|
Prof. Dr. Sinsi
|
Yerel Yönetim Birimlerinin Aldığı Kararlara Ve Uygulamalarına Kimler Yön Verebilir
YEREL YÖNETİMLERİN ÖNEMİNİ ARTTIRAN NEDENLER
Hizmetlerin giderek merkezileştirilmesinin doğal sonucu yerel yönetimlerinin öneminin azalmasıdır Ancak uygulamada görülen durum tam tersinedir Yerel yönetimlerin toplum yaşantısı içindeki yeri ve önemi gün geçtikçe artmaktadır Diyebiliriz ki,yerel yönetimlerin görmekte oldukları hizmetler sayısal yönden önemini yitirirken,kalite yönünden bunun tam tersi bir durumla karşılaşılmaktadır
Refah Artışının Etkileri
Milli gelirdeki yükselmeler sonucu kişi başına düşen gelir önemli ölçülerde artmış,sosyal refah devlet anlayışının yerleşip gelişmesi sayesinde de asgari yaşam özellikle gelişmiş ülkelerde devlet güvencesi altına alınmıştır Dolayısıyla bu hizmetleri görmekle görevli yönetimlerin önemi de giderek artmıştır
Sosyal Yapıdaki Değişiklikler
Toplumların sosyal yapısı da hızla değişmektedir Bu değişmenin en önemli etkenlerinden biri kentleşme hareketinin günümüzde ulaştığı boyutlardır Kentleşmenin yoğunlaşması ile beraber yerel bazı hizmetlerin önemi de artmaktadır Örneğin,kentleşme yoğunlaştıkça çocuk ve özel otomobil sayısı artmakta ve dolayısıyla çocuk bahçeleri de oto parklarına olan ihtiyaç da çoğalmaktadır Kentleşmenin yoğunlaşması ayrıca kanalizasyon,itfaiye,park vb hizmetlere olan talebi de arttırmaktadır
MERKEZİ YÖNETİM İLE YEREL YÖNETİMLER ARASINDA İŞBİRLİĞİ YAPMAK ZORUNLUĞU
Artık yerel karakterde olan mal ve hizmetler yerel yönetimlere,ulusal karakterde olan mal ve hizmetler ise merkezi yönetime bırakılmalıdır kriterine göre bölüştürülmesi yetersiz hale gelmiştir
Merkezi Yönetim İle Görülen Ortaklaşa Bazı Hizmetler
Bayındırlık ve İmar Hizmetleri
Ana yol,köprü,baraj ve liman gibi alt yapı tesisi niteliğindeki hizmetler merkezi yönetim tarafından gerçekleştirilmektedir Ancak kent içi yolların bakımı ve onarımı,köylerdeki küçük ve basit köprülerin yapımı,köyleri ilçelere ya da ana yola bağlayan ikinci derecedeki yolların yapımı ve bakımı genellikle yerel yönetimlerin sorumluluğuna terk olunmuştur Kent içinde park,meydan yapımı gibi hizmetler ise belediyelerin görevleri arasında yer almaktadır
Sağlık Hizmetleri
Sağlık hizmetlerinin genellikle merkezi yönetim görevleri içinde yer aldığı ülkelerde yerel yönetimler de kendi olanaklarına göre hastaneler açmakta salgın hastalıklarla mücadele çalışmalarına katılmakta,dispanser ev gibi kuruluşlar meydana getirmeye çalışmaktadırlar
Eğitim Hizmetleri
Sağlık hizmetlerinin bütün ekonomik özellikleri aynen eğitim hizmetleri için de geçerlidir Faydasının genellikle bölgesel olduğu kabul edilen ilk öğretim hizmetleri pek çok ülkede yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmektedir Eğitimin yanı sıra kültüre katkısı bulunan tiyatro,kütüphane,müze vb hizmetler hem merkezi hem de yerel yönetimler tarafından ayrı ayrı gerçekleştirilebilmektedir
Sosyal Yardım Hizmetleri
Fakir ve kimsesizlere yardım şeklinde somutlaşan sosyal yardım hizmetleri yardımı alan kimseye sağladığı özel faydanın yanı sıra fakirliği giderebildiği ölçüde topluma da yarar sağlar (Dışsallık) Sosyal yarım hizmetlerinin sonucu olarak topluma taşan dış faydalar bu hizmetlerin pür yarı kamusal mallar arasında yer almasını gerektirir Bu yardımlar devletin asli ve önemli görevlerinden biridir Bu anlamdaki yardımların artık yerel yönetimler aracılığı ile yürütülmesi düşünülemez Çünkü,yerel yönetimlerin mali güçleri buna yetmeyeceği gibi eşit mali güce sahip olmayan yönetimlerin yapacakları farklı yardımlar da vatandaşlar arasında ayrıcalıkların doğmasına neden olabilir Bundan dolayı ki,sosyal yardımlar günümüzde esas itibari ile merkezi yönetimin görevleri arasında yer almıştır Yerel yönetimler ise kendi bölgelerindeki fakir ve kimsesizlere olanakları ölçüsünde geçici yardımlar yapmakla yetinmektedirler
Sadece Yerel Yönetimler Tarafından Görülmekte Olan Hizmetler
Bunların başlıcaları;(değerlendirilmiş bölgesel yarı kamusal mallar=belirli bir fiyat karşılığında sosyal marjinal faydanın sosyal marjinal maliyetin üzerinde kaldığı harcamalar için alınan paralarla karşılanır ) çöp toplama hizmetleri,itfaiye hizmetleri,lağım ve kanalizasyon hizmetleri,kent içi ulaştırma hizmetleri,eğlence ve istirahat yerlerinin temizlik,kalite ve fiyatlarının kontrolüne ilişkin hizmetler,bahçe ve parkların düzenlenmesi hizmetleri,müzelerin açılması ve kent’in görünümünün korunması ile ilgili hizmetler,her türlü yiyecek ve içecek maddelerinin temizliğinin ve fiyatlarının kontrol edilmesine ilişkin hizmetler,imar faaliyetleri ile ilgili yapı kontrolü vb hizmetler,kent içi su gaz ve elektrik sağlanmasına ilişkin hizmetler,oto park hizmetleri,mezarlık hizmetleri vb 
Belediyelerin hemen her yerde en önemli yerel yönetim birimi olarak kabul edilmelerinin nedeni,gördükleri hizmetlerin günlük yaşantı üzerindeki tartışılmaz etkisidir
YÖNETİMLER ARASI GELİR BÖLÜŞÜMÜ
GELİR BÖLÜŞÜMÜNÜ ZORUNLU KILAN SEBEPLER
Merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki gelir bölüşümü sorununun,rasyonel ve adil esaslara göre çözümlenmesi yerel yönetimlerin varlıklarını sürdürebilmelerin vazgeçilmez temel mali koşuludur Yerel yönetimler yerel düzeyde hizmet üreten birimler olduklarına göre görevlerini yerine getirebilmeleri,doğal olarak,görmekle yükümlü oldukları hizmetin gerektirdiği harcamayı yapabilecek mali kaynaklara sahip olmalarına bağlıdır Harcama yapabilmek için de gelire sahip olmak gerekir Bu sebepten ötürü gelir ile gider arasında fonksiyonel bir ilişki vardır Gider,yani hizmet merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında bölüşüldüğüne göre,gelirin de bölüşülmesi en azından aklın ve adaletin bir gereğidir Aksi halde,yerel yönetime hizmet yüklememek ki bu bir anlamda yerel yönetimin varlığına son verip sadece merkezi yönetim ile yetinmek demektir ya da hizmetin gerektirdiği gelirleri bizzat kendisinin sağlaması için dilediği şekilde hareket etmesine imkan tanımak gerekir Uygulamada bunların