Konu
:
Gıda Kimyası
Yalnız Mesajı Göster
Gıda Kimyası
10-09-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Gıda Kimyası
Gıda Kimyası
01
Giriş
Protein Yunanca proteois kelimesinden gelir
Latince de yaşayan varlıklar için elzem azotlu bileşikleri ifade eder
Proteinler hücrede yalnız ribozomlarda sentezlenirler ve diğer organik bileşikler gibi temel olarak karbon hidrojen ve oksijenden oluşurlar
Bunların dışında en önemli bileşenleri azot ve kükürttür
02
Aminoasitler
Proteinlerin temel yapı taşı aminoasitlerdir
Bugüne kadar belirlenmiş 20 aminoasit bulunmaktadır
Aminoasitler dallanmış yapıda hidrokarbon zincirleridir
Aminoasitler birbirlerine peptid bağlarıyla bağlanarak peptidleri oluştururlar
Peptidler ise proteinleri meydana getirirler
Her canlının kendine özgü bir protein yapısı vardır
Bu durum farklı türlerin protein yapısının farklı yapıda olmasının yanında aynı türün bireyleri arasında da farklılıklar olduğu anlamına gelmektedir
Bitkiler kök ve yapraklarıyla sağladıkları inorganik bileşiklerden kendilerine özgü proteinleri sentezleyebilirlerken hayvansal organizmalar bunu gerçekleştiremezler
Bu nedenle proteinler besin zincirinde aşağıdan yukarıya doğru taşınır
Otobur beslenen canlılar bitki yapısındaki proteini sindirim sistemlerinde aminoasitlerine kadar parçalayarak kendilerine özgü proteinleri sergilerler
Etobur beslenen canlılar ise protein kaynaklarını başka hayvanlardan sağlayarak kendilerine özgü proteinleri sentezlerler
Proteinler kaynaklarına göre farklı aminoasitleri farklı miktarlarda içerirler
İnsan vücudunda yaklaşık 20 farklı aminoasit bulunmaktadır ve 8 tanesi dışında organizma bunların hepsini sentezleyebilir
Sentez karaciğerde bir dizi transaminasyon reaksiyonuyla gerçekleşir ve bu reaksiyonda transaminaz enzimleri ile B6 vitamini görev alır
İnsan vücudunda sentezlenemeyen 8 aminoasit sağlığın korunması ve canlılığın devam edebilmesi için gereklidir ve mutlaka gıdalarla karşılanmalıdır
Bu aminoasitler lizin alaninvalin lösin izolösin metiyonin threonin triptofan ve fenilalanindir
02
01
Aminoasitlerin Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri
Aminoasitlerinin yapısında bulunan amino (-NH2) ve karboksil (-COOH) grupları sulu çözeltilerinin asidik bazik ya da amfoter karakter kazanmalarına neden olur
Aminoasitlerin karboksil grupları bir proton verirken amino grupları bir proton alabilirler
Karboksil grubun verdiği proton amino grubu tarafından alındığında aminoasit çözeltisi amfoter özellik gösterir
Çözeltinin amfoter özellik gösterdiği pH ya izoelektrik nokta denir ve bu nokta her aminoasit için spesifik bir değerdir
Aminoasitler tuz benzeri yapıları nedeniyle kararlı kristal yapıda ve genellikle suda çözünürdürler
Polar karakterleri nedeniyle alkollerdeki çözünürlükleri düşüktür
Hidrofobik yapıda radikal gruplar içeren alanin valin lösin fenilalanin gibi aminoasitlerin sudaki çözünürlüğü sınırlıdır
Aminoasitlerin maksimum UV absorbsiyonunu ve floresans özelliğini farklı dalga boylarında gösterirler
Örneğin fenilalanin maksimum absorbansı 260 nm de gösterirken triptofan 278 nm de gösterir
Glisin dışındaki tüm aminoasitlerin a-karbon atomu asimetriktir yani dört farklı grup bağlanmıştır
Bu da optikçe aktif olmalarına neden olur
Doğal aminoasitler L formunda bulunurlar
D-aminoasitler atipik aminoasitlerdir ve bazı bakterilerin hücre duvarlarıyla antibiyotiklerin yapısında bulunurlar
Polarize ışığı sağa çevirenler ?+ dekstrorotary?sola çevirenler ?- levorotary? olarak bilinirler
Doğal aminoasitlerin çoğu polarize ışığı sağa çevirirler
Şekil
2
Aminoasitlerde izomeri
02
03
Aminoasitlerin Kimyasal Reaksiyonları
Aminoasitler sahip oldukları reaktif grupların özellikleri nedeniyle çeşitli kimyasal reaksiyonlara katılabilirler
Bu özelliklerinden yararlanarak aminoasitleri proteinleri veya kalıntılarının miktarlarını belirlemek mümkündür
1
o-fitaldialdehit ile reaksiyonları: Aminoasitler o-fitaldialdehit ile 2-merkaptoetanol varlığında reaksiyona girdiğinde floresas veren bir ürün meydana gelir
2
Karboksil gruplarının esterifikasyonu: Aminoasitler genellikle asitlerin katalizörlüğünde etil esterler oluştururlar
3
Amino gruplarının alkolle inaktivasyonu: Aminoasitlerin sulu çözeltilerinde amino grubu proton bağlayarak NH3+ a dönüşürler
Ancak ortama alkol ilave edilirse amino grupları inaktive edilmiş olur
4
Formol titrasyonu: Aminoasitler nötral veya hafif alkali çözeltilerde formaldehitle muamele edilirlerse formol serbest amino gruplarıyla birleşir
Böylece aminoasitin mono ya da dimetiol türevleri ya da schiff bazı oluşur
Bu da ortamda sadece karboksil gruplarının kalmasını sağlar
Aminoasitlerdeki karboksil grupları bu reaksiyon sonrasında yapılan titrasyonla belirlenir
5
Ninhidrin reaksiyonu: Bu reaksiyon çok düşük miktarlardaki aminoasitleri belirlemede kullanılır
Aminoasitler ninhidrin gibi güçlü oksidatif ajanlarla ısıtıldıklarında mavi renkli bir ürün oluştururlar
6
Floreskamin ile reaksiyon: Bu reaksiyon nicel olarak aminoasitlerin peptid ve proteinlerin belirlenmesinde kullanılır
Bu bileşikler floreskaminle reaksiyona girdiğinde güçlü floresans özellik gösteren bir bileşik oluşur
7
Isıl işlemle aminoasitlerin bozulma reaksiyonları: Proteinler pişirme işlemleri sırasında bir dizi bozulma reaksiyonuna uğrarlar
Bozulması sırasında oluşacak ürünlerin çeşidi ve miktarı aminoasit cinsine uygulanan sıcaklığın şiddetine ve uygulama süresine göre değişir
8
Nitröz asit reaksyonu: Aminoasitler nitröz asitle reaksiyona girdiğinde her bir amino grubu için bir molekül azot oluşur
Açığa çıkan azot miktarından aminoasit miktarı tespit edilir
9
Tuz oluşturma: Cu+2 Co+2 Fe+2 gibi ağır metaller aminoasitlerin karboksil amino ve sülfidril gruplarıyla tuz oluştururlar
Aminoasitlerin saf olarak elde edilmesi amacıyla bu reaksiyondan yararlanılır
03
Proteinler
Bir aminoasidin karboksil grubu başka bir aminoasidin amino grubuyla bir mol su açığa çıkararak birleşirler ve peppdid zinciri oluştururlar
Peptidler peptid zincirinde yer alan aminoasit sayısına göre mono di tri gibi ön ekler verilerek isimlendirilirler
Genel bir kural olarak yapısında 10 kadar aminoasit içeren peptid zincirleri oligopeptid daha uzun zincirli peptidler ise polipeptid olarak adlandırılırlar
1
Proteinlerde primer yapı: Peptid bağlarıyla bağlanmış ve düz zincir yapıdaki proteinlerin hepsi primer yapıdadır ve L- konfigürasyonunda bulunurlar
Primer yapı belirlenirken aminoasit skalıntı sayısı ve aminoasitlerin sıralanış şekilleri belirlenir
2
Proteinlerde sekonder yapı: Peptid zinciri üzerinde belirli bölgeler yan zincirlerle ve/veya kendi üzerine katlanarak bağlar oluştururlar
Polipeptid zincirindeki bu katlanmalar periyodik olarak tüm zincir boyunca yinelenir
İki elektronegatif atom arasındaki hidrojen bağı polipeptid zincirinde heliksel yapı oluşmasına neden olur
Sekonder proteinler heliksel yapıda ya da plakalı yapıda olabilir
Heliksel proteinler a-heliks 310-heliks ve p-heliks yapıdadır
Bu yapılara kararlılık kazandıran aynı polipeptid zinciri üzerinde kurulan H köprüleridir ve en stabil yapı göstereni a-heliks proteinlerdir
a-heliks proteinlerin çoğunda heliksin bir yüzü hidrofobik iken diğer yüzü ve yan zincirler hidrofilik kalıntılarla bağlanmıştır
