|
Prof. Dr. Sinsi
|
Nabız Yüksekliğinin Sebebi Ne Olabilir? Nabız Yüksekliğininnedenleri Nelerdir?
ORGANİK BİLEŞİKLER
Yapısında C, H, O bulunduran biyomoleküllerdir Canlılık olayları ile ilgili olduklarından organik maddeler adını alırlar organik maddelerden bazıları enerji verici olarak, bazıları yapı maddesi olarak, bazıları da düzenleyici olarak görev yaparlar Biyolojik olarak önemli olan bazı organik bileşikler şunlardır:
- Karbonhidratlar
- Yağlar
- Proteinler
- Enzimler
- Nükleikasitler
- ATP
- Vitaminler v b
KARBONHİDRATLAR (C,H,O)
Bitkiler de fotosentezle üretilir - Birinci derece enerji kaynağı olarak kullanılır
(1 gr karbonhidrattan 4,2 kcal enerji açığa çıkar
- Yapısında O2 oranı yüksek olduğu için (yağ ve proteinlere göre) yıkımı kolay

- Yapı maddesi olarak kullanılır
Hücre zarı ve hücre çeperi yapısına katılır (Yağ ve proteinlere göre daha az katılır)
- Nükleik asitlerin yapısına katılır

MONOSAKKARİTLER (MONOMER)
5 C' li Şekerler (Pentoz)
*riboz (RNA ve ATP'nin yapısına katılır ) *deoksiriboz (DNA)
6C'lu şekerler (Hektoz)
*Glikoz (üzüm şekeri)
*Fruktoz (meyve şekeri) ---} C6H12O6
*Galaktoz (süt şekeri) - Hidrolize uğramaz (monomer yapıda yani sindirilmiştir
)
- Suda çözünürler
- Hücre zarından geçerler

Sağlıklı bir insanın kanında ağırlıkça yaklaşık %0,1 oranında glikoz bulunur Oranın bu düzeyin altına düşmesi halinde ilk zarar görecek organ beyindir
Not: Beyin hücreleri ancak glikoz ve oksijen varlığında çalışabilir Beyin hücreleri glikozu depo etmez
DİSAKKARİTLER (ÇİFT ŞEKERLER)
İki monosakkarittin birbirlerine glikozid bağı ile bağlanması ile oluşur
Not : İki veya daha çok bileşiğin su açığa çıkarak birleşmesine dehidrasyon sentezi denir Büyük bir bileşiğin su alarak daha küçük bileşiklere ayrışmasına hidroliz denir Tüm sindirim olayları birer hidrolizdir
POLİSAKKARİTLER
Çok sayıda monosakkaritin birleşmesiyle oluşur En önemlileri nişasta,glikojen,selüloz Hepsinin temel yapı birimi glikozdur
Nişasta; bitkilerin depo ettiği en önemli besindir Hayvan hücresinde bulunmaz Sindirim sisteminde nişastayı sindirecek enzim bulunur
Glikojen; hayvansal hücrelerin hazır enerji deposu Glikozun fazlası hayvansal hücrelerde glikojen olarak depolanır Hayvansal nişasta da denir
Not : Glikozun fazlası karaciğerde yağa dönüştürülür Yağların yapı taşları da karaciğerde glikoza dönüştürülebilir
Selüloz; suda çözünmeyen çok sert bir maddedir Bitki hücrelerindeki Çeperin ana yapı maddesidir
Not : İnsan ve omurgalı hayvanların selülozu sindiren enzimleri yoktur Ot yiyen hayvanların sindirim sistemlerinde yaşayan bazı bakteriler ve bir hücreli canlılar selülozu sindirip glikoz açığa çıkararak glikozun kullanılmasını sağlarlar
YAĞLAR
Yapı Birimleri
*Yağ asitleri Kısa zincirli : Suda çözünür
Uzun zincirli : Polimer yapıda Suda çözünmez
*Temel yağ asitleri : Dışarıdan alınması gereken
*Vücudun yaptığı yağ asitleri
*Gliserol : 3 C'li alkol
*Nötral (depo) yağlar:3 yağ asidinin 1 gliserinin (gliserolün) ester bağı ile birleşmesiyle oluşur
*Fosfolipitler : Hücre zarına katılırlar
*Steroidler : Hormon ya da vitamin olarak görev yaparlar - İkinci derece enerji kaynağı olarak kullanılır
(1 gr yağdan 9,2 kcal enerji elde edilir ) Protein ve karbonhidratlara göre oksijen oranı düşük hidrojen oranı yüksektir Bu nedenle yıkımı karbonhidratlara göre daha zordur Yağ asitlerinin yıkılabilmesi için çok fazla oksijene ihtiyaç vardır Yağ asitleri yıkıldığı zaman çok fazla enerji ve su oluşturulur
- Yapı maddesi olarak kullanılır

- Düzenleyici özelliği vardır

- Organların etrafını çevirir,onları mekanik etkilerden korur

- Isı yalıtımında görev alır

- O2 ile yakıldıklarına çok fazla su ve enerji çıkar

- Suda çözünmez

PROTEİNLER (C,H,O,N ve bazılarında Fe,P)
Yapı Birimi
Aminoasitlerdir Suda çözünürler 20 çeşittir
Aminoasitler ::: Vücudun kendisi ürettiği aminoasitler : 10 tanedir
::: Dışarıdan alınan aminoasitler : Temel aminoasitlerdir
İki aminoasit aralarında peptid bağı ile bağlanarak dipeptidi oluştururlar
- Yapıcı,onarıcı besin maddeleridir

- Düzenleyici maddelerdir
(Hormon,enzim=katalizör )
- 3
derece enerji kaynağı olarak kullanılır (1 gr protein 4,5 Kcal enerji açığa çıkarır )
- Genlerin kontrolünde sentezlenir

- O2 ve CO2 taşımada görev alır (örn
Hemoglobin )
- Kanın ph'sını düzenler

- Kanın Osmotik basıncını düzenler

- Bağışıklık sisteminde görev alır
(antikor gibi)
- Solunumda elektron taşıma sisteminde görev alır

ENZİMLER
Hücreler, sürekli olarak kimyasal değişmelerin meydana geldiği canlı birimlerdir Metebolizma denilen bu hücresel olaylar sırasında birçok maddenin paraçalanması ve yeni maddelerin sentezlenmesi gerçekleşir Hücredeki kimyasal değişmeler vücud dışında gerçekleşme koşullarına göre hızlı, düşük sıcaklıkta ve dar bir pH aralığında olur Bu nedenle hücresel olaylar canlıya zarar vermeden, canlı koşullarında gerçekleşir hücresel olayların canlı koşullarında gerçekleşmesi, ENZİM denilen biyolojik katalizörlerle sağlanır
Enzimler oldukça büyük moleküllü özel proteinlerdir Sadece proteinlerden oluşan bazı enzimler tek başına aktif olarak çalışır Canlının DNA larındaki bilgilere göre sentezlenen protein yapılı kısım, enzimin hangi maddeye etki edeceğini belirler Bazı bazı enzimler ise bir başka etkileşerek aktifleşir Bazı enzimlerde KOENZİM veya KOFAKTÖR denilen yardımcı maddelere bağlanarak aktif duruma gelir Böyle protein yapılı kısmının yanında koenzim ya da kofaktör bulunduran enzimlere apoenzim denir
Bazı enzimler, vücudun tüm hücrelerinde bulunur Örneğin solunum enzimlşeri Bazı enzimler ise belirli hücrelerde bulunur Örneğin: Karaciğer hücrelerindeki amonyağı üreye dönüştüren üreaz enzimi bunlardandır
Bazı Özellikleri:
farklı molekül yapısı ve şekli olan her enzim çeşidi ayrı genler tarafından sentezlenir bu nedenle enzim çeşitleri , molekül yapısı ve şekli kendine uygun maddeleri katalizler, yani reaksiyona girer Bir Enzimin reaksiyona girdiği kendine uygun maddeye substrat denir Bu özelliklerinden dolayı enzimler özgül maddelerdir
Enzimleri katalizledikleri reaksiyonlarda harcanmayıp tekrar tekrar kullanabilir Çünkü enzimler, girdikleri reaksiyonlarda değişmeden çıkar Bu nedenle çok miktarda substrat, çok az enzimle reaksiyonun son maddesi olan ürünlere dönüştürebilir Ancak belirli bir süre kullanılan enzimler yıkılıp yerine yenileri sentezlenir
VİTAMİNLER
Vitaminler, hücrelerin normal metobolizma faaliyetleri için gerekli olan organik maddelerdir Vitaminleri çoğu bitkiler tarafından yapılır Bazı vitaminler insan vücudunda bir kısım bileşiklerin değiştirilmesi ile yapılır İnsan vücudunda yapılan vitaminler vücuda işlendikten sonra vitamine dönüşecek provitaminin denilen ham madde şeklinde alınıp şeklinde alınıp vücutta vitaminlere dönüştürülür VİTAMİNLERİN ÇEŞİTLERİ: Vitaminlerin vücutta kullanılabilmeleri için bir çözücüde çözünmesi gerekir Bunlar vücutta depolanabilirler Yağada ve suda çözünen vitaminler olmak üzere iki grupta incelenirler
Vitaminler iki grupta incelenebilir, bunlar yağda ve suda eriyenler olarak iki gruba ayrılırlar
Yağda eriyen vitaminler: A, D, E ve K vitaminleridir
