09-11-2012
|
#18
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Beydeba - Beydeba Kimdir? Beydeba Eserleri - Beydeba Masalları - Beydeba Hikayeleri
İki Arkadaş
Vaktiyle ülkelerden birinde Salim ve Ganim adında iki arkadaş yaşardı Bir gün birlikte geziye çıktılar
Az gittiler uz gittiler
Dere tepe düz gittiler
Gide gide bir çöle vardılar Geniş, engin bir çöldü burası Aç kaldılar susuz kaldılar Güç bela çölü geçtiler
Tekrar düştüler yola
Sonunda yüce bir dağa ulaştılar Eteğinde büyük bir havuz vardı
Çevresi, rengarenk çiçeklerle donanmıştı Ağaçlar yeşilliklerini havuza taşırmışlardı Cennet gibiydi sanki
İki arkadaş nasıl da yorulmuşlardı
Havuzda bir süre dinlenmek istediler
Kenara oturdular Yanlarında getirdikleri azıktan biraz yediler Havuzun suyu oldukça serindi Ellerini yüzlerini yıkadılar
Çevreyi seyrederken gözlerine birşey ilişti Gidip baktılar Mermer bir levha Üzerine ilginç bir yazı
Okudular Çok şaşırdılar
Şöyle diyordu yazıda:
“Ey yolcu! Bir yolculuğa çıkmak ister misin ? Sonuçta seni sonsuz bir mutluluk bekliyor Atılmak istersen eğer bu maceraya, önce havuzu, yüzerek karşıya geç Orada taştan bir arslan heykeli göreceksin
Şayet onu omuzlayıp bir çırpıda şu dağa çıkarabilirsen, sınırsız bir mutluluğa erişecksin
Fakat çıkacağın yol çok sıkıntılıdır,yorucudur Yukuş diktir Yolda ayağına dikenler batacak, çalılar takılacak Yırtıcı hayvanlarla karşılaşacaksın Onlardan kurtulmak güçtür Bütün bunları yenersen, sonuçta mutlu olacaksın”
İki arkadaş donup kaldılar
Bir süre sessizce durdular Sessizliği önce Salim bozdu:
- Ben , dedi, böyle sonu belirsiz bir maceraya atılmam
Ganim itiraz etti:
- Zahmetsiz bir şeye ulaşılmaz Sıkıntı çekmeden insan mutlu olamaz
Salim, düşüncesinde kararlıydı:
- Hayır, dedi, ben onca tehlikeyi göze alamam
Ganim:
- Sen kabul etmezsen etme, dedi, ben şansımı deneyeceğim
Salim korkmuştu
Arkadaşına acıyordu
- Bari, dedi, senin karşılaşacağın tehlikeleri görmeyeyim
Ve uzaklaştı oradan
Gani, korkusuzdu Fakat, yine de bir ürperti duymuyor değildi yüreğinde
Bildiği bütün duaları birer birer okuyarak atladı havuza
Yüzmeye başladı Gittikçe güçten düşüyordu Güç bela karşıya ulaşabildi
Havuzun diğer ucuna varınca derin bir nefes aldı Rahatlamıştı Bir süre dinlendi, soluklandı Çevreyi seyretmeye başladı
Taştan yapılmış arslan heykeli karşısındaydı Kuşkulu kuşkulu yaklaştı Gücünü toplayıp heykeli sırtladı
Yine, okuyarak bildiği bütün duaları, dağa yükselen dik yokuşa doğru yürümeye başladı Yokuş soluğunu kesiyordu Oldukça dikti
Omzundaki heykelse sanki gittikçe ağırlaşıyordu Nefes nefese kalmıştı Durup dinlenmek istedi Yokuşta durmanın tehlikeli olacağını düşünüp vazgeçti Anasından emdiği süt burnundan gelmişti
Sonunda dağın doruğuna varmıştı
Oflaya puflaya heykeli taşıdı doruğa
Yere koyar koymaz arslan dile gelip kükredi
Öyle bir kükreyişti ki bu, dört bir yana korkunç bir gürültü halinde yayıldı
Dağın arkasında büyük şehirler vardı
Arslanın kükreyişi kantlere kadar ulaştı
Sesi duyan bir gurup insan Ganim ‘in bulunduğu yere doğru geliyordu
Ganim şaşkınlık içindeydi Bir arslana;bir de üzerine doğru gelen kalabalığa bakıyordu Hiç bir şey anlamadı
Kalabalıktan çok korkmuştu
“Aman Allahım, nedir bu başıma gelenler?” diye söylenmeye başladı
Kalabalık gittikçe yaklaşıyordu Ganim ‘deki gerilim son sınıra ulaşmıştı
Fakat korkusu boşunaydı Topluluktan birkaç kişi öne çıktı
Ellerinde süslü padişah giysileri vardı Sessizce yaklaştılar
Kaftan’ı Ganim ‘e giydirdiler Başına büyük bir kavuk oturttular
Güzel bir Küheylan’a bindirdiler ve şehre doğru yola koyuldular
Ganim, şimdi çok sevinçliydi
“Başıma devlet kuşu kondu galiba” diyordu
Yine de hayretler içindeydi Kalabalıktan birisine sordu
- O gördüğünüz arslan ve havuz tılsımlı şeylerdir, cevabını aldı
Bir başkası:
- Bizim padişahımız ölünce, dağdan arslanın kükremesini bekleriz Arslan kükreyince yeni hükümdarımızın geldiğini anlarız, dedi
******
Dimne’nin anlattığı bu hikaye Kelile’yi çok etkilemişti
- Tamam, dedi, kabul ediyorum Devlet yönetiminde önemli yerlere gelmek için soylu olmak zorunlu değil Yetenekli ve akıllı olan bir kişi bu makama erişebilir Fakat sonuçta başkaları yadırgamaz mı bunu?
- Sanmıyorum, dedi Dimne Belki başlangıçta garip bulanlar olabilir Ama, sen eriştiğin makamın gereğini yerine getirirsen bir sorun çıkmaz
Kelile hala kuşkuluydu
- Diyelim ki padişaha yakın bir mevkiye geldin Seni kıskananlar olacaktır Onların kötülüklerinde nasıl emin olabilirsin?
Dinme’nin kendine güveni sonsuzdu
- Kolay, dedi
Bazı kurallara uymalısın Kızgın olmamalısın Nefsinin istediğine karşı gelmelisin Görevini düşünmelisin Önüne hangi görev çıkarsa çıksın çekinmeden kabul etmelisin
Serin kanlı olmalısın
Kelile:
- Söylediklerin güzel şeyler, dedi Peki padişaha kendini nasıl beğendireceksin?
Dimne:
- O da kolay, dedi Onun da yolu yordamı var
Öncelikle hükümdarına bağlı olacaksın Ne olursa olsun buyruğundan dışarı çıkmayacaksın Ülkenin ve padişahın yararına olan her işi destekleyecek, özendireceksin Zararlı şeylerden kaçındıracaksın
Ve sultanını gerçek bir sevgiyle seveceksin
Kelile, Dimne ‘nin kararlı olduğunu anladı
- Bari, dedi, padişahın yanında bulunmanın ateşten bir gömleği giymek kadar tehlikeli olduğunu aklında çıkarma
Dimne, Kelile’ye hak verdi
|
|
|
|