Plakalı protein yapısı heliksel yapıdan farklı olarak pili benzeri yapı oluşturacak şekilde katlanmalar gösterir
Plakalı yapılarda hidrojen köprüleri farklı polipeptid zincirleri arasında kurulur
Bazı proteinler kollajen heliksi oluşturur
Bu üçlü bir sarmaldır
Kollajen proteinler yüksek elastikiyetlerini bu yapı sayesinde kazanırlar
Bu yapının kararlılığı çok sayıda hidrojen bağı içermesinden kaynaklanır
İki paralel polipeptid zinciri seconder yapı oluşturduğunda zincirlerin birbirine yaklaştığı yerlerde kükürtlü aminoasitlerin aracılığıyla disülfit bağları oluşur
Kovalent yapıdaki bu bağlar son derece kararlıdır ve bu nedenle yapıya kararlılık kazandırır
Bu nedenle sekonder yapı denatürasyon koşullarında parçalanmaz
3
Proteinlerde tersiyer yapı: Proteinlerde tersiyer yapı hidrojen bağlarının yanında van der Walls bağları polar bağlar sülfidril bağlar iyonik bağlar gibi kovalent ve non-kovalent bağlar aracılığıyla oluşur
Bu yapıda çok sayıda farklı bağlarla oluştuğundan seconder proteinlere göre daha fazla katlanmalar meydana gelir
Globuler proteinler proteinlerin tersiyer yapısına örnek teşkil ederler
4
Proteinlerde kuarterner yapı: Bazı proteinler tersiyer yapıda oluşan bağlarla bir araya gelmiş çok sayıda polipeptid zincirinden oluşur
Hemoglobin ve miyoglobin bu yapıdadırlar
03
01
Proteinlerin Sınıflandırılması
Proteinleri değişik özelliklerini dikkate alarak farklı şekillerde sınıflandırmak mümkündür
İlk sınıflandırma sistemi protein yapısında aminoasitlerin dışında başka bileşiklerin olup olmadığına göre bir gruplandırma yapar
Yalnızca aminoasitlerden meydana gelen proteinlere homoproteinler (basit proteinler) denirken heteroproteinler prostetik grup olarak adlandırılan bir grup bileşiği daha içerirler
Lipoproteinler glikoproteinler hemoproteinler heteroprotein grubuna dahil iken albuminler globulinler prolaminler homoprotein grununa dahildir
Kimyasal yapıları ve çözünürlükleri dikkate alındığında proteinler iki gruba ayrılırlar
· Fibröz proteinler
· Globüler proteinler
Fibröz proteinler düz bir zincir üstünde sıralanmış polipeptidlerin ya da bu polipeptidlerin birbirlerine paralel uzanarak meydana getirdikleri yapılardır
Suda çözünmezler
Deritırnak saç kıkırdak boynuz benzeri yapılar bu tür proteinlerden oluşur
1
Kollajenler: Glisin prolin hidroksiprolin ve arjinin içerirler
Soğuk suda çözünmezler
Ancak seyreltik asit ve baz çözeltilerinde ya da suda kaynatılırlarsa çözünürler
2
Keratin fibrin miyosin elastin ve epidermin: asit ve bazik çözeltilerde çözünürlükleri azdır
Suda çözünmezler ya da çok az çözünürler
Fibrin kanın pıhtılaşmasında görev alır
Miyosin kas hücrelerinde bulunur
Elastin elastik bağ dokularda bulunur
Bir çeşit kollajen olsa da diğer kollajenler gibi ısıtıldıklarında jelleşmezler
Epidermin deridekeratin saç tırnak boynuz yapısında bulunur
Globüler proteinlerde düz zincir yapısı kendine özgü kıvrılmalar meydana getirir
Bu nedenle üç boyutlu bir yapıları vardır
Hemen hemen tamamı sulu ortamlarda çözünürler
Enzimler hormonlar antikorlar albuminler bu gruba dahidir
1
Albuminler: Suda ve seyreltik asit çözeltilerinde kolayca çözünürler ve yüksek sıcaklıklarda koagüle olurlar
Amonyum sülfatla doyurulmuş çözeltilerinde çökelirler
Bazıları toksik özellik gösterir
Kükürlü aminoasitlerce zengindirler ancak glisin içermezler
Yumurta beyazındaki ovalbumin buğdaydaki löykozin sütteki laktalbumin bu gruptadır
2
Globulinler: Seyreltik amonyumsülfat ve tuz çözeltilerinde çözünürler
Amonyum sülfatla yarı yarıya doyurulduğunda çökelirler
Albuminlerle oluşturdukları karışımlardan bu yolla ayrılırlar
