Konu
:
Aile Kurumunda Eğitimin Önemi
Yalnız Mesajı Göster
Aile Kurumunda Eğitimin Önemi
10-09-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
Aile Kurumunda Eğitimin Önemi
AİLE KURUMUNDA EĞİTİMİN ÖNEMİ
AİLEDE EĞİTİM
1
Anne ve Babanın Davranışları:
İnsan ilişkileri içinde en uzun ömürlü ve önemli etkileri olanı hiç kuşkusuz anne-baba ile çocukları arasında olan ilişkilerdir
Bir de çocuğun yetişmesinden başarı ya da başarısızlıklarından yalnızca veya yüzde yüz anne-babayı sorumlu tutmak doğru değildir
Çünkü çocuk yalnızca anne ve babasının aile eğitiminin etkisi altında kalmış olsaydı bir ailedeki tüm çocukların birçok özellikleri yönünden birbirlerinin aynı olmaları gerekirdi
Her çocuk ailenin parçasıdır
Fakat çocuğun yetişmesi ve gelişmesinde okulun ve en geniş anlamda toplumunda sorumlulukları da katkılardan biridir
Bence anne-babaları tarafından gerçekten sevilip sayıldıklarına inana çocuklar davranışlarında daha bağımsız ve kendilerine daha çok güvenen insanlar durumuna gelmektedirler
Çocuğun kişiliği önce ve esaslı olarak anne-babası arasında biçimlenmeye ve renk almaya başlar
Ancak bir çocuğun aile çevresinde kazandığı kötü alışkanlıkları değiştirmek kolay bir iş değildir
Atalarımız öncelikle ilk yıllardaki etkilerin önemini belirtmek için "Ağaç yaşken eğilir" demişlerdir
Yapılan incelemelerde gösterdiği gibi hayatında anne-babasının her yaşta kişiliği üzerinde etkisi olmaktadır
Eğer bu etkiyi derecelendirmek ağırlık ve önem bakımından bazı dönemlere ayırmak gerekirse özellikle doğumdan 5 yada 6
Yaşın sonuna kadar insan hayatındaki önemi çok büyüktür
Bunun nedenleri;
a
Bir çocuğun anne-babası ile bir arada olma süresi ve bu dönemde hayatının diğer dönemleri ile kıyaslanamayacak kadar uzundur
b
Kimi anne-babalar özellikle bu yaşlardaki çocuklar için "daha yaşı küçüktür nasılsa bir şeyler anlamaz" diye düşünebilirler
Bu türlü fikirler anne-babaların çocuklarına karşı davranışlarında birbirlerine olan ilişkilerinde daha az hassas daha az dikkatli olmalarına neden olmakta ve ruh sağlığının bozulmuş uyumsuz bir duruma gelmiş insanların çoğunun hayat hikayelerinin dinlenince bu gibilerinin ruh sağlıklarının bozulmasını sağlayan nedenlerin köklerinin bu yaşlara kadar gelip dayandığı görülmektedir
Bu genel niteliklerden bahsettikten sonra hangi davranışların çocukların üzerinde etkili olduğundan bahsedebiliriz:
I
Anne-Babaların Sorumlulukları: Her anne-babayı bekleyen sorumluluklar vardır
Çocuğun yaşı ilerledikçe anne-babasının taşıyacağı sorumluluklar azalır
Bir kısmı uzar
Kimilerine göre anne-babaların en önemli sorumlulukları: çocuğun yemek içmek giyim kuşam vb
gibi temel ihtiyaçlarını gidermektir
Oysa anne-babaların sorumlulukları bunları aşan çok daha geniş daha başka konuları kapsamaktadır
Çocukların bazı temel ihtiyaçları vardır ki bunların sağlıklı ve dengeli olarak giderilmesindeki sorumlulukların önemli bir kısmı anne-babaları ilgilendirir
Özellikle büyüme ve gelişmenin çok hızlı olduğu okul öncesi çağında ve daha sonraları çocuğun yemesiyle giyimikuşamıyla uykusu dinlenmesi ve oyunuyla ilgilenmesi gereken anne-baba çok küçük yaşlardan başlayarak örneğin cinsel eğitimiyle de ilgilenmek zorundadır
Öte yandan çocukların ruhsal ve toplumsal nitelikleri temel ihtiyaçlarının (güven başarı elde etme sevgi beğenilme birlikte yaşama) giderilmesinde de anne-babalara düşen önemli görevler vardır