Suda Eriyen Vitaminler: B grubu vitaminleri ve C vitaminidir
Vitaminlerin önemleri;
A vitaminiEnfeksiyonlara karşı direnci arttırır normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir Cildin tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağlar Diş ve dişetleri için büyük önem taşır 
D vitaminiİnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı olur, kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlar 
E vitaminiAntioksidan etkilidir Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatıyor Yaşlı kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirir Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar 
K vitamini Karaciğere gelen Kvitamini burada üretilen bazı pıhtılaşma faktörlerinin yapımında rol alır Kvitamini takviyesi yanlızca kanamalı hastalarda verilir
B1 vitamini Kasların ve sinir sisteminin faliyeti için gereklidir Yetersizliğinde iştahsızlık, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması görülür
B2 vitamini Eksikliğinde dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudaklarda kızarma, tahriş, çatlaklar, gözlerde kaşıntı, yanma hissi, katarakt oluşumu, saçların dökülmesi, çocuklarda büyüme yavaşlaması, kilo kaybı, sindirim sorunları oluşur 
B3 vitamini Yetersiz beslenme sonucu deriyi sinir sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar Hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlar
B5 vitamini Doğada bol olduğu için eksikliğine rastlanmaz Ayrıca bir miktar bağırsaklarda da yapılmaktadır Eksikliği kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntıya neden olur 
B6 vitamini Sinir sistemi ve hormonların çalışmasını düzenler Vücudun savunmasında antikor ve akyuvar oluşumunda rol oynar Eksikliğinde migren tipi baş ağrısı, kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk, adele zayıflığı ve krampları oluşur 
B11 vitamini Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda aktif rol oynar Hücre bölünmesi için gereklidir Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir Eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabilir 
B12 vitamini Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir Eksikliğinde dilde hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar, sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşur 
C vitamini Vücudumuz C vitaminini üretemez bitkiler ve bazı hayvanlar bu vitamini üretebilmektedir Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır 4 saat sonunda kandan uzaklaşır Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olamalarını sağlar Vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi vardır Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür Eksikliğinde diş eti kanamaları ve çekilmeleri olur
NÜKLEİK ASİTLER
•Bu moleküller ilk defa Friderich Miescher tarafından balık spermi ve akyuvar çekirdeğinde tespit edilmiştir En çok çekirdekte bulundukları için nükleik asitler(çekirdek asitleri) diye isimlendirilmiştir
•Asidik özelliğe sahiptirler Hücre yönetiminden sorumludurlar
•DNA ve RNA olmak üzere 2 tiptir Bunlar hücrenin en büyük dev moleküllerdir
•Nükleotitlerden oluşmuştur Onun için DNA ve RNA birer polinükleotidtir
•Bütün nükleotitlerde aynı fosforik asit (H3PO4) bulunur
•Nükleotitlerin farklı yapıda olmasının sebebi yapısındaki şeker ve organik baz moleküllerinin farklı olmasındandır
•Nükleotitler birbirlerine şeker-fosfat bağlarıyla bağlanırlar
•Nükleotitler taşıdığı baza göre,nükleik asitler ise taşıdığı şekere göre isimlendirilir
NOT: Fotosentezde ve kemosentezde ATP sentezlenir Bu enerji besinin yapısının oluşumunda kullanılır Başka hayatsal faaliyetlerde kullanılmaz
|