Yalnız Mesajı Göster

Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir?

Eski 09-11-2012   #3
Prof. Dr. Sinsi
Varsayılan

Askerin Çürük Raporu Alması İçin Yüzde Kaç Çürük Olması Gerekir?



Askeri Psikiyatri: Normallik Üzerine Ali Cengiz Oyunları

Mehmet Bal, 14 Kasım 2002 tarihinde İskenderun Askeri Hastanesi Psikiyatri Kliniği'ne götürüldü ve orada "gözlem" altına alındı Birden Einstein'ın "izafiyet teorisi" canlandı gözümde… Orduya göre Mehmet'in psikiyatrik bozukluğu olmalı ki onu psikiyatri servisine kaldırdılar Bana göre de tam tersi bir durum mevcut Ayrı "koordinat sistemleri"ndeyiz elbette, ondan olsa gerek İlginçtir ki örgütlü şiddeti, tahakkümü, emir alıp verme ilişkilerini reddettiğini söyleyen bir adamı tekmeleyen, hazırola geçmediği için ayaklarını prangalayıp, pranga zincirlerine bir de asma kilit taktırarak zorla esas duruşa geçirten albay değil psikiyatri kliniğine götürülen Yine ilginçtir ki Mehmet'i yere yatırarak zorla da olsa traş etmesi söylendiğinde bu emirleri uygulamakta tereddüt etmeyen askerlerin, ilerde ne yaptıklarının farkına vardığı zaman bir psişik sorun yaşayabileceği ihtimali de gelmiyor kimsenin aklına…
Bu yüzden askeri psikiyatri üzerine yazmaya karar verdim Ama iyi bir tahlil yapmak için sanırım orduların gelişimi üzerine gitmekte yarar var Savaş terminolojisini müsaade ederseniz pek bilmiyorum ama yine de hatırladığım kadarıyla önemli ayrıntıları hani şu ünlü deyişi -"Tüfek icad oldu, mertlik bozuldu"- milat kabul edip, 1 Dünya Savaşı'na hazırlanan Alman ordusunu model alarak anlatmaya çalışayım: Düzenli bir orduda tüfekleri etkili bir şekilde kullanabilmek için 15-16 kadar sıralı hareketi kusursuz bilmek ve uygulayabilmek gerekiyordu Sıkıcı bir işlemdi ama etkili olabilmesi için bu şarttı Tüfeğin savaşlarda kullanılmaya başlamasından sonra da savaş stratejileri değişti ve düzenli ordular geniş "hat"larda açarak birbirlerine çok yakın mesafede savaştı Alman, Fransız ve İngiliz orduları bu stratejileri hem teoride hem de bizzat savaşlarda uygulayarak geliştirdi ve özellikle Alman ordusunun yapılanması Osmanlı ordusu tarafından "ithal" edildi Aslına bakarsak çok sıkı bir disiplin gerektiren bu yapılanma, itaatkarliğe alışmış Osmanlı'ya son derece uygundu Ama hem ordu içindeki yeniliklere ayak uyduramayacağını zanneden bazı askerler, hem de kendi maaşlarının çok çok fazlasını alan Alman subayları kıskanan Osmanlı subayları, sessiz bir direniş başlattılar Böylece "ithal militarizm" sadece eğitilen bir birliğin, bir törende kaz adımlarıyla gösteriş içinde yürüyen askerleri ile sınırlı kaldı Osmanlı'yı savaşın içine çekmeye çalışan Almanlar, savaşın ancak kendi orduları gibi yetiştirilmiş disiplinli bir ordu ile kazanılabilineceğine inandıkları için Osmanlı'ya neredeyse herşeyi vaat ederek Osmanlı ordusu içinde kendi modellerini kısmen de olsa kurmayı başardılar Sonuçta Osmanlı militarizmi, dolayısıyla ardından da Türk militarizmi bu mirastan etkilendi