ikisi de mümkün değildir Bizzat kendisinin dilediği şekilde gelir sağlamasına izin verilmesi de elbetteki söz konusu olamaz Çünkü dilediğince vergileme yetkisine sahip binlerce yerel otoritenin bu anlamda birbirinden bağımsız olarak alacakları kararların,kısa sürede mali anarşiye sebebiyet vermesi son derece doğaldır Şu halde gelir kaynaklarının tümüne tasarruf edebilme yetkisini elinde bulunduran merkezi yönetimin yerel yönetimlere hangi yöntemlerle gelir transferi edeceğinin önceden belirlenmesi gerekir Ayrıca,yerel yönetimlerin bizzat kendi kararları ile gelir elde edebilmelerine de esaslarını ve sınırlarını önceden belirlemek kaydıyla imkan tanımak gerekir Bütün bunlar yapılırken göz önünde tutulması gereken önemli noktalar vardır Şöyle ki: Önce,yerel yönetimlere sağlanacak gelirin bu yönetimlerin görmek zorunda odluları hizmetlerin gerektirdiği harcamaları karşılayacak düzeyde olması gerekir Bunun yanı sıra bölgeler arasındaki gelir farklılıklarını göz önünde tutmak ve bölüşümü bu farklılıkları giderecek biçimde düzenlemek gerekir Bunun yanı sıra,gelir bölüşümünü düzenlerken,yerel yönetimlerden komşu ülkelere taşan dış faydaları ve dış zararları da göz önünde tutmak ve bunların olumlu ve olumsuz etkilerini dengeleyecek bir gelir bölüşümü politikası izlemek gerekir Bu görüşe göre,yönetimin üst kademesinden alt kademelere yapılan yardımlarla ilgili olarak ileri sürülen fikirler,yerel yönetimlerin içinde bulundukları güçlükler nedeniyledir Esas itibariyle kendi kontrolleri dışında olan faktörler ve kendi kontrolleri içinde olmakla beraber politik bazı nedenlerle kontrol edilmeyen faktörler Yerel yönetimlerin kontrolleri dışında olan faktörler bölgeler arası eşitsizlikler ve dışsallıklardır Kontrolleri içinde olmakla beraber politik bazı nedenlerle kontrol edemedikleri faktörlerin başında,yerel vergi ve harçların gelir esnekliğinden yoksun olması ve borçlanma olanaklarının sınırlandırılmış olması Gerçekten yerel yönetimlere bırakılan vergi,resim ve harçlar genellikle dar tabanlı ve esneklikten yoksun kaynaklara dayandırılmıştır Yerel yönetimlerin bunlar üzerinde bazı tasarruflarda bulunmaları genellikle çok güçtür Çünkü idari vesayet makamları bazen kamu düzeni gerekçesi ile bazen de çeşitli politik baskılar nedeniyle yerel yönetimlerin bu alandaki tasarruflarını engellemektedirler Yerel yönetimlerin borç alabilmeleri ise genellikle önceden idari vesayet makamından izin almasına bağlanmıştır
GELİR BÖLÜŞÜMÜ YÖNTEMLERİ VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Vergi Yapısının Toplum Tercihlerine Uydurulabilmesi
Yerel yönetimler,yerel özelliğe sahip bazı vergi dirençlerini kırabilmekte,merkezi yönetime oranla daha avantajlıdır Çünkü,yerel yönetimler toplum üyelerinin tercihlerinin ve eğilimlerinin saptanmasında,merkezi yönetime oranla daha etkindir Ancak,uygulamada,bu olanağın vergileme alanına uygulanabilmesi çoğu kez hukuki bazı engellerle karşılaşmaktadır
“ Vergi,resim,harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur,değiştirilir veya kaldırılır Vergi,resim,harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık,istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yuları ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir ”
Anayasa’nın yetkileri kısıtlayıcı ve sınırlandırıcı yukarıdaki hükmü karşısında,Türkiye’deki yerel yönetimlerin kendilerine bazı vergileri toplamak yetkisi verilse dahi,bunları toplumsal tercihlere uydurabilmek hususunda vergi matrahında,oranında,istisna ve muafiyetlerde değişiklik yapabilmek gibi gerekli hukuki tasarruflarda bulunamayacakları açıktır Kaldı ki,olaya eşitlik ilkesi ve bazı sapmalara sebebiyet verilmemesi açısından bakılırsa Anayasa’nın sözü geçen hükmünün isabetine ve üniter bir devletin gerek ve gerekçelerine uygunluğunu kabul etmek gerekir
İdari Etkinliğin Sağlanması
Bazı vergiler merkezi yönetime kıyasla yerel yönetim tarafından daha etkin bir biçimde tarh ve tahsil edilebilir Vergilemede idari etkinlik,herhangi bir verginin tarh ve tahsili için zorunlu olan reel kaynakların en aza indirgenmesini ifade eder Bunun için gerekli koşullardan biri de,vergi tabanının vergilemeyi yürüten otoritenin yetkili olduğu bölge içinde kalmasıdır Örneğin,gelir vergisinin konusu olan gerçek kişinin geliri,ülkenin herhangi bir noktası ile ilgili iktisadi ve hukuki bazı bağlantılar sonucu ortaya çıkabilir Bu sebeple gelir vergisinin özellikle üniter devletlerde yerel yönetimce tahsil edilebilecek bir vergi haline getirilmesi düşünülemez Buna karşılık emlak vergisinin konusunu oluşturan bina ve arazi herhangi bir bölgede tam anlamı ile lokalize edilmiş durumdadır Yerel yönetim bu durumda tam anlamı ile kontrol fonksiyonunu rahatça yerine getirebilir İşte bu sebepledir ki, emlak vergisi,Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok ülkede belediyeler tarafından tarh ve tahsil edilmektedir
Geleneksel Ve Tarihsel Faktör
Örneğin Türkiye gibi yerel yönetim geleneği olmayan ülkelerdeki merkezi yönetimin tüm gelir kaynaklarını kendi tasarrufunda bulundurması yadırganmamakta,hatta 1972 yılındaki uygulamada olduğu gibi yerel yönetimlerin gelirleri arasında yer alan Emlak Vergisinin,merkezi yönetim gelirleri arasına aktarılması dahi hiçbir tepki yaratmamaktadır
GELİR BÖLÜŞÜMÜNÜ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Devlet Yapısındaki Farklılıklar
Gelir bölüşümünü üniter bir devlette,federal bir devlette aynı esaslara göre düzenlemek imkansızdır Her iki tip devlette de,bölüştürülmeden pay alacak kademelerin sayısal yönden farklı oluşları soruna değişik yaklaşımlar getirilmesini zorunlu kılmaktadır
Milli Gelir Düzeyindeki Farklılıklar
Paylaşılacak gelirin kaynağını oluşturan milli gelirin düzeyi ülkelerin gelişmişlik derecelerine göre büyük farklılıklar göstermektedir
Merkeziyetçilik İle Yeriden Yönetim Anlayışının Sebep Olduğu Farklılıklar