Suçluların alkoliklerin hayatına son verenlerin ruh hastalarının kötü yola sapmış kişilerin hayat öykülerini gözden geçirdiğimizde bu insanların bu duruma gelmelerinde anne-babalarının payının büyük olduğu görülmektedir
Çocuk yetiştirmede anneye ve babaya düşen görev ve sorumluluklar ayrıdır
Günün yorucu iş hayatından eve yorgun argın dönen ve bu yüzden de kendini haklı bulan babaların yaşayışları hemen hemen aynıdır
Yemekten sonra günlük gazete ve dergileri gözden geçirmek sonra da yatıp uyumak anneler ve çocuklar tarafından babalarının kendileriyle yeteri kadar ilgilendirmedikleri düşüncesine kapılmasına sebep olur
Babalarından bazı davranışlar beklerler
Örneğin; ev işlerinde hanımlarına yardım etmeleriçocuklara bakmaları gibi
Bir erkeğin baba olarak aile bireylerine karşı yerine getirmekle zorunlu olduğu bazı davranışlar vardır ki durum ne olursa olsun ne kadar yorgun ve meşgul olursa olsun unutulmaması gereken davranışlardır bunlar
Bu davranışlar nelerdir?
a
Aile bireylerinin ihtiyaç duyduğu ilgi ve sevgiyi vermede bir baba olarak bazı görev ve sorumlulukları olduğunu unutmak
b
Çocukların babaları tarafından okşanmak sevilmek istediklerini unutmamak
c
Çocuklar okulda yada sokakta yaptıklarını başarılarını babalarına anlatmak isterler; onları anlayışla karşılamak
Bunları gerçekleştiren babalar hem kendileri dinlenmiş olurlar hem de bu davranışlarıyla çocuklarının gözünde büyür aranan bir baba durumuna gelirler
Tabi bu arada annelerin de bu konuda üzerlerine düşen bir görevi vardır
Para kazanmak ailesini geçindirmek nedeniyle geç saate kadar çalışıp eve yorgun argın gelen babaların içinde bulunduğu durumu çocuklarına anlatmak böylece çocuklarının babalarına karşı daha anlayışlı davranmalarına yardımcı olmak
Babalarının durumunu yakından bilen çocuklarda babasıyla olan ilişkilerinde isteklerinde ölçülü olurlar
Böylece çocuklarda babalarına karşı yanlış birtakım duygu ve düşüncelerin yerleşmesi de önlenmiş olur
Çocuk bakımı ve eğitimi görevini sorumluluğunu bir yüke benzetirsek bu yük karı-koca tarafından birlikte taşındığı zaman ağırlığı pek hissedilmez
Eğer yükün taşınması yalnız bir kişinin omuzlarına bırakılırsa ağırlığı işte o zaman o kişiyi ezer yorar bunaltır
Annenin ailedeki yerine görev ve sorumluluklarına gelince; "Yuvayı yapan dişi kuştur" Sözünden anlaşıldığı üzere anneyi bir evin direği koordinatörü ve rehberi olarak görürüz
Aile içinde herkesin hakkını gözetmede herkesin yeri ve değerini saptamada denge sağlamaya çalışan bir kişi
Para kazanma konusunda ise çocuklar genelde babalarının çalışmalarını normal karşılarlar ama annelerinin zorunlulukla da olsa çalışmalarını istemezler
Bu yüzdendir ki bir anne çalışamaya karar vermeden önce çocuklarının yaşları ruhsal durumlarını dikkate almalı ve neden çalışması gerektiğini anlayacakları dilde onlara anlatmalıdır
II
Sevgi saygı ve sevecenlik: İnsan hayatında çok yüce ve çok anlamlı bir yeri ve değeri olan bu duygular insanda doğuştan mevcut değildir
İnsanoğlu bu duyguları doğduktan sonra yaşayarak görerek öğrenir ve o da bu duyguları başkasına göstermeye uygulamaya başlar
Herhangi bir ihtiyacını karşılamak amacıyla yavrusunu kucağına alan bağrına basan bir anne bu davranışlarıyla sevilmenin sevmenin ilk derslerini vermektedir
Sevilmeyi böylece öğrenmeye ve yavaş yavaş alışmaya başlayan çocuk kısa bir süre sonra da bir besin maddesi gibi sevmeyi sevilmeyi bekler
Diğer bir deyişle sevgi böylece temel bir ihtiyaç durumuna gelir çocuk için
İşte bu noktadan sonra özellikle annelerin artık çok dikkatli olmaları gerekmektedir
Bir annenin çocuğuna gösterdiği sevginin ölçüsünde yanlış bir istikamete yönelmesi hem ileride çocuğuyla olan ilişkilerinde içinden çıkılmaz bir duruma sokabilir Hem de az sonra belirteceğim nedenler yüzünden çocuğun kişiliğinin etkilenmesine yol açabilir
Hayatın ilk yıllarında çocuk annesinin sürekli bakımına muhtaçtır bu yüzden annesi ile çocuk arasında çok yakın bir bağlılık başlar
İşte tam bu sırada annenin çocuğuna göstereceği ilgi sevgi ve koruma gibi davranışların ölçüsünde bir anormallik bir dengesizlik gelişebilir
Örneğin bir bitkinin gelişip büyümesinde suya havaya güneşe ve gübreye ihtiyaç vardır
Bu ihtiyaçları ancak belli ölçüler içinde alabilen bitkiler sağlıklı olarak büyüyebilirler
Gelişimi sırasında ihtiyaçtan fazla verilen su bir fidanın çürümesine neden olabilir susuzluk ise kurutabilir fidanı
Sevgi ve sevecenliğinde insan hayatında buna benzer etkisi vardır
Dengesi yada ölçüsü bozuk bir sevgi ve sevecenlik duygusu hangi yönde gelişirse gelişsin çocuğun eğitimi üzerinde daima kötü ve olumsuz etkiler yapar
Bu duyguların sunuluşunda doyuruluşunda azlık yada çokluk bakınız çocuğun kişiliği üzerinde nasıl etkilerde bulunur
a
Aşırı Sevgi: Örneğin önce aşırı derecede sevilerek yetiştirilmekte olan bir çocuğu ele alalım
Anne-babası tarafından her zaman okşanmaya el üstünde tutulmaya her isteği yerine getirilmeye övülmeye alıştırılmış olan çocukla anne-babası arasında son derece yakın bir bağlılık meydana gelir
Bu bağlılık önce çocuğun gelişmesini ve olgunlaşmasını önler ve geciktirir
Yaşının ilerlemesine karşın çocuğun çocuk kalmasına neden olur
Bunun yanı sıra çocuk aynı sevgiyi diğer insanlardan bekler
Bunu bulamayınca da büyük düş kırıklığına uğrar
İnsanların onu sevmediği ona değer vermediği gibi yanlış düşüncelere kapılabilir
Bunun sonucu olarak çevresindeki insanlara düşman kesilir yada insanlara karşı düşmanca duygular besler
Annesi babası tarafından aşırı derecede sevilen çocukların gereksiz yere sık sık öpüldüğü okşandığı zaman zaman da anne-babasının yatağına yatırıldığı görülmektedir
Bu türlü davranışlar çocuğun cinsel hayatı üzerinde çok olumsuz etkilerde bulunur
Böyle yetiştirilen çocuklar yetişkinlik yıllarında bile bu bağlılığın etkisinden kendilerini kolay kolay kurtaramazlar
Cinsel hayatlarında bu yüzden oluşan bazı durumlar sapıklık ya da anormallikler ömürleri boyunca bu gibileri huzursuz ve uyumsuz yapar
Acaba hangi çocukların aşırı derecede sevilmesi ya da korunması ihtimali vardır
Yapılan incelemelere göre anne-babaları tarafından aşırı derecede sevilmeleri yada korunmaları ihtimali bulunana çocuklar şunlardır: Tek çocuklar ailenin en küçük çocukları anne-babanın yaşlılık çağlarında dünyaya getirdikleri çocuklar çok güzel çocuklar uzun yıllar bekleyişlerden sonra dünyaya gelen çocuklar
Bir evin bir kız yada bir oğlu olan çocuklar nineler ve dedeler tarafından özel bir sevgiyle sevilen çocuklar
vb
Freud'a göre; çocukları aşırı derecede sevmek korumak gibi davranışlar nevrotik ana-babalarda (yani kaygılıkuruntulu kuşkulu) daha çok görülmektedir
Bir kısmını sıraladığımız bu ve benzeri nedenleri bilen ana-babalar böyle durumlarda biraz uyanık ve tedbirli olurlarsa çocuklarını gelecekte beklediğini söylediğimiz düş kırıklıklarından ve tehlikelerden korumuş olurlar
b
Sevgi Azlığı: Şimdi birazda konunun öbür yüzüne bakalım:Yani sevgi yokluğu sevgi azlığı konusu
Hiçbir anne-baba kendisine katı yürekli denmesini istemez
Ne var kizaman zaman elde olmayan nedenler yüzünden de çocuklarımıza böyle davrandığımız çok katı çok sert çıkışlar yaptığımızda bir gerçektir
Çocuklarımızın beğenmediğimiz davranışları karşısında sert çıkışlar yaparız bağırıp çağırırız
"Artık sen bizim çocuğumuz değilsin sevmiyoruz seni
" gibi bir bakıma doğru olmayan çıkışlardır bunlar
Oysa bir çocuk için cezaların en büyüğü onun gözünde çok büyük anlam ve değer taşıyan annesinin ya da babasının sevgisini yitirmektir
Bu gibi davranışlara sık sık başvuran anne-babaların çocuklarında büyük bir güvensizlik duygusu çekingenlik ve korku durumu görülür
Yalnız kendine değil anne-babasına karşı olan güveni de azalır çocuğun
Kötü beğenilmeyen davranışlar karşısında çocuğa gelişi güzel söylenmiş olan "Artık seni sevmiyorum" gibi sözleri çocuk ciddiye alır
Çocuk çok yıkıcı ve derin izler bırakan etkileri olur bu gibi sözlerin
Oysa herkes bilir ki; sevilmeyen beğenilmeyen çocuğun kendisi değil davranışlarıdır
Ne var ki çocuk aradaki farkı anlayamazkavrayamaz
Gelişi güzel söylenmiş sözler ya da bu konudaki kusurlu davranışlar çocukta; "Artık annem babam beni sevmiyorlar" gibi yersiz bir takım duygu ve düşüncelerin gelişmesine yol açabilir
Yalnızca kötü davranışları üzerinde durulduğunu azarlandığını sevilmediğini; iyi davranışlarına ise hiç ilgi gösterilmediğini gören çocuklarda yanlış birtakım kanılar da doğabilir
Bu gibi çocuklar büyüklerine karşı küskünlük duyarlar içlerine dönerler kendilerine karşı güvenleri azalır
Suç işleyenlerin ruh sağlığı ciddi olarak bozulmuş kimselerin uyumsuz davranışlar gösteren kimselerin çoğunluğunu özellikle anne-baba sevgisinden yoksun olarak yetişmiş insanlar oluşturmaktadır
Anne-babanın dışarıda çalışması sonucunda ilgisiz ve sahipsiz kalan çocukların akrabandan sevilmeyen birine benzeyen çocukların bazen sakat özürlü sakat zekaca geri çirkin yada istenmeden dünyaya gelen çocukların sevilmemeleri ihtimali çok kuvvetlidir
Bu arada zekaca düşük düzeyde olan kimi ailelerin zekaca üstün durumda olan çocukları sevmedikleri de görülebilir
Annenin özellikle çok küçük yaşlarda çocuğuna göstereceği yakınlık ve sevginin derecesi çok önemlidir
Eğer bu sevgi ve ilgi duygusal yönden doyurucu nitelikteyse çocuğunda diğer insanlara karşı aşağı yukarı aynı tepkide bulunması ihtimali çoktur
Eğer çocuk ailesinden bu duyguları yeterince almamışsa bir insan için çok önemli olan bu temel ihtiyaçları kadar giderilmemişse çocuğun ileride insanları sevmeyen onlardan uzak duran soğuk bir duruma gelmesi beklenebilir
Sevginin kişi hayatındaki yerini ve önemini açıklarken saygı kavramının da bu duygunun içinde bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir
Öteden beri süregelen yanlış anlayışa göre saygı yalnızca yaş ve makam yönünde bizden daha üst durumda olanlara gösterilmesi gereken bir duygu bir davranış biçimidir
Oysa saygı: küçük büyük farkı gözetmeksizin; karşımızdaki ne ve kim olursa olsun onun her şeyden önce en az bizim gibi ve bizim kadar bir insan olduğunu kabul ederek herkese vermemiz gereken bir değerin belirtisidir
Çocuklarımızı adam yerine koymak onlara gerçekten insan gibi davranmak onların görüş ve düşüncelerine önem vermek değer vermek? İşte tüm bu davranışların toplamı çocuklarımıza duyduğumuz saygının ölçüsünü ortaya koyar
Bu anlayışa göre bu hava içinde yetişen çocuklarda aynı davranışları başkalarına gösteren kimseler durumuna gelir
III
Anne ve babaların Disiplin Anlayışı:
Disiplin: Bir çocuğun kendi istek ve ihtiyaçlarıyla çevresinden gelen istekleri bağdaştırmasına yardım etmek için planlanmış bir etki biçimidir
Fakat bu konu kimine göre "çocuğa nasıl davranması gerektiğini öğretmek
" Kimine göre "çocuğu cezalandırmak" kimine göreyse "çocuğa itaat etmesini öğretmektir
" Demektir
Disiplin konusunda başlıca üç görüş vardır
Bunlardan birincisi çocuğun hemen hemen her davranışını yasaklayan engelleyen katı sert ve özgürlük tanımayan otoriter disiplin anlayışıikincisi ise bu anlayışa tamamen aksi ve çocuğun hemen hemen her davranışına göz yuman aşırı özgürlük tanıyan hoşgörülü disiplin yolu
Üçüncüsü ise bu iki görüşün karışımı olan çocuğun gelişim ve büyüme dönemlerinin özelliklerini göz önünde bulundururlar zaman zaman davranışların hoşgörüyle karşılanması gerektiğin kabul eden demokratik disiplin yoludur
Eğitimciler bu disiplin anlayışı için (en güzel fakat uygulanması da o derece güç bir yol) demektedirler
Hemen söylemeliyim ki aşırı baskı yasaklamalar ve engellemelere dayanan disiplin anlayışı bunun tamamen tersi aşırı özgülüğe sınırsız özgürlük ve hoşgörüye dayanan disiplin anlayışı çocuğun eğitimi ve kişiliği ve eğitimi üzerendi aynı olumsuz etkilerde bulunmaktadır
Bu tip disiplin anlayışlarına göre yetiştirilen çocuklar şaşkın ürkek çekingen ne yapacağını bilemeyen güçsüz kişilikli kimseler durumuna gelmektedir
Çocuğun bir şey yapması yada yapmaması istenirken ona daima nedeni anlatılmalı açıklanmalıdır
Çocuğun eğitiminden sorumlu kimseler arasında disiplin anlayışı yönünden birbirinden farklı görüşlerin bulunması da çocuğu şaşırtır
Öyle davranışlar vardır ki bunlar bu davranışları değerlendirenin görüşüne göre değişir
Birine göre normal ve doğru sayılan bir davranışın öbürüne göre anormal sayılması birinin hoşgördüğü bir davranışı öbürünün yasaklaması beğenmemesi gibi durumlar çocuğu şaşkına çevirir
Anne babanın dengesiz davranışlarının da disiplin üzerinde çok derin olumsuz etkileri vardır
Çocuğu bir dakika önce öper sever yada başının üstüne çıkarırken bir dakika sonra yaptığı bir kusurlu davranış yüzünden azarlamak cezalandırmak? Kızılması gereken bir davranış karşısında köpürmek bağırmak çağırmak kızılacak bir davranışı ise hoş görmek bağışlamak? Bu gibi dengesiz davranışlar da çocuğu şaşırtır
Anne babasına karşı olan saygının azalmasına güvenin yok olmasına neden olabilir
Disiplin konusunda son olarak diyebiliriz ki çocuğa her zaman her yerde kendi kendini denetim altına alabilme gücünü ve alışkanlığını vermeye kazandırmaya çalışmalıyız
Davranışlarını bir başkasını sevindirmek bir başkasının gözüne girmek yada birinden korktuğu çekindiği için değil doğruluğuna öyle yapılması gerektiğine inandığı için ayarlamak
Bu alışkanlığı kazanmış bir kişi her zaman ve her yerde aynı biçimde davranır
Böyle bir insandavranışlarını ayarlarken daima önce kendisini düşünür
Kendi kendine hesap vererek davranışlarını buna göre bir yön ve biçim vermeye çalışır
a
Aşırı baskı ve disiplin anlayışı: Aşırı baskı ve sıkı disiplinin çocuğun kişiliğini hiçe sayan bir davranış biçimidir
Böyle yetişen çocuklarda genel olarak iki tepki görülür
Bunlardan biri: çocuğun sinmesi içine kapanması uysal ve söz dinler görünmesi ötekisi ise açıkça karşı koymak her türlü otoriteye baş kaldırmak kimi çocuklarda da her iki davranışa da rastlayabiliriz
Yapılan incelemeler göre aşırı baskı ve sert disiplin altında yetiştirilen çocuklarda şu davranışlar görülmektedir: 1
Anne babalarından nefret etmek
2
İnsanlarla iyi geçinememek kavgacı ve geçimsiz kimseler durumuna gelmek
3
Sinirlerine hakim olmakta güçlük çekmek alıngan ve çabuk parlayabilen bir kişiliğe sahip olmak
4
Ne kendilerine ne başkalarına güvenememek
5
Her türlü otoriteden nefret etmek
6
Bir takım yersiz korku ve kaygıları olmak
7
Arkadaşları edinmekte güçlük çekmek
b
Aşırı serbestlik ve gevşeklik: Çocukların çok sıkı bir disiplin altında geçmiş kimi anne ve babalar (biz çektik çocuklarımız çekmesin) diyerek çocuklarının davranışlarında tamamen özgür bırakırlar
Öte yandan kimi anne-babalarda çok meşgul oldukları çocuklarına ayıracakları zaman bulamadıkları için çocuk kendiliğinde denetimsiz ve özgür kalır
Sınırsız bir özgürlük içinde yetişen bu çocuklara neyin iyi neyin kötü neyi yapabilecekleri neyi yapmanın kendilerini güç duruma sokabileceği gibi hususlar öğretilmediği için onlar da her akıllarına geleni yapmakta hiç bir sakınca görmezler
Tabi bu yüzden de zaman zaman güç ve tehlikeli durumlara düşebilirler
En basit anlamda bir baskıya da müdahale böyle yetişen çocukları çok rahatsız eder
Hemen tepkide bulunmalarına neden olur
Başkalarının hakkına saygı ve iş birliği gibi davranışları öğrenmedikleri için yalnız kendilerini düşünen bencil davranışları yüzünden sevilmeyen istenmeyen insanlar durumuna gelirler
c
Ceza ve ödülün etkileri: Çocuklara; kötü ve beğenilmeyen davranışları bir daha tekrar etmemeleri için ceza iyi ve beğenilen davranışları teşvik etmek gayrete getirmek için de ödül verilir
Ceza ve ödülün bir işe yaraması etkili olabilmesi için çok dikkatli kullanılması gerekir
Aksi halde hiç bir işe yaramadığı gibi ters etkileri de olur
Çocuğa ceza verilmeden önce cezalandırmayı düşündüğümüz davranışın nedeni araştırılmalıdır
Kimi çocuklar bilmedikleri için bilgisizlikleri yüzünden kötü yada beğenilmeyen bir davranışta bulunurlar ve kendilerine bu yüzden bağırıldığı kızıldığı ve ceza verilmek istendiği zaman şaşırırlar
O zaman anlarlar kötü bir şey yaptıklarını
İşte böyle bir çocuğu cezalandırmak büyük bir haksızlık olur
Bu gibi çocukları cezalandırmak yerine neden kusurlu kabahatli bir duruma düşmüş olduklarını açık açık anlatmak ve böylece bu davranışın tekrarını önlemeye çalışmak daha etkili bir yoldur
Cezanın etkili olabilmesi için çocuğun niçin cezalandırılması gerektiğini açıkça bilmesi gerekir
Öte yandan çocuğun davranışlarıyla verilen ceza arasındaki ilişki çocuk için önemlidir
Eğer çocuk davranışlarıyla verilen ceza arasında adil dengeli ve olumlu bir ilişki olduğu sonucuna varırsa durumda şikayetçi olmaz
Çünkü verilen ceza yerindedir
Ancak böyle kullanılmadığı zaman çocuk verilen cezadan ders alır
Verilen ceza; çocuğun davranışlarıyla karşılaştırılınca çok hafif ya da çok ağır olmuşsa böyle bir ceza çocuk üzerinde yapıcı değil yıkıcı etkide bulunur
Hafif cezalar ağır cezalardan daha etkilidir
Kimi çocuklar için bir sert bakış kimileri için bir acı söz kimileri için uzun bir süre devam etmemek koşuluyla bazı hak ve ayrıcalıklardan yoksun bırakmak etkili bir ceza olabilir
Anne ve babalar ceza vermeden önce verecekleri cezanın tam anlamıyla uygulanabilmesi mümkün mü değil mi düşünmelidirler
Aksi durumda çocuğun gözünde alay konusu olur
Bu cezanın da hiçbir etkisi olmaz
İçe dönük kendilerine karşı güvenleri olmayan çekingen çocuklar üzerinde cezanın çok olumsuz etkileri vardır
Verilen cezalar bu gibi çocukların daha çok kendi kabuklarına çekilmelerine kendilerine karşı güvenin daha da azalmasına neden olur
Eğer çocuğun cezalandırılması gerekiyorsa içinde bulunduğu ruhsal durum göz önüne alınmalıdır
Çocuk çok kızmışken aklı başında değilken çok sinirli bir durumdayken verilen cezalar kızgın motora soğuk su dökmeye benzer
Çocuğun daha sert tepkilerde bulunmasına sebep olabilir
Kısacası olumlu olmaz bu durumda verilen cezanın
Biraz da ödülden söz edelim
Çocuğun başarılarını övmek güzel ve hoşa giden davranışlarının tekrarını sağlamak amacıyla ve özendirmek için zaman zaman çocuğun ödüllendirilmeye ihtiyacı vardır
Ödül denilince akla hemen para ve çeşitli armağanlar gelir
Eve çocuğumuzu zaman zaman ödüllendirirken para ve armağanlar bir ödül aracı olarak kullanılmalıdır
Bunun herhangi bir sakıncası yoktur
Kanımızda çocuğun başarılarını beğenilen davranışlarını ödüllendirmenin de etkili yolları vardır
Örneğin güzel ve tatlı sözlerle çocuğun başarısı övmek zamanında ve yerinde candan bir sağ ol gibi sözler çocuğu kucaklayıp öpmek çoğu zaman maddi ödüllerden daha etkilidir
Ödülü iyi bir davranışın devamını sağlamak özendirmek için bir araç olarak kullanmak gerekir
Çocuk davranışlarını sonunda alacağı ödüllere verilecek armağanlara göre ayarlamaya başladı mı ödül artık araç olmaktan çıkar amaç olur
Oysa çocuk armağan almak için başarılı olmaya değil başarıya ulaşmak için başarılı olmaya çalışmaktadır
Çocuk bir takım iyi davranışları elde etmenin sonunda armağan alabileceği için değil fakat o davranışların gerekliliğine iyilik yada doğruluğuna inandığı için tekrar etme alışkanlığını kazanmalıdır nokta
Çok çocuklu ailelerde anne babanın bu konuda çok hassas olması gereken bir başka nokta da şunlardır: Bir çocuğu yaptığı iş yada başarısı nedeniyle ödüllendirirken bu davranışın öteki çocukları üzerindeki etkilerini hesaba katmak
Böyle durumlarda anne babanın yapacağı en küçük bir yanlışlık öteki çocukların kardeşlerini çekememelerine kıskanmalarına neden olabilmektedir
Kardeşler arasındaki ilişkilerin dengenin bozulmaması için o gün göze çarpan bir davranışı bahane edilerek onlar da övülmelidirler
Kimi anne babalar çocuklarından birinde gördükleri iyi bir davranışı yada başarıyı ele alarak bu çocuklarını över ve armağanlara doğarken bu fırsattan yararlanarak öteki çocuklarıyla bu çocuğu kıyaslamaya kalkarlar
Böylece sanırlar ki bu aleyhte kıyaslama sonucu öteki çocuklar örnek olan kardeşlerinin davranışlarınıhemen taklide kalkışacaklardır
Tecrübeli anne babaların da çok iyi bildikleri gibi bu tutumla olumlu sonuç almak şöyle dursun anne babalar kardeşi kardeşe düşürürler
Bu tip aleyhte kıyaslamalar kardeşler arasındaki kıskançlığı birbirlerine düşmanca davranışlarda bulunmalarına neden olur
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul