|
Prof. Dr. Sinsi
|
Servet-İ Fünun Edebiyatı Yazarlarının Yaşam Tarzları Nasıldı? Servet-İ Fünun Edebiyat
DİL VE ÜSLÛP
Edebiyatı Cedide yazarları geniş halk kütlelerine hitap etmek isteyen, halkı edebiyat yoluyla eğitmeyi amaç edinen Tanzimat yazarlarının dil anlayışından ayrılırlar
Eserlerinin dil bakımından başlıca özellikleri şunlar oldu:
1 Lügatlerden, yaygın olmayan Arapça ve Farsça kelimeler bularak kullandılar (nahcir, tiraje v b );
2 Arapça ve Farsça köklerden, Arap ve Fars dillerinin kurallarına göre yeni kelimeler türettiler (mükevkep, nevin v b );
3 Yabancı kurallara göre anlam bakımından yeni tamlamalar yaptılar (Havf-ı siyah, Saat-ı semenfam v b );
4 Yeni bileşik sıfatlar (vasf-ı terkibi) türettiler (tehi-baht, hayat-endiş v b );
5 Fransızca`dan bazı deyimleri çevirerek kullandılar (el sıkmak, dest-i izdivaç talep etmek v b )
Edebiyatı Cedidenin üslûp özelliklerinin başında sözdizimiyle ilgili yenilikler gelir Bunların başlıcaları da şunlardır:
1 Cümle sonlarında fiil çekimlerinin aynı şekilde tekrarlanmasından kaçınılarak, değişik zamanlar kullanılır; fiil cümlelerinin yanında fiilsiz cümlelere, isim cümlelerine yer verilir;
2 Cümle içinde bağ fiiller, bağlama edatları kullanılmadan kesik ifadelere başvurulur;
3 Bazen sıfatlar ismin sonuna getirilir;
4 Ara yere küçük cümleler sokularak cümle ikiye bölünür;
5 Mastarlar tek başlarına cümle gibi kullanılır;
6 Cümlenin içinde pekiştirme amacıyla «evet» sözüne yer verilir
Bunlardan başka özellikle şiirde şu üslûp yenilikleri görülür:
1 Cümleler mısra veya beyit sonunda bitmeyerek devam eder;
2 Fiilsiz cümleler kullanılır;
3 Mısradan mısraa geçen uzun cümleler arasına küçük cümlelerden yapılmış mısralar katılır;
4 Karşılıklı konuşma cümlelerine yer verilir;
5 «ve» edatı, «ah», «of» ünlemleri sık sık kullanılır
ŞİİR
Edebiyatı Cedide şiiri, Tanzimat edebiyatında biçim ve öz bakımından başlayan batılılaşmayı geliştirdi Özellikle Abdül hak Hamil’in (Tarhan) [1852–1937] ve Recaizade Ekrem`in Türk şiirine getirdikleri yenilikleri devam ettirdi
Edebiyatı Cedide şiiri, Tanzimat şairlerinin divan şiiri ile Fransız şiirinin nazım şekillerini bir arada kullanmalarına karşılık, divan şiirinin nazım şekilleriyle meydana getirilen ilk denemelerden sonra bu şekillerden uzaklaştı Edebiyatı Cedide şairleri şu nazım şekilleriyle eser verdiler:
1 Fransız şiirinden alınan şekiller (msl Sone’ler);
2 Divan edebiyatından alınan ve değiştirilerek Fransız şiirin-deki serbest nazım örneklerine yaklaştırılan serbest müstezat;
3 Divan şiirinde de, Fransız şiirinde de bulunmayan ve kafi yelemede kolaylık sağlayan yeni şekiller
Edebiyatı Cedide şiirinde kesin olarak gerçekleştirilen yeniliklerden biri, anlamın bir beyitte tamamlanması geleneğinin yıkılmasıdır
Böylece şiirin içinde parçalar halinde kalan güzellik anlayışından kurtulmak ve şiirde bütünlük kurmak mümkün oldu
Bu şiir, kafiyenin göz için değil, kulak için olması gerektiği anlayışına dayandı Genellikle aruz veznini kullanan edebiyatı cedide şairleri, kelimelerin söyleniş değerine önem verdiler;
Türkçe kelimeleri Arapça ve Farsça kelimelere benzeten imaleleri elden geldiği kadar azalttılar
Batı edebiyatı örneklerine dayanarak, şiir konularını büyük ölçüde genişlettiler Bu dönemde Tanzimat edebiyatına ait olan, «her güzel şeyin şiire girebileceği» şeklindeki anlayış değiştirildi
«Güzel» olmayan konular da şiirde işlenmeğe başlandı Hayattan alınan basit olaylar şiir konusu oldu Fakat çoğunlukla ferdi duygulara, hayallere yer verildi: aşk, tabiat ve aile hayatı başlıca temalardı
Tanzimat şiirinin yöneldiği metafizik ve sosyal temalar pek az kullanıldı Bu arada aşk teması, romantik anlayışla işlendi; tabiat sübjektif açıdan anlatıldı
Bu şiirde aile hayatına ait duygular, toplum hayatından uzaklaşmamanın ifadesi olarak, şairlerin özel hayatlarına kapanma eğilimlerini dile getirdi
Edebiyatı Cedide şairleri çevreden ve gerçeklerden kaçış düşüncesine bağlıdır Yalnızlık, sükûnet ve inziva istekleri marazi bir duygulanış ve hayal tarzı meydana getirdi
Hayal ile hakikat arasındaki çatışma edebiyatı cedide şiirinin en çok işlenen konularından biridir
Bu çatışmanın aşkta ve hayatta daima hayal kırıklığına yol açtığı anlatılır, önemli temalardan biri de maddilik-manevilik çalışmasıdır
Edebiyatı cedideciler maddi hayattan nefret ettiklerini belirtirler; gerçek hayattan uzaklaşarak hayal dünyasına ve tabiata sığınırlar
Aşkta kadınların maddi isteklerinden tiksindiklerini anlatırlar Hüzün ve ıstırap duygusuna geniş yer verirler Hastalık ve tasayı geniş ilham kaynaklarından biri olarak kullanırlar
Edebiyatı Cedide şiirinin başlıca temsilcileri Tevfik Fikret, Cenab Şahabeddin, Hüseyin Siret, Hüseyin Suad, Ali Ekrem (Bola yır) [1867–1937],
H Nâzım (Ahmed Reşit Rey) [1870–1955], Süleyman Nesib (Süleyman paşazade Sami) [1866–1917], Süleyman Nazif (1869–1927), Faik Âli (Ozansoy) [1876–1950], Celâl Sahir`dir (Erozan) [1883–1935]
Edebiyatı Cedide şiirinin Cenab Şahabeddin ile birlikte en önemli temsilcisi olan Tevfik Fikret, bu şiirin özelliklerini meydana getiren bütün yenilikleri kendi eserine uygulamıştır:
söyleyişin tabii ve yer yer sade bir nesir yapısı kazanması, şekil ve kafiyenin serbestleşmesi, kelime çeşitleriyle fiil kiplerinin değişik kullanılışları sonucunda aruzun tabiileşmesi gibi 
Tevfik Fikret`in edebiyatı cedide dönemindeki şiirleri ferdi duygulara, tabiata, yaşanmış hayat sahnelerine dayanır ve romantik-lirik bir nitelik taşır
Fransız edebiyatının ve çağdaş akımların (sembolizm, parnasçılık) etkisini tanıyan Cenab Şahabeddin`in şiiri özenli bir müzikaliteye dayanır, istiarelere ön planda yer verir
Aşk ve tabiat temalarını işler Alafranga yaşayıştan gelen zevk özellikleri gösterir
Tevfik Fikret ile Cenab Şahabeddin`in getirdiği yenilikleri devam ettiren edebiyatı cedidecilerden Hüseyin Siret, şiirinin hasta lirizmi ile dikkati çeker
Hüseyin Suad zaman zaman maddileşen bir aşkla birlikte içine kapanık marazi bir duygululuğu dile getirir
Namık Kemal`in oğlu olan Ali Ekrem, ferdi duygular yanında, konusunu 1877 yunan savaşından alan ve köylü-asker bir kahramanı canlandıran Vasiyet şiiriyle dikkati çeker