Merkeziyetçiliğin geleneksel bir durum aldığı ülkelerde gelirlerin de merkezileştirilmesi de kaçınılmazdır Bu takdirde gelir bölüşümü,toplanan gelirler üzerinden değişik yöntemlerle pay verilmesi ve bazı düzensiz bağışlarda bulunulması esasına dayandırılacaktır İdari yönden kuvvetli bir yerinden yönetim geleneğinin mevcut olduğu ülkelerde ise bu geleneğin yarattığı etki sebebi ile yerel yönetimler daha tatminkar özerk bir gelir kaynaklarına sahip olabilmektedir
YEREL YÖNETİMİN GELİR TÜRLERİ
Vergiler
Bağışlar
Şerefiyeler
Harçlar
Harcamalara Katılma Payları
Fiyatlar( Kamusal Ticari ve Sınai İşletmelerin Ürünlerinin Satışından)
Borçlanmalar
Emlak Gelirleri
VERGİLER YOLU İLE GELİR SAĞLAMA YÖNTEMİNİN TÜRLERİ
Sınırsız Vergileme Yetkisi Verilmesi
Vergi Kaynaklarının Paylaştırılması
Merkezi Yönetim Vergilerinin Bazılarından Veya Toplam Vergi Gelirleri Üzerinden Pay Verilmesi
Sınırsız Vergileme Yetkisi Verilmesi
Bugüne kadar tamamen teorik planda kalıp uygulamaya saf bir biçimde aktarılamayan bu yöntemde,yerel yönetimlerin hiçbir sınırlamaya tabii olmaksızın tam bir vergileme yetkisine sahip olmaları öngörülmektedir Gerçekten,yerel yönetimlere diledikleri şekilde vergi alabilmek yetkisi verilse dahi,siyasal,ekonomik ve teknik bazı sebepler dolayısıyla üst yönetimin önceden bazı objektif kriterler koyması ve bazı kısıtlamalar getirmesi kaçınılmazdır
Şöyle ki: Bir yerel yönetim,ancak kendi sınırları içinde ve idari vesayetin elverdiği ölçüde egemendir Vergi konusunun bu sınırların dışına taşması halinde ki bugünkü toplumsal eve ekonomik organizasyonda bu durum olağandır yerel yönetimin vergileme yetkisini kullanması söz konusu olamaz
Gerekli kısıtlamaların önceden getirilmemesi halinde,her yönetim kendi yönünden aynı vergi kaynağını aşırı ölçüde zorlayabileceğinden kaynağın kuruması,sapmaların meydana gelmesi,vergi direncinin doğması,çift vergileme olayının görülmesi gibi sonuçlarla da karşılaşılabilir
Vergi Kaynaklarının Paylaştırılması
Bu yöntemin esası,çeşitli vergilerin yönetimler arası paylaştırılması ve bazı vergilerin merkezi yönetime,bazılarının da yerel yönetimlere bırakılmasıdır
Bu durumda,şahsi vergiler,örneğin gelir vergisi en az geçim indirimi,artan oranlılık vb tekniklerle şahsileştirilip adil hale getirilebilir Bu tekniklerin uygulanabilmesinde merkezi yönetim yerel yönetime oranla çok daha etkindir
Yerel yönetimin faaliyetleri,ayni(objektif) vergilerin konusu üzerinde etkili olur Örneğin,Emlak Vergisinin konusu olan bina ve arazi değerleri yerel yönetimlerin faaliyetlerinden etkilenir Ayrıca,vergi konusu yerel yönetimlerin sınırları içinde bulunup sabit olduğundan bu idareler tarafından kolayca izlenebilir Bu nedenlerden dolayı objektif vergilerin yerel yönetimlere bırakılması daha isabetlidir
Vergi Kaynaklarının Paylaştırılmasının Ortaya Çıkarabileceği Sorunlar
Vergilemede Optimal Yapıya Erişme Sorunu
Vergi politikası çeşitli yönetim kademeleri tarafından aralarında bir uyum sağlanmaksızın bağımsız bir biçimde ve ayrı ayrı saptanırsa vergilerde genel optimal yapıya erişmek güçleşir
Vergi Kapasitesinde Azalma Meydana Gelmesi Sorunu
Konusu kendi sınırları içinde kontrol edilmeyen vergileri,yerel yönetimlerin etkin bir biçimde yürütmeleri mümkün olamaz Çünkü,vergilemenin yürütülmesinde etkinliği sağlayabilmenin iki koşulu vardır Önce vergi konusu hakkında yeterli bilgiye,sonra da vergilemede gerekli yetkilere sahip olmak Konusu kendi sınırları dışına taşan vergilerde yerel yönetimi,etkinliğinin gerektirdiği bu koşulların ikisinden de yoksundur
Ayrıca,yönetim ünitelerinin tam anlamıyla bağımsız vergileme yetkilerine sahip olmaları halinde,sermaye ile emeğin mobilitesi nedeniyle yönetimler arası vergi rekabeti de doğabilir
Mali Kapasitede Eşitsizlik Meydana Gelmesi Sorunu
Görevlerin yönetimler arasındaki bölüşümü veri iken,vergi kaynaklarının paylaşılması,görevlerin gerektirdiği harcamalara kıyasla yerel ünitelerin farklı vergi kapasitelerine sahip olmalarına yol açabilir Örneğin,iki üniteden birinde az gelirli,çok çocuklu fakir ailelerin çoğunlukta olduğunu,diğer ünitede şayet az çocuklu,çok gelirli ve mülk sahibi ailelerde oluşmuşsa burada refah hizmetlerine fazlaca ihtiyaç duyulmayacaktır Ayrıca,bu sonuncu ünitede kişi başına düşen gelirin yüksek oluşu vergi kapasitesinin de yükselmesi sonucunu doğuracaktır Bu durumda,hizmetleri zengin ünitenin altındaki seviyede gerçekleştirebilmek için dahi fakir ünitedeki vergilerin zengin ünitelerinkine oranla daha yüksek seviyelerde tutulması zorunluluğu vardır Bu durum hem adaletsizdir,hem de bölgeler arası gelişmişlik farklarını da arttıracaktır
Vergi Kaynaklarını Paylaştırmanın Olumlu Yönleri
Mali Otonomiye Sahip Olabilme Olanağı
Vergi kaynaklarını yönetimler arası paylaştırmanın en olumlu sonucu yerel yönetimlerin mali açıdan arzulanan bir otonomiye sahip olabilmeleridir
Yerel Sorumluluk Duygusunun Artması İhtimali
Vergi kaynaklarının paylaştırılması bu konuda tam bir otonomiye kavuşan yetkili yerel organları daha dikkatli davranmaya sevk edebilir Çünkü,yerel organların kararlarını daha yakından izlemek ve değerlendirmek olanağına sahip olan seçmenlerin oluşturacağı kamuoyu,yerel otoritelerin zorunlu olarak kararlarında seçmen tercihlerini göz önünde tutmaya tercih eder
Uygulamada Yerel Yönetimlere Bırakılan Vergiler
Bu alandaki genel eğilim,özellikle üniter devletlerde,gelir ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergiler,özel tüketim,muamele ve gümrük vergileri gibi dolaylı vergilerin merkezi yönetime bırakılması ve emlak vergisi gibi vergilerin ise yerel yönetimlere bırakılması yönündedir
Emlak Vergisi
Bu verginin yerel yönetimlere bırakılmasının nedenleri; vergi konusunun yerel sınırlar içinde sabit olması ve emlak değerinin etkileyen faktörler arasında belediye hizmetlerinin de önemli bir yer tutmasıdır
Merkezi Yönetim Vergilerinin Bazılarından veya Toplam Vergi Gelirleri Üzerinden Pay Verilmesi
Bu alandaki ana kural vergilerin önce merkezi yönetim tarafından toplanması,sonra da hangi yönetimlere,hangi vergiler üzerinden ve hangi kriterlere göre pay verilecekse öngörülen bu esaslar üzerinden paylaştırmanın yapılmasıdır Örneğin,Türkiye’de (1981 öncesinde) Gelir ve Kurumlar Vergileri İle Tekel Maddeleri Safi Gelirinden Belediyelere %5,Akaryakıt İstihsal Vergisinden de İl Özel İdarelerine %22 oranında pay vermekte idi
Bu yöntemin avantajlarının çifte vergilemeyi önlemesi gelmektedir Vergileme tek bir yönetim tarafından yürütüldüğü için,bilinçli olarak çift vergileme amacı güdülmediğinden,değişik vergi otoritelerinin birbirlerinden bağımsız olarak alacakları kararlar sebebiyle aynı konu üzerinden birden fazla vergi alınması mümkün olmayacaktır
Pay verme yönteminin en önemli sakıncası,pay alan yönetimleri pay veren yönetimin mali yönden bağımlısı haline gelmesidir Paylaşmanın yöntemlerini,özellikle payın miktarını merkezi yönetim tek başına sağladığından uygulamada sonuç daima yerel yönetimler aleyhine olmaktadır
BAĞIŞLAR
Yerel yönetimlerin hizmetleri veri iken gelirleri giderlerini karşılamaya yetmiyorsa,merkezi yönetimin aradaki farkı kapatacak bir bağış sistemini gerçekleştirmesi gerekir Kısacası,merkezi yönetim belli koşullar altında yerel yönetimlerin harcamalarına iştirak etmek zorundadır Bu da ancak,bağış adı verilen ve üst yönetim kademesinden alt yönetim kademelerine karşılıksız olarak yapılan gelir transferleri ile gerçekleştirilebilir
Koşula Bağlı Bağışlar
Koşula bağlı bağışın amacı,bağış yapılan yerel yönetimin belli bir görevi,belli bir seviyede gerçekleştirecek mali güce kavuşturulmasıdır Bir yerel yönetim birimi,mali gücünün yetersizliği dolayısıyla belli bir görev ya da görevleri hiç ya da yeterince gerçekleştiremeyebilir Bu durumda merkezi yönetim,belli bir hizmet ya da hizmetlerin bizzat kendisinin arzuladığı seviyede gerçekleşebilmesinin gerektirdiği fonları,sadece belirlenen amaç için kullanmak koşuluyla,yerel yönetime transfer eder Buna “sübvansiyon(karşılıksız bağış)”denir
Bağış yolu ile gelir transferi yönteminin üç temel nedeni vardır
Bunlardan birincisi mali karakterdedir ve yerel yönetimlerin gelirlerinin giderlerini karşılamaya yeterli olmayışının bir sonucudur İkincisi sosyo-ekonomik karakterdedir ve bölgeler arası mali güç farklılığının giderilmesi gereğinin bir sonucudur Üçüncüsü tamamen ekonomik karakterde olup,dış faydalar yaratan bazı hizmetlerin belli bir seviyede gerçekleştirilmesinin merkezi yönetim tarafından desteklenmesi zorunluluğunun bir sonucudur Örneğin sağlık,eğitim,çevre korunması,hava kirliliğinin önlenmesi,bazı ana yolların yapım ve bakım hizmetleri gibi durumlarda ortaya çıkan olumlu veya olumsuz dışsallıklar değerlendirilip topluma fayda sosyal fayda şeklinde dönüştürülmesinde veya olumsuz dışsallıkların etkisinin minimuma indirilmesinde yerel yönetimin mali yönden yetersiz kalması durumlarında olur
Bağış Dağıtım Kritelerleri
Birinci kritere göre,bağışı alan yönetimlerin faaliyetlerini bizzat kendilerinin finanse etme güçlerine bakılmaksızın sadece harcama ihtiyaçları göz önüne alınarak verilir
İkinci kritere göre ise,harcamaya olan ihtiyacın yanı sıra bölgelerin fakirlik ve zenginlik durumları göz önünde tutulup aynı zamanda eşitleyici amaçlarında gerçekleştirilmesine çalışılır
Koşula Bağlı Bağışın Yararları
Koşula Bağlı Bağışların en büyük yararı,hizmetlerin bölünüşü yönünden iktisadi optimumun gerçekleşmesindeki rolüdür Şöyle ki: Bölgesel düzeyde fayda sağlayan kamusal ve yarı kamusal malların yerel yönetimler tarafından üretilmelerinin iktisadi optimumun sağlanması üzerindeki etkileri tartışılmazdır Koşula bağlı bağışlar,mali yetersizliklerin sebep olduğu hizmetlerin merkezileştirilmesi eğilimini önleyeceği için,bölgesel fayda sağlayan malların yerel yönetimler tarafından etkin bir biçimde üretilmelerine olanak sağlar Bunun yanı sıra,yerel yönetimlerin belli kaynaklar üzerinde aşırı vergi yükü yaratmalarına engel olmak suretiyle ülke açısından optimum vergi yapısının gerçekleşmesine de yardımcı olur Koşula bağlı bağışlar bölgeler arası gelir farklılıklarını düzeltmek amacıyla eşitleyici bir biçimde kullanılır ve bunda başarı sağlanırsa sosyo-ekonomik ve sosyo-politik yönlerden büyük önem taşıyan bir sorunun çözümüne olumlu katkılarda bulunmuş olur
Koşula Bağlı Bağışlara Yöneltilen Eleştiriler
Koşula bağlı bağışlara yöneltilen eleştirilerin başında bu tür yardımların yerel yönetimlerin idari ve mali otonomisini zedeleyeceği görüşüdür Çünkü bağışta bulunan merkezi yönetim,transfer ettiği fonların yerel yönetimlerce etkin bir biçimde kullanılmasını güvence altına almak için bir takım kontrol önlemlerini de birlikte uygular
Diğer eleştiri ise bu tür bağışların kaynak saptamalarına sebebiyet vereceği ve bu suretle optimum kaynak dağılımını engelleyeceği görüşüdür
Koşulsuz ve Blok Bağışlar
Hizmetin türünü ve seviyesini önceden saptamadan,bir diğer söyleyişle kullanımı ve kontrolü hakkında ön belirlemelere gitmeksizin yapılan bağışlara koşulsuz veya blok bağışlar ya da götürü hibeler denilir Bu tür bağışlarda bağışı alan yönetim,yasalara uygun olmak kaydıyla parayı dilediği bir harcaması için kullanabilir
ŞEREFİYELER
Şerefiye uygulamasında öngörülen amaç,kamu tüzel kişilerinin özellikle belediyelerin,gerçekleştirdikleri bayındırlık ve alt yapı hizmetleri ile imar faaliyetlerinden dolayı,bazı kimselerin mal varlığında meydana gelen değer artışlarının vergilendirilmesidir Örneğin yeni yolların yapılması,mevcut yolların çok daha iyi hale getirilmesi,yeni meydanların açılması ve yeniden düzenlenmesi gibi faaliyetlerin gerçekleştirildikleri yerlerdeki ev,dükkan,arsa ve tarlaların değerlerinde artış meydana gelir Değer artışının nedeni belediyelerin sözü geçen hizmetleri gerçekleştirmiş olmalarıdır İşte bu gibi durumlarda mal varlığında değer artışı meydana gelenlerin bu artışa sebep olan faaliyetin harcamalarına katılmaları öngörülmekte ve bu amaçla salınan yükümlülüğe şerefiye denilmektedir
HARÇLAR