Isıtıldıkalrında koagüle olurlar
Yumurta sarısındaki ovoglobulin sütteki laktoglobullin bu gruba girer
3
Glutelinler: Yüksek sıcaklıklarda kuagüle olurlar ve suda çözünmezler
Hububatlar için önemli bir proteindir
Gliadinlerle birlikte bulunurlar
Ekmek kalitesi açısından önemlidirler
Buğdayda glutenin arpada hordenin mısırda zeanin bu gruba örnek teşkil eder
4
Prolaminler: %50-90 lık alkol çözeltilerinde çözünebilirlerken safa alkolde ve suda çözünemezler
Genellikler tohumlarda bulunurlar
Yapılarında lizin bulunmaz histidin ve arjinin açısından fakirdirler
Lizin ve triptofan içeren glutelinler birlikte bulunmaları birbirlerini tamamlamalarını sağlar
Yine de düşük biyolojik yararlılık gösterirler
Buğdaydaki gliadin darıdaki kafirin arpadaki horderin ve mısırdaki zein bu gruptadır
5
Protaminler: 15-21 peptidten oluşan kuvvetli bazik bir proteindir
Kükürtlü aminoasit içermezler
Pek çok proteinin aksine ısıtıldıklarında koagüle olmazlar
Seyreltik asit ve baz çözeltilerinse ve suda çözünürler
6
Histonlar: Hücre çekirdeğindeki nükleoproteinler bu yapıdadır
Suda çözünürler ve ısıtıldıklarında protaminler gibi koagüle olmazlar
Aktin miyosin ve fibrinojen gibi bazı proteinlerde hem fibröz hem de globuler yapıdadır
Şu ana kadar genel özellikleri kısaca anlatılan proteinler aynı zamanda basit protein sınıfına dahildir
Bazı proteinler prostetik grup adı verilen ve protein yapısında olmayan bileşiklere bağlanırlar
Bileşik proteinler olarak adlandırılan bu proteinleri şu şekilde sınıflandırmak mümkündür
1
Fosfoproteinler: Bu gruptaki proteinlerin prostetik grubu fosforik asittir
Serin ve treonin fosforik asitle bağlandığında protein asidik karakter kazanır
Fosfoproteinler suda neredeyse hiç çözünmezler
Nötral koşullarda ısıtıldıklarında koagüle olmazlar ancak asidik pH da ısıtıldıklarında koagülasyon gözlenir
Sütteki kazein kinazlar ve fosforilazlar bu gruptadır
2
Lipoproteinler: Proteinlerin lipidlerle kompleks yapılardır
Hücre zarında kanda ve yumurta sarısında bulunurlar
3
Proteolipidler: Lipoproteinlere benzer bir yapıları vardır
Çözünürlükleri lipoproteinlerin aksine lipidlerin özelliklerine yakındır
Miyelin ve lipovitelenin bu gruba örnek verilebilir
4
Glikoproteinler ve Mukoproteinler: Amino şekerler hekzuranik asitler ve silialik asit gibi karbohidratlar kovalent bağlarla basit proteinlere bağlanarak glikoproteinleri oluşturur
Mukoproteinler ve glikoproteinler birbirlerinde içerdikleri heksozamin (amino şeker) miktarıyla ayrılırlar
Buna göre mukoproteinler % 4 den az amino şeker içerirken mukoproteinlerde amino şeker oranı %4 den fazladır
Yapışkan vücut sıvılarında deride idrarda tükürükte vb
yerlerde bulunurlar
5
Nükleoproteinler: Bu proteinlerde prostetik grup RNA ya da DNA dır
Diğer bileşen bazik bir basit proteindir ama fazla miktarda fosfat içerdiklerinde asidik özellik gösterirler
6
Kromoproteinler: Prostetik grup Fe Mg gibi bir metal içeren bir pigmenttir
Bu pigmentler porfirin yapıdadır
Hemoglobin miyoglobin sitokrmlar katalazlar sitokrom oksidazlar ve peroksidazlar bu grup proteinlerdir
7
Metaloproteinler
Bu grupta prostetik grup metallerdir
İşlevlerine göre sınıflandırıldıklarında proteinler üçe ayrılırlar
Yapısal proteinler biyolojik aktivite gösterenler gıda proteinleri
Keratin kollajen elastin gibi proteinler saçderi iç organlar gibi yapıları oluştururlar
Biyolojik aktivite gösteren proteinler enzimlerhormonlardır ve toksinlerdir
Biyolojik sistemlerde sentezlenen bütün proteinler gıda proteini olarak kullanılabildiğinden tüm gruplardaki proteinler bu grupta yer alırlar
03
02
Protein Denatürasyonu
