10-06-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Dersim İsyanı: Yalanlar Ve Gerçekler
Bu güzel paylaşım için teşekkür ederim Sanırım Genelkurmay bilgilerine göre ölen sayısı 6 300 civarında Önemli bir rakam Fakat madalyonun öteki yüzüne bakmak lazım Dünyanın neresine giderseniz gidin asi baş kesilir Hiçbir devlet, kendi egemenlik haklarının içindeki bir bölgenin kendisine isyan etmesine seyirci kalmaz, kalamaz Çünkü bu egemenlik haklarına terstir Burada da durum farklı değildir
Bölge yüzyıllar boyu oradaki bir kaç büyük aşiretin elinde kalmış ve devletten bağımsız gibi hareket etmiştir Bölgenin sarp yapısı, çetin coğrafi konum vb sebeplerden Osmanlı dahi bölgede tam bir hakimiyet kuramamış ve genelde görmezden gelmiştir Bölge ne devlete asker ne de vergi vermiyor, üstüne de eşkiyalık, haramilik gırla gidiyor
Cumhuriyet döneminde artık işler değişiyor Merkezi devlet anlayışı var ve bölge buna bazı büyük aşiretler vasıtasıyla karşı çıkıyor Bu aşiretler ellerindeki gücü kaybetmek istemiyorlar Aslında bölgedeki fakir halk ve küçük aşiretler de durumdan şikayetçi, devletin buraya gelmelerini istiyorlar fakat büyük aşiretlere karşı çıkamıyorlar Devleti istemelerinin sebebi ise bölgedeki düzensizlik ve büyük aşiretlerin zulümleri
Cumhuriyet hükümeti bölgeyi idare altına almak ve medenileştirmek için bazı kanunlar çıkarıyor ve yol, hastane, okul gibi kurumları bölgeye götürüyor Bölgenin duruma karşı çıkacağını bilen hükümet, geniş yetkili biz asker valiyi bölgeye atayarak önlem almaya çalışıyor Asker vali Korgeneral Abdullah Alpdoğan geniş yetkilerle yollanır Alpdoğan, önce bütün aşiret reislerini ve bölge ileri gelenlerini toplayıp yapılan kanun hakkında ve yapılacaklar hakkında onları bilgilendirir tabi bunu yaparken de aba altından sopayı göstererek buna karşı çıkılması durumunda kan döküleceğini ima eder Herkes orada Alpdoğan'ı onaylar gibi görünür özellikle de büyük aşiret reisleri Fakat bir müddet sonra Seyit Rıza adındaki aşiret reisi önderliğinde isyan çıkar Seyit Rıza'nın bu isyana önderlik etmesinde aşiretinin büyük olması yanında "Seyyitlik" sıfatının da olması büyük önem taşır Seyyit, Peygamber Efendimizin soyundan geldiğini göstermektedir Bu ne kadar doğru bir bilgi onu bilmiyorum ama bu sıfatının olması onun sözünün geçerli olmasını sağlıyor
İsyan bölgedeki köprülerin, hastane ve okulların yakılması ve jandarma karakoluna baskın yapılıp askerlerin şehit edilmesiyle başlıyor Alpdoğan, bu durum üzerine hemen bölgeye takviye kuvvetleri yönlendiriyor, fakat bölgenin coğrafi şartları çok kötü olduğundan fazla bir varlık gösteremiyor Çünkü isyancılar bölgeyi ve oradaki mağaraları, kaçış yollarını avuçlarının içi gibi biliyorlar Bu da onlara üstünlük sağlıyor Bunun üzerine Alpdoğan, hava desteği istiyor ve isyancılar hava desteğiyle bertaraf ediliyor Asilerin ileri gelenleri idam ediliyor
Belki isyan orantısız bir güçle bastırılıyor ve arada masum insanlar ölüyor Ama bunu katliam olarak göstermek hainlikten başka bir şey değildir bana göre Dönemin şartlarını düşünmeden be konu hakkında yeterli bilgi olmadan yorum yapmak insanları yanlışa götürür Düşünün yeni bir devlet kurulmuş ve Musul sorunu, Hatay Sorunu gibi sorunların yanında içinizde böyle başkaldırılar olsun Ayrıca İkinci Dünya Savaşı kapıda Herkes birbirine bilenmiş savaş tamtamları çalıyor Böyle bir ortamda dıştan gelebilecek bir saldırıya karşı koyabilmek için içeride güçlü olmalısınız Zira bu isyanda da İngiltere ve Fransa'nın parmağının olduğu da aşikardır
Bu olayların şimdi tekrar alevlenmesi ve o dönem hükümeti üzerinden Atatürk ile hesaplaşılmaya gidilmesini manidar buluyorum Böyle hatalara düşmemek lazım
Ayrıca devlet özür dilesin diyenlere de tepkiliyim Devlet niye özür dileyecekmiş ki ? İsyan edenlere gerekli cezayı verdiği için mi ? Nasreddin Hoca'nın da dediği gibi "Hırsızın hiç mi kabahati yok?"
|
|
|
|