Alman militarizminin gelişimini biraz daha inceleyelim Yaşadığımız topraklardaki yansımalarını hemen görebileceğinize inanıyorum çünkü: Alman ordusunda etkili olan silah tüfeğin kendisi değil, tüfekle beraber, tüfeği kullanmak için gerekli olan sıralı hareketleri kusursuz yapabilen asker ve tüfeğiydi Ordunun insan kaynağı da genelde zorunlu olarak askere alınan, hiç bir bedel ödemeye de gücü olmayan köylü ve kasabalı, eğitimsiz genç erkeklerdi Kibirli Alman subayları da, beceriksiz olarak gördüğü bu genç erkekleri, aşırı bir disiplin ile savaşabilir bir "düzey"e getiriyordu Elbette bu disiplin sadece tüfeğin nasıl kullanılacağını öğretmek ile sınırlı değildi Askerlerin birlik içinde yapacağı her hareket, nasıl yemek yiyeceği, nasıl selam vereceği vb aklınıza gelebilecek herşey talimatlar ile belirleniyor ve askerlere bir edimleri hakkında düşünme fırsatı dahi verilmiyordu Böylece söyleneni, söylendiği şekilde yapan ve kusursuz işleyen bir makina yaratıldı Yapılan tüm vatanseverlik propagandalarına rağmen askerlik sevilerek yapılan bir meslek değildi ve zorunluluk olmasa neredeyse hiç bir Alman'ın asker olmak gibi bir niyeti yoktu ve asker kaçaklarının sayısından da bu gerçek anlaşılabiliyordu Alman ordusu firariler ve itaat etmeyi reddeden askerler ile başedebilmek için çeşitli yöntemler geliştirmeye başladı Bu yöntemlerden bir tanesi de "gelişen" askeri psikiyatrinin yöntemleri idi Firar eden, emirleri algılamakta ve uygulamakta zorluk çeken askerler önce cezalandırılarak "eğitilmeye" çalışılıyordu Bütün ısrarlara ve "özen"e rağmen uyum sağlayamayan askerler ise askeri psikiyatri hastanelerine gönderiliyor ve orada "tedavi" edilmeye çalışılıyordu Örgütlü bir savaş karşıtı hareket olmadığından, politik sebeplerle askerliğe direnen insanlar neredeyse yoktu Bu yüzden herkesin uyabildiği bir düzene uymamak ancak bir hastalık olabilirdi ve tedavi edilmesi, tedavi edilemiyorsa ayıklanması, kusursuz makinanın işlemesi için önemli bir gerekti Askerlik yapmak istemeyen askerler, psikiyatri hastanelerinde hastalıklarını ispat ederek askerlikten kurtulabileceklerini keşfettiklerinde, ordu bu hastanelerin "tedavi" yöntemlerini de ağırlaştırdı ve psikiyatri hastaneleri bir kaçış yolu olmaktan çok, cezai bir yaptırım haline dönüştü
II Dünya savaşı öncesi, basit söylemleri ama şaaşalı üniformaları ve gücü temsil eden geçit törenleri ile Nazi partisi Almanya'yı tekrar "toparlamaya" başladı Gerçi kurum sivildi ama tüm hareketleri, giysileri ve sembolleri ile asker çağrışımları vardı Zamanla insanlar birbirlerine yollarda o meşhur selamı vermeye başladı ve sivil-asker ayrımı ortadan kalktı Nazilerin iktidara yürümesinden sonra militarizm, Almanya'da tek seçenek haline dönüştü En basit günlük işler bile Alman disiplinine "yaraşacak" şekilde yapılmaya başlandı Alman toplumu gelişen iletişim araçlarının da etkisiyle sürekli tektipleştirildi, sistemli bir şekilde militarizasyon sürecinden geçirildi Daha önce işe yaramayan propanda yöntemleri bu sefer işe yaradı ve kitleler hiç bir fikri değeri olmayan bir kaç basit cümle ile ne istenirse yapabilir bir hale geldi Hiç kimse yaptıklarının sonucu ile ilgilenmedi ve sadece yaptı Böyle bir militarist süreçten geçen sıradan Alman halkı, muazzam bir gücün parçası olmayı kabul etti Savaşta mühendisler gaz odalarını tasarladı, teknikerler ve işçiler kağıt üzerindeki çizimleri gerçeğe dönüştürdü, kimyagerler ölüm gazlarını yarattı, kamplardaki askerlerin bir kısmı esirleri soydu, saçlarını kazıdı, bir kısmı esirleri odalara götürdü, bir tanesi gaz musluğunu açtı, başka biri fırınları yaktı ve başkaları da külleri attı Bu süreç bir ekmek fırını işletir gibi kesintisiz devam etti
Bütün bu koşullara rağmen askerliğe yüksek perdeden seslerle olmasa da direnen insanlar çıktı Askerden kaçtılar, firar ettiler, saklandılar Binlercesi yargılanmadan kurşuna dizildi Toplum tarafından vatan haini ilan edilip dışlandı Birliklerinden firar etmeyi başaran askerler, sivil giysileri olmadığından hemen tanındı ve ihbar edildi Böylece çoğu yakalandı Yakalananlardan ya da itaatsizlerden "işe yarayabileceği" düşünülenler tedavi edilmeye çalışıldı Nazi Almanya'sında askeri psikiyatrinin "tedavi" yöntemleri de faşizmin getirdiği "rahat davranma kabiliyeti" ile daha da "gelişti" Alman idealine uymayan askerler, topluma "geri kazandırılmaya" çalışıldı Askerler üzerinde uygulanan çeşitli yeni deneyler ile, kobay olmaya itiraz etme hakkı olmayan, aksi halde öleceğini bildiği için itiraz edemeyen askerler sayesinde "bilim" ilerledi Ortaçağda da uygulanan yöntemlere ek olarak elektrik şokları gibi işkenceler sıradanlaştı "Tedavi" olmaya ısrarla direnen askerler ise bir daha haber alınmamak üzere ağır koşulları olan çalışma kamplarına, yani ölüme gönderildi İşte militarizm tarihte insanlığa bunları layık gördü
Yenilgiden sonra düş kırıklığı yaşayan Alman halkında büyük bir çoğunluk, zamanla Almanya'da yaşananların, savaşların ve militarizmin ne demek olduğunu anladı İnsanlar militarizme karşı örgütlenmeye, askerliği reddetmeye ve sonucunda tutuklanmaya, çeşitli işkenceler görmeye başladılar Bu harekete katılanlar toplumdan da geniş bir destek aldılar Gelişen teknoloji ile silahlar da gelişti ve ordu daha öncekinden farklı bir insan kaynağına ihtiyaç duymaya başladı Yani Alman militarizmi, büyüyen anti-militarist hareketten de fayda sağladı ve "vicdani ret" hareketini yasallaştırarak orduda "pürüz" olabilecek "unsur"ları baştan ayıklamayı başardı Orduya hizmet etmeyecek birsürü insandan da alternatif sivil hizmet ile faydalanmayı da elbette unutmadı
Artık modern ordular için personelinin kadın ya da erkek olması, eşcinsel olup olmaması hatta politik fikirleri bile pek önemli değil Tek önemli olan şey, "işini" iyi yapması Çok uluslu şirketler gibi çalışıyorlar ve her çalışanın bir uzmanlık alanı var Çok iyi bir maaş, hiç biryerde bulamayacağınız, duysanız imreneceğiniz kadar sosyal imkan, sohbet ettiğinizde hayran kalabileceğiniz özelliklerde çalışanları var Bireyselliğe de çok önem veriyorlar ve herbirinin bir sürü ilgi alanı, yetenekleri gelişmiş ve neredeyse çok "özgür" bir hayat yaşıyorlar Yani şu anda bir çok Alman için orduda çalışmak bulunmaz bir nimet
Ama savaşlara karar verenlerin ağızları açıldığında, o"uzman"lardan birisi kıtalararası bir füzeyi hedefine göndermek için düğmeye basacak, 10 dakika sonra saatlerce uğraşsa da sayamacağı kadar insan ölecek ama o bunu görmeyecek ve akşam evine gidip sıcak yuvasında kahvesini içerken çocukları ile şakalaşacak, arkadaşları ile ertesi günler için eğlenceli planlar yapacak
Türk ordusu da hızla profesyonelleşme yolunda ilerliyor Neydi o reklam? "Zetina dikiş makinası, her genç kızın rüyası"… Evet, İktidarın bekası için her devletin rüyası, modern ve etkin bir ordu Yani bu topraklarda da bir gün hiçbirimiz zorla askere çağırılmadığımız bir an yaşayacaksak, Almanya tarihine benzer şeyler yaşayacağız sanırım
Evet, sonuçta Mehmet Bal bunların hiçbirini engelleyemedi Hatta belki de hiç birimiz durduramayacağız bile Böyle korkunç bir makine karşısında ne yapabiliriz ki, değil mi? Ama Mehmet; bütün bunlara rağmen askerliği, "normalleşmeyi" ve "tedavi" olmayı reddetti Böyle bir sevinç olabilir mi bilmiyorum ama 1 ay yaşadığı işkence ile de kurtuldu Darısı hiç birimizin başına…

Uğur Yorulmaz

Kaynak: Lilith Kolektifi: Askeri Psikiyatri ve Normallik

Alıntı Yaparak Cevapla