Proteinlerin sekonder ve tersiyer yapısını oluşturan bağlar bazı koşullarda parçalanarak üç boyutlu yapının bozulmasına neden olur
Denatürasyon sırasında kovalent bağlar korunurlar ancak disülfit bağları kırılarak çok sayoda sülfidril grubu açığa çıkarırlar
Proteinlerin denatürasyonunu tetikleyen etmenler ısıl işlemler radyasyon çeşitli kimyasallar asidik bazik çözeltiler konsantre tuz çözeltileridir
Protein denatürasyonu sonucunda:
· Proteazların protein yapısı üzerine etkisi azalır
· Viskozite artar
· Çözünürlük azalır
· Enzimler ve toksinler aktivitelerini kaybederler
· Su bağlama kapasitesi azalır
· Rotasyon ve difüzyon stabilitesi değişir
· Protein kristalizasyonu önlenir
Disülfit bağlarının kırıldığı ve konformasyon değişikliklerinin olduğu denatürasyonlar tersinmezdir
Proteinler kuru ortamlarda ısıl denatürasyona daha dirençlidirler
Ortamda suyun bulunması denatürasyonu kolaylaştırır ve sıcaklıktaki her 10 °C lik artış denatürasyon hızını iki katına çıkarır
Bazı proteinler soğuk uygulamalarında aktivitelerini kaybederler
Dondurulduklarında agregasyona ya da presipitasyona uğrayan proteinler çözünürlüklerini kaybederler ancak bu geri dönüşümlü bir durumdur
Lipazlar ve oksidazlar yalnız ısıl işlemlere değil aynı zamanda soğuk uygulamalarına karşı da dayanıklıdırlar
Parçalama yoğurma çırpma gibi mekanik işlemlerde proteinler hava-sıvı yüzeyi arasına hapsolurlar ve buradaki enerji kitle fazın enerjisinden fazla olması proteinlerde konformasyonel değişime neden olur
Esnek olan proteinler diğerlerine göre daha kolay denatüre olurlar
Bazı proteinler 50 kPa lın üzerindeki basınç uygulamalarında denatüre olurlar
Aromatik grup içeren proteinler ultraviyole ışınların bu grup tarafından absorbe edilmesi nedeniyle denatüre olabilirler
Absorbe olan UV ışınları disülfit bağlarının kırılmasına neden olurken konformasyonel değişiklikler de meydana gelir
(Proteinlerin denaturasyonu)
Proteinler jel oluşturabilirler: Proteinler belirli koşullarda sol halden jel hale geçreler
Jelleşmede ortam sıcaklığı divalent iyonlar ya da bazı enzimler etkili olabilirler
Protein denatüre olduktan sonra ağ benzeri bir yapı oluşturur
Soğutulduklarında bu yapı bir miktar da suyu yapısında tutarak jel benzeri bir yapı oluşturur
Proteinlerin jel oluşturma mekanizması tam olarak bilinmemekle birlikte bu özellikleri gıda sanayiinde su tutma kapasitesini artırmak köpük stabilizasyonu kalınlaştırma gibi proseslerde yaygın olarak kullanılmaktadır
Proteinler yapı oluşturma özelliğine sahiptiler: Bir çok bitkisel ve hayvansal protein gıda sanayiinde yapının geliştirilmesi amacıyla kullanılırlar
Bu yapısal özellikler çiğnenebilrliksu tutma kapasitesi yumuşaklık serlik gibi sıralanabilir
Bazı proteinler hamur oluşturma özelliğine sahiptir: Buğday endosperminde bulunan gluten hamur oluşumu sırasında karakteristik bir yapı oluşturur
Un suyla karıştırıldığında gluten proteinleri bellibir diziliş sergiler ve çapraz disülfit bağları meydana gelir
Bu çapraz bağlanma üç boyutlu viskoelastik bir yapının oluşmasına neden olur
bu ağ yapı nişasta ve diğer komponentleri yapısında hapseder
Ekmek ve diğer fırıncılık ürünlerinin pişirilmesi sırasında son ürünün hacmi ve diğer fiziksel özelliklerinden bu ağ yapı sorumludur
Proteinler yüzey aktif bileşiklerdir: Proteinler disper sistemlerde iki yüzey arasında yüksek viskoelastik özellik gösteren bir film oluştururlar
Bu film gıdalara mekanik direnç kazandırır
Bu nedenle proteinlerle stabilize edilmiş köpük ve emülsiyonlar başka ajanların kullanıldığı sistemlere göre daha stabildir
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul