10-07-2012
|
#1
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Padişahın İşi Ne ? [Çok Güzel Bir Yazı]
Arkadaşlar biraz uzun ama çok güzel bir yazı ben yazarken sıkılmadım sizde okurken sıkılmazsınız inşallah
Sultan Murad Han o gün bir hoştur Telaşeli görünür sanki birşeyler söylemek ister ama sonra vazgeçer Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil
Veziriâzam Siyavuş Paşa sorar:
-Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var ?
-Akşam garip bir rüya gördüm
-Hayırdır inşallah ?
-Hayır mı? şer mi? öğreneceğiz
-Nasıl yani ?
-Hazırlan dışarı çıkıyoruz
Ve iki molla kılığında çıkarlar yola görünen o ki, padişah hala gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir Seri ve kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa'ya, zeyrekten aşağılara salınır Unkapanı civarında soluklanır Etrafına daha dikkatli bakınır İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar sorarlar;
-Kimdir bu ?
Ahali : - Aman hocam hiç bulaşma der
-Ayyaşın meyhusun biri işte  
-Nereden biliyorsunuz ?
-Müsade et de bilelim yani Kırk yıllık komşumuz 
Bir başkası tafsilata girer;
-Biliyormusunuz, der aslında iyi sanatkardır Azaplar çarşısında çalışır Nalının hasını yapar  Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine 
Hele yaşlının biri çok öfkelidir;
-İsterseniz komşulara sorun der Sorun bakalım onu bir cemaatte gören oldu mu ?  
Hasılı, mahalleli döner ardını gider Bizim tedbili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada!  
Tam vezir toplanıyordur ki, padişah keser yolunu;
-Nereye?
-Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım
-Millet bu çeker gider kimseye bişey diyemem  Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebamızdır Defini tamamlamak gerek
-İyi ya saraydan bir kaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden
-Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha
-Peki ne yapmamı emir buyurursunuz ?
-Mollalığa devam  Naaşı kaldırmalıyız en azından
-Aman efendim, nasıl kaldırırız ?
-Basbayağı kaldırırız işte
-Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var tekfini, telkini  
-Merak etme ben beceririm Ama önce bir gasilhane bulmalıyız
-Şurada bir mahalle mescidi var ama  
-Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin ?
-Ne bileyim Ayasofya'dan, Süleymaniye'den, en azından Fatih Camii'nden  
-Ayasofya ile Süleymaniye de devlet erkanı çoktur Tanınmak istemem Ama Fatih Camii'ni iyi dedin
Hadi yüklenelim  ve gelirler camiye Vezir sağa sola koşuşturur, kefen tabut bulur Padişah bakır kazanları vurur ocağa  Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki Bir nurdur, aydınlanır alnında Yüzü sakilere benzemez Hem manalı bir tebessüm okunur dudaklarında Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza  Mechul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha  Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır
-Sultanım der Yanlış yapıyoruz galiba  
-Nasıl yani?  
-Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadık buraya getirdik cenazeyi, Kim bilir belki hanımı vardır Belki yetimleri ?  
-Doğru öyle ya neyse  Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geliyim
Vezir cüzüne tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar Nitekim sorar soruşturur Nalıncının evini bulur
Kapıyı yaşlı bir kadın açar Hadiseyi metanetle dinler Sanki bu vefatı bekler gibidir
-Hakkını helal et evladım der, Belli ki çok yorulmuşsun
Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar  Ağlar mı? Hayır Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki
Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından  
-Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir  
Bizim efendi bir alemdi vesselam  Akşamlara kadar nalın yapar  Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı Sonra getirip dökerdi helaya  
-Niye ?
-Ümmeti Muhammed içmesin diye  
-Hayret  
-Sonra, malum kadınların ücretini öder eve getirirdi Ben sizin zamanınızı satın aldım mı ? Aldım, derdi Öyleyse şimdi dinlenmeniz gerek  O çeker gider, ben menkibeler anlatırdım onlara Mızraklı ilmihal Hucceti islam okurdum  
-Bak sen millet ne sanıyor halbuki  
-Milletin ne sandığı umrunda değildi Hoş o hep uzak mescidlere giderdi Öyle bir imamın arkasında durmalı ki derdi Tekbir alırken kabeyi görmeli  
-Öyle imam kaç tane kaldı şimdi ?
-İşte bu yüzden Nişancı'ya, sofular'a uzanırdı ya  
Hatta bir gün; bakasın efendim dedim Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belliyecek inan cenazen kalacak ortada  
-Doğru öyle ya?  
-Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye, Ama ben üsteledim iş mezarla bitiyor mu dedim Seni kim yıkasın kim kaldırsın ?
-Peki o ne dedi ?
-Önce uzun uzun güldü, sonra;
-Allah büyüktür hatun dedi HEM PADİŞAHIN İŞİ NE ?
|
|
|
|