Konu
:
Gizemli Ada/Paskalya Adası
Yalnız Mesajı Göster
Gizemli Ada/Paskalya Adası
10-09-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Gizemli Ada/Paskalya Adası
araştırmacıların yüzyıllardır süren çalışmalarına rağmen sırlarını saklamaya devam ediyor
Adanın tarihi ve barındırdığı medeniyetler hakkında çok sayıda teori ortaya atılıyor
Ancak
kıyı şeridi dev antik heykellerle kaplı adanın on bin yıl öncesine uzanan karanlık tarihi hala aydınlanmış değil
Eski çağlarda “Dünyanın Merkezi” olarak adlandırılan ve antik uygarlıkların nasıl yok olduğuna ait sırlar barındıran adanın gizemi çözülemeyecek gibi görünüyor
Paskalya Adası
bugün üzerinde ağaç kalmamış volkanik bir kara parçası
Tahitili denizcilerin 1860’lı yıllarda Rapa Nui adını verdikleri ada
Şili kıyılarından 3 bin 600 km açıkta bulunuyor
Bu özelliğiyle
dünyanın karaya en uzak noktası unvanına sahip
Paskalya Adası’nın gövdesini 507 metre uzunluğundaki Terevaka yanardağı oluşturuyor
Doğusundaki Poike ve güneyindeki Rano Kau yanardağlarıyla üçgen şeklini alan ada
okyanus tabanından yükselen 3000 metre yüksekliğindeki bir yanardağdan farksız
Paskalya bayramı arifesine denk gelen 5 Mayıs 1722’de
Hollandalı denizci Jacob Roggeveen Paskalya Adası’na ayak basan ilk Avrupalı oldu
Ada modern günümüzdeki ismini böyle aldı
Roggeveen ve denizcileri
dört bir yanı dev insan heykelleriyle dolu adada yaşayan yerlilerin neredeyse çıplak olduğunu gördü
Akıllarına gelen ilk şey
yüzlerce heykeli bu ilkel insanların yapmış ve kıyıya dizmesinin imkansız olduğuydu
GİZEMLİ HEYKELLERİN ÖYKÜSÜ
Norveçli kaşif Thor Heyerdahl
1950’lerde Paskalya Adası’nda Güney Amerikalı yerlilerin yaşamış olduğu iddiasını ortaya attı
Ancak
adada bulunan kemikler üzerinde yapılan DNA analizleri
halkın Pasifik Okyanusu’ndaki adalardan gelen Polinezyalılara ait olduğunu gösterdi
Bir mezarda yapılan karbon testi ise adaya ilk olarak 318 yılında ayak basıldığını ortaya koydu
O yıllarda
Paskalya Adası’nın çok sayıda kuşun yaşadığı gür ormanlara ve verimli topraklara sahip olduğuna inanılıyor
Gıda kaynaklarının bol olduğu adanın nüfusu artınca
halk kendine özgü din ve sanat kültürünü oluşturdu
Adanın temel kültürü moai heykelleriydi
Bu heykeller
adanın çevresini yaklaşık 1
5 km aralıklarla çeviren “ahu” adındaki taş platformlara dikildi
İlk zamanlarda
adanın çevresini saran yaklaşık 250 ahu üzerinde 288 moai bulunuyordu
Ayrıca
600 moai adanın dört bir yanına dağılmış bir halde tamamlanmadan bırakıldı
Ortalama bir moai’nin 4
5 metre uzunluğunda ve 14 ton ağırlığında olduğu düşünüldüğünde
bu heykelleri kıyı şeridine çekebilmek için 50 ile 150 kişinin çalışması ve çok sayıda ağaç gövdesi kullanılması gerekiyordu
ADA MEDENİYETİNİN SONU
Tamamlanmadan bırakılan 600 moai
Paskalya Adası’ndaki medeniyetin nasıl sona erdiğini gösteren en önemli ipucu oldu
Araştırmacı Jared Diamond’a göre
Paskalya Adası’na ilk ayak basan insanlar
yüzyıllar sonra adanın kaynaklarını tüketme noktasına getirdi
15’inci yüzyılın başından itibaren adadaki ormanlar yok oldu
verimli topraklar erozyona uğradı
ırmaklar kurudu ve kuşlar adayı terk etti
Tarımın çökmesi
balıkçıların tekne yapacak ağaç bulamaması ve vahşi hayvanların telef olması
ilk önce kıtlığın
ardından yamyamlığın ortaya çıkmasına neden oldu
Sonuç olarak Paskalya Adası toplumunu bir arada tutan liderler ve dini sınıf aç kalan halkın üzerindeki kontrolünü yitirdi
