10-07-2012
|
#4
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Derin Bir Milli Mutabakat Metni | İstiklal Marşı
“Ağlarım ağlatamam hissederim söyleyemem
Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım ”
Binbir felaketin sahnede görünmek için sıraya girdiği bir zamanda felaketzede şairimiz kırık dökük kalbini dilendirmiş,
milletin bağrından kopup gelen
ve asırlar boyu tekâmülünü yapan bir edebiyatın asil bir meyvesi haline gelmiştir Çiğnenen her toprakta kırılan kalbi
işlenen her bid’atta acı feryadı
ezilen her karınca için bükülen kaddi,
yapılan her zulümde haykıran gür sesi vardır
Evet istiklal marşı gibi kalplerimizden hançerelerimizden yekpare iman halinde çıkan ses onun sesidir
Ruhlarımızda gürül gürül, köpük köpük ma’kes bulan bir çağlayan-misal  Everesti çukurda bırakan yüksek bir iman şahikasından akmasaydı,
ruhlarımızda bu kadar beyaz ve bu kadar temiz köpürür müydü?
O’nun sesi,
bayrak göndere çekilirken 40 milyonun tüylerini diken diken yapar, burnunun direğini sızlatan mânevî sestir
Çünkü o, bayrağa kanının rengini veren kahraman dedenin
kanımın rengini bayraktan alan asil torunudur
Çünkü o, istiklal harbinde kaşlarını çatan nazlı hilali, kükremiş sel gibi bendini aşıp, ezelden beri hür yaşamış bu milete,
düşman olan çılgınları ezen bir nesil olarak nazlı değil şanlı hale getirmiştir
Akif’i sevmeliyiz!
Onu sevmek, fazileti, insanlığı, vatanı milleti sevmektir
Onu sevmek, istiklal marşını yazdığında
kendine verilen yüksek ücreti orduya hediye eden yamalı gömlekli feragatı sevmektir Onu sevmek istiklal marşını sevmektir
İstiklal marşı ki; istiklal harbinin manevi yapısıdır
Hiç bir millete nasip olmayan bir şan ve şeref hamlesi ile hâmile bu mana ruhumuzu binbir felaket karşısında daima ayakta tutmuştur
Akif’i sevmek bayrağı sevmektir
Göklerde bayrağı hür olarak dalgalanmayan millet, millet midir?
Göndere yabancı bayrakların asıldığı bir vatanda hangi huzurdan bahsedilir Hangi malın, servetin, sıhhatin kıymeti vardır?
Akif denince;
mukaddes mefhumları en mukaddes emanet gibi ölünceye kadar koruyan ve onu dünyaya ait bütün menfaatlerin üstünde tutan
aziz bir ruh akla gelmelidir
Hayatı boyunca muzdarib yaşamış bir çilekeş şairimizin
ölümünden sonra henüz çok şey değişmiş değildir
Yine de dününden daha iyi olan, bu gününün yarınından kötü olmasını dileyen,
“eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlâl” diyen
nurlu sabahların horozları ötmeye başladı
Feryad eden büyük ruha müjdeler olsun
Bunlar, Edirnekapı’daki ızdırabla inleyen ‘kemiklerden
Van’daki horhor kalesine kadar
yurdunu düşman ayağına çiğnetmeyecektir
Dr M AYVALI
|
|
|
|