|
Prof. Dr. Sinsi
|
Mescid Kuşu
Ebu Ummetu’l-Bahilî r a anlatıyor:
Mescide her gidişimizde hep aynı kişiyle karşılaşıyorduk
Mescide herkesten evvel geliyor,
cemaatle namazları kaçırmamaya çok dikkat ediyordu
Bu kişi Salebe b Hatip idi
Herkes ona gıptayla bakıyordu
İnsanlar ona bu güzel halinden dolayı “mescid kuşu” lakabını takmıştı
Çok fakir biriydi
Salebe bir gün Peygamber s a v Efendimiz’e gelerek:
-Ya Rasulallah, Allah’a dua et de bana mal versin, dedi
Peygamber s a v :
- Ya Salebe, şükrünü eda ettiğin az mal,
şükrünü yerine getiremiyeceğin çok maldan daha iyidir,
diye karşılık verdi ve onu geri gönderdi
Fakat Salebe, Rasulullah s a v ’e tekrar gelerek isteğini yineledi:
- Ya Rasulallah, Allah’a dua et de, bana mal versin!
Peygamber s a v Efendimiz buyurdu ki:
- Ya Salebe, beni örnek almak istemez misin?
Allah’ın Rasulü gibi olmak istemez misin?
Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederek söylüyorum ki,
dağların benim için altın ve gümüş olmasını dilesem, olurdu
Salebe vazgeçmedi Bu sefer yalvararak:
- Seni hak dinle peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki,
bana mal versin diye dua edersen,
her hak sahibine hakkını vereceğim, fakirlere ve muhtaçlara çokça yardım edeceğim,
diye vaatlerde bulundu
Bunun üzerine Peygamber s a v Efendimiz:
-Allahım, Salebe’ye mal nasip eyle, diye dua buyurdular
Salebe, Peygamber s a v Efendimiz’in yanından ayrıldıktan sonra
iki koyun edindi
Koyunlar, üreyerek çoğaldılar ve zamanla Salebe’nin sürüsüne
Medine dar gelmeye başladı
Bunun üzerine sürüsüyle birlikte Medine dışında bir vadiye taşındı
Bu yüzden öğle ve ikindi namazlarını cemaatle kılıp,
diğer vakitler cemaatten geri kalmaya başladı
Bu arada sürü çoğalmaya devam ediyordu
Bir zaman sonra bulunduğu vadi de dar gelmeye başladı
Medine’den daha uzak bir yere taşınmak zorunda kaldı
Artık cumadan başka hiç bir namazı cemaatle kılamıyordu
Gün geçtikçe Salebe’nin sürüsü hızla çoğalmaya devam etti
Salebe, artık cuma namazlarına da gelmez olmuştu
Ara sıra yola çıkarak, geçen kervanlardan
Medine’de olup bitenleri öğreniyordu
Bir gün Peygamber s a v Efendimiz:
- Salebe ne yapıyor? diye sordu
Olan biteni anlattılar Bunun üzerine Peygamber s a v Efendimiz:
- Yazık Salebe’ye, yazık Salebe’ye, yazık Salebe’ye, buyurdu
Bu sırada,
“Onların mallarından belirli bir sadaka al,
böylece onları temizlemiş ve nefislerini arındırmış olursun
Onlar için dua et, senin duan onları huzura kavuşturur” (Tevbe, 103)
mealindeki ayetler inerek zekât vermek farz kılındı
Peygamber s a v , Cüheyne ve Süleym kabilelerinden iki kişiye
yazılı bir emirname verip, zekât toplamakla görevlendirdi
Onlara:
- Salebe b Hatip ile Beni Süleym’den falan adama varıp,
zekâtlarını alın, diye emretti
İki sahabi yola çıkıp Salebe’ye vardılar
Peygamber s a v ’in emirnamesini okuyarak, zekât vermesini istediler
Salebe, tahsildarları şu sözlerle karşıladı:
- Bu, cizyeden başka birşey değil Bu, cizyenin kardeşidir
Gidin, işiniz bitince bana tekrar uğrayın Bu arada ben de düşüneyim
Bu cevabı alan tahsildarlar, diğer adama, Süleymî’ye yöneldiler
Süleymî onların geldiğini duyunca,
develerinin en semizini seçerek zekât olarak ayırdı
Tahsildarlar bunu görünce:
- Semiz deveyi vermen gerekli değil,
başka bir deve de verebilirsin, dediler
Süleymî:
- Hayır, zekât için ayırdığım deveyi alın
Ben onu gönül hoşnutluğu ile veriyorum
Onu, siz alasınız diye ayırdım, dedi
Tahsildarlar deveyi aldılar, diğer görevlerini de bitirip geri dönerlerken,
Salebe’ye bir daha uğradılar
Zekâtını vermesini istediler Salebe bu sefer:
- Yanınızdaki yazıyı bir daha gösterin dedi
ve yazıya göz atarken de,
bu cizyenin kardeşidir Siz gidin,
ben ne yapacağıma daha sonra karar vereceğim, dedi
Tahsildarlar Medine’ye döndüler
Peygamber s a v Efendimiz onları görür görmez,
daha kendileriyle konuşmadan, “Yazıklar olsun Salebe’ye!”
buyurdular Süleymî’ye de çokça dua ettiler
Tahsildarlar Peygamber s a v ’e,
Salebe’nin ve Süleymî’nin nasıl davrandığını anlattılar
İşte bu esnada şu ayetler nazil oldu:
“Onlardan kimi, Allah’a şöyle kesin söz vermişlerdi:
‘Eğer Allah bize lütfundan verirse,
biz de mutlaka zekât verip teberruda bulunacak
ve mutlaka iyi insanlardan olacağız ’
Fakat Allah onlara servet verince cimrilik ettiler, onun hakkını vermediler
Allah’a verdikleri sözden dönmeleri ve yalan söylemeyi adet edindikleri için,
Allah da bu işlerinin sonucunu, huzuruna çıkacakları
güne kadar kalblerinde sürecek nifaka çeviriverdi
Bunlar bilmediler mi ki, Allah onların sırlarını da bilir, fısıltılarını da  
Allah bütün gizlilikleri tam tamına bilendir ” (Tevbe, 75-78)
Bu sırada Peygamber s a v Efendimiz’in yanında bulunan Salebe’nin bir akrabası,
inen ayeti duyunca Salebe’ye gidip dedi ki:
- Ey anası ölesice Salebe!
Yüce Allah senin hakkında şöyle şöyle ayet indirdi
Bunu duyan Salebe korkuya kapılarak derhal yola çıktı
Peygamber s a v ’e varıp, zekâtını vermek istediğini söyledi
Peygamber s a v :
- Allah, bana senden zekat almayı yasakladı
İşte senin amelin! Verdiğim emri yerine getirmedin, diye cevap verdi
Bu cevap üzerine, Salebe başına toprak serperek,
dövünerek evine geri döndü
Peygamber s a v ahirete göçünce,
Salebe zekât borcunu Hz Ebu Bekr r a ’a getirdi, fakat şu cevabı aldı:
- Allah Rasulü s a v ’in almadığı zekâtı ben nasıl alabilirim?
Salebe, Hz Ömer r a zamanında da zekâtını vermek istedi
Fakat Hz Ömer r a da aynı cevabı vererek reddetti
Hz Osman r a ’ın hilafeti zamanında ise,
Salebe’nin malının yarısını kurtlar yedi, yarısı hastalıktan öldü
Derken hiç malı kalmadı ve eski halinden daha da
kötü durumlara düştü ve o halde öldü
|