09-11-2012
|
#2
|
|
Prof. Dr. Sinsi
|
Descartes'ın Bilimsel Çalışma Yaptığı Alanlar Nelerdir?
Descartes, çok kere bir düşünür olarak kavranır Oysa onun özellikle matematik katkıları vardır Gerçi, matematik ve bir ölçüde optik dışında Descartes’in bilime katkısı parlak değildir Fizik ve kozmolojiye ilişkin fikirlerinin çoğu, yaşadığı yüzyılda bir hayli etkili olmakla birlikte yanlıştır Descartes, matematikteki üstün yeteneklerini daha gençliğinde ortaya koydu ama mistik nitelikte bir deneyim yaşadı:
Karşısında beliren bir "ruh" veya "melek" ona doğanın tüm sırlarının anahtarının matematikte olduğunu söyledi Bunun üzerine çalışmaya koyulan Descartes, çok geçmeden cebirsel yöntemleri geometriye uygulayarak analitik veya koordinat geometriyi kurar Descartes'in geometriye getirdiği bu yeniliğin, öklitten beri bu alan kendini gösteren en büyük gelişme olduğu söylenebilir
Uzay ilişkilerinin analitik olarak, sayısal ilişkilerin de geometrik olarak tesbit edilebileceğini gösteren bu çalışma Descartes’da tüm fiziğin uzay ilişkilerine indirgenebileceği düşüncesini uyandırdı Nitekim o da bunu gerçekleştirmeye çalıştı; hatta daha ileri giderek yıldızları, gezegenleri, canlı ve cansız varlıklarıyla tüm Evreni matematiksel olarak açıklamayı tasarladı
Buna paralel olarak bütün bilimlerin birleştiğini ve her şeyin tek bir yöntemle, matematikle incelenmesi gerektiğini savundu Bu yanıyla Descartes’in geniş ölçüde Aristoteles’i andırdığı söylenebilir Gerçekten, Aristoteles sisteminin yıkılışı ile ortaya çıkan boşluğu Descartes daha bilimsel görünen yeni bir sistemle doldurur gibidir Onun Kıta Avrupa’sında bir süre moda haline gelmesi belki de bu boşluğu doldurma çabasından ileri gelmiştir
Bu sistem kuşkusuz ortaçağların teolojik sistemleri gibi rahat ve kolay anlaşılır türden değildi Duygusal olmaktan çok rasyonaldi Evren'deki varlıklar ruh ve madde olarak ikiye ayrılmıştı İnsan ruhu düşünen bir nesneydi; onun dışındaki her şey madde ve hareketten ibaretti Bunların üstünde yer alan tanrı da tüm olup bitenlerin matematiksel kurallara uygunluğunu sağlayan yüce güçtü
Descartes’e göre maddi nesnelerin temel niteliği uzam yani hacimdir (yer kaplama) Bunun dışındaki özellikler gözlemcilerin nesnelere yüklediği niteliklerdir Böylece Aristoteles gibi boşluğa olanak tanımaz Uzayda maddeyle dolu olmayan yerlerin "esir" denilen daha ince bir maddeyle doldurulmuş olması gerekir
Katılık, ağırlık, renk ve duyular üzerindeki diğer etkiler, maddene çeşitli biçim, büyüklük ve hareket parçacıklarına ayrılmış olmasıyla açıklanmıştır Her türlü değişiklik sadece yersel hareketten ibarettir Hareket gerçek olup, geçişi sadece bir cisimden bir başka cisme olabilir
Bu düşünce Descartes’i ünlü irdap teorisine götürür Buna göre, Dünya'da temas halinde olan tüm cisimler biri ötekinin yerini alarak ve girdap yaratarak hareket eder Gök cisimlerinin dolanımı da bu girdaplar aracılığıyla olur Descartes doğrudan etki olmaksızın hiçbir harekete olanak tanımaz
Uzaktan etki fikrini kabul ettiği ve fiziksel nedenleri görmezden geldiği için Galileo’yu eleştirir Yerçekiminin de girdaplarla açıklanableceğini savunur Descartes bu girdapların zorunlu özelliklerini de belirtemeyi ihmal etmez Ne var ki, aradan 40 yıl geçmeden bu özelliklerin gözlemlere uymadığını, Newton, matematiksel olarak gösterir Girdap teorisi geçeriliğini yitirir, ama onun yerini alan Newton’un yerçekimi kuramının da tam bir açıklamaya dayandığı söylenemez
"Descartes, benimsenmiş felsefe geleneğine göre devrimci rolünün tamamiyle bilincindeydi (Metot Üzerine Konuşmalar, 1637) da geleneğe olan tepkisine eğitiminin yol açtığını söyler Eğitimine, sonunda bilgi sahibi olacağı umuduyla dolu olarak başlamıştı Ne yazık ki sonunda bilgi bir yana, kendisini kuşkuyla dolu bir halde bulmuştu İkibin yıllık araştırma ve tartışmanın hiçbir çözmediğini farketmişti
Geçmiş felsefenin "bazı filozoflarca el üstünde tutulmasından daha tuhaf ve inanılmaz bir şey düşünülemez" diyordu Descartes, geçmişi kafasından silip atmaya karar verdi Sistemli bir kuşku yöntemiyle, her bir düşünceyi katı bir sınamaya tabi tutacak, kuşkulanması olanaksız bir önermeye -eğer böyle bir şey varsa- ulaşıncaya kadar, kuşkulu görünen her şeyi reddecekti
Böyle kaya gibi kesin bir önerme üzerine, temelindeki kesinliği paylaşacak bilgi muramını, tabandan itibaren sadece akılla yeniden kurulmuş bir yapı gerçekleştirebilirdi Ancak aradan geçen bunca yüzyıldan sonra edindiğimiz bakış açısı bize, Descartes'in geçmişi reddedişinin hiç de kendisinin sandığı kadar "tamam" olmadığını görme olanağını veriyor
Yine de onun mekanikçi doğa felsefesi, Rönesans naturalizminin temsil ettiği egemen kavramdan kesin bir kopuştu Aynı şekilde, Aristoteleçilikten de hemen hemen bir kopmayı ifade ediyordu Bu açıdan Descartes, taze bir başlangıç yapmanın verdiği heyecan ile bütün olarak 17 yüzyıl biliminin sözcülüğünü yapıyordu
"Düşünüyorum, o halde varım"
Herkesin bildiği gibi, Descartes aramakta olduğu, kendisinden kuşkulanılamaz olan kesinliği "Düşünüyorum, o halde varım: cogito ergo sum: Je pence donc je suis! " önermesinde bulmuştu
|
|
|
|