünen olağanüstü hal ve sıkıyönetim ilan durumlarında ise iki hukuki işlemin birbirine eklendiği görülmektedirBunlardan birincisi organik bakımdan idari işlem olan BakKur kararı diğeri de bu kararın onanmasına dair TBMM kararıdır IV-İçtüzük Yasama meclislerinin kendi çalışmalarını düzenlemek amacıyla koydukları kurallara “içtüzük” denirDuguit içtüzüğü “her meclisin düzenini ve çalışma yöntemini belirleyen genel nitelikteki hükümlerin tümü” olarak tanımlamaktadırBu anlamda içtüzük her meclisin kendi kanunu olarak kabul edilebilirAnayasamıza göre (mad95/1) “TBMM çalışmalarını kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre yürütür”Meclislerin içtüzüklerini bizzat yapmaları onların diğer devlet organları özellikle yürütme organı karşısındaki bağımsızlıkların bir belirtisi ve sembolüdürBuna,yasama meclislerinin “yöntemsel bağımsızlığı” adı verilebilirAnayasada açık bir hüküm olmasa bile meclislerin kendi içtüzüklerini yapmak yetkisine sahip olduklarını kabulü gerekirÖte yandan içtüzükler aralarındaki bir takım benzerliklere rağmen kanun da değildirKanunlar iki meclisli bir sistemde meclislerin ortak iradesinin bir ürünü oldukları halde meclislerden her biri kendi içtüzüğünü yapmaya yetkilidirKanunla içtüzük arasındaki daha da önemli bir fark konu bakımından mevcut olan farktırKanunun vatandaşlar için haklar ve yükümlülükler yaratabilmesine karşılık içtüzükler kural olarak sadece yasama meclisi üyelerini bağlar ve meclis dışında bir uygulama alanına sahip olmaları düşünülemez Yasama meclislerinin iç çalışmalarını düzenleyen metinler olarak içtüzükleri teknik yönleri ağır basan dolayısıyla siyasal önemi fazla olmayan hukuk kuralları saymak doğru değildirTersine içtüzükler meclis çalışmalarının etkinliğini ve verimliliğini meclis iradesinin gerçeğe uygun biçimde yansıyıp yansımamasını belirleyen iktidar-muhalefet ilişkilerini büyük ölçüde etkileyen temel siyasal önemde hukuk kurallarıdırYasama meclislerinin kendi içtüzüklerini yapma yetkilerinin bir sonucu da meclislerin bu içtüzükleri diledikleri zaman değiştirebilmesidirMeclisin varlığının dayandığı anayasal temeller devam ettiği sürece ve her meclisini kendi içtüzüğünü değiştirme hakkı da şüphesiz saklı kalmak kaydıyla bir içtüzük onu kabul eden meclisin görev süresinin bitiminden sonra da geçerliliğini korurİçtüzüklerin konusu yasama meclislerinin “çalışmaları” nın düzenlenmesidir(mad95/1)Bu nedenle içtüzüklere meclis çalışmalarıyla ilgili olmayan hükümler konulamazÖzellikle içtüzüklerin yasama meclisleri dışındaki kişileri bağlayıcı onlar bakımından yükümlülükler getirici kurallar koyamayacağında kuşku yoktur İçtüzük ve içtüzük değişiklikleri TBMM üyelerince önerilirHalen yürürlükte olan Millet Meclisi içtüzüğünce (mad157)içtüzükte değişiklik yapılmasını öngören tekliflere “kanun teklifleri hakkındaki hükümler uygulanırBu teklifler anayasa komisyonunda incelendikten sonra bu komisyonun raporu esas olmak üzere genel kurulda görüşülür ve sonuçlandırılır”Genellikle parlamentoların yöntemsel bağımsızlığı ilkesi içtüzüklerin ve içtüzük uygulamalarının herhangi bir yargısal denetime tabi olmamalarını da içerirAncak TCAnayasası içtüzüklerin büyük siyasal önemini göz önünde bulundurarak onları anayasaya uygunluk denetimi bakımından kanunlarla esas itibariyle aynı hükümlere bağlamıştırBizim uygulamamızda AY Mahk’nin denetim yetkisi sadece içtüzük veya içtüzük değişikliği adını taşıyan ,işlemleri değil fakat mahkemenin “içtüzük düzenlemesi” niteliğinde gördüğü diğer meclis kararlarını da kapsamaktadırAnayasa Mahkbir meclis kararının içtüzük düzenlemesi niteliğinde olup olmadığını belirlerken ilgili kararın çözdüğü konu alınmasındaki erek (amaç) ve gördüğü işin niteliği kriterlerinden yararlanmaktadır Yürütme Fonksiyonu ve Yürütme İşlemleri I-Yürütme Fonksiyonunun Niteliği Yürütme fonksiyonunun maddi anlamda tanımlanamayacağında kuşku yokturDiğer bir deyimle Türkiye’de yürütme fonksiyonu sadece özel,somut,bireysel işlemler yapmaktan ibaret sayılamazYürütme fonksiyonu kavramına bu tür işlemler kadar düzenleyici ve kural koyucu işlemler de girer1924 anayasası tüzüklerden,1961 anayasası tüzük ve yönetmeliklerden açıkça söz etmiştir1961 anayasasında 1488 sayılı kanunla yapılan değişiklik yürütmenin düzenleyici işlemlerine KHK’leri de eklemiştir1982 anayasası her üç düzenleyici işlem türüne de yer vermiştirGörülüyor ki cumhuriyetin bütün anayasalarında yürütme organına düzenleyici işlemler yapma yetkisi doğrudan doğruya anayasadan doğmuşturAncak anayasada böyle açık hüküm olmasa dahi yürütme organının düzenleme yetkisine sahip olduğu bu yetkinin yürütme ve idare fonksiyonunun mahiyetinden doğduğu söylenebilirDaha hukuki bir gerekçe olarak da idarenin düzenleme yetkisinin doğrudan doğruya onun takdir yetkisinden doğduğu söylenebilirİdarenin bütün yetkilerinin “bağlı yetkiler” olmayacağı idare kavramının zorunlu olarak takdir yetkisini de içereceği açıktırYürütmenin düzenleme yetkisinin sadece anılan pozitif anayasa normlarından doğmadığı yolunda gösterilebilecek bir kanıt da gerek 1924 gerekse 1961 anayasaları dönem,inde anayasada açıkça belirtilenlerden başka düzenleyici işlemlerin de yapılmış ve bu uygulamanın gerek doktrinde gerek yargı kararlarında anayasaya aykırı görülmemiş olmasıdırAynı görüş 1961 anayasası döneminde anayasa mahkemesince de benimsenmiştir1982 anayasası döneminde de yürütmenin karar tebliğ sirküler gibi değişik adlar altında düzenleyici işlemler yapma uygulaması devam etmiştirKendisinden önceki cumhuriyet anayasaları gibi 82 anayasası da yürütme fonksiyonunun bir tanımını vermiş değildiranayasanın 8maddesine göre “yürütme yetkisi ve görevi CB ve BakKur’u tarafından anayasaya ve kanunlara uygun olarak yerine getirilirAnayasamız yürütmenin düzenleyici işlemlerini KHK,tüzük,yönetmelik ve CB kararnamesi olarak belirlemiştir II-Kanun Hükmünde Kararnameler: 1-Kavram ve Nitelik: 1924 anayasasında ve 1961 anayasasının ilk şeklinde mevcut olmayan KHK,bu anayasada 1971 yılında yapılan değişikliklerle hukukumuza girmiştirKHK daha farklı bir biçimde 1876 Kanun-i Esasi’de de mevcuttu36maddeye göre Meclis-i Umumi toplanık olmadığı zamanlarda bazı durumlarda Kanun-i Esasi’ye aykırı olmamak şartıyla BakKur ve padişahın onayıyla Heyet-i Mebusan’ın toplanıp karar vereceği zamana kadar geçerli olmak kaydıyla kanun hüküm ve kuvvetinde kararnameler çıkarılabilirdi 2-Yetki: Gerek değişik 61 gerek 82 anayasalarına göre KHK çıkarma yetkisi BakKur’undurAslında BakKur’un KHK çıkarma yetkisi de doğrudan doğruya anayasadan kaynaklanan değil BakKur’una bu yetkiyi veren yetki kanunundan doğarÖnceden bir yetki kanunu ile yetkilendirilmedikçe BakKur KHK çıkaramaz”yetki kanunu, çıkarılacak KHK’nin amacını kapsamını ilkelerini kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılmayacağını gösterir”1961 anayasasından farklı olarak “yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi şartı ortadan kaldırılmış;buna karşılık yetki süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağının yetki kanununda belirtilmesi şartı konmuşturYetki kanunun anayasada sayılan unsurlardan bir tanesini belirtmemesi bu kanunu anayasaya aykırı kılarAnayasaya aykırı olarak çıkarılmış bir yetki kanununa dayanan bir KHK’nin de kendisi içerik yönünden anayasaya aykırı bir hüküm taşımasa dahi Anayasaya aykırı sayılması gerekirAksi halde Anayasanın uygun gördüğü ölçünün ötesinde bir yetki devri söz konusu olurAnayasaya uygunluk denetiminin içerisine öncelikle KHK’nin yetki yasasına uygunluğu girerYetki yasası olmazsa KHK olmazBu yetkinin dışına çıkılması KHK’yi anayasaya aykırı kılarKHK yetki yasasına ve içeriği yönünden de anayasaya aykırı olmasa dahi dayandığı yetki yasası anayasaya aykırı ise bu nedenle iptali gerekir1982 anayasası KHK çıkarma “yetki”sini değişik 61 anayasasından daha ayrıntılı şekilde düzenlemiş,61 anayasasında öngörülmemiş bazı durumlara ait hükümler getirmiştirMesela “BakKur’unun istifası düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz””Kanun hükmünde kararnamenin TBMM tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında yetkinin son bulduğu veya süre bitimine kadar devam ettiği de belirtilir” 3-Konu: KHK’nin “konu”su genel çerçevesi itibariyle yetki kanununda belirlenirYetki kanunu KHK’nin amacını kapsamını ve ilkelerini göstermek zorunda olduğuna göre yetki somutlaştırılmış belli bir alanda tanınmış olmaktadırKHK’nin konusu yetki kanununda belirlenmiş alanın dışına çıkamazAyrıca anayasa 61 anayasasının ilgili hükmüne paralel olarak KHK ile düzenlenemeyecek olan bazı konuları da belirtmiştirBu hükme göre “sıkıyönetim ve olağanüstü halle saklı kalmak kaydıyla Anayasanın 2kısmındaki 1 ve 2 bölümlerinde yer alan temel haklar,kişi hakları ve ödevleri ile 4bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler KHK ile düzenlenemezAyrıca AY’nın 163maddesi BakKur’na KHK ile bütçede değişiklik yapma yetkisinin verilmesini de yasaklamıştır 4-Usül ve Şekil: Usül ve şekil unsuru bakımından KHK’ler BakKur’nun diğer kararnamelerinden farksızdırAnayasa CB’nin görevleri arasında “kararnameleri imzalamak” tan söz ettiğine göre KHK’lerin de CB tarafından imzalanması gerekirTüzüklerin CB tarafından yayınlanacağına ilişkin hüküm bu görüşü doğrulamaktadırKHK’ler RG’ de yayınlandıkları gün yürürlüğe girerlerAncak kararnamede yürürlüğe giriş tarihi olarak daha sonraki bir gün de gösterilebilir82 anayasası değişik 61 anayasası gibi KHK’leri TBMM’nin denetimine tabi tutmuşturAnayasaya göre “kararnameler RG’de yayınlandıkları gün meclise sunulurYetki kanunları ve bunlara dayanan KHK’ler TBMM komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür”Öncelik ve ivedilik şartıyla KHK’lerin mümkün olan süratle TBMM’nin kesin kararına bağlanması sağlanmak istenmiştirAncak anayasa KHK’lerin TBMM’de görüşülüp karara bağlanması için belli bir süre tayin etmemiştirBakKur’unun bir konuda birden fazla KHK çıkarıp TBMM’ye sunması halinde TBMM bunları hangi sıra ile görüşecektir?Anayasa ve içtüzükte düzenlenmemiş olan bu konuda 3 yöntem düşünülebilirTBMM istediğinden başlaması,ilk tarihliden başlanması,son tarihliden başlanmasıUygulamada TBMM istediğinden başlaması görülür BakKur TBMM’ye sunmuş olduğu KHK’yi meclis kararından önce yetki süresi içinde geri alabilir veya değiştirebilir mi?61 anayasası döneminde de tartışmalı olan bu konuya 82 anayasasını getirdiği bir yeniliği de göz önünde tutarak şu cevap verilebilir82 anayasasına göre yetki kanunun “süresi içinde birden fazla kararname çıkarıp çıkarmayacağının da belirtilmiş olması gerekirEğer yetki kanunu o konuda bir tek KHK çıkarılmasına yetki vermiş ise aynı konunun başka bir KHK ile düzenlenmesi ihtimali yokturYani değiştirmek de söz konusu değildirHatta çıkarılmış olan KHK’nin geri alınması da mümkün olmaması gerekir;çünkü geri alma işlemi yeni bir KHK çıkarılmasını gerektirecektirBuna karşılık şayet yetki kanunu birden fazla kararname yetkisi tanımış ise BakKur’nun daha önceki KHK’yi değiştirebilmesi veya geri alabilmesi gerekirAncak şüphesiz geri alma bir KHK’yi geçmişe şamil olarak yürürlükten kaldırmazKHK geri alındığı tarihe kadar geçerliliğini sürdürürTartışılması gereken bir sorun da TBMM’nin KHK’ler üzerinde denetimi sırasında yapacağı işlemlerin hukuki niteliğidirAnayasanın 91maddesine göre TBMM bir KHK’yi olduğu gibi kabul edebileceği gibi değiştirmesi veya tümüyle reddetmesi de mümkündürTBMM bu kabul red veya değiştirme işlemlerini bir kanun biçiminde mi yoksa bir karar biçiminde mi yapacaktırAnayasadaki ifade ilk bakışta bu işlemlerin bir karar şeklinde olacağı izlenimini uyandırabilirOysa 87madde TBMM’nin yetkilerini sayarken para basılmasına genel veya özel af ilanına “karar vermekten” söz ettiği halde bu işlemlerin hepsi kanun biçiminde yapılmaktadırGenel kanı,TBMM işleminin bir kanun şeklinde ortaya çıkması gerektiği yolundadırAYmahk’de bir kararında aynen kabul durumuna değinmemekle beraber TBMM’nin red veya değiştirerek kabul biçiminde oluşturduğu metinlerin birer kanun olduğu kuşkusuzdur” görüşüne varmıştırTBMM’nin KHK üzerinde işleminin bir kanun olacağı kabul edildiğine göre bu kanunun KHK’den ayrı bir onay kanunu niteliğimi taşıyacağı yoksa KHK’yi kanun metni içinde bütünleştirerek KHK maddelerini kanun maddeleri haline mi dönüştüreceği tartışmalıdırKanımızca TBMM bir KHK’yi ister aynen ister değiştirerek kabul etsin onay kanunun KHK’yi kanun haline dönüştürdüğünü kabul etmek gerekirAksi halde aynı konunun iki ayrı tür işlemle düzenlenmesi gibi garip bir durum ortaya çıkarTBMM KHK’nin reddine karar verirse KHK bu kararın RG’de yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkarDeğiştirilerek kabul edilen KHK’nin değiştirilmiş hükümleri bu değişikliklerin RG’de yayınlandığı gün yürürlüğe girerDiğer bir deyimle reddedilen veya değiştirilen KHK,red veya değişikliği içeren kanunun yayınlanmasına kadar geçerliliğini korurDolayısıyla bu KHK hükümlerine dayanılarak yapılmış uygulama işlemleri ve kazanılmış haklar da pek tabii olarak saklı kalırKHK’nin TBMM tarafından reddi halinde bu KHK ile kaldırılmış olan kanun hükümlerinin kendiliğinden uygulanabilir hale gelip gelmeyeceği tartışmalıdırProf Duran’a göre KHK ile kaldırılan kanun hükümleri bir çeşit infisahi şarta bağlı olarak yürürlükten kaldırılmış veya uygulanabilirlikleri askıya alınmıştırMeclisin reddi yani bozucu şartın gerçekleşmesi ile bu kanun hükümlerinin kendiliğinden yürürlüğe girmesi icap ederBizce bunun mümkün olmaması gerekirÇünkü hukukun genel teorisinde kabul edildiği üzere,bir kanunu ilga eden bir kanunun başka bir kanunla ilga edilmesi sonucunda ilk kanun tekrar yürürlüğe girmez 5-Denetim: 1961 ve 82 anayasalarına göre AYmahk KHK’lerin anayasaya şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetler61 anayasası döneminde bazı yazarlar,KHK’lerin gerek AY mahk’si gerek Danıştay’ca denetlenebilmesini savunmakla beraber 82 anayasası KHK’leri fonksiyonel bakımdan yasama işlemi niteliğinde gördüğüne göre artık Danıştay’ın herhangi bir aşamada KHK’leri denetlemesi söz konusu olamazKHK’nin kendi içeriğinin anayasaya aykırı olmaması fakat yetki kanunun olması halinde bunun da bir anayasa sorunu oluşturacağını dolayısıyla AYmahk’nin denetim yetkisine tabi olacağı açıktırÇünkü aksi halde anayasanın öngörmediği bir yetki devrine imkan verilmiş olacaktırAYmahk 1992 yılından itibaren dayandıkları yetki kanunu iptal edilen KHK’lerin içerikleri anayasaya aykırı olmasa dahi iptal edilmeleri gerektiği yönünde kararlı bir içtihat oluşturmuştur III-Sıkıyönetim ve Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri: 1982 anayasası 61 anayasasının aksine ancak sıkıyönetim halinde veya olağanüstü hallerde çıkarılabilen ve olağan KHK’lerden önemli farklarla ayrılan kendine özgü bir KHK türüne yer vermiştirBu KHK’ler olağan KHK’lerden şu yönleriyle ayrılmaktadır: 1-Yetki:Olağan KHK’lerde yetki BakKur’unun olduğu halde sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’leri CB başkanlığında toplanan BakKur tarafından çıkarılırDolayısıyla bu KHK’lerde CB’nin iradesi olağan KHK’lerdeki gibi BakKur kararnamesine eklenen şekli bir olay değil işlemin asli bir unsurudurYetki unsuru bakımından 2 önemli bir fark ise sıkıyönetim ve olağanüstü hal kararnamelerinin bir yetki kanununa ihtiyaç göstermemesidirBu anlamda sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’leri yürütmenin 1982 anayasasına göre sahip olduğu özerk veya asli düzenleme yetkisinin tipik bir örneğidir 2-Konu:Sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’leri olağan KHK’ler bakımından Anayasada yer alan konu sınırlandırmalarına tabi değildirDiğer bir deyimle temel haklar kişi hakları ve siyasi haklar ve ödevler de bu tür KHK’lerle düzenlenebilirKonu bakımından sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’lerinin tabi olduğu sınır,bunları ancak sıkıyönetimin veya olağanüstü halin “gerekli kıldığı konularda” çıkarılabilmesidir 3-Denetim Bakımından:Anayasaya göre (mad148/1) “olağanüstü hallerde sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK’lerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla AYmahk’sine dava açılamazYargısal denetim yokluğu Anayasanın 15maddesi ile sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde bile vatandaşlara tanımış olan “mahfuz alan” ı fiilen etkisiz kılabilirSıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’lerinin anayasaya uygunluğunun denetlenememesi bu güvencenin etkinliğini azaltmakta ve KHK’ler yolu ile sözü geçen mahfuz alanın da ihlal edilebilmesi tehlikesini ortaya çıkarmaktadır AYmahk’si bir düzenleyici işlemin gerçekten de anayasanın öngördüğü anlamda bir olağanüstü hal KHK’si olabilmesi için şu üç şartın varlığını gerekli saymıştır: ·Olağanüstü hal yer bakımından sınırlıdırOlağanüstü hal ülkenin tümü için değil yalnız bir bölgesi için ilan edildiği takdirde “KHK ile getirilen önlemlerin sadece olağanüstü hal ilan edilen bölge için geçerli olması,bölge dışına taşırılmaması gerekirÜlkenin bir bölgesi için ilan edilen olağanüstü hal nedeniyle olağanüstü hal ilan edilmeyen yerlerde olağanüstü hal KHK’lerine geçerlilik tanınmaz ·Olağanüstü hal süre bakımından da sınırlıdır”Olağanüstü hal ile sıkıyönetim yasası,olağanüstü halin veya sıkıyönetimin ilan edildiği bölge veya bölgelerde,bu halin devam ettiği sürece uygulanırlarBu hallerin kaldırılmasına karar verildiğinde bu yasaların o bölge veya bölgelerde uygulamaları da sona erer ·Bu noktayla bağlantılı olarak olağanüstü hal KHK’leri ile kanunlarda değişiklik yapılamaz”Olağanüstü hal KHK’leri ile getirilen kuralların olağanüstü hal bölgeleri dışında veya bu halin sona ermesinden sonra da uygulamaların devamı isteniyorsa bu konudaki düzenlemeler yasa ile yapılırAyrıca olağanüstü hal kanununda düzenlenecek konular anayasada açıkça belirtilmiştirBu nedenle olağanüstü hal kanununda yapılacak bir değişikliğin kanunla yapılması zorunludurÇünkü olağanüstü hal kanunun anayasal uygunluk denetimine tabidir AY mahk’sine göre yukarıdaki şartlara uygun olmayan bir olağanüstü hal KHK’si olağan bir KHK sayılabilirAncak bu durumda içerik yönünden anayasaya uygunluk denetimine tabi olacağı gibi , yetki kanununa dayanmaması bir iptal sebebi oluştururSıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’leri üzerinde tek denetim TBMM’nin denetimidirAnayasamızın 121 ve 122maddelerine göre bu kararnameler,RG’de yayınlanır ve aynı gün TBMM onayına sunulur;bunların meclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usül içtüzükte belirlenirBundan amacın sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’lerinin mümkün olan en kısa süre içinde ve herhalde olağan KHK’lerden daha seri bir usülle TBMM tarafından görüşülüp karara bağlanması olduğu açıktır IV-Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi: 1982 anayasası 1961 anayasasında mevcut olmayan yeni bir düzenleyici işlem türü olarak CB kararnamesini de ihdas etmiştirAnayasanın 107maddesine göre “CB genel sekreterliğinin kuruluşu,teşkilat ve çalışma esasları,personel atama işlemleri CB kararnamesi ile düzenlenir”Bu kararnameler de sıkıyönetim ve olağanüstü hal KHK’leri gibi kanundan değil doğrudan doğruya anayasadan kaynaklanan diğer bir deyimle yürütmenin asli düzenleme yetkisine dayanan işlemlerdir CB kararnamesi istisnai bir işlem türü olması itibariyle ancak AY2nin 107maddesinde belirtilen konularda yani CB Genel Sekreterliğinin kuruluş teşkilat ve çalışma esasları ile personel atama işlemlerinin düzenlenmesi konularında çıkarılabilirBunun dışındaki bir konu CB kararnamesi ile düzenlenemezMaddenin amacının CB’nin makamını güçlendirmek olduğu açıktırCB kararnamesinin CB tarafından imzalanması gereken normal BakKur kararnamelerinden ayrı olarak özel bir madde ile düzenlenmiş olması bunun CB’nin tek başına yani karşı-imzalar olmadan yapacağı işlemlerden olduğunu göstermektedirBu sebeple CB kararnameleri de CB’nin tek başına yapacağı işlemler gibi idari yargının dışında bırakılmıştır V-Tüzükler 82 anayasasının 115,61 anayasasının ise 107maddesine göre hukukumuzda tüzük yapmaya yetkili tek organ BakKur’durTüzükler CB tarafından imzalanarak yayınlanırBakKur’unun bir tüzük çıkarabilmesi tüzüğün ilişkin bulduğu kanunda bu konuda açıkça yetkilendirici bir hüküm bulunmasına bağlı değildirAncak kanun bir tüzük yapılmasını öngörmüşse o konuda idarenin başka tür bir düzenleyici işlem mesela bir yönetmelik yapamaması gerekirDaha doğrusu o konuyu ilk olarak tüzükle düzenlemeden önce başka bir düzenleyici işlemle düzenleyemezAnayasamıza göre tüzüklerin konusu “kanunun uygulanmasını göstermek” veya “kanunun emrettiği işler”i belirtmektir Usül ve şekil unsuru bakımından tüzükleri idarenin diğer düzenleyici işlemlerinden ayırteden temel özellik bunların Danıştay’ın incelemesinden geçirilme şartıdırBu incelemeden geçmemiş bir tüzük yok sayılırDoktrinde bu incelemenin istişari nitelikte olduğu kabul edilirÇünkü Danıştay görüşünün bağlayıcılığı kabul edildiği takdirde Danıştay incelemesi bir şekil şartı olmaktan çıkar bir yetki ortaklığına dönüşürOysa anayasa tüzük yapma yetkisini BakKur’a vermiştirBuna karşılık BakKur Danıştay incelemesinden sonra ya kendi ilk tasarısını veya Danıştay’ın değiştirisini kabul etmek zorundadırBunların her ikisini bir yana bırakarak yeni bir metni tüzük olarak yayınlayamazZira bu takdirde tüzük Danıştay’ın incelemesinden geçirilmeden çıkarılmış olurDenetim konusuna gelince tüzüklerin birer idari işlem olarak idari yargı denetimine tabi bulundukları şüphesizdir VI-Yönetmelikler 82 anayasasının 124maddesine göre “Başbakanlık bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilirHangi yönetmeliklerin RG’de yayınlanacağı kanunda belirtilir1961 anayasasında söz edilmemiş olan başbakanlık da 82 anayasasında yönetmelik çıkarmaya yetkili makamlar arasında sayılmıştır1924 anayasası yönetmeliklerden hiç söz etmemiş olduğu halde 1322 sayılı kanun yönetmeliklerin bir veya birkaç bakanlık yahut BakKur’u tarafından yapılabileceğini belirtmişti Yönetmeliğin konusu kanunların ve tüzüklerin uygulanmasının sağlanmasıdır Yönetmelikler bunlara aykırı hükümler içeremezYönetmeliklerin düzenlenişi bakımından 1961 ve 1982 anayasalarının arasındaki bir fark da 1961 anayasasından yönetmeliklerin RG’de yayınlanacağı belirtilmiş olmasına karşılık,1982 anayasasında hangi yönetmeliklerin RG’de yayınlanacağının kanunda belirtileceğinden bahsedilmiş olmasıdırBunun amacı gereksiz israfı önlemektirYönetmeliklerin de bir idari işlem olarak idari yargı kapsamına girdiği kuşkusuzdur TBMM’nin Kuruluşu ve Milletvekillerinin Seçimi I-TBMM’nin kuruluşu: Tarihsel kökeni bakımından iki meclis sistemi,demokratik gelişmenin bir aşaması olarak değil ,tam tersine, bu gelişmeyi yavaşlatacak veya onun etkisini azaltacak bir durum olarak ortaya çıkmıştırHalkın bir kesimini temsil eden birinci meclislerin yanında aristokrasiyi temsil eden 2 meclisler var olmuşturBöylece halk oyundan çıkan 1meclislerin yetkilerinin aristokratik 2meclisler tarafından sınırlandırılmasına çalışılmıştırFederal devletlerde 2 meclis sistemi federal yapının vazgeçilmez bir unsurudurÇünkü bu sistemlerde meclislerden biri nüfus esasına göre halkı diğeri ise üye devletleri ya da “federe” devletleri temsil ederBu sistem federe devletlerin federal devlet iradesinin oluşumuna devlet olarak katılımlarını sağlar Tek devletler arasında da 2 meclis sistemini kabul etmiş olanlar vardırİki meclis sisteminin taraftarları bu sayede kanunların aceleye gelmeyeceğini daha iyi ve dikkatli görüşüleceğini meclislerden birinin yapacağı hataların diğeri tarafından düzeltilebileceğini anayasa üstünlüğünün ve hukuk devleti ilkesinin daha iyi gerçekleşebileceğini savunmaktadır Tecrübeler anayasa üstünlüğünün ve hukuk devletinin gerçekleştirilmesi bakımından siyasal organlardan çok yargı organlarına güvenilmesi gerektiğini göstermektedirHer iki meclis aynı seçim sürecinden çıktığına göre bunların siyasal bileşimlerinin aynı veya benzer olması yani her iki mecliste de aynı siyasal parti veya partilerin çoğunlukta bulunmaları doğaldırBöyle olunca meclislerden birinin düştüğü bir yanılgının diğer meclis tarafından düzeltilmesi olanağı pek büyük değildir Ancak 1961 anayasasına göre millet meclisinin tümüyle halk oyundan çıkmasına karşılık Cumhuriyet senatosunda halkça seçilen üyelerin yanı sıra seçilmeyen üyelere de yer verilmiştirCS’nin 150 üyesi halk tarafından seçilmekte idiGenel oyla seçilmeyen üyeler de 2 kategoriye ayrılıyorduBunlardan biri günlük dilde “kontenjan senatörü” adıyla anılan CB tarafından seçilen 15 üyeydibu hükmün amacı normal kanallardan parlamentoya girmesi pek muhtemel olmayan bazı seçkin ihtisas sahiplerinin bilgi ve tecrübelerinden parlamento çalışmalarında yararlanılmasını sağlamaktı2 kategori ise “tabii üyelerdi”Hukuk dilinde tabi üyelik başka bir sıfatın sonucu olarak otomatik olarak kazanılan üyeliği ifade ederCS’de iki çeşit tabi üyelik vardıBunlar eski CB’ler ve Milli Birlik Komitesi başkanı ve üyeleri idiTabi üyeler CS’nin diğer üyelerinin tabi oldukları hükümlere tabiiydilerAncak tabi üyelerin görev süreleri diğer üyelerinki gibi sınırlandırılmış değildi 1961 anayasası parlamentonun yetkilerini iki meclis arasında bölüştürürken bu meclislerin tamamen eşit yetkilere sahip olmaları yolunu seçmemiştirTersine bu sistemde ağırlık açıkça Millet Meclisinde idi TBMM 5 yıllık seçim dönemi dolmadan istediği anda seçimlerin yenilenmesine karar verebilmesine karşılık seçimlerin geri bırakılması çok istisnai bir durumdurAnayasa bunu savaş durumu ile sınırlı tutmuştur; geri bırakma sebebi ortadan kalkmadıkça erteleme kararındaki usüle göre bu işlem tekrarlanabilirAra seçim esasları da iki anayasada farklı düzenlenmiştirTBMM üyelerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilirAra seçim her seçim döneminde bir defa yapılır ve genel seçimden 30 ay geçmedikçe ara seçime gidilemezAncak boşalan üyeliklerin sayısı üye tamsayısının %5’ini bulduğu hallerde ara seçimlerin 3 ay içinde yapılmasına karar verilebilirGenel seçimlere bir yıl kala ara seçim yapılamaz II-Milletvekillerinin Seçimi: 1-Seçim Sistemi:Geniş anlamda seçim sistemi deyimi seçimlerle ilgili bütün unsurları mesela seçme ve seçilme yeterliliğini adaylığa ilişkin kuralları oy verme usüllerini seçimlerin yönetim ve denetimini kapsarDar anlamda seçim sistemi ise seçmenlerce verilen oyların parlamento sandalyelerine dönüştürülmesinde uygulanan kurallar anlamına gelir Kurucu meclisçe kabul edilen Milletvekili seçim kanunu nisbi temsilin D’Hondt yöntemini benimsemiş olmakla beraber buna iki türlü baraj hükmü eklenmiştir1’si gene baraj adıyla anılmaktadırBuna göre genel seçimlerde ülke genelinde ara seçimlerde seçim yapılan çevrelerin tümünde geçerli oyların %10’unun aşamayan partiler milletvekili çıkaramazlar2’si ise seçim çevresi barajıdırBu hükme göre bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oylar toplamının o çevrede çıkacak milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilecek sayıdan daha az oy alan siyasi partilerle ve bağımsız adaylara milletvekilliği tahsis edilemez 2-Milletvekili seçilme yeterliliği:Milletvekili seçilme yeterliliği AY’nın 76maddesinde düzenlenmiştirBu madde ile 61 anayasasının vekil seçilme yeterliliğini düzenleyen 68maddesi arasında bazı önemli farklar göze çarpmaktadırBir defa 61 anayasası seçilebilmek için Türkçe okuyup yazmayı yeterli gördüğü halde 82 anayasası en az ilkokul mezunu olmayı şart koşmuşturAyrıca vekil seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran suçlara yenileri eklenmiştirÜstelik ilgili kişinin affa uğramış olması halinde dahi seçilme yeterliliğini geri verilmemesi olarak düzenlemiştir 3-Seçim çevreleri: 4121 sayılı kanun seçim çevresi olarak esas itibari ile illeri kabul etmekle birlikte çıkaracağı milletvekili sayısı 19’dan 35’e kadar olan illerin 2;36 veya daha fazla olan illerin 3 seçim çevresine bölüneceğini belirtmiştirÇıkaracağı vekil sayısı 18’e kadar olan iller bir seçim çevresi sayılırMilletvekili seçim kanunu seçim çevrelerini ve her seçim çevresinin çıkaracağı vekil sayısını saptama görevini Yüksek Seçim Kuruluna vermiştir Seçim çevresi ne kadar büyükse yani ne kadar fazla vekil çıkarıyorsa seçim çevresi barajı o kadar küçüleceğinden küçük partilerin barajı aşma şansları artar; dolayısıyla seçimler daha orantılı sonuçlar verirSeçim çevrelerinin belirlenmesine ilişkin kurallar arasında her ile nüfusuna bakılmaksızın önce birer vekil tahsis edilmesini ve nüfus esasının ancak geri kalan vekillikler için uygulanmasını ilkesi de az nüfuslu kırsal illeri çok nüfuslu şehirleşmiş iller aleyhine yararlandıracak niteliktedir 4-Seçimin Başlangıcı: TBMM seçimleri normal olarak 5 yılda bir yapılırHer seçim döneminin son toplantı yılının 3 temmuz günü seçimlerin başlangıç tarihidir ve ekim ayının 2 Pazar günü oy verilirSeçim dönemi bitmeden önce seçimin yenilenmesine TBMM veya CB tarafından karar verilmesi halinde durum BakKur tarafından 48 saat içinde ilan olunurYenileme kararı TBMM tarafından verilmiş ise Meclis seçimin yapılacağı tarihi de belirler; CB tarafından verilmesi halinde ise kararın verildiği tarihten itibaren 90 günü müteakip Pazar günü seçimler yapılır Seçim propagandası oy verme gününden önceki 10günün sabahında başlar ve oy verme gününden önceki günün saat 1800’ında sona ererKanun bu süre içinde açık ve kapalı yerlerde ve radyo ve TV’de yapılacak propagandanın ilkelerini belirlerAyrıca seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde seçim eşitliğini korumaya yönelik birtakım yasaklar da uygulanır 5-Adaylık: 3270 sayılı kanun aday tespiti yönteminin seçilmesini partilerin kendi tüzüklerine bırakmakta ancak parti tüzükleri bütün parti üyelerinin katılacakları bir önseçim yöntemini benimsemedikleri takdirde bu ön-seçimlerin kanunda yer alan hükümlere göre cereyan edeceğini belirtmektedir 6-Milletvekillerinin Tahsisi:Bir seçim çevresinde siyasi partilerin ve bağımsız adayların elde edecekleri milletvekili sayısı yukarıda değinilen kontenjan adaylığı saklı kalmak kaydıyla d’Hondt sistemine göre hesaplanmaktadır 7-Gümrük kapılarında kullanılan oyların değerlendirilmesi:Yabancı ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarına milletvekilleri genel seçimi yapılacağı günün 75 gün öncesinden başlamak üzere seçim günü akşam 1700’a kadar yurda giriş ve çıkışlarında gümrük kapılarında kurulacak oy sandıklarında oy kullanma hakkını tanımıştır TBMM Üyelerinin Hukuki Statüsü I-Milletin Temsili:AY 80 maddeye göre TBMM üyeleri seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil bütün milleti temsil ederBununla milletvekillerinin kendilerini seçenlerin istek ve direktifleriyle bağlı birer delege değil kendi serbest iradeleriyle tüm milletin menfaatinin neyi gerektirdiğini takdir edebilecek bağımsız birer temsilci olmaları gerektiğini ifade edilmiştirİlkenin hukuki anlamı milletvekillerinin yasama dönemi sırasında seçmenleri tarafında azledilmesinin mümkün olmaması ve seçmenlerin milletvekillerine hukuken bağlayıcı direktifler verememeleridir II-Milletvekili andı:AY 81mad milletvekillerinin göreve başlarken içeceği andı öngörmüştürDaha önceki anayasalarımızda da var olan milletvekili andının hukuki bir bağlayıcılıktan çok manevi bir bağlayıcılık ifade ettiği kuşkusuzdur III-TBMM üyeliği ile bağdaşmayan işler: AY 87maddesi milletvekilliği ile bağdaşmayan işleri öngörmüştür”Yasama uyumsuzluğu” (teşrii imtizaçsızlık) adı da verilen bu müessesenin temsili rejimin tarihsel gelişiminden kaynaklanan amacı, milletvekillerinin herhangi bir yürütme görevi kabul etmelerini önlemek suretiyle onların yürütme organı karşısında tan bir bağımsızlığa sahip olabilmelerini sağlamaktır1982 anayasası yasama uyumsuzluğunun kapsamını genişletmiştir82maddesinin son fıkrası TBMM üyeliği ile bağdaşmayan diğer görev ve işlerin kanunla düzenleneceğini belirtmiştir IV-Yasama Sorumsuzluğu: Yasama meclisleri üyelerine yasama görevlerini gereği gibi yerine getirmeyi sağlamak amacıyla bazı bağışıklık ve dokunulmazlıklar tanımıştırYasama meclisi üyelerini bu şekilde diğer vatandaşlardan farklı bir statüye tabi tutmanın amacı şüphesiz onları imtiyazlı ve hukukun üstünde bir grup haline getirmek değildirBu bağışıklıklarla sadece kamu yararının daha iyi gerçekleşmesi amaçlanmıştırYasama sorumsuzluğunun amacı vekillerin meclisteki söz hürriyetini korumaktırSorumsuzluğun söz konusu olabilmesi için söz konusu eylemin meclis çalışmaları sırasında işlenmiş olması ve oy,söz veya düşünce açıklaması yoluyla işlenmiş olması gerekirMeclis çalışmaları deyimi sadece meclisin genel kurul toplantıları değil komisyon toplantılarını ve siyasi partilerin grup toplantılarını da kapsarSuç teşkil eden eylemin sorumsuzluk kapsamına girebilmesi için gerekli ikinci şart bu eylemin oy,söz veya düşünce açıklaması yoluyla işlenmiş olmasıdırSuç teşkil eden eylem,oy,söz veya düşünce açıklaması yoluyla işlenmemişse meclis çalışmaları sırasında işlenmiş dahi olsa sorumsuzluk söz konusu değildir Bu sınırlar içinde sorumsuzluk yasama meclisi üyeleri için tam bir koruma sağlarNitekim sorumsuzluğa mutlak muaflık da denmektedirSorumsuzluğun mutlaklığı 3 noktada kendini gösterir -Sorumsuzluk cezai takibata karşı mutlak olarak korur -Sorumsuzluğun meclisçe kaldırılabilmesi mümkün değildir -Sorumsuzluk sürekli niteliktedir V-Yasama Dokunulmazlığı:Yasama sorumsuzluğunun milletvekilinin meclis çalışmalarındaki söz ve düşünce hürriyetini korumasına karşılık yasama dokunulmazlığı milletvekilini keyfi veya asılsız ceza kovuşturmalarından ve tutuklamalardan korurDiğer bir deyimle yasama dokunulmazlığının amacı milletvekillerinin yürütme organınca tahrik edilebilecek keyfi ceza kovuşturmalarıyla geçici bir süre için dahi olsa görevlerinden uzaklaştırılmalarını önlemektirYasama sorumsuzluğundan farklı olarak dokunulmazlık nisbi ve geçici nitelikte bir ayrıcalıktırNispidir çünkü TBMM tarafından kaldırılabilirDokunulmazlığı kaldırılan bir üye tekrar seçilmiş ise dokunulmazlığı da geri gelirBu durumda ilgili üye hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi Meclisin dokunulmazlığı tekrar kaldırmasına bağlıdırDokunulmazlığın kaldırılması için izlenecek usül halen TBMM’de uygulanan Millet Meclisi İçtüzüğü ile düzenlenmiştirYasama sorumsuzluğu ve yasama dokunulmazlığından TBMM üyeleri dışında milletvekili olmayan bakanlar ve CB konseyi üyeleri de yararlanırlar VI-Üyeliğin düşmesi:AY’nin TBMM üyeliğinin düşmesine ilişkin 84maddesi 95 tarihli anayasa değişikliği ile büyük ölçüde değiştirilmiştirBu maddedeki değişikliklerden önemli bir tanesi partisinden istifa ederek başka bir partiye giren veya BakKur’da görev alan milletvekillerinin vekilliklerinin düşmesine dair hükmün kaldırılmış olmasıdır2 bir önemli ve olumlu değişiklik temelli kapatılan bir siyasi partiye mensup vekillerin durumuyla ilgilidir 84maddenin ilk şekline göre temelli olarak kapatılan siyasi partinin kapatılmasına ilişkin davanın açıldığı tarihte parti üyesi olan tüm milletvekillerinin üyeliği kapatma kararının tebliği ile sona eriyorduYeni metinde ise vekilliğin düşmesi partinin kapatılmasına beyan ve eylemleri ile yol açan vekiller için öngörülmüştürVekilliğin kesin hüküm giyme veya kısıtlanma halinde Genel Kurul kararına hacet olmaksızın kendiliğinden düşmesi de başka bir isabetli değişikliktir VII-Dokunulmazlığın kaldırılması ve üyeliğin düşmesi kararlarının denetlenmesi: AY 85maddesine göre yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya vekilliğin düşmesine 84maddenin 1-3 ve 4fıkralarına göre karar verilmiş olması halinde meclis genel kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak 7 gün içerisinde ilgili vekil veya bir diğer milletvekili kararın anayasaya kanuna veya içtüzüğe aykırılığı iddiası ile iptali için AY Mahk’sine başvurabilirBu durumda AyMahk incelemesi isnad edilen suçun gerçekten işlenip işlenmediğini değil isnadın ciddi olup olmadığını kapsayacaktırAncak şüphesiz ki isnadın ciddiliği hakkında bir yargıya varılabilmesi ileri sürülen deliller hakkında bir incelemeyi özellikle bunların delil değerini haiz olup olmadıklarının araştırılmasını gerektirir VIII-TBMM üyelerinin mali statüleri: Yasama meclislerinin üyelerinin bir yandan görevlerinin gerektirdiği bir hayat düzeyi sürdürmelerine imkan verecek bir ödenek almalarını bir yandan da kanun koyucu sıfatından yararlanarak bu ödenekleri aşırı derecede yükseltmemelerini sağlamak amacıyla anayasalarda üyelerin mali statülerinin düzenlendiği görülür1982 AY’sı 86maddesinde bu düzenlemeler görülür TBMM Görev ve Yetkileri Hükümet sistemi ne olursa olsun bütün temsili rejimlerde parlamentoların kanun yapma hükümeti denetleme ve devlet bütçesini kabul etme gibi 3 temel fonksiyonu vardırParlamenter bir rejim kuran TC Anayasası TBMM’ye parlamentoların bu 3 klasik yetkisini vermiştirBunların dışında da anayasamızın TBMM’ye verdiği yetkiler vardırBu yetkiler AY Mad87’de düzenlenmiştir 1-Kanun Yapma: Anayasaya göre kanun teklif etmeye BakKur ve milletvekilleri yetkilidirBakanlar kurulu tarafından yapılan öneriye kanun tasarısı milletvekilleri tarafından yapılan öneriye ise kanun teklifi adı verilirKanun teklif ve tasarılarının TBMM’de görüşülme usül ve esasları içtüzükle düzenlenmiştirHükümetçe hazırlanmış kanun tasarıları bütün bakanlarca imzalanmış olarak ve gerekçesi ile birlikte Meclis Başkanlığına sunulurGerekçede tasarının tümü ve maddeleri hakkında bilgiler kaldırılması veya eklenmesi istenen hükümlerin neler olduğu ve neden kaldırılması değiştirilmesi veya eklenmesi gerekli olduğu açıkça gösterilmesi lazımdırBaşkan gelen tasarıları doğrudan doğruya ilgili komisyona havale ederKanun teklifleri de gerekçesi ile birlikte başkanlığa verilir ve başkanlıkça ilgili komisyona havale edilirKomisyonlar şartlarına uymayan kanun tekliflerini sahiplerine tamamlatmaya yetkilidirTBMM tarafından reddedilmiş olan kanun teklif ve tasarıları red tarihinden itibaren bir tam yıl geçmedikçe tekrar teklif edilemezlerBir yasama döneminde sonuçlandırılamamış olan kanun tasarı ve teklifleri hükümsüz sayılır;buna “kadük olma” denilmektedirAncak hükümet veya milletvekilleri bu tasarı veya teklifleri yineleyebilirlerKanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesinde önce tasarı veya teklifin tümü hakkında söz verilirAnayasa değişiklikleri hariç kanunun tümünün veya maddelerinin oylanması 15 üye tarafından açık oy istenmişse işaretle olurKanunlarda veya içtüzükte aksi yoksa kanun tasarısı veya teklifinde bir maddenin reddi komisyona iadesi değiştirilmesi veya metne madde eklenmesi hakkında milletvekilleri esas komisyon veya hükümet değişiklik önergeleri verebilirDaha sonraki değişiklik önergeleri işaret oyu ile ayrı ayrı oylanırEsas komisyon veya hükümet tasarı veya teklifin tümünün belli bir veya birkaç maddesinin komisyona geri verilmesini bir defaya mahsusu olmak üzere isteyebilirBu istem görüşülmeksizin yerine getirilirTBBM tarafında kabul edilen kanunların yayınlanması görevi CB’ye aittirYayınlanmasını uygun bulmadığı kanunları bir daha görüşülmek üzere bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte aynı süre içinde TBMM’ye geri gönderirBütçe kanunları bu hükme tabi değildirTBMM geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse kanun CB tarafından yayınlanır;meclis geri gönderilen kanunda bir değişiklik yaparsa CB’nin tekrar geri gönderme yetkisi vardırAnayasa değişikliklerine ilişkin hükümler saklıdırCB’nin kanunları geri gönderme yetkisine günlük konuşma dilinde “veto yetkisi” adı verilmesi yanıltıcı niteliktedirÇünkü veto önlemek ya da güçleştirmek anlamını içerirMeclis geri gönderilen kanununu aynen kabul ederse CB bu kanunun yayınlamaya mecburdurBu niteliğiyle kanunların geri gönderilmesi CB’ye tanınmış bir uyarı yetkisinden ibarettirCB’nin geri gönderme gerekçesi hukuka uygunluk veya yerindelik unsurlarından birini veya her ikisini de kapsayabilirBütçe kanunları süreli nitelikleri dolayısıyla geri gönderme yetkisi dışında tutulmuşturBuna karşılık CB 61 anayasası döneminde geri gönderemediği anayasa değişikliklerine ilişkin hükümleri de geri gönderebilmektedir82 anayasasının 61 anayasasından bir farkı da meclis geri gönderilen bir kanunda yeni bir değişiklik yaptığı takdirde CB değiştirilen kanunu tekrar meclise geri gönderebileceğinin tasrih edilmiş olmasıdır TBMM’nin bir kanun yapmak suretiyle kullandığı diğer iki yetki genel ve özel af ilanına ve kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermektirAffın genel veya özel oluşu onun kapsamına giren kişilerin sayısıyla değil affın hukuki sonuçlarıyla ilgilidirGenel af ceza ile birlikte suçu ve dolayısıyla ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarını ortadan kaldırırbuna göre genel af bir tek kişi için ilan edilebileceği gibi özel af birden çok kişiler için ilan edilebilir Anayasanın 87maddesinde sayılan yetkilerden savaş ilanı ve silahlı kuvvet kullanılmasına izin verilmesi yetkilerinin mahiyetleri gereği olarak bir TBMM kararıyla kullanılması gerekirBu AY Mad92’de düzenlenmiştirMaddenin 61 anayasası 66maddesinden farkı sayılan durumlarda CB’ye de silahlı kuvvet kullanılmasına izin verme yetkisini tanımış olmasıdır II-Hükümetin Denetlenmesi: Parlamentonun hükümet üzerindeki denetiminin gerçekleştirilmesini sağlayan hukuki araçlara denetim yolları ya da denetim araçları denirBunlar: 1-Soru: Anayasaya göre soru BakKuradına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere başbakan veya bakanlardan bilgi istemektirSoru istenilen cevabın niteliğine göre sözlü soru veya yazılı soru olarak ikiye ayrılırCevap ister yazılı ister sözlü olarak istenilsin soru her halde yazılı olarak bir önerge ile sorulurSözlü sorular başkanlık yazısının başbakanlığa veya ilgili bakanlığa sevk tarihinden itibaren 5 gün sonra gündeme alınırHükümet yazılı sorunun cevabını gereken bilgilerin derlenebilmesi için en çok 1 ay geciktirebilirSözlü soruya hükümet adına verilecek cevabın süresi 5 dakikayı geçemezBu cevap üzerine soru sahibi yerinden konu ile ilgili çok kısa bir ek açıklama isteyebilirİkinci cevap süresi de 5 dakikayı aşamaz3 birleşim içinde cevaplandırılmayan sorular yazılı soruya çevrilirGörülüyor ki sözlü soru etkinliği sınırlı olan bir denetim yoludurÇünkü bunda ancak ilgili bakan ve soru sahibi milletvekili konuşabilmekte diğer meclis üyeleri tartışmalara katılamamaktadırYazılı soruda ise başbakanlığa veya ilgili bakanlığa gönderildikleri tarihten itibaren en geç 15 gün içinde cevaplandırılırBaşkan bu süre içinde de cevaplandırılmayan yazılı sorular için başbakanın veya ilgili bakanın dikkatini çeker 2-Genel Görüşme: Anayasaya göre genel görüşme “toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM genel kurulunda görüşülmesidir”Genel görüşme açılması hükümet,siyasi parti grupları veya en az 20 milletvekili tarafından bir önerge ile istenebilirGenel görüşme açılıp açılmamasında Meclis genel kurulu karar verirGenel kurul, görüşme açılıp açılmamasına işaretle oylama suretiyle karar verirGenel görüşmenin başlayacağı gün görüşme açılmasına karar verilmesinden itibaren 48 saatten önce ve 7 tam günden sonra olamazGenel görüşme önergesinin gündeme alınması kabul edildiği takdirde bu görüşmelere önerge sahibi milletvekilleri dışındaki vekiller de katılabilirBu yönden genel görüşme sadece soru sahibi milletvekili ile ilgili bakan arasındaki bir diyalog niteliği taşıyan sorudan daha etkin bir denetim aracıdırAncak gene görüşmenin sonunda bir oylama yapılamaz ve bir karar alınamazGenel görüşme etkinlik derecesi açısından soru ile gensoru arasında yer alan bir denetim yoldur!924 anayasasında ve meclis içtüzüğünde bulunmayan genel görüşme 61 anayasası döneminde kabul edilmiş ve 82 anayasasında da korunmuştur 3-Meclis Araştırması: Anayasanın tanımına göre meclis araştırması belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettirMeclis araştırması açılmasında genel görüşme açılmasındaki hükümler uygulanırBu konudaki görüşmelere hükümet siyasi parti grupları ve istemde bulunan milletvekillerinden birinci imza sahibi veya onun göstereceği bir diğer imza sahibi katılabilirKomisyon gerekli gördüğü kamu kurumlarından ve uygun bulacağı uzmanların bilgilerine başvurabilir Devlet sırları ile ticari sırlar meclis araştırması kapsamı dışındadırMeclis araştırması komisyonu inceleme faaliyetlerini bitirdiğinde meclise bir rapor sunarBu rapor hakkında genel kurulda genel görüşme açılırAncak görüşme sonunda herhangi bir karar alınması veya hükümetin sorumlu bulunması mümkün değildirAraştırma,hükümetin siyasetinin kusurlarını ortaya koymuşsa bu bulgulara dayanılarak bir gensoru önergesi verilmek suretiyle hükümetin siyasal sorumluluğunu gerçekleştirebilirYoksa meclis araştırması doğrudan doğruya hükümetin siyasal sorumluluğuna yol açacak bir denetim aracı değildir 4-Meclis Soruşturması: Meclis soruşturması başbakan veya bakanların görevleriyle ilgili cezai sorumluluklarının araştırılmasını sağlayan bir denetim aracıdırBaşbakan veya bakanlar hakkında TBMM üye sayısının en az 1/10’unun vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilirSoruşturma açılmasına karar verilmesi halinde kurulacak 15 kişilik bir komisyon tarafından soruşturma yapılırKomisyon soruşturma sonucunu belirten raporunu 2 ay içinde meclise sunarSoruşturmanın bu süre içinde bitirilememesi halinde 2 aylık yeni ve kesin bir süre verilirMeclis raporu öncelikle görüşür ve gerek gördüğü takdirde ilgilinin Yüce Divan’a sevkine karar verirYüce Divan’a sevk kararı üye tamsayısının salt çoğunluğu ile olurMeclis genel kurulu ilgili bakanı Yüce Divan’a sevk edip etmeme hususunda soruşturma komisyonunun raporu ve tavsiyesi ile bağlı değildirBu konuda nihai karar Genel KurulundurTBMM kararı ile Yüce Divan’a verilen bir bakan bakanlıktan düşerBaşbakanın sevki halinde ise hükümet istifa etmiş sayılır 5-Gensoru: Bütün parlamenter denetim araçları arasında sadece gensoru hükümetin veya bir bakanın siyasal sorumluluğuna yol açabilir, yani onun meclisçe görevden uzaklaştırılmasına imkan verirGerçi meclis soruşturması sonucunda Yüce Divan’a sevkedilen bir bakan da bakanlıktan düşmektedir ama bu yol sadece “cezai” sorumluluğu gerektiren işlerde kullanılır 1982 anayasası gensoruyu 1961 anayasasına benzer şekilde düzenlemiştirBuna göre gensoru önergesi bir siyasi parti gurubu adına veya en az 20 milletvekili imzasıyla verilirGensoru önergesi verilişinden sonraki 3 gün içerisinde bastırılarak üyelere dağıtılır;dağıtılmasında itibaren 10 gün içinde gündeme alınıp alınmayacağı görüşülürBu görüşmede ancak önerge sahiplerinden biri siyasi gruplar adına bir milletvekili BakKuradına başbakan veya bir bakan konuşabilirGensoru görüşmeleri sırasında üyelerin veya grupların verecekleri bir gerekçeli güvensizlik önergeleri veya BakKur’unun güven isteği bir tam gün geçtikten sonra oylanırBak Kur’unun veya bir bakanın düşürülebilmesi üye tamsayısının salt çoğunluğu ile olur;oylamada yalnız güvensizlik oyları sayılırMaddede hükümet istikrarını sağlayıcı bazı hükümler olduğu göze çarpmaktadırMaddede belirtilen 2 tam veya 1 tam günlük süreler siyaset bilimi literatüründe “serinleme süresi” olarak anılmaktadırBu sürenin amacı güven oylamalarındaki duygusal etkenlerin etkisini azaltmak milletvekillerinin daha etraflı ve serinkanlı düşünebilmelerini sağlamaktırBakKur’un veya bir bakanın ancak üye tamsayısının oyuyla düşürülebilmesi kuralı da hükümet istikrarını sağlamaya yöneliktirOylamada yalnız güvensizlik oylarının sayılacağı kuralı 82 anayasası ile getirilmiştirBu hükümle güven oylamasında adi çoğunlukta azınlıkta kalan fakat anayasa gereğince istifaya mecbur olmayan bir hükümetin prestij kaybına uğramasını önlemek istenmiştir
Alıntı Yaparak Cevapla