17 ve 18’inci yüzyıllarda yaşanan klan savaşları ada nüfusunu iyice azalttı
moai’ler hasar gördü
Son olarak
Avrupalıların suçiçeği ve dizanteri getirdiği adada
halk hastalıklardan öldü
bir kısmı öldürüldü
diğerleri ise köle edildi ve medeniyet çöktü
“
CENNETE BAKAN GÖZLER”
Ortodoks arkeologlar
Paskalya Adası’na ilk kez denizde kaybolan Polinezyalıların 318 yılında ayak bastığını kabul etti
Ancak gizemli ada üzerinde yapılan araştırma sayısı arttıkça
yeni teoriler ortaya atıldı
Bunlardan bir tanesi
Paskalya Adası’nın çok daha büyük bir toprak parçasının geride kalan kısmı olduğu ve binlerce yıl öncesine uzanan bir tarih sakladığı
Üç araştırmacı
Graham Hancock
Colin Wilson ve Rand Flem-Ath
Paskalya Adası’nın Dünya’da kutsal bir coğrafyayı temsil ettiğini öne sürdü
Onlara göre
gizemli adanın tarihi eski çağlarda yaşanan büyük sel felaketlerinin öncesine rastlıyor
Hancock
“12 bin yıl önce buzullar henüz erimemişken
okyanuslardaki su seviyesinin 100 metre daha alçak olduğunu ve Pasifik bölgesinde And Dağları kadar uzun adalar zinciri bulunduğunu” iddia etti
Hancock ve meslektaşlarına göre
Paskalya Adası aslında büyük kısmı sular altında kalmış bir kara parçasının tepesi
HANCOCK'UN ELİNDEN KUTSAL YERLERİN MATEMATİKSEL KONUM HESAPLARI
Rapa Nui isminin yanı sıra
Paskalya Adası’nın antik isimlerinden biri “Te-Pito-O-Te-Henua”
Anlamı
“Dünyanın Merkezi”
Bir diğer ismi de “Mata-Ki-Te-Rani”
yani “Cennete Bakan Gözler”
Bazıları
günümüz araştırmacıların göz ardı ettiği mitolojik bilgiler dikkate alındığında
Paskalya Adası’nın binlerce yıl önce var olan ve gözlemevleriyle gökyüzünü araştıran antik bir uygarlığa ev sahipliği yaptığını öne sürüyor
Hancock
“Cennetin Aynası” adlı kitabında
Paskalya Adası’nın büyük tufanlardan önce yaşamış bir uygarlığın evi olduğunu ve çok önemli bir konuma sahip olduğunu belirtti
Bu özel konum
dünyadaki kutsal yerlerin matematiksel yerlerini mükemmel bir şekilde gösteriyordu
ANTİK GÖZLEMEVİ AĞI
teori şuydu: Efsanelerde anlatıldığı gibi M
Ö 13 ve 8’inci yüzyıllar arasında yaşanan sel felaketleri
buzulların erimesinden kaynaklanmadı
Tersine
sayısız uygarlığı yok eden felaketlerin nedeni
kozmik cisimler ve kuyruklu yıldızlardı
Bu felaketler ise şunlardı:
1- Atlantis’in sular altında kalmasına neden olduğu düşünülen sel felaketinin yaşandığı M
Ö 9600’da
kozmik bir cismin Güneş Sistemi’nden geçmesi Dünya’da çok büyük depremlere neden oldu
2- M
Ö 7640 yılında Dünya’ya yedi kuyruklu yıldız çarptı
Çarpmanın etkisiyle hızı saatte 700 km’yi bulan
5-8 km uzunluğunda dalgalar
yanardağ patlamaları ve depremler tüm Dünya’yı sarstı
Sonuç
Yontma Taş Devri’nin öncesine rastlayan bu iki olay
bir zamanlar kıyı bölgelerine kurulu şehirleriyle Pasifik Okyanusu’nda var olmuş bir ada uygarlığını da yok etmiş olabilir
Yani Rapa Nui’yi
bu bilgiler
12 bin yıldan daha eski bir tarihte sel sularıyla yok olduğu düşünülen Mu ve aynı kaderi paylaşan Atlantis’in yanı sıra
her ikisine benzeyen bir diğer önemli medeniyetin daha var olmuş olabileceğini gösteriyor
Birçok antik uygarlık gibi
gökyüzünü anlamaya çalışmak için astronomi alanında çok gelişmiş olduğunu tahmin edebileceğimiz bu uygarlık
Pasifik Okyanusu’nun binlerce metre derinliğinde saklı olabilir
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul