Konu
:
‘’Küçük Kıyamet’’ Büyük İstanbul Depremi
Yalnız Mesajı Göster
‘’Küçük Kıyamet’’ Büyük İstanbul Depremi
10-07-2012
#
1
Prof. Dr. Sinsi
‘’Küçük Kıyamet’’ Büyük İstanbul Depremi
Deprem 1509 Ağustosunda önce Tokat –Amasya bölgesinden başlamıştı
Daha sonra batıya doğru ilerlemiş önce 10 Eylül 1509’da İstanbul’u büyük hasara uğratmış daha sonra da Edirne’ye ulaşmıştı
Depremin büyüklüğünü araştırmacılar 7
4 olarak düşünmektedirler
Sarsıntılar kırk beş gün devam etmiş halk iki ay evlerine girememiştir
Türkiye bulunduğu konum itibarı ile yeryüzünün büyük deprem riski taşıyan yerleri arasında olduğu bugün herkes tarafından bilinen bir gerçektir
Yapılan araştırmalarda ülkemiz topraklarının %96’sı deprem riski altındayken nüfusumuzun %98’ininde buralarda yaşıyor olması, ihtimal dahilinde ki tehlikeyi gözler önüne sermektedir
Geçmişten günümüze bu topraklar üzerinde bir çok kez büyük ve yıkıcı depremler yaşanmıştı
işte bunlarda biriside 1509 yılında yaşanan ve halk arasında ‘’küçük kıyamet ‘’ olarak adlandırılan büyük depremdir
II
Bayezit’in iktidarda olduğu 1509 yılı yaşanılan büyük deprem felaketi nedeniyle oldukça sıkıntılı geçti
Deprem bugün uzmanların Kuzey Anadolu Fay Hattı olarak adlandırdıkları hat boyunca doğudan başlayarak batıya doğru birbirini izlemiş ve büyük yıkıntılar oluşturarak İstanbul’a hatta Edirne’ye kadar ulaşmıştı
Osmanlı Devleti’nin başkenti olması nedeniyle depremin İstanbul’da yaptığı yıkıntılar tarihi kaynaklarda ayrıntıları ile yer almaktadır
Deprem 1509 Ağustosunda önce Tokat –Amasya bölgesinden başlamıştı
Daha sonra batıya doğru ilerlemiş önce 10 Eylül 1509’da İstanbul’u büyük hasara uğratmış daha sonra da Edirne’ye ulaşmıştı
Depremin büyüklüğünü araştırmacılar 7
4 olarak düşünmektedirler
Sarsıntılar kırk beş gün devam etmiş halk iki ay evlerine girememiştir
İstanbul Depremi sonrası padişah daha güvenli olarak görülen II
Bayezit Edirne’ye gitti
Edirne’de padişah için kısa sürede depreme dayanıklı ahşap ,çatma bir ev inşa edildi
İstanbul’da ki tamir ve inşa işleri bitene kadar Edirne’de ikamet etti
Ancak deprem Edirne’yi de vurdu
Tunca nehri üç gün taştı ve bir çok insan öldü
İstanbul’da felaketin boyutu çok büyük olmuş, büyük can ve mal kaybı meydana gelmişti
Ölü sayısı beş bini bulurken, ölenler arasında hanedandan ve devlet adamlarından kişiler de vardı
Sağ kalabilen halk uzun süre evlerine girememiş ve çadırlarda yaşamak zorunda kalmıştı
Meydana gelen hasarın etkilerine bakarak depremin merkez üssünün adalar yakınlarında olduğu tahmin edilmektedir
Çünkü en çok hasar o bölge yakınların da olmuştu
Kaynaklar bu olayda yüz dokuz mescit ve bin yetmiş evin yıkıldığını bir çok caminin hasar gördüğünü belirtmektedirler
Eğrikapı-Yedikule arasındaki surlar yıkılmış ve Topkapı Sarayı’nın deniz tarafı epeyce zarar görmüştü
Fatih zamanında oluşturulan Karaman Mahallesi tamamen yerle bir olmuştu
Büyük camilerden Fatih camiinde çatlaklar oluşmuş, Bayezid camisinin kubbesi dağılmış, Atik Ali Paşa camisinin kubbesi düşmüş, Atmeydanı’nda ki bir çok sütun yıkılmıştı
Osmanlı Devleti idarecileri depremin hemen arkasından hızla yıkılan yerlerin tamir edilmesi ve yeniden inşa i işlemine başladılar
Yeni vergiler konuldu
Ev başına yirmi ikişer akçe vergi belirlenmişti
Anadolu’dan otuz yedi bin, Rumeli’den yirmi dokuz bin işçi getirildi
On bir bin civarında asker de tamir işi ile görevlendirildi
İşçiler ise yirmi evden bir kişi olacak şekil de ücretleri ödenmek şartıyla belirlenmişti
Üç bin kadar da mimar ve usta görevlendirildi
Devlete ait olan bölgelerde inşaat altmış beş günde tamamlandı
Tamir işlerinin hızlı olması devletin o zamanki ekonomik ve siyasi durumunu göstermesi bakımından da önem taşır
Deprem başta ifade ettiğimiz gibi geçmişte olduğu gibi günümüzde de bu ülke için kurtulma şansı olmayan, her an karşılaşılabilecek büyük bir tehlikedir
Önemli olan bu tehlikeye karşı devlet ve vatandaş olarak ne kadar hazırlıklı olduğumuzdur
Prof. Dr. Sinsi
Kullanıcının Profilini Göster
Prof. Dr. Sinsi Kullanıcısının Web Sitesi
Prof. Dr. Sinsi tarafından gönderilmiş daha fazla mesaj bul