10-06-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Abdülhamid'in Bor'u Kaptırmama Mücadelesi
Abdülhamid'in Bor'u Kaptırmama Mücadelesi
Bor madeniyle ilgili yığınla spekülasyon yapıldığını biliyorsunuz Türkiye?nin,
hatta dünyanın geleceği bor madenine bağlıdır diyenler dahi çıkıyor Bordan uçak
gövdesi yapımından füze yakıtına kadar pek çok ileri teknoloji ürününde
yararlanıldığı biliniyor
Hatta hatırlarsınız bor yüzünden 2007 yılında ABD?nin Türkiye ile savaşa
gireceği üzerine romanlar bile kaleme alınmıştı Ancak II Abdülhamid?in bor
madenini yabancılara kaptırmamak için verdiği mücadele pek bilinmez Bu yazıda
arşiv belgelerine dayanarak 10 yıl kadar devam eden bu mücadeleden bazı kesitler
sunacağım
Ancak bilmemiz gereken bir şey varsa bor madeninin Türkiye?de oldukça erken
keşfedildiği ve ilk maden çıkarma izninin, daha 1865 yılında, yani Abdülaziz
devrinde Desmazures (Dömazür) isimli bir Fransız?a 20 yıllığına verildiğidir
İşte bor madeninin dünyada en bol bulunduğu yerlerden biri olan Balıkesir?in
Susurluk ilçesinin Sultançayırı bölgesindeki bu madenin işletme imtiyazı, Hanson
adlı bir İngiliz ile Giove (Cove) adlı bir İtalyan uyruklu girişimcinin iştahını
kabartır ve onun civarında başka bir madenin imtiyazını almak için harekete
geçerler Fakat Fransız işin peşini bırakmaz ve Mart 1880?de Fransız Elçiliğini
harekete geçirerek bunu protesto eder
Tabii ucu Babıali?ye uzanan işlerden Abdülhamid?in haberdar olmaması düşünülemez
Rekabetin kızışması üzerine madenden başlangıçta yüzde 5 rüsum (vergi) alınırken,
bu oran 4 kat artırılmış ve tam yüzde 20?ye çıkarılmıştır Böylece yabancı
şirketlerin işi zorlaştırılmakta, adeta imtiyazını aldıkları bu madenleri
kendiliklerinden terk etmeleri arzulanmaktadır Belgelerden 1884 yılına doğru
bor çıkarmak isteyen şirketler arasındaki rekabetin adeta kapışmaya dönüştüğü
görülmektedir Çözüm olarak maden sahasındaki işletmelere ?Paydos!? denilmişse
de, bu da ortalığın yatışmasına yetmemiştir Çünkü yasaklamaya rağmen bor, bu
defa kaçak yollardan, arpa vs eşya arasına konularak yurt dışına kaçırılmakta,
ocakta bekletilen madenler de ayrı bir gelir kaybına sebep olmaktadır
Hanson-Cove şirketi ise işin peşini bırakmak niyetinde değildir Şirket 1887
yılına geldiğimizde Osmanlı maliyesinin de zor durumda olmasından istifadeyle
cazip ödeme teklifleri sunarak yeni bor imtiyazları koparmak için uğraşmaktadır
Nitekim bu cazip teklifler Danıştay (Şûra-yı Devlet) tarafından kabul edilmiş
olup Bakanlar Kurulu?nca da onaylanmıştır Şimdi sıra bir kişiyi ikna etmeye
gelmiştir Kim olduğunu tahmin ettiniz sanırım: Sultan Abdülhamid Ondan da bir
?irade? koparıldı mı, iş tamamdır
Başbakanlıktan Yıldız Sarayı?na yazılan ve iki harita eklenerek gönderilen
tezkerede bu hususta Padişah hazretleri her ne emir ve ferman buyururlarsa onun
hükümlerine göre hareket edileceği belirtilmekteydi Takvimler, 9 Şubat 1887?yi
gösteriyordu Bu tarihten 3 ay sonra, 20 Nisan 1887 tarihli bir başka belgeden
öğreniyoruz ki, saraydan bu konuda herhangi bir emir çıkmamıştır Çünkü Sultan
II Abdülhamid, Nuh demiş, peygamber dememiştir Bu yabancı şirketlere bor
imtiyazını kaptırmamaya kararlıdır ve bu yüzden Babıali?nin kararını imzalamayıp
savsaklamakta, tabir caizse buza yatırmaktadır
Su uyur düşman uyumaz, derler Şimdi İngiltere Büyükelçisi devrededir ve türlü
övgüler düzerek Abdülhamid?den yardım istemektedir Ancak Osmanlı çıkarlarına
aykırı olduğuna inandığı bu irade bir türlü çıkmaz Çünkü Abdülhamid, bor madeni
üzerinde oynanan oyunların farkında olacak kadar uyanık bir yöneticidir
Nihayet Yıldız Sarayı?ndan beklenen karar, 1889 yılında yine aynı yerde başka
bir bor madeninin imtiyazı için çıkar Bilin bakalım kime? İngiliz veya İtalyan
girişimcilere değil elbette Aşağıda orijinalini verdiğimiz belgeye bakılırsa
Abdülhamid, artık bor madeni imtiyazlarını yerli üreticilere, özellikle de
kendisine yakın olan paşalara vermeye başlamıştır Bunun amacı da elbette bu
değerli madenin kendisinin kontrol edebileceği insanların elinde durmasıdır
Zaten kapitülasyonlarla başı yeterince dertte olan devleti yeni bir sorun
yumağına daha gömmemektir
İşte Başbakanlık Arşivi?nde bulunan (Yıldız Prk Bşk Dos 16/ Göm 53) o
belgenin sadeleştirilmiş hali:
?Hüdavendigâr vilayetinde, Karesi sancağında, Fart nahiyesinde, İldiz ve Aziziye
köyleri civarında, doğusunda Ilıca yolundaki Kapalıdere içinde Sulucek mezarlığı
ve kuzeyinde Sulucek ince yolu boyunca Arnavud Ağılı ve Germe Kaya ve batısında
Küplü deresindeki köprüye ve oradan da Sultançayırı?ndan gelen caddede biri
İldiz?a ve diğeri Hanson-Cove şirketine giden yoldan kesildikleri noktaya kadar
ve güneyinde söz konusu noktadan adı geçen şirketin sınırı boyunca Kapalıdere?de
sonlanan sınır dahilinde yaklaşık olarak 1500 dönüm arazide çıkacağı düşünülen
borasit madeni imtiyazının usul ve nizamı dairesinde padişah hazretlerinin
değerli yaverlerinden ve büyük mareşallerinden Fuad Paşa hazretlerine verilmesi
onun verdiği dilekçe üzerine çıkan padişahın irade-i seniyyesi gereğidir 23
Ağustos 1889 ?
(Son belge hariç, diğer bilgiler Hayri Mutluçağ?ın ?Belgelerle Türk Tarihi
Dergisi?nin Ekim 1967 tarihli ilk sayısındaki yazısından yararlanılmıştır )
"alıntı"
|
|
|
|