Harç deyimi,kamu tüzel kişilerinin sundukları olumlu dışsallığa sahip yarı kamusal hizmetlerden yararlananların ödedikleri bedeli ifade eder Buna bir tür kamusal fiyat da diyebiliriz Eğitim,sağlık ve adalet hizmetleri olumlu dışsallığı olan yarı kamusal hizmetlerdir Bu hizmetler,topluma sağladıkları sosyal faydanın yanı sıra bu hizmetten yararlananlara da özel faysa sağlarlar Hizmetten yararlanan kimse sağladığı özel faydanın karşılığını ödemek istemez ise,bu faydadan mahrum bırakılabilir Örneğin adliye harcını ödemeyenin davasına bakılmaması gibi
Yerel yönetimlerin ürettikleri hizmetlerin pek çoğu bölgesel nitelikte olumlu dışsallığa sahip yarı kamusal mallar-değerlendirilmiş mallar-kategorisinde yer almaktadır Mezbaha,çöp toplama,kanalizasyon,aydınlatma,itfaiye vb Bütün bu hizmetlerin bir bedel karşılığında sunulmaları,bu bedeli ödemeye razı olmayanların hizmetten yararlanmalarına izin verilmemesi teorik olarak mümkündür Ancak,bu kamusal fiyatlamada ortak bir ölçünün bulunması oldukça güçtür Örneğin,mezbaha harcını ödemeyenlerin,kaçak et satışını arttırması şeklindeki olumsuz dışsallığa katlanmayı göze almak kaydıyla bu tesislerden yararlandırılmamaları mümkündür Ama,itfaiye hizmetlerinin bir bedel karşılığında görülmesi halinde bu harcı ödemeye razı olmayanların evlerinin yanmasına seyirci kalmak elbetteki düşünülemez
HARCAMALARA KATILMA PAYLARI
Harcamalara katılma payları,yol ve kanalizasyon gibi alt yapı tesislerinin gerçekleştirilmesi sırasında bu tesislerden yararlanacak olanlardan örneğin,bu tesislerin yapıldığı caddeler üzerinde taşınmaz mallara sahip olanlardan alınan harcama karşılığını ifade eder
Harcamalara katılma payları şerefiyelere çok benzemelerine rağmen esasta onlardan farklıdır Çünkü,değer artışını vergilendirmek gibi sosyal bir amaçla değil,harcamayı finanse etmek için bir mali amaçla alınır Amaç,alt yapı tesislerinin harcamalarına,bu tesislerden yararlanacak olanların kısmen de olsa katılmalarını sağlamaktır
FİYATLAR
Fiyatlar,kamu tüzel kişilerinin ticari ve sınai faaliyetlerinin ürünlerini tüketicilere bir bedel karşılığında sunmaları sonucu sağladıkları geliri ifade eder Aslında bir tür kamu fiyatıdır Çünkü kamusal ihtiyaç piyasada arz ve talebe göre oluşmazlar:kamu otoritelerince sosyal fayda amacı göz önünde tutularak idari kararlarla(siyasal süreç ile) saptanırlar Örneğin belediyeler tarafından gerçekleştirilen su,havagazı,elektrik,kent içi otobüs vb hizmetlerin özel faydası sosyal faydasından üstündür Bu sebeple bu hizmetten yararlananların bir bedel ödemeleri gerekir Fiyat adı verilen bu bedelin bir piyasa fiyatı olmayıp kamusal fiyat oluşundan,özel faydasının yanı sıra az da olsa sosyal faydasının da göz önünde tutularak saptanmış olmasıdır
Kaynak israfını önleme,adalet,iktisadi etkinlik,gelir gibi sebeplerden ötürü sözü geçen hizmetlerin fiyat karşılığında sunulması gerekir
BORÇLANMA
Merkezi yönetim gibi yerel yönetimler de gerektiğinde borçlanma yolu ile gelir sağlama yoluna gidebilirler Borçlanma,kamu yükünün zaman içinde geleceğe dönük olarak dağıtılmasını sağlayan ve dolayısıyla gelecek kuşakları da yükümlülük altına sokan bir finansman yöntemidir
Yerel yönetimler,hemen hiçbir ülkede borçlanma konusunda özgür değildirler Ülkenin bütününün asıl sorumlusu olan yerel yönetimlerin borçlanmasını idari vesayet makamının önceden izin vermesi şartına bağladığı gibi ayrıca bir çok kısıtlamalar da getirmiştir Örneğin,borçlanma yolu ile sağlanan fonların ne ve kimlerden oluştuğu,borcun alışındaki amaç için kullanılmasının zorunlu kılınması gibi
EMLAK GELİRLERİ
TÜRKİYE’DE YEREL YÖNETİMLER
YEREL YÖNETİMLERLE İLGİLİ ANAYASA’DA ÖNGÖRÜLEN İLKELER
1982 Anayasa’sının “Mahalli İdareler” başlığını taşıyan 127 Maddesinden çıkan sonuçlar şu şekildedir:
Türkiye’de yerel yönetimler deyiminin kapsamına giren kuruluşlar,İl Özel İdareleri,Belediyeler ve Köyler’dir Yukarıda aynen yer verdiğimiz madde de görüleceği gibi il özel idareleri deyimi yoktur Ancak anayasa’da belirtilen ilke doğrultusunda “il halkının müşterek mahalli ihtiyaçlarını karşılayacak kamu tüzel kişiliğinin” il özel idaresi olduğu bir başka kanunda açıkça belirtilmiştir
Yerel Yönetimler kamu tüzel kişiliğine sahip anayasal kuruluşlardır
Yerel Yönetimlerin karar organları seçimle oluşturulacaktır
Yerel Yönetimlerin kuruluşu,görevleri ve yetkileri ile ilgili çıkarılacak kanunlar,yerinden yönetim ilkesine uygun düzenlenmek zorundadır
Büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirilebilir
Yerel Yönetim seçilmiş organlarının,organlık sıfatını kazanma ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile yapılabilir
Seçilmiş yerel yönetim organlarını veya bu organların üyelerini,geçici bir önlem olarak,İçişleri Bakanı görevden alabilir Ancak bu işlem, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan üyeler hakkında,yargının verebileceği kesin hükme kadar uygulanabilir
Merkezi Yönetim,Anayasa’da belirtilen amaçlar doğrultusunda,kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yerel yönetimler üzerinde idari vesayet yetkisine sahiptir
Yerel Yönetimlere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır
YEREL YÖNETİMLERİN İLLER BANKASI İLE OLAN İLİŞKİLERİ
Yerel Yönetimlerin çok yakın ilişkide bulunduğu,deyim yerindeyse yerel yönetimlerin bankası olan İller Bankasını,kısaca tanıtmakta ve işlevleri hakkında bilgi vermekte yarar olabilir
1945 yılında kurulan İller Bankası’nın temel amacı,yerel yönetimlerin ve bu yönetimlerin kuracakları birliklerle adı geçen yönetimlere bağlı,tüzel kişiliği olan veya olmayan katma bütçeli idare ve kurumların finansman sorunlarına yardımcı olmak ve imar işleriyle uğraşmaktır Kendi kanununa ve özel hukuk hükümlerine bağlı,tüzel kişiliğe sahip kendine özgü bir bankadır
İller Bankası’nın Sermayesi
İller Bankası İl Özel İdareleriyle,belediyelerin yıllık gelirleri hasılatının %5’ini alır
İl Özel İdareleriyle,belediyelere bağlı tüzel kişiliği haiz olan veya olmayan,katma bütçeli idare ve kurumların ve birliklerin bağlı bulundukları idare bütçelerine intikal etmeyen gelirlerinden vergisi çıktıktan sonra kalan safi kazançların %5’i
Bütçeden veya herhangi bir yerden yapılacak her türlü yardımlar
Belli bir tahsis yeri göstermeksizin veya sermayeye katılmak üzere yapılacak bağışlar
Özel kanunlarla banka sermayesine eklenmek üzere sağlanacak yardımlar
Bankanın,yıllık safi kazancından,köy idareleri sermaye payı olarak ayrılacak %30’lar
İller Bankası’nın İşlevleri
Kredi Sağlanması
İller Bankası,il özel idareleri,belediyeler ve köylerin ve bunların kuracakları birliklerden,bu idarelere bağlı,tüzel kişiliği olan,olmayan katma bütçeli idare ve kurumların yapacakları yerel kamu hizmetleri ile ilgili tesisleri,yapıları ve öteki işleri meydana getirebilmelerini kolaylaştırmak; şehir,kasaba ve köylerin kuruluş ve imar yolundaki plan ve programların gerçekleştirilmesini desteklemek amacıyla,yerel yönetimlere tüzüğünde yazılı koşullara göre krediler sağlamakla yükümlüdür
Teknik Yardım
İller Bankası’nın teknik yardım işlevine giren hizmetlerinin başlıcaları şunlardır;
Yerel yönetimlere ve istemleri üzerine onlara bağlı kurumlara harita,plan,etüd ve proje yapmak ya da yaptırmak,bunların meydana getirecekleri tesis ve yapılardan mahallince yaptırılmasına imkan bulunmayan ya da toplu olarak yaptırılmasında yarar bulunanları,yıllık yatırım programları içinde gerçekleştirmek,
Yerel Yönetimlere ve onlara bağlı kurumlara gerekli olacak makine,alet ve edevatı,olanakları çerçevesinde bu birimlere satmak ya da kiralamak,
Bankalardan alınan kredilerle yapılan işlerin fenni gözetimini ve denetimini,istem ve imkanlara göre üzerine almak,
Görevlerini yerine getirebilmek için,her türlü araç ve malzemeyi sağlamak,bu işler için gerekli tesisleri doğrudan doğruya veya ortaklıklarla gerçekleştirmek,bu konuda yapılacak işlere gerekli görülürse ortaklık etmek,
Yerel Yönetimlerin ve onlara bağlı kurumların,taşınır ve taşınmaz mallarını,istemleri halinde sigorta ettirmek
Vergi Geliri Paylarının Dağıtılmasındaki Aracılık
Genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden belediyelere,il özel idarelerine dağıtılmakta olan paylar İller Bankası aracılığı ile gerçekleştirilmektedir Bu yöntemle, merkezi yönetim binlerce yerel yönetim birimi karşısında sadece İller Bankası’nı muhatap görmektedir
BELEDİYELER
Günümüz anlamında ilk belediye teşkilatı 1855 tarihinde İstanbul’da kurulmuştur Cumhuriyet döneminde 1930 yılında çıkarılan 1580 sayılı Belediye Kanunu ve 1984 yılında çıkarılan 3030 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu’na göre görev yapmışlardır 2004 yılında yapılan düzenleme ile 5372 sayılı yeni yasanın kabulü ile belediye kanunu kabul edilmiştir 5216 sayılı yasa ile Büyükşehir Belediyeleri Kanunu değiştirilmiştir Halen ülkemizde 16 büyük şehir belediyesi bulunmaktadır
Türkiye’de 4 ayrı belediye vardır;
-İl ve İlçe Belediyeleri
-Büyükşehir Belediyeleri
-Büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe belediyeleri
-Belde Belediyeleri
Türkiye’de nüfusu 5000’i aşan geçen yerlerde belediye statüsünün kazanılması 5272 sayılı kanunun 4 maddesinde belirlenmiştir Bir veya birden fazla köyün köy ihtiyar meclisinin kararı veya seçmenlerin en az yarısından bir fazlasının mahallinin en büyük mülki idare amirine yazılı başvurusu ya da valinin kendiliğinden buna gerek görmesi durumunda,valinin bildirimi üzerine mahalli seçim kurumları,on beş gün içinde köyde veya köy kısımlarında kayırlı seçmenlerin oylarını alır ve sonucu bir tutanakla valiliğe bildirir İşlem dosyası valinin görüşü ile birlikte İçişleri Bakanlığına gönderilir Danıştay’ın görüşü alınarak müşterek kararname ile o yerde belediye kurulur Yeni iskan nedeniyle oluşturulan ve 5000’i aşan yerlerde İçişleri Bakanlığı’nın önerisi üzerine müşterek kararname ile belediye kurulur
Belediye’nin Organları
Belediye’nin üç organı vardır
Belediye Meclisi
Belediyenin karar organıdır Görevleri; “personelin performans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek,bütçe kesin hesabını kabul etmek,belediye imar planını kabul etmek,borçlanmaya karar vermek,kanunlarda vergi,resim,harç gibi mali yükümlülüklerin uygulanacak ücret tarifesini belirlemek,şartlı bağışları kabul etmek,meclis başkanlık divanını ve encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek” gibi görevleri vardır Belediye meclisleri her ayın ilk haftası,meclis tarafından önceden belirlenen günde,mutat toplantı yerinde toplanır Ekim ayı bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süreci 20 gün,normal zamanlarda toplantı süresi en çok 5 gün olabilmektedir Belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar verir
Belediye Başkanı
Belediye başkanı,belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir İlgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilir Buna göre belediye başkanları halk oyuyla 5 yıllığına seçilmektedir Görevleri; “belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilatını sevk ve idare etmek meclise ve encümene başkanlık etmek,belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek,belediyenin gelir ve alacaklarını takip etmek,belediye personelini atamak,şartsız bağışları kabul etmek” gibi görevleri vardır
Belediye Encümeni
Yürütme organıdır ve ilgili kanunla gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur Seçimler 5 yılda bir kez yapılır Belediye başkanının katılamayacağı toplantılarda belediye başkanının görevlendireceği başkan yardımcısı ve encümen üyesi encümene başkanlık eder Görevleri; stratejik planlar ile bütçe kesin hesaplarını inceleyip belediye meclisine görüş bildirmek,kamulaştırma kararını almak ve uygulamak,öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek,kanunlarda öngörülen cezaları vermek,umuma açık yerlerin açılış ve kapanış yerlerini belirlemektir
Belediyenin Görevleri
Belediye görevleri ile ilgili 3 ilke vardır
Genellik İlkesi: Belediyeler,yasaların belediyelerce yapılmasını yasaklamadığı ya da yapılmasını açıkça başka kuruluşlara bırakmadığı her türlü hizmeti görmeye yetkilidir
Yetki İlkesi: Belediyeler,yapmak istedikleri her hizmet için devletin üst kuruluşlarından yetki almak zorundadırlar
Liste İlkesi: Bu ilkeyi benimsemiş olan ülkelerde ise,belediyelerin yapacağı hizmetleri yasada tek tek sıralanmıştır
Belediyelerin Yetki ve İmtiyazları
-Belde halkının mahalli müşterek ihtiyaçları için her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak,
-Kanunların verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak,emir vermek,belediye yasaklarını koymak,
-Gerçek veya tüzel kişilerin faaliyetleri ile ilgili izin ve ruhsatı vermek,
-Özel kanunlar gereği belediyelere ait vergi,resim,harç ve bunlar dışındaki doğalgaz,su ile ilgili tarh,tahakkuk ve tahsil işlemlerini yapmak,
-Vergi,resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı 25 000,00 YTL Kadar olan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasnifine karar vermek,
- Borç almak ,bağış kabul etmek,
-Reklam panoları ve tanıtıcı tabelalar konusunda standartlar getirmek,
- Gayri sıhhi müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek
Büyükşehir Belediyelerinin Görevleri
-Çöp fabrika ve depolama alanları yapmak ve işletmek,
-Toptancı halleri,mezbahalar,balıkhaneleri kurmak ve işletmek,
-Mezarlık hizmetlerini yapmak,
-Su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek,
-Toplu taşıma hizmetlerini yürütmek,
-Yolcu ve yük terminalleri yapmak,kapalı ve açık otoparklar yapmak,
-Birinci sınıf gayri sıhhi müesseselere ruhsat vermek,
-Coğrafi ve kent bilgi sistemlerini kurmak,
-Meydan,bulvar,cadde ve ana yolları yapmak,meydan,bulvar,cadde,yol ve sokak isimlerini ve numaralarını vermek,
-Ulaşım ana planını yapmak,
-Ruhsat vermek ve denetlemek,
-İlgili her ölçekteki imar planlarını,parselasyon planlarını ve her türlü imar uygulamalarını yapmak,
-Çevre düzenini planına uygun olmak kaydıyla Büyükşehir Belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5000 ile 1/25000 sırasındaki her ölçekte nazım imar planlarını yapmak,
-İlçe ve ilk kademe belediyelerinin görüşlerini alarak stratejik planını,yıllık hedeflerini,yaptırım programlarını ve bunlara uygun olarak bütçesini hazırlamak
Belediyelerin Gelirleri
-İller Bankasının genel bütçe vergi tahsilatından belediyeler verdiği pay,
-Kanunlarla gösterilen belediye vergi,resim,harç ve katılma payları,
-Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler,
- Taşınır ve taşınmaz malların kira,satış ve başka suretle değerlendirilmesinden elde edilecek gelirler,
- Belediye meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler,
- Faiz ve ceza gelirleri,
- Bağışlar,
- Her türlü girişim,iştirak ve faaliyetler karşılığı sağlanacak gelirler,
- Diğer gelirler,
- Belediye Gelirleri
Belediye Kanununa Göre Elde Edilen Gelirler
Belediye Gelirleri Kanunu,birinci kısmında belediye vergileri,ikinci kısmında harçlar,üçüncü kısmında ise harcamalara katılma payları yer alır
Belediye Vergileri
-İlan ve Reklam Vergisi
-Eğlence Vergisi
-Haberleşme Vergisi
-Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisi
-Yangın Sigorta Vergisi
-Çevre Temizlik Vergisi
Belediye Harçları
- İşgal Harcı
- Tatil Günlerinde Çalışma Ruhsatı Harcı
- Kaynak Suları Harcı
- Tellallık Harcı,
- Bina Harcı,
- Hayvan Kesimi muayene ve denetleme harcı,
- Sağlık belgesi harcı,
- İşyeri Açma İzni Harcı,
- Kayıt ve Suret Harcı
Harcamalara Katılma Payları
-Yol Harcamalarına Katılma Payları,
- Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payları,
- Su tesisleri harcamalarına katılma payları
b- Emlak Vergisi
Emlak vergileri belediye gelirleri kanunu dışında özel kanunu olan vergilerdir Emlak vergileri 1971 yılına kadar il özel idareleri tarafından yürütülmüş,bu yıldan sonra vergiler merkezi idare geliri haline getirilmiştir Ancak 1985 yılında emlak vergisinin tahsili belediyelere bırakılmıştır
Belediyelerin Bütçeleri
Belediye bütçeleri kararname hükmündedir Belediye başkanınca hazırlanan bütçe tasarısı Eylül başına kadar belediye encümenine sunulur ve İçişleri Bakanlığına gönderilir İçişleri Bakanlığı belediye bütçe tahminlerini konsolide ederek merkezi yönetim bütçe tasarısına ekleyerek Eylül ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirir Encümen bütçeyi inceleyerek görüşüyle birlikte Kasım ayının birinci gününden önce belediye meclisine sunar Meclis bütçe tasarısını aynen veya değiştirerek kabul eder Kabul edilen bütçe,mali yıl başından itibaren yürürlüğe girer
Her yıl bütçesinin kesin hesabı,belediye başkanı tarafından hesap döneminin bitiminden sonra mart ayı içinde encümene sunulur Kesin hesap belediye meclisinin mayıs ayı toplantısı toplantısında görüşülerek karara bağlanır Belediye bütçesi ile muhasebe işlemlerine ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığı’nın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir
B- İL ÖZEL İDARELERİ
İl Özel İdaresinin Organları
İl Özel İdaresinin Organları; vali,il genel meclisi ve il encümenidir
İl Meclisi
İl Özel İdaresinin karar organıdır Üyeleri seçmenler tarafından 5 yılda bir seçilmektedir
İl Genel Meclisinin Görevleri
Stratejik plan ile yatırım ve çalışma programlarını kabul etmek,
Bütçe ve kesin hesabı kabul etmek,
İl çevre düzeni planı ile belediye sınırları dışındaki alanın imar planlarını görüşmek ve karar bağlamak,
Taşınmaz malların satılması ve kiralanması,
Şartlı bağışları kabul etmek,
Encümen üyeleri ve ihtisas komisyonları üyelerini seçmek,
Yönetmelikleri kabul etmek,
Ücret tarifelerini belirlemek
İl Genel Meclisi her ayın ilk haftası meclis tarafından önceden belirlenen günde düzenli olarak toplanır Kasım ayı toplantısı dönem başı toplantısıdır Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi 20 güne kadar uzayabilir İl genel meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar verir İl genel meclisi tarafından alınan kararların tam metni en geç 5 gün içinde valiye gönderilir Vali hukuka aykırı gördüğü kararları 7 gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere il genel meclisine iade edebilir Valiye gönderilmeyen meclis kararları yürürlüğe girmez Vali meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine 10 gün içinde idari yargıya başvurabilir
b- İl Encümeni
Valinin başkanlığında,il genel meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği beş üye,diğerleri ise biri mali hizmetler birim amiri olmak üzere valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üye toplam 10 üyeden oluşmaktadır
Görevleri,
Stratejik plan ve yıllık programı ve bütçe hakkında görüş bildirmek,
Çalıma programlarına alınan işlerle ilgili olarak kamulaştırma kararlarını almak,
Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek,
Fonksiyonel bütçede ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmaya karar vermek,
Belediye sınırları dışındaki umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek,
Vali tarafından havale edilen konularda görüş bildirmek gibi görevlerdir
c) İl Özel İdaresi Başkanı (Vali)
Vali il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir Merkezi idare organı olan il genel idaresinin de başında olan vali,aynı zamanda il özel idaresinin de başkanlığını yapar
İl özel idaresi teşkilatı; genel sekreterlik,mali işler,sağlık,tarım,imar,insan kaynakları,hukuk işleri birimlerinden oluşur
Gelirleri;
Kanunlarda gösterilen il özel idaresi vergi,resim,harç ve harcamalara katılma payları,
Genel Bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylar (%1,12)
Genel ve Özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler,
Taşınır ve taşınmaz malların kiralanması,satışı sonucu elde edilen gelirler,
Faiz ve ceza gelirleri,
Bağışlar,
Her türlü girişim,iştirak ve faaliyetler karşılığında sağlanacak gelirler
2- İl Özel İdarelerinin Bütçeleri
İl özel idaresi bütçesi, yıl başından sonuna kadar bir yıla ait gelir ve gider tahminlerini gösteren,gelirlerin toplanmasına,hizmetlerin yapılmasına ve harcamalara izin veren bir meclis kararıdır İl Özel idare bütçeleri vali tarafından hazırlanır ve eylül ayı başında il encümenine yollanır Encümende gerekli incelemeyi yaptıktan sonra Kasım ayının birinci gününden önce il genel meclisine sunar İl Genel meclisi bütçe tasarısını yıl başından önce aynen ya da değiştirerek kabul eder İl genel meclisinde görüşülerek karar bağlanan bütçenin iki örneği karardan itibaren 15 gün içinde İçişleri Bakanlığına gönderilir İçişleri Bakanlığına gönderilen bütçe en geç 30 gün içinde aynen veya değiştirilerek onaylanır Bu süre içinde onaylanmayan bütçe kendiliğinden onaylanmış sayılır
C- KÖYLER
1924’de düzenlenmiştir Nüfusu 2000’den az olan yerleşim birimleridir Herhangi bir yerleşim yerinin Köy Kanunu’na göre köy sayılabilmesi için nüfusunun en az 150 olması gerekmektedir
1-Köy İdarelerinin Görevleri
İsteğe Bağlı Görevler; köylülerin istediklerinde yaptıkları görevlerdir Yoksullara yardım,cenazelerin kaldırılması,hamam yapılması,çamaşırlık yapılması,çarşı yapılması,kitaplık kurulması gibi
Zorunlu Görevler;yerine getirilmemesi durumunda ceza uygulanan görevlerdir Bunlar,sağlıkla ilgili görevler,temizlik,yol,su,okul ve asker gönderme ile ilgili işlerdir
2- Köy İdaresinin Organları
a) Köy Derneği
Köy derneği köyde bulunan seçmen yaşındaki tüm kadın ve erkeklerin oluşturduğu bir meclistir Bu meclis karar alma organıdır Köy derneği köy muhtarını ve ihtiyar meclis üyelerini seçme hakkı bulunmaktadır
b) İhtiyar Meclisi
Köy’e ait işleri görüşerek yürütmeye ilişkin kararlar alan ve bunları denetleyen bir organdır İhtiyar meclisi iki tür üyeden oluşur Bir kısmı seçimle üyelik kazananlar,bir kısmı ise kanunen doğrudan ihtiyar meclisine gönderilenlerdir Seçilenler köy derneği tarafından 5 yıllığına seçilenlerdir Doğrudan katılanlar ise köy öğretmeni ve köy imamıdır İhtiyar heyetinin başkanı muhtardır İhtiyar heyetinin görevleri; köy işlerinin sıraya konulması,imece ve salmaya karar vermek,köy muhtarının harcamalarını denetler,köy bütçesini kabul eder,köylüler arasındaki uyuşmazlıkları uzlaşma yolu ile gidermeye çalışır,köyün zorunlu işlerini görmeyenlere ya da paylarını ödemeyenlere para cezası verir
c) Köy Muhtarı
Köy idaresinin başı muhtardır Muhtar köy tüzel kişiliğinin temsilcisi ve devlet memurudur Köy muhtarı ihtiyar meclisi üyeleri gibi köy derneği tarafından 5 yıl için seçilir Köy idaresinin zorunlu ve isteğe bağlı olan tüm işlerinin görülmesi köy muhtarının bizzat ya da köy halkına yaptırmasıyla olmaktadır
Köyde köy muhtarının dışında köy imamı ve köy öğretmeni devlet memurlarıdır Köy korucusunun maaşı köy bütçesinden ödenmektedir
3- Köy İdaresinin Gelirleri
a- İmece
İmece sadece köy gelirleri içerisinde yer almaktadır Köyün zorunlu işlerinin yapılması
İçin köy halkının hep birlikte çalışmak suretiyle iş yapmasıdır Bedenen ödenen bir vergiye benzemektedir
b-Salma
Köy halkından hane başına alınan bir vergidir Köy ihtiyar meclisi tarafından salma salınır Herkesin mali gücüne göre alınmaktadır Salma yasal olarak en yüksek 20,000,00 YTL olarak tespit edilmiştir
c-Bakaya
Bir önceki yıl tahakkuk eden fakat tahsil edilemeyen gelirlerdir
d) Diğer Gelirler
Köy kanununa göre köy idaresinin bir çok konu üzerinden resim ve harçlara benzer gelirler elde edilebilmektedir Bunlar;
Köy kanununa göre alınacak para cezaları,
Köy adına yazılı emlak ve arazi geliri,
Vakfedilen arazi ve emlak geliri,
Hediye ve Bağışlanmış paralar ve mallar,
Köy adına ekilen tarla geliri,
Köy,tezgah,ambar ve dükkan gelirleri,
Mühürlenecek ilmühaberlerden alınacak ücret,
Köy sınırları içindeki taş,kireç,tuğla,kiremit ocaklarından alınacak ücret,
Çay ve nehirler üzerindeki kayıt ve sallardan alınacak ücret,
Köy sınırları içindeki otlak ve mera kiraları,
Köyde satılmak için kesilen hayvanlardan alınacak bedel,
Köy sınırları içindeki kaplıca ve maden suları gelirleri
4- Köy Bütçeleri
Köy bütçeleri her yıl Kasım ayında hazırlanmaktadır Köy İdareleri Hesap Talimatına göre bütçe hazırlanmaktadır Köy bütçeleri köy idarelerinin bir yıllık tahmini gelir ve giderlerini gösteren ve bunların senesi içinde toplanıp kanunlarla belli edilen işlere ve hizmetlere harcanmasına izin veren bir kararname niteliğindedir Muhtarın bu çerçevede hazırladığı bütçe kaymakam veya vali tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer
|