Şiirlerinde H Nâzım takma adını kullanan Ahmed Reşid, Recaizade Ekrem ile Abdül hak Hamit’in geniş etkisi altındadır Dar çerçeveli bir lirizmi, oldukça karışık bir ifadeyle dile getirir
Süleyman Nesib takma adıyla tanınan Süleyman paşazade Sami`nin şiirlerinde, aşk temasının yanı sıra, başkalarının dertlerine karşı beslenen acıma duygusu da geniş ölçüde yer alır
1908`den sonraki eserlerinde milli heyecana, sosyal konulara yönelen ve asıl ününü bunlarla yapan Süleyman Nazif`in, edebiyatı cedide dönemindeki şiirlerinde romantik duygu ve hayaller hâkimdir
Faik Âli`nin edebiyatı cedide dönemi şiirlerinde kadın ve aşk, hüzün veren tabiat manzaraları, karamsarlık v b temalar ağır basar
Edebiyatı Cedide topluluğunun en genç üyesi olan Celâl Sahir`in bu dönemdeki şiirlerinde ise hasret duyguları ve cana yakın bir samimiyet görülür
ROMAN VE HİKÂYE
Türk edebiyatına Tanzimat`tan sonra giren yeni türlerden olan roman ve hikâye, edebiyatı cedide devrinde gelişti ve ilk usta romancılar bu devirde yetişti Edebiyatı Cedide dönemindeki roman ve hikâye başlıca şu özellikleri gösterir:
1 Yazarlar realizm ve natüralizm akımlarının etkisindedir;
2 Anlatım tekniği Tanzimat edebiyatına göre daha gelişmiştir;
3 Batı edebiyatından alınan metotla yerli hayata ait olaylar anlatılırken zaman zaman batı hayatından aktarılan olaylara ve kişilere de yer verilmiştir Çoğunlukla İstanbul`da geçen olaylar anlatılmıştır;
4 Kahramanlar genellikle aydınlar arasından seçilmiştir; okuyucu kütlesi de aydınlardır;
5 Kahramanlar arasında kadın ile erkek aynı seviyededir Tanzimat edebiyatındaki cariye, odalık v b gibi kadın tipleri ve zavallı, hain, ahlâk düşkünü v b kadın karakterleri yerine, erkeklerin karşısında kendi varlık ve kudretlerini bilen tipler canlandırılır;
6 Konuşma dilinden uzaklaşan bir anlatım kullanılmıştır; Arapça, Farsça kelime ve tamlamalara geniş ölçüde yer verilmiştir; cümle yapısında Fransızca`nın kuruluşuna uygun sözdizimi özellikleri görülür; üslûp özellikle tasvirlerde çok süslüdür
Edebiyatı Cedidenin roman ve hikâye alanında eser veren yazarları Halit Ziya Uşaklıgil (1866–1945), Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit, Müftü oğlu Ahmed Hikmet, Saffeti Ziya`dır (1875–1929)
Halit Ziya Uşaklıgil, daha önce Cambaz Kız hikâyesinin çıktığı Servetifünun (sayı: 109) dergisinde, edebiyatı cedide topluluğuna katıldıktan sonra Mai ve Siyah romanını yayımladı
Edebiyatı Cedidenin öz ve biçim bakımından bütün özelliklerini toplayan bu eser, romantik çizgiler taşıyan bir kahramanın (Ahmet Cemil) çevresinde gerçekçi özelliklere de yer vermektedir
Halit Ziya`nın edebiyatı cedide döneminde Servetifünun dergisinde tefrika edilen diğer eserleri Aşk-ı Memnu («Yasak Aşk») ye Kırık Hayatlar`dır
İstanbul`da hazır yiyici ve alafrangalık düşkünü zümrenin hayatını anlatan Aşk-ı Memnu, kuvvetli tekniği ve psikolojik tahlilleriyle yazarın en başarılı eseri sayılır
Servetifünun`un kapanması üzerine yayımı yarım kalan Kırık Hayatlar, orta ve yoksul tabakadan kahramanların serüvenini günlük hayatın tabiiliği içinde anlatan bir töre romanıdır
Halit Ziya`nın edebiyatı cedide döneminde yazdığı hikâyeleri (Bir Yazın Tarihi [1900], Solgun Demet [1901]) genellikle halk tabakasının hayatını ve halk tiplerini canlandırır Bunlar, hikâye türünün sekil özelliklerini geliştiren eserlerdir
Edebiyatı Cedide romanında psikolojik tahlile en geniş yeri veren Mehmet Rauf, Eylül (1900) adlı eserinde varlıklı ailelere mensup kahramanlar çevresinde geçen bir aşkı, Halit Ziya`dan daha sade ve özenti-siz bir dille anlatır
Hüseyin Cahit de Servetifünun`da yayımlanan Hayal içinde romanında ruh tahlillerine yer verir
Hayatı Muhayyel (1897), Hayatı Hakikiye Sahneleri (1910) adlı kitaplarında topladığı hikâyelerinde halktan kimselerin hayatına pek az eğilen Hüseyin Cahit, öteki edebiyatı cedide yazarlarından daha sade ve yapmacıksız bir dil kullandı
Ahmed Hikmet Müftü oğlu’nun Haristan (1901) adlı kitabında topladığı hikâyeleri daha çok şairane sözlerle kurulmuş, özentili mensur şiirlerdir Süslü bir üslûpla, olağanüstü olayları anlatır
Servetifünun`da tefrika edilen (1896–1897) Salon Köşelerinde romanıyla tanınan Saffeti Ziya, bu eserinde, İstanbul`daki yabancıların, onlarla ilişkisi olan sosyetenin, salon hayatının geniş bir tasvirini yapar
EDEBİYAT TARİHİ VE TENKİT
Edebiyatı Cedide yazarları batı edebiyatıyla yakından ilgilendiler Özellikle örnek tuttukları Fransız edebiyatıyla ilgili incelemeler yayımladılar
Bunlar arasında Halit Ziya Uşaklıgil`in roman sanatının tarihi ve özellikleriyle ilgili Hikâye (1889) adlı eseri, Servetifünun`da yayımlanan Alphonse Daudet hakkındaki incelemesi, Mehmet Rauf`un Paul Bourget üstüne yazısı sayılabilir
Ahmed Şuayıp`ın Hayat ve Kitaplar (1900) adlı eserinde de Taine ve Flaubert başta gelmek üzere bazı batılı yazarlar hakkındaki incelemeler toplanmıştır
Edebiyatı Cedide devrinin belli başlı tenkit yazılarından bir kısmı Muallim Naci ile Recaizade Ekrem arasında Demdeme dolayısıyla meydana gelen tartışmayı devam ettirdi
Yeni edebiyata yöneltilen saldırılar yüzünden doğan tartışma konularından biri de dekadanlıktır Bu tartışmalarda edebiyatı cedide akımını hararetle savunan Hüseyin Cahit tenkit yazılarını Kavgalarım (1910) adlı kitabında topladı
Tevfik Fikret ve Cenab Şahabeddin`in Servetifünun dergisi, Tarik gazetesi v d `deki tenkit yazıları ile edebiyat sohbetlerinden başka bu dönemin edebiyat tartışmalarına İsmail Safa`nın Mülâhazat-ı Edebiye (1897), Lütfi Fikri`nin Tecrübe-i İntikal: Duhter-i Hindu (1900) gibi eserlerinde rastlanır
Türkler`in tarih boyunca oluşturdukları sözlü ve yazılı edebiyat geleneğini ve bu geleneğin ürünlerini içerir Türk edebiyatı tarihsel gelişimi içinde üç ana bölümde incelenmektedir:
İslamlık`tan önceki Türk edebiyatı, İslam uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatı, batı uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatı
Bu sınıflandırma Türkler`in girdikleri din ve kültür çevrelerinin belirleyici etkisi göz önüne alınarak yapılmıştır
Bu çalışmaları her vakit istifade ettiğim “Türkçe bilgi” konularını özümseyen ilgili bilgi birikimlerinden faydalanarak bu sayfaya faydalı olur mülahazasıyla iktibas yapılmıştır İlgi duyan ve okuyan arkadaşlara, ayrıca katkı sağlayanlara teşekkürler ediyorum
|